www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Dosya

Köşe Yazıları



Çatısız kalmak
Depremle birlikte bütün mal varlıklarını kaybeden ve kiracı oldukları evler oturulamaz hale gelen depremzedeler, şimdi diğer depremzedeler gibi prefabriklerde kalıyorlar.

Sorunlar çözülmeden psikoloji düzelmez
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu Psikososyal Delegesi Caroline Schlar, deprem anından sonra yaşanan olumsuzlukların azaldığını fakat, yaşam koşulları iyileştirilmediği için psikolojik sorunların sürdüğünü söylüyor.


Çatısız kalmak
Rojda İldan
17 Ağustos Marmara depreminin ardından, evlerini, işlerini ve bütün mal varlıklarını kaybeden depremzedeler, isteseler de normal hayatlarına dönemiyor. Elektrik faturalarını ödeyemedikleri için elektriksiz kalan, mektupları ve resmi belgeleri ellerine ulaşmadığı için haklarında gıyabi tutuklama kararı çıkan depremzedeler şimdi yeni bir korkuyla yaşıyor.
Depremden önce kiracı olan depremzedeler, kalıcı konutlardan yararlanamıyor. Prefabrikler boşaltıldıktan sonra ne yapacaklarını bilemeyen depremzedeler, çatısız kalma korkusuyla yaşıyorlar. Cevdet ve Zümre Yanan, bundan dört yıl önce, ekmek kazanamaz duruma gelince, dört çocuklarını yanlarına alarak Bitlis’ten Yalova’ya gelmiş. Bir ev bulup, yerleşmişler, baba çalışmaya başlamış, yeni bir hayat kurmak üzere. Bu yeni hayatın temelleri, depremle yıkılmış. Ölmediklerine sevinirken, baba işsiz kalmış. Kiracı oldukları evin de ağır hasarlı olduğu anlaşılınca, evden çıkmışlar. Bir yıl, diğer depremzedeler gibi çadırda kalmışlar.
Sonraysa, 30 metrekarelik prefabriklerde yaşamaya başlamışlar. Yanan ailesinin, altı kişiyle tek göz bir odada verdiği yaşam mücadelesi, diğer depremzedelerinkinden çok da farklı değil. Kışın soğuktan, yazın sıcaktan gelen hastalıklar, kanalizasyon yokluğu, açlık ve yoksulluk. Cevdet Yanan, zar zor da olsa, kısa bir süre önce kendine bir iş bulabilmiş. Şimdi, pidecilik yapıyor. Asgari ücretle çalışıyor. Bu ay, prefabriklerine 19.5 milyon lira elektrik faturası gelmiş. Ödeyememişler, daha önce gelen faturalar da buna eklenince toplam 75 milyon lira elektrik borçları çıkmış. Geçen sene, bir yardım kuruluşundan aldıkları destekle üç çocuğunu da okula gönderebilmiş. Fakat bu sene gönderip gönderemeyeceğini bilmiyor. Yanan’ın bir çocuğunun kalp ameliyatı olması gerekli ve sigortası yok.
Cevdet Yanan’ın eşi Zümre, çektikleri yoklukları şu sözlerle ifade ediyor: “Ne pazara gideyim, ne çocuklarıma kahvaltı hazırlayım. Yok bunlar, Kur’an çarpsın ki yok. Şimdi diş doktorundan geliyoruz. Çocuğun dişi çürük, çekilmesi gerekiyor. doktor 20 milyon istedi. Bıraktık geldik. Nereden bulup veririz 20 milyonu? Ellerim kollarım uyuşuyor. Doktor Bursa’ya git dedi, nasıl gideyim, sigorta yok, yol parası yok?”. Bu yokluklar, Yananların kafasında fazlaca yer işgal etmiyor. Onları, dertlere sokan başka bir korku var şimdi; çatısızlık korkusu. Yanan’ın durumu da, diğer kiracı depremzedeler gibi. Prefabrikten çıkınca ne yapacaklarını bilmiyorlar; Yanan, “Prefabrik olmasa kira veremem, evsiz kalırız” diyor.
Bize ödül veren yok!
Onların istedikleri diğer kiracılarınkinden farklı değil. Ya prefabriklerde yaşamaya devam etmek ya da kalıcı konutlarda hak sahibi olmak istiyorlar. Fakat, onlara yanıt veren yok. Cevdet Yanan’ın en çok kızdığı kendi yaşamlarıyla dalga geçilmesi. “Hayret ediyoruz ama yıllardır böyle yaşıyoruz. Bizim bütün ay yediğimiz yemeklerdeki vitaminleri toplarsan, bir aspirindeki vitaminden daha düşük olur. Benim günlük kazancım, bir kilo et parası bile etmiyor, işte biz yıllardır böyle yaşıyoruz. Televizyonda çıkıyorlar, bir evde asgari ücretle yaşıyorlar, çolukları çocukları yok. Biz her ay asgari ücretle geçiniyoruz kimse bize ödül vermiyor” diyor baba Yanan.
‘Nerede kalırız?’
Muhyettin ve Nedime Aydın da sokakta kalma korkusuyla yaşıyor şimdi. Ama onların nedenleri farklı. Yaşlı çiftin, yıllar önce aldıkları arsalarına yaptıkları evleri yıkılmış. Bir arsanın üzerinde üç tane tek katlı ev varmış. Bu evler, depremde yıkılmış fakat hak sahibi olamıyorlar. Çünkü evin tapusu, eski gelinlerinin üzerineymiş. Gelin şimdi Almanya’da.
Muhyettin ve Nedime Aydın’a vekaletname vermiş, “Burada hak sahipliğim yoktur” diyerek beyanatta bulunmuş fakat bunlar kabul edilmiyor. Şu anda, Çiftlikköy 10. bölge prefabriklerinde kalan yaşlı çift, yıllarca emek vererek yaptıkları evleri üzerinde nasıl hak sahibi olamadıklarını anlayamıyorlar. Onları endişelendirense, Yanan ailesininkiyle aynı. “Prefabrikler boşaltılırsa ne yaparız, nerede kalırız?”

Başa dön


Sorunlar çözülmeden psikoloji düzelmez
Savaş Velioğlu
Marmara depremi ardından kişilerde yaşanan psikolojik sorunlar devam ediyor. Depremde oluşan kayıplar nedeniyle ortaya çıkan psikolojik yıkıntı depremzedelerin yaşam koşulları iyileştirilmediği için sürmeye devam ediyor.
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu Psikososyal Delegesi Caroline Schlar deprem olduktan sonraki ilk haftalarda bütün insanların psikolojilerinin olumsuz etkilendiğini ve insanlarda uyku bozukluklarının oluştuğunu belirtiyor. Belli bir dönem insanlarda hissizleşme yaşandığını kaydeden Schlar, “İnsanlar yaşadıklarını hatırlamak istemedi ve bu düşüncelerden kaçmak istediler” diyor. Schlar, depremden birkaç ay sonra toplumun bir bölümünün kendilerini toparlamaya başladıklarını, fakat diğer kesimde olumsuzlukların daha da derinleştiğini vurguluyor.
Kişilerin deprem anını yaşamaları uzun bir süre depresyona girmelerine neden oldu. Uyku bozukluğu, herhangi bir şey olmadığı halde ağlama, sinir gerilmesi gibi sorunların yaşandığı belli bir dönem ardından, yaşanan psikolojik sorunlar beyinde saklanmaya başlandı. Yaşanan bu olumsuzlukların daha sonra tekrar ortaya çıktığının altını çizen Schlar, “Beyne saklanan olumsuz davranışlar daha sonra aile içinde veya yaşanan çevrede ortaya çıkan sorunlarda tekrar ortaya çıktı” diyor.
Schlar, deprem sonrasında insanların yardıma ihtiyaçlarının büyük olduğunu gördüklerini ve bunun üzerine kasım ayında Türkiye’ye gelip koşullarına göre bir proje hazırladıklarını belirtiyor. Schlar “Projemizi toplu tedaviler yapabileceğimiz bir şekilde hazırladık” diyor. İlk deprem anına göre olumsuzluklarda azalma görebildiklerini kaydeden Schlar, “Fakat depremzedelerin yaşam koşulları değişmediği için her an yaşadıkları olumsuzluğu hatırlayabiliyorlar ve bu da kişilerin eskiye dönüşüne neden oluyor. Depremzedelerin fiziksel koşulları iyileştirilmediği için ilk anki duygular hiç unutulmadı ve her an ortaya çıkabiliyor. Yaşanan psikolojik tahrip yıllar sonrada ortaya çıkabiliyor. Bunun için bizler elimizden geldikçe yaşanan tahribi azaltmaya çalışıyoruz” diyor. Hazırladıkları projenin ana temasının merkezler açarak bu merkezlerde gönüllü kişilerle birlikte insanlara psikolojik açıdan yardımcı olmak olduğunu söyleyen Schlar “Oluşturulan gönüllü grubuna verilen eğitim sonucu, insanlara ulaşıp yardımcı olmaya çalışıyoruz. Halk yaşadığı sorunları kendisi çözmelidir, diye düşünüyoruz ve bu doğrultuda oluşturduğumuz gönüllü gruplarındaki kişileri sorunları yaşamış halkın içinden seçiyoruz” diyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net