www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Dosya

Köşe Yazıları



Her gün yeni bir parti falı açılıyor
Dillerde “yeni oluşumlar” var. Süleyman Demirel, Sadettin Tantan, Erdal İnönü, Mümtaz Soysal, Sema Pişkinsüt, Rıdvan Budak, İ. Melih Gökçek, Mehmet Ağar... Bu isimlerden sadece Demirel, söylentileri yalanlıyor.

‘Devletten umudum olsa iş isterim’
Okullara kayıtlar başlarken, aileler çocuklarının eğitim masraflarını karşılama derdinde. Geçimlerini hamallık vb. günlük işlerle sağlayan Diyarbakırlılar, çocuklarının eğitim masraflarını karşılayamıyor.

Makedonya Dışişleri Bakanı geliyor
Makedonya Dışişleri Bakanı İlinka Mitreva, çalışma ziyareti için bugün Ankara’ya geliyor.


Her gün yeni bir parti falı açılıyor
Serpil Kurtay
Türkiye’nin son dönemdeki politik ve ekonomik gidişatı, yeni partiler kurulacağı üzerine söylentileri de artırıyor. Hemen her gün “parti kuracağı”, “yeni bir arayış içinde olduğu” söylenen kişilere bir yenisi ekleniyor. Bunlardan bazıları bizzat çalışmaları yürüten kişiler tarafından gizlenmezken, bazıları, Demirel dışında kimse çıkıp da “Yok öyle bir şey” demediği için varmış gibi yorumlanıyor. Basında da tartışmalar hep bu varsayımlar üzerinden yürütülüyor. Partilerinden istifa edip “bağımsız” kalan politikacılarla ilgili bu tür haberlerin arkasının gelmemesi ise, bu kampanyanın medya ve sermaye grupları tarafından bilinçli olarak sürdürüldüğü izlenimini veriyor.
Demirel dönüyor mu?
Parti kuracağı üzerine haklarında söylentiler çıkan en önemli isimlerden biri Süleyman Demirel. Yoğun çabalarına rağmen Cumhurbaşkanlığı süresini uzattıramayan Demirel, emekliliği hazmedemediğini her fırsatta göstermekten çekinmedi. Bir ara DYP’nin, daha sonra da DTP’nin başına geçeceği söylenen Demirel’in, “9. Cumhurbaşkanı” olarak daha geniş kitleye ulaşacağı umuduyla, bugünlerde yeni bir parti kurma hazırlığında olduğu söyleniyor. Tabii ki DTP’nin beklenen imajı kazanamaması, DYP’nin adının da Susurluk’la, 28 Şubat’la sonlanan Refahyol dönemiyle ve yolsuzluklarla anılır olması bu tercihin etkenlerinden olsa gerek. Kimisi Güniz Sokak’ın hareketliliğinden bahsediyor, kimisi de Demirel’in 21 Eylül’de yapacağı Erzurum ziyaretine dikkat çekiyor. Hatta kendi imajını da yenileme çabasında olan Demirel’in “Cavit Çağlar, Kamuran Çörtük, Murat Demirel, Ali Şener” gibi isimlerin yer aldığı aile fotoğrafını çalışma odasından arşive kaldırdığı belirtiliyor. Ancak Demirel, ısrarla “Programımda aktif siyaset yok” diyor.
Tantan sessiz ve derin
İçişleri Bakanlığı’ndan alındıktan sonra ANAP’tan istifa eden Tantan’ı da önümüzdeki aylarda bir partinin lideri olarak görürseniz şaşırmayın. İstifalarının ardından memleketine dönen Tantan’ın da “ulusal bir hareket başlatmak için” çalışmalarını yoğunlaştırdığı ve hareketin önümüzdeki aylarda partileşeceği söyleniyor. Tantan’ın, en büyük silahı ise, zamanında medya tarafından “yolsuzlukların korkusuzca üstüne gitmiş” ve “partisi tarafından haksızlığa uğramış” bir bakan olarak lanse edilmiş olması. Tayyip Erdoğan’ın başını çektiği harekette olduğu gibi Tantan da “herkesi kucaklamaktan” bahsediyor. “Ne sağcı, ne solcu... Ama laik... Gözü ülke çıkarlarından başka bir şey görmeyen” isimlerle yola çıkacağı söylenen Tantan’ın, partiyi kurana kadar basın ve sermaye tarafından pohpohlanması ise kaçınılmaz gözüküyor. Ancak bu parlatılmaya Mesut Yılmaz’ın engel olmaya çalışacağını ya da sonunun Erdoğan’dan farksız olacağını söylemek de kehanette bulunmak olmasa gerek.
Gökçek cephesi net değil
En ilginç olmayan isim ise, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek. Fazilet Partisi kapatıldıktan sonra memnuniyetsizliğini gizlemeyen Gökçek, Erdoğan’ın kurduğu partiyi de beğenmedi. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’ndan birlikte çalışma konusunda ret cevabını alan Gökçek’in, Yalçın Koçak’ın genel başkanı olduğu Demokrat Parti ile çıkış yapma peşinde olduğu ifade ediliyor.
İ. Melih Gökçek’in ayrıca, Meral Akşener ve Sadettin Tantan ile de ortak hareket etmeyi amaçladığı söyleniyor. Demirel’den örtülü destek aldığı iddia edilen Gökçek’le ilgili oluşumda Mehmet Ağar’ın da adı geçiyor. Ancak ne Akşener’in ne de Ağar’ın hangi oluşumda yer alacağı net değil. Bakarsınız onlar da çıkıp bir partinin genel başkanı olurlar. Neden olmasın?

Başa dön


‘Devletten umudum olsa iş isterim’
Şerif Karataş
İlk ve ortaöğretim okullarına kayıtlar, dün başladı; 10 Eylül’de yeni öğretim yılı açılacak. Ülke genelinde, 15 milyon öğrencinin ailesi çocuklarının öğrenim masraflarını karşılama derdinde. Nüfusun büyük çoğunluğu işsiz olan Diyarbakır’da, yaşamını sürdürme sıkıntısı içindeki aileler, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamamanın ezikliğini yaşıyor. Hamallık ve başka günlük işler yaparak ailelerini geçindirmeye çalışan babaların anlattıkları, yeni öğretim yılının ne denli büyük sorunlarla açılacağını gösteriyor.
Köşe başları iş kapısı
Diyarbakır’ın hemen her sokağının köşe başlarını, sabahın erken saatlerinden itibaren, bekleşen insan grupları dolduruyor. Köşe başları, “günlük işler” bularak geçimlerini sağlamaları için umut kapısı.
Bağlar Dörtyol 79 Sokak’ın başında toplanmış olan gruptan Ramazan Açan, 15 yıldır hiç sürekli bir işte çalışamadığını söylüyor. Açan, köşe başında da her gün iş çıkmadığını, genellikle taşıma ve kanalizasyon temizleme işlerine gittiklerini anlatıyor. Ramazan Açan, haftada birkaç kez işe çıkarak, 5-6 milyon lira kazanıyor. Ailesi 50 milyon lira ev kirası ödüyor.
Okula giden 4 çocuğu olan Açan, eğitim masraflarını karşılayamıyor. “Okul bitinceye kadar eksiklerini tamamlayamıyoruz. Eksikleri bir dahaki seneye kalıyor. Büyüyenin elbiselerini küçüğe veriyoruz. Bu şekilde ihtiyaçlarını geçiştiriyoruz” diyor. Ramazan Açan, bu sorunun çözülmesi için, kendilerine yardım değil, iş imkânı verilmesini istiyor.
Mahsun Gençay, 24 yıldır düzenli bir işte çalışma şansına sahip olamamış. 6 çocuğundan 3’ü okula gidiyor. Gençay da, kendisine iş verilmesini, yoksa çocuklarını okutamayacağını belirtiyor.
Tek iş yetmiyor
“Fakirlere bakan yok” diyen Ekrem Açan, 6 çocuk sahibi. Henüz hiçbir çocuğu okul çağında değil. Ama, okul çağına geldiklerinde de, onları okula gönderemeyeceğini söylüyor Açan. Sonra da saymaya başlıyor; 60 milyon lira ev kirası verdiklerini, cebinde çay parası bile olmadığını, elektrik ve su faturalarını ödeyemediklerini ve çocukları hastalandığında ilaç alamadıklarını. Açan da, kendilerine iş verilmesini istiyor.
Halil Çalpan ise, asgari ücretle Dicle Üniversitesi’nde çalışıyor. Aldığı ücret yetmediği için, hafta sonları o da köşe başında hamallık işi bekliyor.
11 kişinin geçimi Halil Çalpan’ın üstünde; 5 çocuğu öğrenci. Çocuklarının okul ihtiyaçlarını kullanılmış kitap, defter, önlük alarak karşılamaya çalışıyor.
‘Bizim okul’ paralı
İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Behçet Yavuz, “Bizim Okul” projesi hakkında bilgi verirken, “bağış” adı altında, okul masraflarının velilerin sırtına yıkılmasını savundu. Yavuz, “Bağışlar sadece maddi yardım şeklinde olmaz. Örneğin hizmet ya da bir işe yardım da bu anlamda okulun yararınadır, bir tür bağıştır” dedi. “Bizim Okul” projesi, “okulun mahallenin malı olduğu” bilincini yaygınlaştırmayı ve okul masraflarının halkın cebinden karşılanmasını içeriyor. İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Behçet Yavuz, “Bizim Okul” projesini hayata geçirmeyi amaçladıklarını belirterek, okulun çevresi ile bir bütün olduğunu, mahallelinin okuluna sahip çıkması, okulun da kapılarını tüm mahalleye açması gerektiğini söyledi.
Üniversite deprem yaralarını sarıyor
Kocaeli Üniversitesi (KOÜ), Marmara depreminden sonra başlatılan yeniden yapılanma çalışmalarını sürdürüyor. Kentin çeşitli bölgelerinde toplam 650 bin metrekare alana sahip 3 yerleşkede 22 bin öğrencinin okuduğu üniversitenin fiziki yapısı, 17 Ağustos sabahı tamamen yok oldu. AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, fay hattında yer alan 35 bin metrekare alandaki Arslanbey Yerleşkesi’nde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Hukuk Fakültesi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne ait binalar yıkıldı. Aynı yerleşkedeki medikososyal binası, 2500 kişilik spor salonu, 350 kişilik kız ve erkek öğrenci yurdunun yanı sıra yapılmakta olan diğer binalar da kullanılamaz hale geldi. İzmit Merkez Yerleşkesi’ndeki Mühendislik, Fen-Edebiyat ve Teknik Eğitim Fakülteleri hasar görürken, Derince’deki Tıp Fakültesi ile Araştırma ve Uygulama Hastanesi binaları kullanılamaz duruma geldi. Hereke Yerleşkesi ile Derbent, Gölcük, İhsaniye, İzmit, Karamürsel, Kandıra, Köseköy ve Kullar’daki yüksekokul binaları da değişik derecelerde hasar gördü.
Doğan Taşdelen’e dava
Çankaya Belediye Başkanı olduğu dönemde, Verem Savaş Vakfı’na ait sağlık ünitesinin ruhsatsız faaliyet göstermesine izin vererek “görevlerini kötüye kullandıkları” iddiasıyla, eski Başkan Mehmet Doğan Taşdelen’in de aralarında bulunduğu 3 kişi hakkında 4 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle dava açıldı. Nöbetçi Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne açılan davanın, Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ahmet Soylu’nun imzasını taşıyan iki sayfalık iddianamesinde, özel sağlık kuruluşlarınca yapılan şikâyet üzerine, aynı konuyla ilgili olarak açılan soruşturma kapsamında, Çankaya Belediye Başkanı Haydar Yılmaz ile Sağlık İşleri Müdürü Hüseyin Yaşar hakkında “görevi kötüye kullanma” suçundan dava açıldığı kaydedildi. İddianamede, eylemin 1996 yılında yapılan protokolle başlandığının belirlenmesi üzerine, zamanın görevlileri hakkında da soruşturma başlatıldığı belirtildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net