Bir Afgan izdihamı sırasında dövüldüm ve geçen aylar boyunca birçok gazetecinin evi sayılan Chinar Road adlı konukevine ulaştığımda hâlâ çürükler ve kanlar içindeydim. Daniel ve Mariane adeta mutluluğun resmiydi. Son günlerde yaşadığım sıkıntılı günlerin ardından büyük oranda rahatlamıştım. Beni kahve ikram etmek için küçük odalarına çağırdılar ve içinde telefon numaralarının yer aldığı listelerini açtılar. Dövüldüğüm esnada telefon defterimi kaybetmiştim.
Daniel, Katar’daki gazeteci arkadaşlarıma ulaşmam için onun uluslararası hattını kullanmam konusunda ısrar etti. Onlara “Afganistan’a mı gidiyordunuz?” diye sordum. Başlarını salladılar. Mariane hamile olduğunu söyledi. Bu küçük odada bir şeyler vardı, sıcaklığı, rahatlığı, bir tür kendine yeterli bir ev. Birbirine büyük bir aşkla bağlı bu iki insanla her karşılaşmamda, sık sık bu intibaya kapılmışımdır.
Esirlere karşı Daniel
Daniel, Pakistan’ın Karaçi kentinde, İslami gruplar hakkında araştırma yaparken, görüşme için gittiği bir lokantada rehin alındı. Fidyeciler onu zorla başka bir yere götürdüler ve bu, geçen birkaç günün ardından, o garip fotoğraflarını görene dek onu son görüşüm oldu. Fidyeciler, eğer Amerika’nın X-Ray kampında tutulan Pakistanlı tutuklular yargılanmak üzere Pakistan’a geri gönderilmezlerse ve hapiste tutulan kurucu Taliban delegeleri İslamabad’a dönmek üzere özgür bırakılmazlarsa onu öldürecekleri tehdidinde bulundular.
Kendilerini “National Movement for the Restoration of Pakistani Sovereignty” (Pakistan’ın Bağımsızlığı İçin Ulusal Hareket) adını veren ve sıradan İslami örgütlerde alışık olmadığımız tarzda “kidnapperguy@hotmail.com” elektronik posta adresini kullanan bu fidyecileri belirleyen ilk kişi ben değilim. Ancak Daniel’in İslami organizasyonlarla iletişim kurmaya çabaladığından bu yana dinlerini ciddiye alan bu insanlarda belirgin bir değişim oldu. “Amerika’nın göstermiş olduğu nezaketi, ölümün ta kendisini hatırlatan bir küstahlıkla ölüm hediyesi vermesi ve onların yakınlarına yiyecek yağdırması” nedeniyle fidyeciler de Daniel’in ölümünün ardından onun ailesine yiyecek vermeyi vaat ettiler.
1980’lerin ortalarından sonlarına kadar yaşanan süreçte, gazeteciler Beyrut’taki fidyecilerce avlandılar. İslami Cihad -kendilerine daha sonra bu ismi verdiler- ve ölüm tehditleri düzenli olarak yaşanan olaylardı. Arkadaşım Terry Anderson’un bedenini çöpün içinden seçmek için tam bir saat harcadığımı hatırlıyorum. Yaklaşık yedi yılın ardından tahliye edilmesiyle bu hikâyeyi ona şahsen anlatabilmekten dolayı mutluyum.
Ciddi politik hatalar
Ben, merhametsiz, uzlaşılmaz ve son derece katı fidyecilerin bazılarıyla karşılaştım. Ancak bunlar ciddi bir politik hata yaptılar. Önceden rehin alınan yabancılar, Batılı gazetecilerin hemen hepsi Beyrut’tan kaçtılar. Kurtarma operasyonuna rağmen -ki rehin alınmış meslektaşlarımın beşte birinden fazlasının Beyrut’ta olması bana garip geldi- Lübnan trajik bir şekilde medyaya saldırdı.
Kimse ülkenin güneyinde Hizbullah ile işgalci İsrail ordusu arasında geçen mücadelenin yaşandığı büyük savaşı okumadı ve duymadı; ve Lübnanlıların kuşatması altında bulunan Filistin kamplarında çekilen acılar tam anlamıyla anlatılamadı.
Uydular halinde yüzeyde kalmaya devam eden bu fidyeci grupların etrafında, Hizbullah, şimdi, rehin almaların bir büyük gaf olduğunu ve amaçlarının masumların insaniyetsizce tutuklanması ve hayatlarının tehdit altında olmasından tamamen uzak olduğunu kabul ediyor. Eğer İsrail, Hizbullah’ı Amerika’nın “teröristler” listesine alınması konusunda ikna edemezse, fidyeciler hileye başvuracaklardı. Ulusal direnişin “terörizm” ile karıştırılmaması gerekliliği argümanı hiç duyulmadı. Çünkü bunu rapor etmesi gereken gazeteciler ya kilit altına alındılar ya da kaçtılar.
ABD’nin hukuksuz zaferi
Daniel’in fidyecileri şu sıralar benzer bir hata daha yapıyorlar. Amerikalı gazetecilerin Pakistan’ı terk etmeleri için onlara gece yarısına kadar süre tanıdılar. Onbinlerce Afgan mültecinin acı çekmesinin en iyi yolu; Amerikan zaferi sonucunda ortaya çıkan hukuksuz, karmaşa içerisindeki bir Afganistan; Keşmir’deki kriz; Pakistan’ın kayıtsız zavallı haldeki milyonlarca insanının içine düştüğü kötü durum ve Birleşik Devletler’in asla karşılamayacağı bir dizi ciddi talep...
Şimdi; Guantanamo’da tutuklulara yapılan insafsız, yasadışı muamelelerin, demokratik olduğunu iddia eden bir ülke için adeta bir skandal olduğunu düşünür oldum. Bu adamların, savaş mahkemelerinden gelen ölüm tehditleri ile Beyrut fidyecileri gibi davrandıklarını daha önce yazmıştım. En tehlikelisi; Bush’un geçen hafta verdiği demeçlerdir. ABD Hükümeti’nin uyuşturulmuş, gözleri bağlı ve kelepçeli mahkûmların o iğrenç resimlerini ortaya dökmekte bir sakınca görmemesi benim için sürpriz olmadı. Ama dünyanın bu skandala yönelik öfkesi; gazetecilerin bu durumu baş makalelerinde belirtmeleri ve köşe yazılarında, yapılan muamelelerin intikam yüklü oluşunu açıklamalarıyla harekete geçirildi. Gazete muhabirleri olmadan; ne Amerikan B-52 bombalarıyla öldürülen masum Afganlara ne de Kuzey İttifakı’nın öldürdüğü Taliban mahkûmlara dair ortadan kaldırılmış görgü tanıkları ve deliller elimize geçemezdi.
Bin Ladin’e çağrı
Usame Bin Ladin’in yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum. Ama bundan şüpheliyim. Eğer yaşıyorsa etrafında olup bitenlerden haberi vardır. Ben onu bilirim, o da beni. Ve yine eğer yaşıyorsa; bunu yapacak güce de sahipse ve bu yazıyı okuyorsa -ki yaşıyorsa mutlaka okuyacaktır, çünkü bana ait haberler Arapça ve Afgan dilinde yayınlanır- ondan Daniel’in güvenliği için elinden geleni yapmasını istiyorum. Pakistan’da ona verilen destekten yarım saat boyunca gururla bahsetti ve onun sözleri ileti olsa dahi, Daniel’i kaçıranlar eğer Kuran’a inanan insanlarsa muhakkak göz önünde tutulur.
Bu özel bir dava değil. Yaşı ve mesleği ne olursa olsun masum olan korunmalı. Ancak ben siyah camlı arabalardan, sakallı gangsterlerden ve zindan hapsinden korkarak hayatımın uzun bölümünü Beyrut’ta geçirdim. Ve bugün, bütün bu olanları güzel, güneşli bir kış günü, şu an güvenli olan Beyrut sahilinde umarsızca yazıyorum, Daniel’in başına neler geleceğini düşündükçe tüylerim diken diken oluyor. En basiti, bizler Amerika’nın Afgan savaşı ile ilgili gerçekleri açıklaması ve Daniel’in evine, karısına ve doğmamış çocuğuna dönmesine izin verilmesi konularında çaba sarf etmek üzere anlaşmalıyız.
(The Independent’tan çeviren Arzu Erdinç)

Başa dön

