İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Sualtı Teknolojisi Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nergis Günsenin başkanlığındaki ekip tarafından, Marmara Adası Çamaltı Burnu’nda 5 yıldır sürdürülen çalışmalarda, 40 metre derinlikte bulunan batıktan, bugüne kadar 300 civarında amfora (seramik şarap kabı) ile çeşitli gemi aksamları çıkarıldı. Şarap taşıdığı belirlenen batıkta, bilgisayar kullanılarak yapılan belirlemelere göre 600’ü aşkın amforanın bulunduğu tahmin ediliyor.
Kazı başkanı Prof. Dr. Nergis Günsenin, 13. yüzyıldan kalan ve kazı yapılan ilk ve tek batık olması nedeniyle büyük önem taşıdığını belirtti. Kazı sonuçlarının tüm dünyadaki tarihçiler ve arkeologlar tarafından da dikkatle izlendiğini kaydeden Prof. Dr. Günsenin, bugüne kadar elde edilen verilerin, batığın Bizans gemisi olduğu düşüncesini güçlendirdiğini anlattı. Tarihçiler arasında, “Ortaçağ’da İtalyan kolonilerinin, Bizans İmparatorluğu üzerinde, özellikle deniz ticareti yönünden ezici bir üstünlüğü olduğu, Bizans’ın da bu yüzden zayıfladığı” yönünde yaygın bir kanının olduğunu anlatan Prof. Dr. Günsenin, batığın menşeinin belirlenmesinin, Bizans ve İtalyan kolonileri arasındaki ilişkiyi aydınlatması açısından büyük önem taşıdığını bildirdi. Prof. Dr. Günsenin, şunları söyledi: “Kazı çalışmalarında, günlük yaşamda kullanılan sırlı tabaklar çıkarıldı. Bu tabaklar, Bizans dönemi özelliklerini taşıyor. Geminin, İtalyan kolonilerine mi yoksa Bizanslılara mı ait olduğu ancak, çeşitli testlerin ardından ortaya çıkacak. Bizans gemisi çıkarsa, İtalyan kolonilerinin, Bizans’a karşı Akdeniz ve Karadeniz’de deniz ticareti yönünden hakimiyet kurduğu tezi ortadan kalkacaktır.”
Batığın, yükün seramik konteynırlarla taşındığı son döneme ait olması açısından da önem taşıdığını, bu dönemin ardından yüklerin tahta konteynırlarla taşınmaya başlandığını belirten Prof. Dr. Günsenin, titiz bir çalışmayla bu eserlerin gün ışığına çıkarılmasına çalışıldığını söyledi. Prof. Dr. Günsenin, kazının asıl hedefinin, gemi gövdesinin tamamını çıkartmak olduğunu, ancak bunun bazı şartlara bağlı olduğuna işaret etti. Eseri çıkarmak kadar, o eserin sergileneceği, korunacağı bir yer olması gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr., Günsenin, “Çıkan eserlerin, yerelde kurulacak bir müzede sergilenmesi taraftarıyım” dedi.