Uluslararası İstanbul Film Festivali’ne evsahipliği yapan Emek Sineması’nın barok ve roccoco bezeli duvarları, İstanbul’da yaşayan pek çok insanın anılarını taşısa da, Emek Sineması da cep sinemaları ve VCD’ler yanında artık daha az tercih ediliyor.
1924 yılında, perdenin her iki yanında yer alan “art nouveau” tarzı melek figürlerinden “Melek” adını alarak yaşama başlayan sinemaya, 1958 yılında Emekli Sandığı’nın işletmesini almasıyla “Emek” adı verilmiş. Emek Sineması’nı, 1975 yılından bu yana İsmet Kurtuluş ve Süheyla Kurtuluş çalıştırıyor. İstanbul’daki tarihi yapıya sahip son üç sinemadan bir tanesi olan sinema, hem koltuk hem de balkonlu sinemalardan. Esas kapasitesi 1050 kişi olan salonda, 1999-2000 arasında yapılan bir onarımla koltuk sayısı 875’e düşürülmüş. Cep sinemalarının açılmasından bu yana, sinema izleyicisinde artış olmadığını belirten Kurtuluş, “Pasta ortada, ama çatal sayısı arttı. Şartlar böyle olunca, büyük sinemaların ayakta kalması zorlaştı” diyor. Kurtuluş, tarihi bir yapıya sahip olmasının da masrafı oldukça arttırdığını söylüyor.
Bilet fiyatlarının yüksek olduğunu da belirten Kurtuluş, “Emek Sineması şu an Beyoğlu’ndaki en düşük fiyata sahip. Yaşadıkları yere daha yakındaki bir sinemaya gitmeleri anlaşılır. Ancak izleyici yine de tercih sayısının fazla olması nedeniyle, Emek’in yakınındaki bir cep sinemasına gidebiliyor. Yani daha uygun bir para verip, daha iyi bir salonda izlemeyi tercih etmiyor. Oysa sinemayı büyük salonda izlemek bir başka güzeldir” diyerek eleştiriyor bu tercihi.
Şu sıralar, geçmişteki video furyasını hatırlatan bir başka kriz daha yaşanıyor sinemalar için: VCD’ler. “Görüntünün bozuk ya da kalitesiz olması önemli değil. İzleyici ister istemez ekonomik düşünüyor. Benim gösterdiğim film, İstiklal Caddesi’nin başında, bir buçuk milyona satılıyor” diyen Kurtuluş, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Sonuçta filmden de bir zevk alınmıyor; çünkü ayrıntılar kaybolmuş oluyor. VCD kendi kendine izletiyor. İnsanların iletişimi kayboluyor. Kalp atışlarını heyecanlarını duyup, dirsek temasında bulunamıyorsunuz”.
İsmet Kurtuluş, bütün amaçlarının, Emek Sineması’nı yaşatabilmek olduğunu söylüyor. Şimdiye kadar aldıkları tutumla, inşaat yapılsa bile tarihi dokunun korunmasına ilişkin gerekli resmi güvence sağlanmış. Emekli Sandığı, Emek’in binasını geçmişte bir şirkete kiralıyor. Bu şirket, sinemanın bulunduğu blokta bir alışveriş merkezi kurmayı planlıyor. Proje önce Kültür ve Tabiat Eserlerini Koruma Kurulu’na gidiyor. Fakat onaylanmıyor. Bazı değişikliklerden sonra, yeniden kurula gidiyor ve onay veriliyor. Gerisini İsmet Kurtuluş anlatıyor: “O projenin Beyoğlu’nun yapısına uygun olmadığına dair Bölge İdare Mahkemesi’ne dava açtık. Mahkemenin atadığı bilirkişi, uygun olmadığına onay verdi. Sayıştay bunu onayladı. 1994’te başlayan bu proje bu aşamada. Bina şu an güvende. Burayı korumak zorundayız. Pek çok insanın burada anısı var. O anılara saygılıyız.”
Emek İstanbul’un emaneti