www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Murathan Mungan’ın
   kötülüğü, bencilliği

Murathan Mungan, piyasaya çıkan “roman”ı “Yüksek Topuklar” ile yine gündemde. Ama bu kez tiryakilerini hayal kırıklığına uğratıyor. Okurlarını kızdırıp küstürüyor. Çünkü yüksek topuklar, Murathan Mungan’ın elinde öldürücü bir silaha dönüşmüş.

Avanos festivale hazır
Avanos Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Turizm ve El Sanatları Festivali 31 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Nâzım heykeli bekliyor
Kültür Bakanlığı’nın siparişi üzerine Karabük’te yapılan, heykeltıraş Tankut Öktem’in imzasını taşıyan Nâzım Hikmet heykeli, İzmir’e gönderileceği günü bekliyor.


Murathan Mungan’ın kötülüğü, bencilliği
Nuray Sancar
Murathan Mungan Türk şiirinde bir ekoldür. Edebiyata kazandırdığı yenilik pek çok genç şair tarafından eskitilinceye kadar öykünüldü. Tutunamayanların, itilmiş kakılmışların, cefa çekmiş olanların, gönlü yaralıların, hayal kırıklığına uğrayanların, aşıkların hüzünlü sesidir. Onun imgeleri, Mardin’den İstanbul’a dek bu topraklarda geçmişte ve şimdi ne varsa hepsinin, şairin seçimleri ölçüsünde olanaklı sentezidir. Sesi bu yüzden tanıdıktır ve sevilir. Murathan Mungan denemeci, öykücü ve oyun yazarıdır da.
Öldürücü bir silah
Ve son zamanlarda piyasaya çıkan “roman”ı “Yüksek Topuklar” ile yine gündemde. Ama bu kez tiryakilerini hayal kırıklığına uğratıyor. Okurlarını kızdırıp küstürüyor. Çünkü yüksek topuklar, Murathan Mungan’ın elinde öldürücü bir silaha dönüşmüş.
“Roman”ın konusu kısaca şu: Kentli, 30’lu yaşlarda, orta sınıftan, eğitimli, yalnız yaşayan bir kadın’ın (Nermin) kendisine, bakması için ana babası tarafından bırakılan beş yaşında bir küçük kızla (Tuğde) geçirdiği beş günün hikayesi. Tuğde, Mungan’ın ısrarla ileri sürdüğü tezini; kadınlığın çok küçük yaşlarda öğrenilen bir eylem olduğunu kanıtlamaya yarayan fesatlık abidesi bir tiptir. Nermin ise yazarın kitabın sonuna kadar düşmanca yaklaştığı, çeşitli görünümler almış “kadın”lığın, eleştiri dışı kalmış tek versiyonu olarak sunulur. Bir özdeşleşme nesnesi olarak seçilmiştir; en azından romanın bitimine kadar.
Mungan, iddiaları için bir mesnet olarak kullanıp, işlevi bitince Nermin’i de son anda gözden çıkaracaktır. Yazarın, başlangıçta, Nermin’in ilişkilerine, tercihlerine, gözlerine ihtiyacı vardır. Bir kadının kendi hemcinslerini küçümseyerek kendini inşa edişindeki nihilizm, zaman geçtikçe tutkularını yitirmiş bir insanın boşvermişliği Nermin’in bakışlarıyla kentte dolaşan kadın avcısı Mungan’ın sığınağı olmalıdır. Kahramanının deneyimlerinden çıkan zehirlerle öldürür kadınları teker teker Mungan. Onları mahkum eder, küçümser, alay eder. Sonra da eyleminin gerekçelerini bir kez daha haklı kılmak için fettan, işbilir, oyunbaz Tuğde’yi işaret eder; bunların beş yaşındaki de bir, yetmiş yaşındaki de.
Satır aralarından her seferinde sanki, hep o tedirgin edici ses işitilir: Demedim mi size?
Lanet bir kadınlık portresi
Evet tanıdık kadınlardır “Yüksek Topuklar” galerisinde sergilenenler; memleketin çalkantılı kentleşme sürecinin yol açtığı bütün bireysel sıkıntıları şu veya bu tarzda yaşamış, yaşam değiştikçe hızla değişmek zorunda kalmış, kimi tutunmuş kimi tutunamamış, sınıf atlamış atlayamamış, devrimcileşmiş ya da gericileşmiş kadınların ayrı ayrı öykülerinden ortak, lanet bir kadınlık portresi çıkarmıştır Mungan, sonunda. Tanıdıklık hissi, okurun üstüne yazarın “demedim mi size”leriyle bir tuzak gibi kapanırken kadınlığın o lanet portresi hemen önümüze atılıverir. Bir kadın düşmanıdır Mungan. Kadınları sevmediğini de söylüyor zaten. Bu yüzden bu kitap sevgisizliğin, öldürücü bir nefretin ürünü.
Sol gösterip sağdan...
Fakat Mungan’ın asıl sorunu, kentli kadınların değişmeye, kendilerini geliştirmeye çalışırken yaşadıkları tutarsızlıklara, iç çelişkilerine yönelmiş gibi görünen öfkeyle, değişimin kendisine karşı nefret duyduğunu gizlemesidir. Bunu o kadar etraftan dolaşarak, sol gösterip sağdan vurarak yapıyor ki gerçek niyetin anlaşılması zorlaşıyor.
Toplumsal bir ağırlığı olmayan küçük entelektüel Troçkist bir grup, solcu gettolar, tariflerinden kimler olduğunu hemen anladığımız feminist tipler, İstiklal Caddesi’nde gazete satan gençlerin, yüzü deşifre edilmiş örgüt şefleri… Bütün bunlar, “Daha sonra ne?” sorusunu sorduruyor. Çünkü bu dedikodusu bol, “roman”ın gidişi asıl darbenin sonraya saklanmış olduğunu da sezdiriyor. Mungan’ın biraz daha cüret ederse iplerini kopardığı için bir daha yüzüne bakamayacağı çok daha geniş bir okur kesimini ilgilendiren bir soru bu. Peki daha sonra ne? Sıra kime gelecek?
Konformizmin sözcülüğü
“Kendilerini aptalca ölüme yatıran ölüm oruççuları” mı, “durmadan Ankara’ya koşan devlet asalağı memurlar” mı, “küreselleşmenin cevherine vakıf olmadan özelleştirme karşısında tepinen işçi milleti” mi?.. Mungan, kusmaya devam edecekse bu meselelerle devam edecek gibi gözüküyor. Nermin’in hangi sosla hangi yemek iyi gider, kahve boğaz gören evinin hangi köşesinden daha iyi içilir gibi damak tadı erbabı eşcinsel arkadaşının temsil ettiği konformizmin sözcülüğüne soyunduysa başka bir şansı da yok. Çünkü Mungan’ın cimrilikle kullandığı olumlamalarından bir tek, çizdiği bu tip nasiplenebiliyor.
Başta özdeşleşmemiz için seçilmiş Nermin ise, son sayfalarda artık, kırmızı ışıkta durduğunda yandaki otomobilde görüp gülümsediği bir adamın uzattığı kartvizite kendini bağlayan bir kadına dönüşür. Kartviziti kaybettiğinde de boş bir hayale kapılacak kadar edilginleştirilerek gerçek bir beklentisizlik içinde gözden düşürülür.
Mungan yapacağını yapar, kentli, eğitimli, kendine yeter olumlu tipini hezeyanlarında öldürüp gömmüştür. Olunabilecek veya beğenilebilecek bir kadın da yoktur aslında; o derin nihilizm ve yine o fesat ses: Nermin de matah bir şey değildi, ben size dememiş miydim!
Mesaj, bir tragedya korosu gibi araya giren bu iç ses eşliğinde verilir. Bu, Tuğdegillerin zaferidir. Kötülüğün, dedikodunun, kibirin, bencilliğin, düzenbazlığın, sevgisizliğin.
“Sahtiyan”ın mucizevi aşk şairi niçin kendisini bu denli heba eder; bilinmiyor. Bu kadar tortunun, ne zaman hangi süreçlerle biriktiği kimsenin derdi değil. Eh, Mungan’a bir iyilik yapmalı ve Sahtiyan’ların, kendi ellerinde artık cayır cayır yandığını söylemeli.


Başa dön


Avanos festivale hazır
Avanos Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Turizm ve El Sanatları Festivali 31 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Kültür Bakanlığı ve Evrensel Kültür Merkezi’nin de katkıda bulunduğu festival kapsamında, söyleşiler, konserler ve bir dizi etkinlik bulunuyor.
31 Ağustos Cumartesi sabah saat 11.00’de Atatürk Anıtı’na çelenk koyulmasıyla başlayacak olan festivalde saat 12.00’de Belediye Düğün Salonu’nda bir film gösterimi gerçekleştirilecek.
Cumhuriyet Meydanı’nda saat 14.00’teki folklör gösterisi ve 14.30’daki çanak yarışmasının ardından saat 15.00’te eski TEKEL binasında 100. yaşgünü kutlaması gerçekleştirilecek.
Aynı gün saat 16.30’da gerçekleştirilecek olan çanak yarışması ödül töreninin ardından “Avanos Turizmin Neresinde. Turizmin Sorunları” konulu panel Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilecek. Belediye Başkanı M. Seyhan Duru, Ahmet Tok, Galip Körükçü ve Yrd. Doç. İbrahim İlhan’ın konuşmacı olarak katılacağı panelin ardından bir edebiyat söyleşisi yapılacak.
“Dünya Şairi Nâzım Hikmet” başlığıyla aynı mekânda ve saat 18.00’de gerçekleştirilecek olan söyleşiye Kemal Özer, Tevfik Taş ve Feridun Andaç konuşmacı olarak katılacaklar.
Festivalin ilk günü saat 20.30’da Anfitiyatro’da verilecek olan konserle sona erecek. Konserde Bedri Ayseli, Ayşe Aslan ve Yıldız Çam sahne alacak.
İkinci günün ilk etkinliği ise saat 11.00’de Belediye Düğün Salonu’nda yapılacak olan film gösterimi. Saat 12.00’de ise Gençlerbirliği Yıldız Takımı ile Avanosspor Yıldız takımı arasında oynanacak dostluk karşılaşması yer alıyor. “Yok Olmaya Başlayan El Sanatları ve Bağcılığın Geliştirilmesi” konulu panelin başlama saati ise 14.30. Belediye Düğün Salonu’ndaki panele Ö. Faruk Tokmak, Sefa Yıldırım, Ömer Parmaksız, Mustafa Aslan, Ferhat Yaşar ve Ahmet Taşkıran konuşmacı olarak katılacaklar.
Saat 17.30’da ise “Son Siyasal Gelişmeler” başlıklı panel gerçekleştirilecek. Cumhuriyet Meydanı’ndaki panele Aydın Çubukçu, Cem Somel, Abdullah Emre İleri konuşmacı olarak katılacak. Saat 19.30’daki “Anadolu Ozanlarının Kaleminden” konulu sinevizyon gösteriminin ardından festival, 20.30’da Arif Sağ, Hayri Abakay, Orhan Ural, Esra Dilekli’nin Anfitiyatro’da verecekleri konserle sona erecek.


Başa dön


Nâzım heykeli bekliyor
günün etkinlikleri...

İSTANBUL
  • Belgesel Evi’nde saat 20.00’de “Boğaziçi’ne Sığındık” adlı belgesel film izlenebilir. Ayrıca, 11.00-13.00-15.00-17.00 seanslarında “Issızlığın Ortasında Sinema” adlı belgesel görülebilir. (0212 327 41 45)
  • Enka Açıkhava Tiyatrosu’nda saat 21.15’te Baz Luhrmann’un “Kırmızı Değirmen” adlı filmi izlenebilir. (0212 276 22 14)
  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ’nin düzenlediği “Şeker Otobüs” etkinlikleri saat 19.00’da Üsküdar Kirazlıtepe Mahallesi Son Durak’ta çocuklarla buluşacak.
  • Rumelihisarı’nda devam eden “Yıldızlı Geceler”de Aşkın Nur Yengi sahne alacak.

    İZMİR
  • İzmir Fuarı Kitap ve Nota Sokağı’nda saat 18.00-19.00 arası “Ş. Avni Ölez/30 Yıl Sonra Yeniden Doğuş” konulu söyleşi Tacim Çiçek ve Ş. Avni Ölez’in katılımıyla düzenlenecek. Saat 19.00-20.00 arası da Üstün Akmen’in “Orhan Veli ve Garip Akımı” başlıklı söyleşisi var.

    NİĞDE
  • Niğde Yeni Sinema’da düzenlenen festival kapsamında saat 20.00’de, Şerif Gören’in yönettiği “Katırcılar” isimli film görülebilir. (0388 232 34 00)

    MERSİN
  • Merhaba Sanat Topluluğu saat 20.00’de Atatürk Parkı’nda “Duvar” isimli oyunu sahneleyecek. (0542 294 95 61)

    BURDUR
  • Burdur “12. Kültür, Sanat ve Spor Şenliği” kapsamında Tolga Çandar bir konser verecek.

  • Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net