www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Küreselleşme üniversiteyi yok ediyor
Antalya’da biraraya gelen öğretim üyeleri dernekleri başkanları, ortak bir bildiri yayınlayarak yaşadıkları sorunları dile getirdiler.

‘Yasakçı yasayı püskürteceğiz’
Kamu emekçilerinin grevsiz, toplusözleşmesiz sendika yasasına karşı eylemleri dün de devam etti. Yaptıkları basın açıklaması ve oturma eylemlerinde kamu emekçileri, sahte sendika yasa tasarısının geri çekilmesini istediler.

EMEP cam işçilerini ziyaret etti
Emeğin Partisi Genel Başkanı Levent Tüzel ve İstanbul il yöneticileri, grevdeki Topkapı Şişecam işçilerini ziyaret etti.

Tekel işçileri Türk-İş’e öfkeli
TEKEL işçileri, Türk-İş’in kamu kesimi toplusözleşmelerinde imzaladığı protokolle IMF programına boyun eğdiğini söylediler.


Küreselleşme üniversiteyi yok ediyor
Öğretim üyeleri dernekleri ortak bir bildirge yayınlayarak, küreselleşmenin kamunun küçültülmesini dayattığını ve bunun üniversiteleri tasviye etme çabasına dönüştüğünü vurguladılar. Öğretim üyeleri, bu konuda etkin tavır içine gireceklerini duyurdular.
“Küreselleşme Sürecinde Üniversiteler” konulu panel dolayısıyla Antalya’da bir araya gelen Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Filiz Ersel, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Altıntaş, ODTÜ Öğretim Elemanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Semih Bilgen, Uludağ ÜniversitesiÖğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali Karabulut, Trakya Üniversitesi Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Yaşar Sucu, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Kadir Erdin ile Tüm Öğretim Elemanları Derneği Genel Yazmanı Prof. Dr. Mustafa Altıntaş’ın imzasıyla ortak bildiri yayınlandı. Türkiye’de yaşanan sorunlardan üniversitelerin de nasibini aldığı belirtilen bildiride, hükümetlerin kamusal alanın daraltılması, toplumsal hizmetlerin özelleştirilmesi doğrultusunda, araştırma fonlarını ortadan kaldırma, döner sermaye gelirlerini kısıtlama, araştırma görevlisi kadrolarını serbest bırakmama ve öğretim elemanlarının özlük haklarını görmezlikten gelme tutumunu sürdürdükleri kaydedildi.
Küreselleşmenin ürünü
Küreselleşmenin, kamunun küçültülmesini ve ekonominin özelleştirilmesini olmazsa olmaz koşul olarak Türkiye gündemlerine ihraç ettiği ifade edilen bildiride, üniversitelerin etkinlik gösteremez konuma itilerek tasviye edilmeye çalışıldığı kaydedildi. “Bunun sonucu olarak da üniversitelere biçilen görev, yabancıların ürettiği bilim ve teknolojiyi Türkiye’ye aktarmak ve tüketmek olmaktadır” denilen bildiride, bu çarpıklığa karşı koymak için üniversitelerin katılımcı, demokratik, özerk ve örgütlenme gibi öğelerden yoksun olduğu ve bunun kaynağında YÖK’ün bugünkü işleyişinin olduğu ifade edildi.
Gerici örgütlenme
Bildiride, “Üniversiteleri bu ayıba iten YÖK yöneticilerini istifaya davet etmek gerekmektedir. Üniversitelerdeki gerici ve şoven kadrolaşmalar devam etmektedir. Bazı üniversite yönetimleri bu türden eğilimleri büyük bir uyumla uygulama gönüllülüğü göstermektedirler” dendi.
Bildiride üniversite öğretim elemanlarının ekonomik, özlük haklarının büyük ölçüde aşındığı, bu haksız ve temelsiz durum acilen düzeltilmesi gerektiğine vurgu yapıldı. Bildirinin son bölümünde, öğretim üyeleri ve elemanları dernekleri olarak, bu kaosa son verilmesi istenerek, “Bizler, üniversiteye sahip çıkmaya ve toplumsal işlevimizi gerçekleştirmekten bizi alıkoyan her türden olumsuzluğa karşı etkin tavır içinde bulunmaya kararlı olduğumuzu duyururuz” denildi.

Başa dön


‘Yasakçı yasayı püskürteceğiz’
Kamu emekçilerinin grevsiz, toplusözleşmesiz sendika yasasına karşı eylemleri dün de devam etti. Yaptıkları basın açıklaması ve oturma eylemlerinde kamu emekçileri, sahte sendika yasa tasarısının geri çekilmesini istediler.
KESK’in Ankara’da Sakarya Caddesi’nde yaptığı basın açıklaması ve oturma eylemine Memur-Sen Genel Başkanı Fatih Uğurlu ile TÜMTİS Ankara Şube Başkanı Nurettin Kılıçdoğan ve Sakarya Otopark işçileri de destek verdi.
Sık sık “Devlet güdümlü sendikaya hayır”, “Ne IMF ne Derviş, genel grev genel direniş”, “Toplusözleşme hakkımız, grev silahımız” sloganları atan kamu emekçileri adına konuşan KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Hasan Karakaya, hükümetin IMF ve Dünya Bankası direktifleriyle hareket ettiğini, bu doğrultuda kendilerine grevsiz, toplusözleşmesiz, sahte sendika yasasının dayatıldığını anlattı. Buna karşı tepkilerini barikat, baskı, cop ve yasağa karşı yaptıkları eylemlerle gösterdiklerini söyleyen Karakaya, hükümetin tasarıyı geri çekmesini istedi. TÜMTİS’te örgütlendikleri için işten atılan Sakarya Otopark işçileri de “İşgüvencesi istiyoruz” yazılı önlükleriyle, “Otopark’ta yasal haklarımız gasp ediliyor” başlıklı bildiri dağıtarak, kamu emekçilerinden destek istediler.
İstanbul
KESK İstanbul Şubeler Platform’un çağrısıyla Aksaray Metrosu önüne gelen 200’e yakın kamu emekçisi bir saatlik oturma eylemi yaptı. “Yasakçı yasayı püskürteceğiz”, “Ne IMF ne Derviş genel grev genel direniş”, solganları atarak oturma eylemi yapan kamu emekçileri adına bir konuşma yapan Eğitim-Sen 3 No’lu şube başkanı Rıza Dalkılıç, sahte sendika yasasına karşı mücadelelerini süreceği söyledi. Yapılan oturma eylemine KESK Genel Sekreteri Sevil Erol ile MYK üyeleri yanısıra KESK eski genel başkanı Siyami Erdem ve çeşitli siyasi parti yönetici ve üyeleri de katıldı.
KESK’e bağlı İstanbul Anadolu Yakası sendika şube yönticileri ve üyeleri saat 18.00’de İskele Meydanı’nda oturma eylemi yaptı. 300 kamu emekçisinin katıldığı eylemde sık sık “Yasakçı yasa geri çekilsin”, “Toplusözleşme hakkımız grev silahımız”, “Devlet güdümlü sendikaya hayır” sloganları atıldı. Eylemde, Eğitim-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Erzincan bir konuşma yaptı. Çıkartılmak istenen yasanın fiili olarak kullandıkları hakları gaspetmeyi amaçladığını dile getiren Erzincan, “Biz kurulduğumuzdan bu yana grevli toplusözleşmeli sendika hakkını talep ettik. Gerekirse yeniden bedel ödeyeceğiz” dedi. Sahte sendika yasasının kamu emekçilerinin iş güvencesini de tehdit ettiğini vurgulayan Erzincan, “Bu yasa geçerse devlet personel rejimi de değişecek ve 657 sayılı yasa ile ile korunan hakların gaspının önü açılacak. Sözleşmeli personel durumuna düşeceğiz” dedi.
İzmir
İzmir’de Konak Meydanı’nda oturma yapan 1000’e yakın kamu emekçisi, düdük çalarak, sahte sendika yasasını çıkartmak isteyen hükümeti protesto ettilr. KESK Dönem Sözcüsü Alim Murathan, KESK’in her an yasa gündeme alınacakmış gibi hareket etmesi gerektiğini söyleyerek, “İşyeri örgütlenmelerimizi sürdererek, her an üretimden gücümüzü kulanarak alanlara inecek durumda olmayız” dedi. Sık sık sloganlarla hükümeti ve sahte sendika yasasını protesto eden kamu emekçileri, eylemlerin devam edeceğini vurguladılar.
Adana/Mersin
KESK Adana Şubeler Platformu da Uğur Mumcu Meydanı’ında oturma eylemi yaptı. “Direne direne kazanacağız”, “Yasakçı yasayı püskürteceğiz”, “Sahte sendika yasasına hayır” sloganlarıyla sona eren eyleme EMEP de katılarak destek verdi.
Mersin’de de Defterdarlık önünde oturma eylemi yapan emekçiler, hükümeti protesto etti. Grevdeki cam işçilerinin ve Kristal-İş şube yöneticilerinin de katıldığı eylemde “Cam işçisi yalnız değildir”, “İşçi, memur el ele, genel greve”, sloganları atıldı.
Kamu emekçileri, Elazığ’da Postane Meydanı’nda Adıyaman’da Havuzbaşı’nda ve Samsun’da da oturma eylemleri yaptılar. Balıkesirli kamu emekçileri ise Alihikmet Paşa Meydanı’na yürüdüler. Kayseri’de vizite eylemi gerçekleştiren kamu emekçileri de Mimarsinan Parkı’nda toplandılar.

Başa dön


EMEP cam işçilerini ziyaret etti
Emeğin Partisi (EMEP) Genel Başkanı Levent Tüzel, İstanbul il ve ilçe yöneticileriyle birlikte 9 gündür grevde olan Topkapı Şişecam işçilerini ziyaret etti. Tüzel, cam işçilerinin grevinin IMF ve Derviş programına yanıt olduğunu belirterek, burada elde edilecek kazanımın tüm işçi sınıfının kazanımı olacağına dikkat çekti.
Ziyarete Levent Tüzel ve partililerin yanı sıra, DİSK’e bağlı Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri Seyit Aslan, KESK GYK Üyesi Güven Gerçek, Haber-İş 1 No’lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu ve Şube Sekreteri Ali Küçükkoçkaya ile Şair-Yazar Sennur Sezer de katıldı.
“Biz sahip çıkarsak Şişecam işçisi kazanacak”, “Yaşasın işçilerin birliği”, “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla Topkapı Şişecam Fabrikası önüne gelen partilileri, Kristal-İş Topkapı Şube Başkanı Münir Dinler ve işçiler alkışlarla karşıladı. Dinler, EMEP’lilere ziyaretlerinden dolayı teşekkür ederek, grev hakkında bilgi verdi. Şişecam işvereninin kamuoyunu yanıltmak için yanlış bilgiler verdiğini belirten Dinler, “Bu bilinçli bir tutumdur. Ancak hiçbir şey işçilerin birliğini bozamayacak” dedi.
EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel de, cam işçilerinin grevinin kazanılmasının tüm işçi sınıfının kazanımı olacağına dikkat çekerek, “Derviş programı tek kurtuluş yolu olarak gösterilirken, cam işçileri yüzde 15 zammı kabul etmediklerini, bu koşullarda yaşayamayacaklarını belirterek greve gittiler” dedi. İşçilerin baskıyla sessizliğe itilmeye çalışıldığını vurgulayan Tüzel, cam işçilerinin grevinin Derviş programına ve IMF’ye verilmiş bir yanıt olduğunu vurguladı. Hükümetin yabancı tekellerin tüm isteklerini kabul ederek Türkiye’yi ucuz işçi cennetine çevirmeye çalıştığını söyleyen Tüzel, kazanımların ve bağımsızlığın işçilerin birliği ile elde edileceğini dile getirdi. Tüzel, saldırıların arttığını, esnek çalışmanın, işsizliğin ve tazminatların gaspının gündeme getirildiğini kaydederek, “Biz emekçilerin kendi öz partisiyiz. İşçi sınıfının kazanımı bizim kazanımımızdır” dedi ve grevin başarıya ulaşması için ellerinden geleni yapacaklarını duyurdu.
Sennur Sezer de işçilere şiir okuyarak, “Hep yan yana olalım ve emeğin kurtuluşunun adımlarını atalım. Sizin gücünüz, kumu cama çeviren sıcaklık kadardır” dedi.
Ziyaretin ardından bir otobüs dolusu çevik kuvvet polisi işyerine geldi. Polis, sürekli olarak fabrika önünde iki kişiden fazla kimsenin durmaması için baskı yapıyor.
Grevdeki işçileri akşam saatlerinde ise Emek Gençliği ziyaret etti. Sloganlarla fabrika önüne gelen değişik üniversitelerden öğrenciler adına konuşan Yılmaz Ağbulut, üniversitelerde yürüttükleri parasız, bilimsel, demokratik üniversite mücadelesinin Şişecam işçilerinin yürüttüğü mücadeleyle aynı olduğunu belirtti. Ağbulut, “Ülkede uygulanan IMF politikaları sizlere sefalet ücretini dayatırken biz üniversite öğrencilerine de paralı eğitimi dayatmaktadır” dedi. Şişecam İşyeri Temsilcisi Mürsel Kılıç, kendilerine destekte bulunan Emek Gençliği üyelerine teşekkür ederek, haklı mücadelelerini sonuna kadar sürdüreceklerini vurguladı.
Mersin’de destek büyüyor
Yol-İş, Petrol-İş, Belediye-İş, Haber-İş sendikalarının Mersin şubeleri, Trakya, Anadolu ve Paşabahçe Cam Sanayi işyerlerini gezerek grev gözcüleriyle görüştüler. Sendikalar, grevdeki işçilere destek vermeye devam edeceklerini bildirdiler. Grevdeki işçileri, önceki gün de KESK’e bağlı şube yöneticileri ile EMEP il yönetici ve üyeleri de ziyaret ederek destek vermişlerdi.

Başa dön


Tekel işçileri Türk-İş’e öfkeli
TEKEL işçileri, Türk-İş’in kamu kesimi toplusözleşmelerinde imzaladığı protokolle IMF programına boyun eğdiğini söylediler. Marmara ve Trakya Bölgesi TEKEL fabrikalarından 500 işçi, Tek Gıda-İş Genel Merkezi’nde bir araya gelerek kamu sözleşmelerinde Türk-İş’in işçileri sattığını belirttiler. İşçiler tepki olara topladıkları 5 bin imzayı Türk-İş Genel Sekreteri Hüseyin Karakoç’a verdiler.
Toplantıya Tek Gıda-İş Genel Başkanı ve Türk-İş Genel Sekreteri Hüseyin Karakoç, Tek Gıda-İş yönetimi, şube başkanları, işyeri temsilcileri ve işçiler katıldı. İşçiler salona giren Hüseyin Karakoç’a “Satılmış Türk-İş istemiyoruz”, “Böyle sözleşme istemiyoruz”, “Kahrolsun sendika ağaları” sloganlarıyla tepki gösterdiler.
Tek Gıda-İş Marmara ve Trakya Bölge Başkanı Özcan Mete, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Türk-İş’in sözleşme protokolünü verdiği sözlerden vazgeçerek imzaladığını ifade etti.
İşçilerin sloganlarla karşılık vermesi üzerine araya giren Hüseyin Karakoç, “Türk-İş kimseyi satmadı ve de satmayacak” diye konuştu. Ancak işçiler “Satılmış Türk-İş istemiyoruz” tepki göstermeye devam ettiler.
Gergin bir havada geçen toplantı boyunca işçiler konuşmalara alkış, yuhlama ve sloganlarla müdahale ederek tepkilerini sürdürdüler.
Sendika yöneticilerinin işyerlerine uğramadığını, sözleşme hazkkında bilgi vermediklerini belirten işçiler, Bayram Meral’in hükümetle hangi koşullarda anlaştığını sordular. Bazı işçiler de “Bayram’ın sağ kolu Karakoç, Tek Gıda-İş’i Türk-İş sattı” şeklinde tepkilerini dile getirdiler.
‘Benim başkanım ne yapıyor?’
7 No’lu Şube üyesi Kazım Ata, Cibali ve İstinye’nin kapatılmasında ses çıkmadığını söyleyerek, sıranın kendilerine geldiğini belirtti. “Bırakın bizi, memleketi satıyorlar. Benim başkanım ne yapıyor?” diye sordu. 2 No’lu Şube üyesi Cemal Bozkurt, tepkisini “Bir yandan böyle bir sözleşmeye imza atılmaz diyorlar, diğer yandan satıyorlar. Sözleşmenin altında benim genel başkanımın imzası var. Bu Karakoç’la diğer Karakoç ayrı adamlar mı?” sözleriyle ifade etti. 3 No’lu Şube üyesi Ali Koloş da “Özelleştirme düzen partilerinin politikasıdır. Buna karşı çıkma lazım” dedi. Sıfır zamma imza atıldıktan sonra “Türk-İş satılmamıştır” denilemeyeceğini belirten Koloş, “Satış bu sözleşmenin altına imza atmaktır” dedi. Memura destek verilmediğini, özelleştirme, cezaevleri gibi hiçbir soruna tepki gösterilmediğini söyleyen Koloş, “İşçi sendikasıysanız neden IMF programı yerine emekçilerin oluşturduğu Emek Pragramı’nı savunmadınız?” diye konuştu.
‘Bizi satanı biz de satarız’
Karakoç’un sözleşme döneminde yurdışına çıkmasını eleştiren 5 No’lu Şube üyesi Zafer Aksu TEKEL’in özelleştirilmesine karşı mücadele başlatılmasını ve Emek Programı’na sahip çıkılmasını istedi. Salondaki işçiler de Aksu’nun sözlerini “Böyle sözleşme istemiyoruz”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi”, “Bizi satanı biz de satarız” sloganlarıyla desteklediler.
Sözlerine “Haklarımızın nasıl satıldığını soruyoruz?” diyerek başlayan 2 No’lu Şube üyesi Mithat Güler “Alınterimizi satan sendikacılar utansın, layık olmayanlar burada kalmasın. Saygı duyuyorsa olağanüstü kongreye gider. Yazıklar olsun size!” diyerek, işçiler olarak sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi.
Karakoç’un savunması
Daha sonra eleştirileri yanıtlayan Hüseyin Karakoç, Türk-İş görevlendirmesiyle yurtdışında bir toplantıya gitmek zorunda kaldığını söyledi. Sadece Türk-İş yönetiminin suçlanamayacağını söyleyen Karakoç, Hava-İş dışında tüm sendikaların sözleşme için Türk-İş’e teşekkür ettiğini anlattı. “Şerefsiz ve haysiyetsiz değiliz. Kimseyi satmadık” diyen Karakoç, sendika olarak özelleştirmeye karşı mücadeleye devam edeceklerini bildirdi. Karakoç’un konuşması sırasında da işçiler sık sık sözlü müdahalede bulundular.
Tekel işçileri Türk-İş’e tepki olarak Marmara ve Trakya Bölgelerinde topladıkları 5 bin imzayı Hüseyin Karakoç’a verdi.

Başa dön


Aymasan Ayakkabı işçisi direniyor
Deri-İş Tuzla Şubesi’nin örgütlü olduğu Aymasan Ayakkabı Malzemeleri Sanayi ve Ticaret AŞ’de çalışan 246 işçi, kriz bahanesiyle işten atıldı. Zaten 6 aydır ücretlerini alamayan işçiler, işyerlerinin kapısı önünden ayrılmıyor. Aymasan işçileri, ödenmeyen ücretleri için geçtiğimiz çarşamba günü patronla bir görüşme yaptı. Patronun cuma günü tekrar görüşme talep etmesiyle dağılan 246 işçi, perşembe günü işe geldiklerinde fabrikalanın kapılarının kaynak yapılarak kapatılmış olduğunu gördüler. Patronun “işlerin durgunluğu ve kriz” bahanesiyle işten çıkardığı 246 işçi, üç gündür fabrikanın önünde bekliyor.
Egebank yargılamasına devam edildi
Hortumlanmasının ardından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)’na devredilen Egebank’ı, 1 milyar 200 milyon dolar zarara uğratmakla suçlanan bankanın eski sahibi Yahya Murat Demirel’in de aralarında bulunduğu, 19’u tutuklu 36 sanığın yargılanmasına başlandı. İstanbul 1 No’lu DGM’de önceki gün başlanan duruşmaya, Yahya Murat Demirel, Nail Keçili, Aydoğan Semizer, Ayşenur Demirel, Sevtap Arslan ile Emine Mehtap Ceylan’ın da aralarında bulunduğu sanıklar katıldı. Sanıklar, saat 11.00’da duruşma salonuna alındılar. Duruşmada ifade veren reklamcı Nail Keçili, devlet adamlarına ve politikacılara hizmet veren bir şirketin sahibi olduğunu söyleyerek, “Reklam yaptım, karşılığını aldım. Murat Demirel’le aramda ilişki olması doğaldır” diye konuştu. Şirketinden iki fatura çıkan Keçili, paraları hiç görmediğini ileri sürerek, paraların medya kuruluşlarına reklam veren tarafından doğrudan ödendiğini ancak faturasının kendisine kesildiğini savundu.
‘Tutuklu yakınısın iki kez aranacaksın’
Üç mevsimdir ölüm orucunda olan evlatlarının adım adım ölüme gidişlerini seyretmek zorunda kalan tutuklu yakınları, taleplerini iletmek için uğradıkları resmi kurumlarda da “özel muamele”ye tabii tutuluyorlar. Önceki gün TBMM’ye giden tutuklu yakını Melahat Şahin, uzun bir aramadan geçirildikten sonra polis ablukasına alındı. Şahin’in İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Hüseyin Akgül ile yaptığı görüşme ise olumsuz geçti.
Türk’e suç duyurusu
İHD üyeleri ve tutuklu yakınları ölüm orucunda ölümlere sesiz kalınmasını protesto için İHD önünde yaptıkları 5 dakikalık ‘siyah sessiz tepki’ eylemini yineledi. F tipi cezaevlerindeki ölümlere sesiz kalan Adalet Bakanı hakkında bugün bir suç duyurusu daha yapılacak. İHD, EMEP, ÇHD, HADEP, ÖDP, DBP İstanbul İl Örgütleri, Enerji Yayıp Yol-Sen, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, YUYAB, TAYAD, ÖMP, EMO, DMP, İYÖ-DER, Dayanışma Evleri, Halkevleri Adalet Bakanı Türk hakkında bugün saat 12.00’de İstanbul Adliyesi’ne giderek suç duyurusunda bulunacak. Suç duyurusunda, son olarak Uğur Türkmen’in hayatını kaybetmesinden Bakan Türk’ün sorumlu olduğu belirtilecek. Öte yandan; Ankara Numune Hastanesi’nde tutulan Başak Otlu, Fatime Akalın, Yeliz Türkmen adlı tutukluların, önceki akşam hastaneden alınarak yeniden Niğde Cezaevi’ne götürüldüğü öğrenildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net