www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



İşte böyle ele geçiriyorlar
Krizi fırsat bilen yabancı bankalar, iki yıl içerisinde piyasadaki paylarını artırdılar. Bir çoğu tek şubeye, temsilciliğe sahip olmalarına rağmen sermayelerinin kat kat üzerinde kâr elde ettiler.

Rezilliğin kalitesi olur mu?
ISO kalite belgesi verilen SSK hastanelerinde; poliklinik, tetkik, ilaç, sevk ve yatış kuyruklarının ortadan kalktığını iddia eden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ı, SSK’lı hastalar yalanladı.

Genç mühendis staj yapamıyor
Öğrenciler için zorunlu olan staj konusunda işletmeler duyarsız. Üretime katkıda bulunmak ve üniversitede aldığı teorik eğitimi pratikle birleştirmek isteyen öğrenciler, stajyer talebi olmaması nedeniyle zorluk çekiyor.


İşte böyle ele geçiriyorlar
Pamukbank operasyonu, IMF’nin daha önce birçok ülkede yürüttüğü yabancılaştırma operasyonunun şimdi Türkiye’de de uygulamaya geçildiğini gösterdi. İki yıldır yaşanan krizle birlikte yabancı bankaların etkinliğinin hızla artması, kârlarının yükselmesi dikkati çekiyor. Yabancı bankaların Türkiye’de banka alma konusundaki atakları da yine IMF programının uygulamaya konulmasıyla eşzamanlı gündeme geldi. Benzer gelişmeler daha önce Meksika, Brezilya ve Güney Kore’de, tıpkı Türkiye’de yaşandığı gibi gerçekleşti. Şimdi bu ülkelerin hepsinde yabancı bankaların pazar egemenliği yüzde 90’ları buluyor.
Türkiye’de faaliyet gösteren 20 yabancı sermayeli bankanın pazar payı yüzde 6’ya ulaşıyor. Bu rakamın 1999’da yüzde 3 olduğu göz önüne alındığında, krizin yabancı bankalara bir hayli yaradığı ortaya çıkıyor. Mevduat akışı da yine yabancı bankalara doğru bir seyir izliyor.
Adım adım ele geçirme
Bu konuda başı çeken iki banka, Citibank ve HSBC. Her iki bankanın da 1999 yılında 50-60 şubeli banka alma planları olduğu açıklanmıştı. HSBC bunu el konulan Demirbank’ı 300 milyon dolar gibi oldukça düşük bir paraya satın alarak yaşama geçirdi. Citibank’ın yanında Alman sermayeli Deutsche Bank’ın Ziraat Bankası’na talip olduklarına dair söylentiler hayli arttı.
Yabancıların paylarını artırdığının bir diğer göstergesi de mevduatın bu bankalara doğru kayması. Mecliste verilen soru önergesine başbakan adına verilen yanıta göre, Türkiye’de faaliyette bulunan 20 yabancı banka, 1999 yılında 530 trilyon 423 milyar liralık TL mevduatı toplarken, 2000 yılında topladıkları mevduat miktarı 855 trilyon 472 milyar TL’ye yükseldi.
Yine 1999 yılında 1 katrilyon 626 trilyon 282 milyar lira karşılığı döviz mevduatı toplayan yabancı bankalar, 2000 yılında ise 1 katrilyon 981 trilyon 863 milyar lira karşılığı döviz mevduatı topladılar.
Yabancı bankaların kârları da krizle birlikte birden yükselmeye başladı. Büyük ölçekli olanlar da dahil Türk bankalarının çoğu zarar etti. Ancak yabancı bankalar birkaç milyon dolarlık ödenmiş sermayelerinin 30 katına varan oranlarda astronomik kârlar açıkladı. 74 banka içinde aktif toplamına göre arka sıralarda yer alan yabancı bankalar, kâr rakamlarına göre sıralamada ön sıralara tırmandılar.
Bankalar Birliği’nin Haziran 2001 verilerine göre, aktiflerinin yüzde 68, pasiflerinin yüzde 70’ini yabancı para olarak tutan yabancı bankalar, sermayelerine oranla açıkladıkları kârlarla sektörde ilk sıralara yerleşti.
En kârlı HSBC
En ilginç sonuç 2.3 trilyon lira ödenmiş sermaye, 49.3 trilyon özkaynakla 66 trilyon lira kâr açıklayan HSBC Bank oldu. HSBC, haziran sonunda 898.7 trilyon liralık aktif toplamıyla sıralamada 30. sırada yer almasına karşın tüm bankalar içinde en iyi kâr açıklayan dördüncü banka oldu. En yüksek kâr açıklayan ikinci yabancı banka Citibank oldu. Aktife göre 27. sırada yer alan Citibank, yılın ilk yarısında 60.9 trilyonla en çok kâr eden yedinci banka oldu.


Başa dön


Rezilliğin kalitesi olur mu?
Özlem Dinler
İSTANBUL - Ülke genelinde ISO kalite belgesi verilen Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) hastanelerinde; poliklinik bekleme, tetkik sonucu alma, eczaneden ilaç temin etme, sevk ve yatış işlemleri ile ameliyat bekleme sürelerinin aşağı çekildiğini ve verilen hizmete kalite geldiğini ileri süren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ı, SSK’lı hastalar yalanladı.
Kalite belgesi verilen SSK Kartal ve Samatya Hastanesi’ndeki hastalar “SSK hastanelerinde verilen hizmetin neyine kalite geldi” diye soruyorlar. SSK Kartal Hastanesi’nde bademcik ameliyatı olmak için 2 senedir bekleyen Melek Yıldız ile SSK Samatya Hastanesi’nden randevu almak için 6 haftadır uğraşan, daha sonra yaptırdığı kan tahlilinin sonuçlarını ise bir aydır alamayan Mustafa Duru gibi pek çok SSK’lı, “Kaliteli olan bir hastanede, hastalar aylarca tedavileri için bekletilmez” diyorlar.
Değişen bir şey yok
Sivas’dan İstanbul’a göç ettiğinden bu yana 20 senedir her rahatsızlığında SSK Samatya Hastanesi’ne geldiğini söyleyen Mustafa Duru, SSK Samatya Hastanesi’ne verilen kalite belgesi öncesinde ve sonrasında sağlık hizmetinde değişen hiçbir şeyin olmadığının altını çiziyor. Duru, SSK Samatya Hastanesi’nden randevu almak için evde telefonunun başında 6 hafta uğraştığını söylüyor. Daha sonra yaptırdığı kan tahlilinin sonuçlarını ise bir aydır alamadığını ifade eden Duru, “Hastaneye kalite belgesi verilmeden önce de bekliyorduk, şimdi de” diyor. Kalite belgesi verine SSK hastanelerinde kuyrukların kalktığını, hastaların bekletilmeden muayene ve tedavi edildiğini, doktorların hastalara yeterince zaman ayırdığını iddia eden Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan’ın yalan söylediğini dikkat çeken Duru, “Onlar, aldıkları kalite belgesiyle kendilerini kandırıyorlar. Biz, kalite belgesinin SSK hastanelerine verilmesini layık görmüyoruz” diye konuşuyor.
‘Rezillik çekiyoruz’
SSK Samatya Hastanesi’nin poliklinik bölümünün Osmaniye’ye taşınmasına tepki gösteren Sevgi Yokuş da, hastaların, hastane ile Osmaniye’deki poliklinik arasında mekik dokuduklarını söylüyor. Samatya Hastane’sine kalite belgesi verilsin diye, hastanenin polikliniklerinin Osmaniye’ye taşındığını söyleyen Yokuş, “Bir hastanenin poliklinikleri 12 kilometre uzaklıkta hiç olur mu?. Hiç görülmüşmü böyle bir şey” diye tepkisini dile getiriyor. Yokuş, “Bir doktorun imzası, mührü isteniyor. Bunun için hastaneden Osmaniye’ye tekrar gidiyoruz. Hastane ve poliklinik arasında otobüs, minübüs yok. Mecburen taksilere biniyoruz. Bazen günde birkaç kere gidip, geliyoruz. Aldığımız maaşın yarısı böylece taksilere veriyoruz” diyor. Hastane ile poliklinik arasında mekik dokumaktan, hiçbir işlem yaptıramadan günün geçtiğini dikkat çeken Yokuş, “SSK hastanelerinde kaliteli hizmet değil, rezillikler çekiyoruz” diye konuşuyor.
2 senedir bekliyor
Bademcik ameliyatı için 14 Ağustos 2000 yılında SSK Kartal Hastanesi’ne gittiğini söyleyen Melek Yıldız, ameliyat sırası için kendisine “11 bin 4 no” sıra fiş verildiğini söylüyor. İki senedir her ay SSK Kartal Hastanesi’ni arayıp, ameliyat sırasının gelip gelmediğini sorduğunu söyleyen Yıldız, kendisine halen “Sıranız gelmedi, bekleyin” dendiğini kaydediyor. Kulağından rahatsızlanan oğlu için de SSK Kartal Hastanesi’ne gittiğini söyleyen Yıldız, “Bana orada yine ‘Fiş alın’ dediler. Ben fiş aldım iki senedir bekliyorum. Daha ne kadar bekleyeceğim belli değil. Oğlumu da yıllarca bekletecekleri için fiş almadım” diye konuşuyor. Yıldız, SSK Kartal Hastanesi’ne kalite belgesi verilmeden önce ve sonrasında halen ameliyat sırası beklediğini ifade ederek, SSK’larda hastaların muayene ile tedavi ve ameliyat için sıra beklemelerinde hiçbir şeyin değişmediğini vurguluyor.
Geçen hafta SSK Kartal Hastanesi’nin acil bölümüne kardeşini getirdiğini söyleyen Hüseyin Çırak, kardeşinin SSK acil servisinde saatlerce ayakta beklettiklerini ifade ediyor. Çırak, “Hizmetine kalite geldiği söylenen bir SSK hastanesinde, acile gelmiş hasta bir saat ayakta bekletilir mi? Hastamızın durumunun acil olduğunu söylediğimizde ise ‘Sıranı bekle’ diyorlar. SSK hastanelerine kalite geldiği yalan” diye tepki gösteriyor.


Başa dön


Genç mühendis staj yapamıyor
Sinan Sarısaltık
Ege ve Dokuz Eylül Üniversiteleri’nde öğrenim gören elektrik, elektronik ve bilgisayar mühendisliği bölümü öğrencilerinde staj telaşı başladı. Zorunlu sekiz haftalık stajlarını tamamlamak için çeşitli kurum ve kuruluşlara bireysel başvuru yapan öğrenciler, olumsuz cevaplarla karşılaşıyor. Özellikle özel işletmeler stajyer alma konusunda ilgisiz kalıyor.
Elektrik Mühendisleri Odası, öğrencilere staj imkânı sağlamak için uzun yıllardır çalışma yürütüyor. EMO İzmir Şube Mudürü Sedat Gülşen, “EMO Eğitim Merkezi’nin 1994 yılında faaliyete geçmesiyle elektrik, elektronik ve bilgisayar mühendisliği eğitimi gören öğrencilerin başta staj olmak üzere sorunlaryla ilgileniyoruz. Günümüzde de bu çalışmalar devam ediyor. Staj yapacak öğrencilere formlar veriyoruz. Ne tür staj yapacakları, nasıl bir staj yapmak istedikleri ve stajdan beklentileri üzerine sorular soruyoruz” derken, başvuran tüm öğrencileri işletmelere yerleştirdiklerini sözlerine ekliyor. Stajın amacının, öğrencinin okulda aldığı teorik bilgiyi pratik hayatta uygulamak olduğuna dikkat çeken Gülşen, “Mühendisliğin temelinde, insan yaşamını direkt ilgilendiren uygulamalar vardır. Staj eğitimini zorunlu kılan üniversitelerin bağlı bulunduğu YÖK, bu konuda ciddi organizasyonlar yapmalı” diye konuştu.
EMO İzmir Şubesi’nin bir staj komisyonu bulunuyor. Staj Komisyonu Sorumlusu Özgür Tamer, birçok kurumun stajyere yük olarak baktığını dile getiriyor. Stajyer yerleştirme çalışmalarında biraz eksik kaldıklarını ifade eden Tamer, “Her dönem stajyer konusundaki çalışmalar öğrenciler üzerinden yürüyordu. Bu dönem eğitim merkezinin taşınmasıyla bu çalışmalarda aksamalar oldu” dedi. Yaklaşık 50 kişinin staj yapmak için başvurduğunu kaydeden Tamer, stajlarda kurumsallaşmanın olması gerektiğinin altını çizdi. Tamer, “Staj yapan öğrenciye, stajda neler yapacağı, nasıl bir staj istediği kurumlar tarafından sorulmuyor. Şirketler stajyerlerle zaman kaybetmek istemiyor. Bu da stajyeri zor duruma düşürüyor” şeklinde konuştu.
Naylon staj
‘Mülkiyet yerliden yabancıya geçiyor’
Denetim Elemanları Derneği (DENETDE) Başkanı Atılay Ergüven, Pamukbank operasyonunu bir yabancılaştırma olarak değerlendiriyor. Ergüven, IMF’nin bunu bütün ülkelerde gerçekleştirdiğini belirterek, şu gelişmelere dikkat çekiyor: “Türkiye’de uygulanan IMF politikaları, ‘malik değiştirme operasyonu’dur. Mülkiyet el değiştiriliyor. Kim, nasıl? Yerli, ulusal olandan alıp, global olana, yabancılara, uluslararası sermayeye tepsi içinde sunmaktadırlar. Biz bunu sürekli gündemde tutmaya çalıştık. Gelişmeler bizi doğruluyor. AB’ye giriş tartışmalarının yoğunluk kazandığı son dönemlerde, AB bizi alacak ise de Türkiye’nin ekonomik kalelerini ele geçirmek, daha rahat pozisyonlarda, daha fazla tavizler kopartmak peşinde. Yeraltı ve yerüstü ekonomik kaynaklarımız önceden ellerine geçmiş olacak. Bu durumda Avrupalı ortak, biz pazar durumuna iyice geleceğiz.
IMF niyet mektubunu cumaya görüşecek
IMF İcra Direktörleri Kurulu’nun, Türkiye’nin de ele alınacağı toplantısının, 28 Haziran’da gerçekleştirileceği öğrenildi. Edinilen bilgiye göre, İcra Direktörleri Kurulu toplantısına ilişkin kriterlerin gerçekleştirilmesi nedeniyle, toplantının yapılmasının önünde herhangi bir engel bulunmuyor. İcra Direktörlerinin, Washington’a gönderilen Niyet Mektubu’nu incelemeye başladıkları da belirtiliyor. Kurul, 28 Haziran’da yapılması beklenen toplantıda İkinci Gözden Geçirmeyi görüşecek. Gözden geçirmenin İcra Direktörleri Kurulu tarafından onaylanması durumunda, yaklaşık 1.1 milyar dolarlık kredi dilimi serbest bırakılacak.
51 bin telefon kesik
Balıkesir’de, 51 bin 731 abonenin telefonu borçlarını ödemedikleri gerekçesiyle görüşmeye kapatıldı. Türk Telekom Balıkesir İl Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, Balıkesir’de 444 bin 661 telefon abonesinden 392 bin 930’nun telefonu görüşmeye açık bulunuyor. Yaklaşık 51 bin abonenin borçları, ödemedikleri gerekçesiyle telefonlarının görüşmeye kapatıldığını bildiren yetkililer, telefonu görüşmeye kapatılan abonelerin birkaç gün sonra borçlarını yatırdıklarını, ancak, düzenli ödeme yapmayan abone sayısının her ay yüzde 7 ila 10 arasında artış gösterdiğini kaydettiler.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net