www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Sıkıntıları sessizce yüklenirken politikayla en yakın ilişkiyi sandık zamanı kuran, seçimlerini de çoğu zaman telkinlerle yapan emekçi kadınlar, ittifak haberini sevinçle karşılıyorlar. Bir araya gelememekten yakınan kadınlar, ittifakla bunun da ortadan kalkacağına inanıyorlar.

Kadın ................................................................................ Serpil İlgün
blok umudumuzu artırdı
Seçim, tartışmalarıyla değil belki ama artık yürümeyi bile zorlaştıran sokaklara dökülen yarım yamalak asfaltla girmeye başladı emekçi semtlerine. Tuzla’ya bağlı Şifa Mahallesi’nin de geçen seçimden bu yana unutulan sokakları, seçim hazırlıklarının başlamasıyla hatırlandı. Ancak söylemlerinde “adil olmayı” öne çıkaran FP’li belediye, Kürt ve Alevi nüfusun yaşadığı kimi sokakları asfalttan mahrum bırakınca emekçilerin öfkesini de büyüttü.
Seçimleri görüşmek üzere evlerine konuk olduğumuz emekçi kadınların gündeminde okul hazırlıkları var. Pazarlardan yapılan alışverişler ve oradan buradan toplanan kitaplar tamamlanmayı bekliyor. İşsizlik ve yoksulluğun neden olduğu bin bir kaygı arasında “kim gelirse gelsin değişen bir şey olmayacak” umutsuzluğunu taşıyan kadınlar, maddi imkânsızlıkların iyice kısıtladığı günlük yaşamlarında, üzerinde fikir belirtemeyecekleri konuların başında “politika”nın geldiğini “bir şeyden haberimiz yok”, “cahiliz” sözleriyle dile getiriyorlar.
Mahallelerine pazar kurulması, havayı ve çevreyi kirleten fabrikalar gibi ortak sorunlara karşı birçoğunun çalışma içinde yer aldığı kadınlar, HADEP, EMEP, SPD ve DEHAP’ın seçim ittifakına sevinirken, beddualarla andıkları düzen partilerini başlarında görmek istemediklerini söylüyorlar.
‘Ucuzluk istiyorum’
Ağırlıklı olarak Bingöl, Tunceli, Tokat ve Kars’tan göç alan Şifa Mahallesi’nde 8 yıldır yaşayan 59 yaşındaki Nazmiye Güneri, “fakir fukara ayak altındadır” diyor. Bingöllü Nazmiye Teyze, odada bulunan kadınları “Niye bir şey bilmiyorsunuz, her şeyi de biliyorsunuz, başka zaman susmazsınız” sözleriyle azarlıyor önce. Sonra, “benim Türkçe’m yok, derdimi anlatamıyorum” dese de, kendinden emin, bir o kadar öfkeli cümleler kurmayı sürdürüyor.
6 çocuk annesi Nazmiye Teyze’nin okuma yazması yok. Geçtiğimiz yıl okuma yazma kursuna katıldığını anlatıyor gülerek. Üç ay gidebildiği kursa, bu yıl da devam etmeyi düşünüyor. Minibüslerlerin tepe renklerine bakarak yol çıkarıyor. “Kaynarca ola, İçmeler ola giderim. İş kafadır, okuma yazma değil. Ama okuma da lazımdır” diyen Nazmiye Teyze, Emek, Barış ve Demokrasi Bloğu’ndan haberdar olmamış. Bizden öğrendiğinde “iyi olur” diyor. Öncelikle ucuzluk ve rahat bir geçim talebinde bulunan Nazmiye Teyze, Ecevit’e ve Derviş’e bela okurken, çok az da olsa Baykal’ı sevdiğini söylüyor. Ancak, Baykal’a asla oy vermediğini de ekliyor: “Ben zaten hep kelebeğe verdim. Yine ona veririm.”
4 Çocuk annesi Elif Yalçın, 15 yıl önce yerleştiği Şifa Mahallesi’ne iş umuduyla geldiklerini aktarıyor.
Eşi deri işçisi olan Yalçın, “5 yıl öncesine kadar suyumuz, elektiriğimiz, yolumuz yoktu. İş için katlandık. Ama iş de yok” diyor. Yalçın da blok haberini bizden alıyor. “Gerçekten birleşme varsa çok iyi olur. Umudumuzu artırdı. Bizi bu hale getiren başımızdakiler. Ya da kendi kendimizi bu hale getiriyoruz. Çünkü birlik olmuyoruz” diyen Yalçın, birleşme sayesinde tercihlerini daha rahat yapacaklarını söylüyor.
Türkan Ardıç, uzun zamandır 15 yaşındaki orta son sınıf öğrencisi kızı Tülay’ın karaciğer rahatsızlığına kilitlendiklerini anlatıyor. Karaciğerini kızına vermeye hazırlanan Ardıç, hastalık, geçim dertleri arasında iyice bunaldıklarını belirtiyor.
Oluşturulan seçim bloğundan haberdar olduğunu ve çok sevindiğini ifade eden Ardıç, ittifakla barajın aşılacağından umutlu.
‘Biz daha özgürüz’
Medine Tektaş’ı Şifa’ya getiren neden de iş. İki çocuk annesi Tektaş’ın eşi tüp sanayisinde çalışıyor. İttifaktan haberdar olan Tektaş, “çok iyi yapmışlar” dediği güçbirliğinin, seçimlerden sonra da devam etmesini talep ediyor. FP ve AKP’li kadınların, ellerinde yiyecek ya da kömür torbaları, kapı kapı dolaşmaya başladıklarını aktaran Tektaş, FP’li ya da AKP’li kadınların oy avcılığına tepki duyarken, “onlar çalışıyor, biz çalışmıyoruz” sözleriyle kendilerini de eleştiriyor.
“Biz neden çalışmıyoruz” tartışması açılıyor bu kez. Elif Yalçın, mahalleli kadınlar olarak bir araya geldiklerinde örgü örüp, “dedikodu” yapmayı bir yana bırakmaları gerektiğini söylüyor. Türkan Ardıç kendilerinin FP’li kadınlardan daha özgür oldukları tespitini yaparak, “Bir toplantı oluyor, kadınlar ‘geliriz’ diyorlar ama gelmiyorlar. Çok dağılmışız” diyor.
Ardıç, ittifakın bu dağınıklığı ortadan kaldırmaya da hizmet edeceğini söylerken, Medine Tektaş “Arkadaşlar ‘gidelim’ desin, giderim çalışmaya” diyerek, çevrelerini bloktan haberdar etmenin bile bir kazanç olacağını belirtiyor.
“Bir araya gelmeme”, “birbirini tutmama” ortak yakınmalardan. Mahalle sorunları üzerinden yaptıkları çalışmaları anlattıklarında, bu şikayetlerin yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladığı anlaşılıyor. Örneğin oturdukları Mimar Sinan’a pazar getirilmesi için verdikleri çabalar bir ay önce sonuç vermiş ve mahalleliler pazarlarına kavuşmuş.
Yerleşim alanına kurulan, atıkları ve dumanıyla çevresini zehirleyen Eczacıbaşı ilaç ve Seramik Fabrikası’na karşı üç ay önce imza toplamışlar ve sayıları 30’u geçmese de birkaç kez fabrika önünde eylem yapmışlar. Konuyla ilgili bilgi veren Kıymet Yasan, eylemleri sonucunda, fabrika sorumlularından iki ay içinde arıtma için gerekli donanımı sağlayacakları sözünü aldıklarını ancak değişen bir şey olmadığını aktarıyor. Eşi deri işçisi olan Yasan, ağır ilaç kokusundan pencere açamaz hale geldiklerini belirterek, mücadeleyi bırakmayacaklarını ifade ediyor.
“Bir araya gelememekten”, “çalışmamaktan”, “cahil olmaktan” söz eden kadınlar, sohbet bitimine doğru kahvelerde toplantı yapma planları yapmaya başlıyorlar heyecanla. İşçi ve emekçilerin kendi temsilcilerinin kazanmasını her şeyden çok isteyerek.

Başa dön



 
Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net