www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Sıcakta insan manzaraları
İstanbul’un bu yıl yaşadığı en sıcak günde herkes doktorların tavsiyelerine uyabiliyor mu? Kentin belki de en bunaltıcı işlerini, sıcağa bakmadan yapanlar, çoğu İstanbul dışından gelmiş ve memlekete para göndermek zorunda olan işçiler.

‘Fast food’dan ağzı yanan...
Bir grup şişman Amerikalı, obeziteye yol açtığını bile bile müşterilerine bazı yiyecekleri sunan Amerikan “fast food” devleri aleyhine dava açtı.


Sıcakta insan manzaraları
Bülent Kılıç
Saat onbir ile saat üç arası sokağa çıkmanın hayati tehlike arz etmesi, sürekli sıvı besinler tüketilmesi, ağır yemeklerden kaçınılması, şapka takılması vb. Bu uyarılar gazetelerde, televizyonlarda yaz sıcaklarından korunmanın yolları alarak sürekli yapılan uyarılar. Oysa, bu uyarılara kaç insan uyabiliyor? Kaç insan bu uyarılara rağmen günün en sıcak saatlerinde çalışmak zorunda? Bunları görüntülemek için biz de İstanbul’u şöyle bir geziyoruz.
Güneşle gelir yağmurla gider
İlk hedefimiz Sarıyer sahili. Sarıyer sahilinde alışık olduğumuz görüntüler hakim, ama biz ısrarla yüzenlerden çok çalışanları arıyoruz. Uzunca bir arayıştan sonra eskiyen ve çökme tehlikesi olduğu için değiştirilen sahil taşlarını döşemekle meşgul olan mevsimlik işçi Mirza Acıyan’la karşılaşıyoruz. Her ilkbahar İstanbul’a gelip, sonbaharda Bingöl’deki köyüne dönen Acıyan’ın iki çocuğu var. İlkokula giden çocuklarının okul masraflarının karşılanabilmesi ve kış erzağının alınabilmesi için yazın İstanbul’a gelen Acıyan, Büyükşehir Belediyesi için çalışan bir taşeron firmanın işçisi. Doktorların yaptıkları uyarıları aktardığımız Acıyan, “Türkiye’nin halini biliyorsunuz, köyde çocuklar ekmek bekliyor, bunca dert varken sıcağın önemi yok” cevabını veriyor. Gelir getirecek bir iş olursa İstanbul’da kalabileceğinden bahseden Acıyan, yağmurlar başlayınca kendilerine de memleket yollarının göründüğünü söylüyor.
‘Ben hırsızlık yapamam’
Sarıyer’den aldığımız görüntülerin ardından ikinci durağımız Zeytinburnu’nda kurulu bulunan Demirciler Sitesi. Kapalı ve bir hayli boğucu bir atmosfere sahip bir demirci atölyesinde çalışan Zeki Koç’un çalışma ortamındaki gürültü en az sıcak kadar etkili. Zaman zaman bunaldıklarından bahseden Koç, tansiyon probleminden şikayet ediyor. Tuzlu ayran içerek ellerini ve yüzlerini yıkamanın uygulayabildikleri tek çözüm yolu olduğunu söyleyen Koç, on dört yaşından bu yana işçilik yapıyor. Kırk sekiz yaşında olan Koç’un çocuğu da aynı yerde çalışıyor. Kendisine okuması yönünde birçok defa telkinde bulunduğunu söyleyen Koç “Okumayınca ben de onu işyerine buyur ettim” sözleriyle oğluyla olan ilişkisini özetliyor.
Altmış iki yaşındaki İbrahim Yıldırdım’ı çatı yapmak üzere tuğla taşırken buluyoruz. Sıcaktan bir hayli bitkin düşmüş görünen Yıldırım’ın alnından akan terler gözlerini yakıyor. “Bu yaşta bu iş zor değil mi?” sorumuza aldığımız karşılık biraz sinirli: “Vallahi ben hırsızlık ve dolandırıcılık yapamam.”
Cizre’den İstanbul’a
Sultanahmet’te ise, karşımıza kanalizasyon açmakla meşgul olan iki işçi çıkıyor. Mehmet Keskiner ve Mirhan Duygu adlarındaki bu iki arkadaştan esmer ve biraz daha genç görünümlü olan Mirhan, Cizre’den yazlık işçi olarak gelmiş. Mirhan’a daha önce tam karşısında çalıştığı Yerebatan Sarnıcı’nı gezip gezmediğini soruyoruz. “İçerisinin çok serin olduğuna” dair bilgi aldıklarını ancak, öyle bir şanslarının olmadığını söylüyor Mirhan. Vaktiyle varını yoğunu satarak üç tane kamyon almış, ancak bu aralar Habur sınır kapısı kapalı olduğu için İstanbul’a çalışmaya gelmiş o da. Duygu, günlük on milyon kazandıklarını, bunun dört milyonunun sigaraya ve yemeğe gittiğini, kaldıkları yerin parasını da bunun içinde saymadıklarını anlatıyor. “Onca yılın emeği boş boş yatarken biz burada bu sıcağın altında kavruluyoruz” diyen Duygu, çocuklarının onun eline baktığını aktarıyor.


Başa dön


‘Fast food’dan ağzı yanan...
Bir grup şişman Amerikalı, obeziteye yol açtığını bile bile müşterilerine bazı yiyecekleri sunan Amerikan “fast food” devleri aleyhine dava açtı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net