www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Türkiye’ye ‘arapzamkı’ rolü
Türkiye’nin Ortadoğu’da Amerikan diplomasisinin taşeronluğunu üstlenebileceği savunuldu.

‘Hesabını veremeyeceksiniz’
EMEP ve DİSK oldu bittiye getirilerek çıkarılan Şartlı Salıverilme Yasası’nın ‘kişiye özel af’ hale getirildiğini belirtti.

Cem ve Papandreu
   ABD’ye bilgi verecek

Filistin ve İsrail’e ziyaretlerine, “barış görüşmelerinin yolunu açmak” parolasıyla başlayan Türkiye ve Yunanistan dışişleri bakanları İsmail Cem ve Yorgo Papandreu, açıkça topu ABD’ye attılar.


Türkiye’ye ‘arapzamkı’ rolü
Amerikan gazetesi Washington Times’ta yer alan makalede Türkiye’nin, bölge ülkeleriyle bağları zayıflayan ABD için ‘arapzamkı’ (tutkal) vazifesi görebileceği belirtildi. Ankara’nın Irak’a düzenlenecek bir Amerikan saldırısına destek vereceğinden şüphe duyulmaması gerektiği savunularak, Türkiye ve Yunanistan dışişleri bakanlarının Ortadoğu ziyaretinin de, “Yaser Arafat’ın etkisizleştirilmesine hizmet ettiği” yorumu yapıldı.
‘Müslüman dost’
Önceki gün yayımlanan makale, “Baba Bush yönetimi” olarak adlandırılan George Bush’un ABD Başkanlığı döneminde, Savunma Bakan Yardımcılığı görevini yürüten Jed Babbin tarafından kaleme alındı. “Türkiye’yi konuşalım” başlıklı yazısında, ABD’nin Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün gibi Ortadoğu’daki “geleneksel müttefikleri”yle olan ilişkilerinde sorunlar yaşanmaya başladığına dikkat çeken Babbin, buna örnek olarak da, geçen hafta Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüşmeyi reddetmesini gösterdi. Babbins, Afganistan’a yönelik Amerikan müdahalesinde oynadığı “işbirlikçi” rolüyle, Washinton’da büyük övgü toplayan Pakistan’ın cuntacı lideri Pervez Müşerref ile Türkiye’yi, “İslam dünyasındaki gerçek dostlar” olarak tanımladı.
Irak’ta Ankara’nın rolü
Jed Babbin, NATO’nun öteden beri, güneydoğu bölgesindeki “köşetaşı” olan Türkiye aracılığıyla, Rusya’nın Ortadoğu’ya açılma yollarını tuttuğunu hatırlattı. “Şimdi, dikkatlerimiz Irak üzerinde yoğunlaşmışken, Saddam Hüseyin’in devrilmesi planlarımız çerçevesinde Türkiye’nin çıkarları da hesap edilmeli” diyen Babbin, Kuzey Irak’taki Kürt gruplarından ve Ankara’nın, Irak’ın bölünmesine kesinlikle karşı olduğundan söz etti. Babbin, Kuzey Irak’taki iki gruptan, Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi’nin “İran yanlısı Şiileri barındırdığı”na, Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani’nin ise “Saddam’ın devrilmesinden sonra gelecek rejim konusunda kaygılı” olduğuna dikkat çekerek, bölgede Türkiye ve ABD’nin çıkarlarının ortak olduğunu savundu. Makalede, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu’nun, “Irak’ın bölünmesine karşı olduklarına” dair sözlerine yer verilirken, ABD’nin de bu görüşte olduğu ve “zaten, büyükelçinin ‘Saldırıya destek veririz’ deme şansı olmadığı” belirtildi.
‘Türkiye direnmez’
ABD eski Savunma Bakan Yardımcısı, “Saddam’ın yerine geçecek yönetim belirlenene kadar askıya alınan”, Irak’a yönelik Amerikan saldırısına, Türkiye’den ciddi bir direniş gelmeyeceğini anlattı.
“Diğer Müslüman ülkeler ‘yarım ağızla’ saldırıya rıza gösterseler de, Türkiye’nin mücadeleye katılmayacağından kaygı duymak için çok az neden var” diyen Babbin’e göre, Türkiye’ye aynı zamanda, bölgede başarısızlığa uğrayan Amerikan diplomasisinin “taşeronluğu” rolü de verilebilir. Makalede, Arap devletlerinden Irak’a yönelik saldırı hazırlıklarına destek sağlamak isteyen ABD’nin başarısızlığının, Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in Ortadoğu turu sırasında ortaya çıktığı belirtilerek, “Amerika ve Arap ulusları arasındaki uçurum giderek açılıyor. Eğer onu daraltmaya girişeceksek, bu girişim, bizimkinden çok Türk diplomasisiyle sonuç verecektir” denildi.
Cem ve Papandreu
Türkiye Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu’nun, önceki gün İsrail ve Filistin’e gerçekleştirdikleri ziyaret de, makalede değerlendirme konusu yapıldı. “Herhangi bir şey için bir araya gelmeleri olağandışı” kabul edilen iki bakanın Ortadoğu’daki çalışmaları, Babbin tarafından, “Irak’a saldırı nedeniyle bir koalisyon oluşturmak için değilse de, Arap dünyasıyla Batı arasındaki gerilimi yatıştırmanın yollarını aramak için gösterilen çaba” diye tanımlandı.
Babbin, Arafat’la görüşen bakanların, geçen hafta ABD Dışişleri Bakanı Powell’ın getirdiği, “uluslararası toplantı” önerisini yineleyeceklerini belirterek, “Powell’dan farklı olarak, biri Müslüman diğeri Hıristiyan olan bu devletler, şu anda Amerika’nın dolduramadığı ‘dürüst arabuluculuk’ yerini dolduracaklar” ifadesini kullandı.
‘Arafat piyonuna karşı’
“Türkiye ve Yunanistan, Ariel Şaron ve Colin Powell’ın başarıyla tamamlayamadığı şeyi, yani bütün Ortadoğu Arap devletlerini ‘barışı’ getirmek ve yürütmekten sorumlu tutmayı yerine getirebilirler” denilen makalede, bunun gerçekleşebilmesi için de, “Arap devletlerinin, Arafat’ı, bugüne kadarkinden daha farklı bir amaç için yönlendirmeye ikna edilmeleri gerektiği” savunuldu.
Babbins, Filistin lideri Arafat’ı, “piyon” olarak niteleyerek, “onun terörizminin, oyunun sonunu görmesini imkansız hale getireceğini” öne sürdü. Buna karşılık, Türkiye’nin diplomatik çabalarıyla, Arap devletlerinin Filistinlileri, İsrail ile anlaşmaya razı edebileceği görüşünü dile getiren Babbins, bu anlaşmanın şartlarını ise şöyle sıraladı. “İsrail devletinin tanınması ve varlığının garanti altına alınması, aynı zamanda da, bağımsız Filistin devletinin kurulması.” Amerikalı Babbins, bu planı, “Her ciddi oyuncu, oyunu kazanmak için bir piyon kaybedecektir” diyerek savundu.
Bilindiği gibi, bu plan, Suudi Arabistan Prensi Abdullah’ın, “barış planı”nın ana hattını oluşturuyor.


Başa dön


‘Hesabını veremeyeceksiniz’
Şartla Salıverilme Yasası yeniden düzenlenirken, katliamcı Haluk Kırcı ve “milliyetçi katilliği” uluslararası sembolü Mehmet Ali Ağca’nın özel olarak affedilmesinin sağlanması tepki topladı.
Oldu bittiye getirilerek Meclis’ten çıkarılan Şartlı Salıverilme Yasası’nın ‘kişiye özel’ hale getirildiğini belirten EMEP Genel Başkan Yardımcısı Memet Kılınçaslan, aydınlar, gençler ve emekçiler düşünceleri nedeniyle cezaevlerinde tutulurken, Mehmet Ali Ağca ve Haluk Kırcı gibi uluslararası üne kavuşmuş katillere af çıkarmanın kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Kılınçaslan, dün yazılı açıklama yaparak, Meclis’ten çıkarılan Şartla Salıverilme Yasası’nın ‘kişiye özel’ hale getirildiğini belirtti ve “MHP’nin ağırlığını koyarak çıkmasını sağladığı yasa ile 2 faşist katil Haluk Kırcı ve Mehmet Ali Ağca serbestçe aramızda dolaşacak” dedi. Yasanın, Meclis Genel Kurulu’nda tartışılmasına olanak tanınmadan, oldu bittiye getirilerek Meclis’ten geçirildiğini ifade eden Kılınçaslan, yasanın ‘baskın yasa’ olarak çıkartılmasının nedeninin bir dönemin sembol tetikçisi katliamcı Kırcı ve “milliyetçi katilliğin” uluslararası sembolü Ağca olduğunu açıkladı.
“Ülkemizde aydınlar, gençler ve emekçiler düşünceleri nedeniyle cezaevlerinde tutulurken, duvarlara yazı yazanlar insanlık dışı koşullarda yıllarca hapse mahkum edilirken, ‘anadilde eğitim’ için dilekçe veren gençlerin gelecekleri söndürülürken, uluslararası üne kavuşmuş katillere af çıkarmak elbette ki kabul edilemezdir” diyen Kılınçaslan, idam cezasının ‘siyasi suç’lar için geçerli olmaya devam etmesi yönünde ısrar eden MHP’nin, Kırcı ve Ağca gibileri söz konusu olunca sarf ettiği özel çabanın ikiyüzlülüğünü gözler önüne serdiğini belirtti. Kılınçaslan açıklamasını şöyle bitirdi: “Bu çabaya uyan hükümet partileri ise, halkın vicdanında affedilmeyenleri af etmenin hesabını veremeyecek. Halk, bu suçluları ve Meclis sıralarında oy vererek onlara ortak olanları unutmayacak.”
DİSK: Boğulurlar
DİSK Genel Sekreteri Musa Çam da af yasasının kabul edilmesini eleştirdi. Çam, yaptığı yazılı açıklamada, Meclis çatısı altında yaşananların, “tüm toplum için ibret verici bir tablo ortaya çıkardığını” söyledi.
Adalet Komisyonu’ndaki tartışmaların ortaya koyduğu gerçeğin, bu yasayla “kişilere özel düzenlemelere gidildiği” olduğunu belirten Musa Çam, “Yasaları toplum için değil, ideolojik, siyasi ve ekonomik çıkar sağlama aracı olarak çıkaranlar bir gün yarattıkları bataklıkta boğulurlar” dedi.
Bu arada yasa Cumhurbaşkanı Sezer’in onayına sunulmak üzere Çankaya Köşkü’ne gönderildi.


Başa dön


Cem ve Papandreu ABD’ye bilgi verecek
ABD Kuzey Irak’ı hedef tahtasına oturtuyor
Irak’a Amerikan müdahalesini meşru göstermeye yönelik, “El Kaide’nin Kuzey Irak’ta üslenmeye başladığı” yönündeki haberler, daha yüksek perdeden seslendiriliyor. Kuzey Irak’taki Kürt grupları ise, ABD müdahalesine açıkça destek vermekten kaçınıyor ama Amerikalı yetkililerle görüşmeleri sürdürüyorlar. Amerikan New York Times gazetesi, “Usame Bin Ladin’in terör kamplarında eğitilen bir grup aşırı dinci militanın Kuzey Irak’ta yuvalandığını” iddia etti. “Bu kişilerin Kuzey Irak’ta dengeyi ve istikrarı bozabilecekleri” uyarısını yapan New York Times gazetesi, sayıları birkaç yüz kişiyi bulan militanların Kuzey Irak’ta bir “kurtarılmış bölge” oluşturduklarını da öne sürdü. Haber; Iraklı Araplar, Kürtler ve Ürdünlülerden oluşan militanların yaşadığı bölgenin dağlık olduğu ve çevresinin mayınlanmış bulunduğu bilgileriyle de süslendi; ayrıca, Halepçe yakınındaki çok sayıda küçük köyün, bu militanların kontrolünde olduğu duyuruldu.
Trabzon’da Kafkas doruğu
ABD’nin Kafkasya hamlesi doğrultusunda, Kafkaslara yönelik girişimlerini artıran Türkiye Azerbaycan ve Gürcistan’la 3’lü doruk toplantısı gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü ve Dış Politika Başdanışmanı Tacan İldem, Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan cumhurbaşkanlarının 29-30 Nisan tarihlerinde 3’lü Doruk Toplantısı’nda Trabzon’da biraraya geleceklerini bildirdi. Tacan İldem, Çankaya Köşkü’ndeki basın bilgilendirme toplantısında, 29-30 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan 3’lü Doruk Toplantısı’na ilişkin bilgi verdi. Doruk Toplantısı’nda 3 ülkenin “devlet başkanlarının” biraraya geleceğini kaydeden İldem, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in girişim ve davetiyle ilk kez düzenlenecek olan Doruk Toplantısı’nın Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki işbirliğinin daha da güçlendirilmesine, Kafkasya bölgesinde istikrara ve ekonomik gönence katkıda bulunacağını iddia etti.
HADEP ve CHP’den Ecevit’e tepki
HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak, partisine ilişkin Başbakan Ecevit’in “bölücü parti” sözlerine tepki göstererek, “Bu sözler devlet adamı sorumluluğuna yakışmayan bir tavırdır. HADEP’in CHP ile olan ilişki düzeyi parlamentoda temsil edilen diğer siyasi partilerden farklı değildir” dedi. Murat Bozlak dün yaptığı açıklamada, Türkiye’nin 15 yıllık zor bir dönemden geçtiğini belirterek, partisinin böyle bir dönemin yeniden yaşanmaması için barışçıl siyaseti yaşama geçirmek amacında olduğunu ifade etti. Demokratik Türkiye projesinin hayata geçmesi için çaba gösterdiklerini kaydeden Bozlak, Başbakan Ecevit’in önceki gün partisine ilişkin “bölücü” tanımlaması yapmasının talihsizlik olduğunu ifade etti. Bozlak, “Başbakan’ın bu yaklaşımı demokratik alanda siyaset anlayışıyla bağdaşmıyor. Yasal, demokratik alanda siyaset yapan bir parti için ‘bölücü parti’ demek devlet adamı sorumluluğuna yakışmayan bir tavırdır” dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net