Kürtler’in söyledikleri ağıtlar hem ezgindirler, hem de büyük mesajlar içerirler. Sözgelimi kim tarafından söylendiği bilinmeyen bir Diyarbakır ağıdı genç bir kızın istemediği zalim biriyle zorla evlendirilmesiyle ilgidir. “Hiç bilemem ne saattir ne gündür / Zorla beni bir zalime verdiler” diye ilk kıtası biten ağıt her ne kadar bir kızın başından geçen olay olarak verilmişse de ağıdın arka planında Kürtler’in birçok gelenek ve göreneği yatmaktadır.
Kürtler’in Cumhuriyet öncesi ağıtları içinde savaşların ve doğal afetlerin rolü büyüktür. Savaşa gidip de dönmeyenle, mezarsız ölüler için yakılan ağıtlar adeta bir ayin gibidirler. Döne dolaşa söylenen sözler, tekrarlar, acıyı yoğunca beyne kazıma ağıdın genel yapısını besler. “Yemen Türküsü”, Serhat Bölgesi’nin yıllardır unutamadığı ve halen sevilen bir ağıdıdır. Savaşlar, yıkımlar bireyden gelse bile herkesi ilgilendiren acılar tarihle birlikte bir ivme kazanırlar. Zulüm arttıkça ağıtlar da artar. Köy meydanlarında ağıtlar yükselirken, dağlarda türküler okunur. Bunlardan biride Antep’te yakılan “Ofo” ağıdıdır. Ofo, birinci paylaşım savaşı sırasında dağlara çekilir. Çok yakışıklı olan Ofo, zenginlerden alıp yoksullara vermesiyle nam salar. Devlet Ofo’nun düşmanı, halk dostudur. Halka dost olan Ofo’yu jandarmalar yakalayamaz. Çünkü halk onu gözü gibi saklamaktadır. Ama bir gün jandarmanın tuzağına düşen Ofo, günlerce çarpışmış, sonunda ölmüş. Büyüğü Aşo, küçüğü Iraz adında iki karısı, kocaları Ofo’nun vurulduğunu duyunca İraz elini başına koyarak ağıtlar düzer: “Ayşe kutnu giyer, İraz alaca / Kırın martinimi edin salaca / Ofo’nun mezarını edin derince / Neneyle, neneyle İraz neneyle / Çık dağın başına el eyle.”
Cumhuriyet idaresi başa geçince ilk iş olarak Kürt meselesine yönelir. Buna karşılık “İsyanlar” patlak verir. Şeyh Said asıldıktan sonra ömründe Şeyh Said’i belki görmeyenler bile onun için ağlarlar, onun adına mevlit okuyanlar, çocuklarına Said ismini verenler hiç de az değildir. Ya onun adına, onun için, onun davası için yakılan ağıtların haddi hesabı yoktur. Malmîsanij’in Türkçe’ye çevirdiği ağıtlar gerek şiir ve gerekse duygu bakımından oldukça etkindirler. “Axo lo! Ez î çûme bajarê (şehrê) Diyarbekirê taviya berf û baranê dixuşxuşand-Ağam! Diyarbakır şehrine gittim, sağanak biçiminde yağmur ve sulusepken kar yağıyordu” dizeleriyle başlayan ağıt artık geleneksel o ağıtlarda bildik acı temasını açmış, acı direnişe ve davete dönmüştür. Yine Dersim türküleri diyebiliriz ki ağıtlardan süzülmüşlerdir. Seyit Rıza için söylenen onlarca ağıt vardır. Dersim ağıtları içinde en bilineni Şeyusen üzerine söylenen Zazaki ağıttır: “Vano Seyit Rıza vasê / Roz qediya mende deka û saati / De biye wela beye mın biye / Hêfe mı yeno obe Seyuşeni / Heqe dina de zor virone reise kırmancıye.”