|
|

|
           

Siyasi partileri salt sağlık programları açısından değerlendirmek çok doğru olmayabilir. Çünkü, sağlık meselesini hangi toplumsal ilişkiler düzleminde, hangi ekonomi-politika çerçevesinde, hangi sosyal güvenlik sistemi ile, vb. dinamiklerle birlikte ele almak gerekir. Bu eksikliğin bilinci ile tüm siyasi partilerin sağlıkta neler söylediğine bakmak, yine de bir fikir verebilir. Ancak, siyasi partilerin sağlıkla ilgili bilgilerini nereden bulabiliriz ve birbiri ile kıyaslayabiliriz?
|
Güncel
........................................................................
Ata Soyer
|
Partiler ‘sağlık’ta ne laf ediyor?
Siyasi partileri salt sağlık programları açısından değerlendirmek çok doğru olmayabilir. Çünkü, sağlık meselesini hangi toplumsal ilişkiler düzleminde, hangi ekonomi-politika çerçevesinde, hangi sosyal güvenlik sistemi ile, vb. dinamiklerle birlikte ele almak gerekir. Bu eksikliğin bilinci ile tüm siyasi partilerin sağlıkta neler söylediğine bakmak, yine de bir fikir verebilir. Ancak, siyasi partilerin sağlıkla ilgili bilgilerini nereden bulabiliriz ve birbiri ile kıyaslayabiliriz?
İnternet dünyasındayız ya; hemen her siyasi partinin bir “web” sayfası var. Orada, birçok görüşlerini olduğu gibi, siyasi partiler, sağlıkla ilgili görüşlerini de yansıtıyorlar. Ayrıca, bazı partiler, çalışma grupları oluşturarak, değişik konularda döküman üretmişler. Bunlara da ulaşmak mümkün. Dahası, parti genel merkezleri ve il örgütleri -ilgiliyse- görüşlerini kitap veya broşür olarak takdim edebiliyorlar. Bu kalabalık içinde, bir tercih yapmak durumunda kaldık; İzmir Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu’nun her siyasi partinin, “parti programı”nda yer alan “sağlık”la ilgili bölümünü içeren dökümanını temel aldık.
Sağlık bir hak mıdır?
Partileri burada ikiye ayırmak mümkün. Sağlığı doğuştan kazanılmış bir hak olarak görenler ve bu konuda bir söz etmeyenler. Daha doğrusu, sağlığı bir hak olarak dile getirmeyenler. Birinci gruba CDP, CHP, EMEP, İP, ÖDP, SDP ve TKP girerken, geri kalan partiler sağlığın bir hak olup olmadığı konusunda bir laf etmemektedirler.
Sağlık hizmetinin kapsamı
Hemen hemen her parti, sağlık hizmetinin herkese ulaştırılması gibi bir ifade kullanmasına karşın, aynı şeyi kastetmemektedirler. Örneğin, AKP işi yoksullarla sınırlarken, bir yanı ile Dünya Bankası yaklaşımı ile aynı paralele düşmektedir. Keza, MHP, “ihtiyaç sahipleri”, SHP “gereksinim duyanlara ücretsiz hizmet” gibi ifadeler kullanarak, tüm topluma verilmesi gereken sağlık hizmetleri yükümlülüğünden “sıyırtmayı” tercih etmişlerdir. Burada net ifade kullanmayan ya da bir şey söylemeyenlerin bir bölümü, kendilerini sağlık hizmetlerinin finansmanına ilişkin görüş belirtirken “deşifre” etmektedirler. Üçüncü grup ise, yani CDP, CHP, EMEP, HADEP, İP, ÖDP, SDP, TKP herkese eşit sağlık hizmeti ulaştırmada daha net ifadeler kullanmaktadırlar.
Sağlık hizmetlerinin finansmanı
En kritik noktalardan biri olan finansman konusundaki ilk grup, “pervasız özelleştirmeciler”dir. Yani Genç Parti ile LDP, açıkça özel sağlık sigortasını savunmaktadır ve konu ile ilgili metinleri hemen hemen aynıdır. Daha utangaç olan ikinci grup da kamu eliyle ama özelle bağlantılı bir sigorta sistemini savunmaktadır; Genel sağlık sigortası. Burada AKP, BBP, DSP, SP’yi görmekteyiz. ATP, DYP, ANAP bu konuda bir şey söylememektedir. Sol ve sosyalist partilere gelince, bu noktada benzerlikler ve farklılıklar arz etmektedirler. CDP kamusal hizmet ve kamusal kaynaklı finansman ifadesi kullanırken, CHP vergi yolu ile sağlanacak bir finansmandan söz etmekte ama, isteyen özel hizmet alabilir demektedir -rakam yerine bütçe ve ulusal gelirden sağlığa ayrılan payın uluslararası kabul edilebilir düzeylere çıkarılması gibi bir kavram kullanmaktadır-. ÖDP kamu finansmanı ve bütçeden yüzde 10 pay derken -vergide de özel olarak artan oranlı ve serveti içeren vergilendirme ile-, SDP kamu kaynaklarının askeri harcamalardan, sağlığa (ve eğitime, altyapıya, vb.) kaydırılmasını önermekte, TKP ise kamu kaynaklarının özele akmasına net bir şekilde karşı koyacaklarını belirtmektedir. HADEP “bütçeden yeter pay” gibi bir ifade ile geçerken, EMEP “işçi ve emekçilerin tüm sağlık ve ilaç giderlerinin devletçe karşılanacağı”nı vaat etmektedir.
Sağlık hizmeti sunumu-hastaneler
Bu noktada oldukça net bir ayrışma söz konusudur. ANAP, GP, LDP, özel sektörü teşvik etmekten, ATP kamu hastanelerine özerklik vermekten, DYP çok açıkça kamu hastanelerinin özelleştirilmesinden, SP sağlık işletmelerinden ve sağlığın özelleştirilmesinden DSP özel hastanelerde (de) yararlanabilmekten, GP ve LDP kamu hastanelerinin özel sektör ve vakıflara devredilmesinden, BBP-kamusal ve ticarileşme karşıtı bir yaklaşım ardında-vakıflara deviri savunmaktan, AKP ve DYP sağlık hizmetlerinde rekabetten söz etmektedirler. Açık ya da kapalı özelleştirme savunusu yapmaktadırlar. İki arada bir derede olanlar vardır; CHP gibi. Özelle kamu arasında rekabet değil dayanışma olacaktır diyerek, bir ara yol aramaktadır. Ayrıca kamu kurumları “özerkleştirilecektir” denilerek bir adım daha atmaktadır. Bu konuda SHP’ye ilişkin bilgiye sahip değiliz. Geriye kalan grupta ise özelleştirme karşıtı partiler bulunmaktadır.
Birinci basamak sağlık hizmetleri
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin, hemen tüm partilerce önemsendiğini görmekteyiz. Ancak bir grup parti, açıkça birinci basamak sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesini savunmakta ve onun karşılığı “muayenehane temelli bir aile hekimliği modeli”ni öne çıkarmaktadırlar. Örneğin AKP, diğer konularda daha ortalama ifadeler kullanırken, bu noktada muayenehanede aile hekimliği söylemini net kullanmaktadır. Keza SP, MHP, ATP, DYP birinci basamağın özelleştirilmesinde hemfikirdir. Bir kısım parti bu alanda bir söz etmezken, CDP, CHP 224 sayılı sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi yasasına vurgu yapmaktadırlar. Sosyalist partiler, bu konuda ayrıntıya girmezken, EMEP birinci basamağın güçlendirilmesi yaklaşımının yanı sıra, geniş sağlık istasyonları ağı gibi bu alanda çok kullanılmayan bir kavram kullanmaktadır.
Sağlık çalışanlarının hakları
Partiler, sağlık çalışanlarını da unutmamış görünmektedirler. AKP, uluslararası standartlara uygun sağlık çalışanları haklarından, meslek örgütlerinin güçlendirileceğinden, DSP özel “düzenlemeler”den, CDP “sağlık çalışanları personel yasası”ndan, CHP meslek örgütleri ve sendikaların yasalarının katılımcı yönde yeniden düzenlenmesinden, İP sağlık çalışanlarının etkin katılımından söz etmektedirler.
Bu noktaların yanı sıra, sol-sosyalist partilerin dışındaki tüm partiler sağlık hizmetlerinde rekabet, verimlilik, kalite, piyasa gibi kavramları çok fazla ve yaygın olarak kullanmaktadırlar. Piyasa karşıtlığını ifade eden partiler ise sol-sosyalist partilerdir. Yine önemli bir konu olarak ilaç ve tıbbi şirketler ele alınmıştır. AKP, ANAP, GP, LDP bu şirketlere devletçe destek verilmesini savunurken, EMEP bu tür üretim yapan fabrikaların devletleştirilmesini, CDP ulusal bir ilaç kurumu oluşturulmasını öne çıkarmaktadırlar.
Koruyucu hizmetleri
Bazı partiler, genel bir doğruyu ifade etme görevini yerine getirir gibi “koruyucu hizmetleri”n altını çizerken, bazı partiler ise sağlığın toplumsal etmenlerle ilişkisinin anlamlandırılmasına önem vermektedirler. AKP, koruyucu hizmetleri özel sektöre açmaya kadar işi vardırırken, diğer sağ partiler koruyucu hekimlik önemlidir söylemi ile sınırlı kalmışlardır. CDP, bu alandaki örgütlenmeyi ayrıntılandırmışken, EMEP özel olarak beslenme ve açlık meselesine öncelik vermiş, HADEP, İP önleyici/koruyucu hizmetler temelinde hizmeti öne çıkarmış, ÖDP bu konuyu daha çok daha sorunlu kesimlerin talepleri bağlamında ele almış, SHP bu hizmetlerin tedavi hizmetleri ile birlikte örgütleneceğini vurgulamış, TKP sağlığı etkileyen konut, çevre ve diğer etmenlerle ilişkinin ayrıntılarını sunmuştur.
Türkiye’de sağlık denince, bir tartışma da merkezi-yerel yetki noktasında yapılmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın işlevlerini “koordinasyon”la sınırlayıp, kamunun piyasaya teslim edilmesi önerisi, özünde Dünya Bankası önerisidir. Bu öneriye programlarında yer veren partilerin başında AKP ve SP gelmektedir. Sosyalist partiler ise, merkezi planlama vurgusunu öne çıkarmaktadır.
CHP’nin piyasacı yaklaşımı
Sol olarak görülen CHP, bir yanı ile kamucu-eşitlikçi sağlık hizmeti söylemi kullanırken, diğer yandan piyasacı yaklaşıma açık bir tutum izlemektedir. Hele, post-Derviş bir CHP’nin kağıt üzerinde bile sosyal kalmasının olanağı azalmıştır. Gelelim sol-sosyalist partiler. Seçime girmemesine karşın, oldukça ayrıntılı ve sistematik bir sağlık programı hazırlayan CDP, sınıflardan oluşmayan bir ulusallık tonuna rağmen, olumlular hanesine yerleştirilebilir. HADEP, ilkesel düzeyde olumlu söyleme sahip görünse de, başka sorunlara ağırlık veren, sağlığı çok önemsemeyen bir görüntü çizmektedir. SDP için de, HADEP için söylenenden bir adım ötesi söylenebilir. İP’in sağlık programı ise daha bütünlüklü görülmekle birlikte, ayrıntılandırılmaya ihtiyaç göstermektedir. EMEP, siyasal netliğini sağlık alanına yansıtmakla birlikte, daha iç tutarlılığı olan bir programa yönelebilir. ÖDP sağlık yaklaşımı da, sonuç kısmı ile önceki bölümler arasında, -kamuculuğun çok sindirilmemiş görüntüsü ile ayrıntılandırılmaya ihtiyacı olan saptamaları birlikte barındıran- geriliminin varlığını hissettirmektedir. İlkesel netliğinin dışında TKP, sağlık alanının örgütlenmesine ilişkin ayrıntıları yeterince yansıtmamıştır.
|
|
|