www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Dosya

Köşe Yazıları



Süper Lig’in değerlendirilmesi dört büyüğün durumuna göre yapılıyor olsa da çağdaş ve akılcı bir futbol sergileyen Ankaragücü, Gaziantep ve İstanbulspor da gözden kaçırılmamalı. Geçtiğimiz yılın ikinci yarısından itibaren başarı grafiği yükselen Ankaragücü oturmuş kadrosuyla yeni ligin ‘flaş’ ekibi olma yolunda. Gaziantep yenilmesine rağmen umut verirken, yenilerde Göztepe de lige iyi başlayanlardan.



Ayrıntı denip geçilmesin
Şenay Aydemir
“Fenerbahçe böyle giderse, çok canı yanar”, “Galatasay’ın futbolu zevk vermiyor”, “Daum ne yaptığını bilmiyor”, “Trabzonsporlular havaya girmiş” nakaratları arasında geride kalan Süper Lig’in ikinci haftasında hesaplar yine büyüklerin haleti ruhiyesine göre yapıldı.
Oysa, geçtiğimiz yılın ikinci yarısından itibaren ortaya koyduğu akılcı ve çağdaş futbolla izleyenlere zevk veren bir Ankaragücü, futbolun gerçekten kollektif bir oyun olduğunu hissettiren Gaziantep ve İstanbulspor da bu ligin takımları. Ve görülen o ki, hem ortaya koydukları futbolla hem de, aldıkları skorlarla ‘üzerlerinde’ durulmayı hakediyorlar.
Geride kalan haftanın en önemli olayı olarak Fenerbahçe’nin 30 yıl sonra İstanbulspor’a yenilmesi gösterildi. Oysa bu bir olay değil. Akli selim bir futbol erbabı bu sonucun tersinin olay olması gerektiğini bilir. Geçtiğimiz yılın ‘deplasman fobili’ şampiyon takımını, genç ve yetenekli kadrosunun başına aynı özelliklere sahip Aykut Kocaman’ı getiren Uzan mağduru İstanbulspor’un yenmesinde şaşılacak bir durum yok.
Eğer bu haftanın bir ‘olayı’ olacaksa Gaziantepspor’un 50 dakika on kişi, son on dakilayı da dokuz kişi oynayarak nasıl bu kadar pozitif ve güçlü bir oyun ortaya koyduğu olmalıdır. On kişi olmasına rağmen oyuna hakim olan, savunmasını orta sahada kurarak Trabzonspor’u kendi alanına yaklaştırmayan ve dokuz kişiyken bile cesaretle rakip kalenin önüde gol arayan Gaziantep belli ki bu yılın da zevkle seyredilir takımları arasında.
Ankara’nın gücü
Ve Ankaragücü; geçtiğimiz yılın ikinci yarısında üstüste aldığı farklı galibiyetlerle, bu yılın sinyallerini veriyordu aslında. Augustine, Kennedy’den kurulu forvet hattını Hakan Keleş ve Ragerio ile destekleyen Ankara takımı, ligin iddialı ekiplerinden birisi olmaya aday görünüyor. Teknik Direktörler arasında en mütevazilerinden biri olarak görülen Ersun Yenal, belliki yavaş yavaş güçlenen bir takım yaratmayı başarıyor.
Bir başka Ankara takımı Gençlerbirliği ise, bu yıl pek tat vermiyor. Ümit Karan’ı Galatasaray’a, Kona’yı da Diyarbakırspor’a sattıktan sonra gol sorunu yaşayacağı düşünülen takımda böyle bir sıkıntı yok. İki haftada altı gol atma başarısını gösterdi. Ama bir o kadar da yemesi işinin zor olduğunu gösteriyor.
İlk iki haftanın ederinden şöyle bir sonuç da çıkabilir: Antalyaspor ve Malatyaspor belli ki bu yılın misafir takımları. Onların arasına girebilecek takım sayısı ise bir hayli fazla. Tümer, İlhan ve Ali Akdeniz gibi üç önemli oyuncusu kaybeden Samsunspor yeniden ‘asansör takım’ olabilir. Samsunsporlu taraftarlar arasında ‘asansör takım’ tanımı en az 4- 0’lık Fenerbahçe galibiyetlerinin ardından dolmuşlarda söylenen “Arkayı Fenerleyelim” muhabbeti kadar eski ve meşhurdur. Zira seksenli yıllardan Samsunspor ikinci lig ile birinci lig arasında bir inip bir çıkıyordu. Her birinci lige çıkışta ‘artık asansör takım olmayacağız’ açıklamalarını yapan yöneticilerin veciz sözleri taraftar geyikleri arasında yer alır.
Lucescu ne yapıyor?
İkinci haftanın sonuda puan cetvelinin alttan dördüncü sırasında ise Bursaspor görülüyor. Bu yıl bu takım için iyi geçmeyecek gibi görülüyor. Ama oturmuş kadrosu ve deneyimli hocası Nejat Biyediç’le Bursaspor’un ligde kalma şansı Y.Yozgat ve Çaykur Rize’ye göre daha fazla gibi.
Fotbol piyasasının etrafından örgütlendiği ‘Dört Büyükler’e gelince. Hagi ve Fatih Terim’in üzerlerindeki etkilerinden arınmış bir takımla çalışma fırsatı bulan Lucescu, henüz istediği takımı sahaya süremiyor. Ancak, teknik direktörün ne istediği de tam olarak belli değil. Bir taraftan Fatih Terim dönemindeki başarıların nafakası olarak kalan borçlar, diğer taraftan medyanın sürekli eleştiriler Lucescu’nun Türkiye’de kalma süresinin de belirleyecekmiş gibi görülüyor. Görülen o ki, Galatasaray geçtiğimiz yıllara oranla daha mütevazi bir hedefle sürdürecek ligi. Ama iki haftalık futbolun ‘uyku hapı’ niteliğinde olduğunu da eklemek gerek:
Fenerbahçe’de ise deplasman konusundaki ‘efsane’ geri döndü. Deplasmanda yine yok. Kendi sahasının ‘kralı’ olan takımın burada ilk yenilgisinden sonra nasıl bir görüntü çıkar bilinmez. Hele bir de Şampiyonlar Ligi’ne kalırsa, fizik olarak hazır olmadıkları gözlenen takımın haftada üç maçlık periyoda dayanması zor gibi görülüyor.
Beşiktaş ise, apar topar getirdiği yeni kalecisini hızır gibi sürdü Bursa karşılaşmasında. Görülen o ki, Daum savunma sıkıntılarını çözememiş. Ancak Beşiktaş iyi bir oyun için gelecek vadediyor.
Trabzonspor’a gelince geçtiğimiz hafta alınan Beşiktaş galibiyetinin ardından yelkenleri medya tarafından şişirilen takım, Trabzon sahiline biraz sersemlemiş olarak çıktı. Gaziantep maçında zor anlar yaşayan ve yıllar sonra ilk kez tribünleri tıklım tıklım olan takımın seyircinin ağırlığı altında ezildiği gözleniyor. Gol gelmeyince daha 60. dakikadan itibaren takımını ıslıklayan seyircinin ağırlığını yeni transferler ne kadar kaldırır bilinmez.


Başa dön


 
Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net