www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Yarın 23 Nisan... Peki ya öbürgün?
Yarın 23 Nisan, yine ülkenin birçok yerinde çocuklarla ilgili nutuklar atılacak ve ‘onların gelecek olduğu’ndan bahsedilecek. Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni uygulamayan iktidar ortakları koltuklarını bir günlüğüne çocuklara bırakacak.

İnternet eğitim için yeterince kullanılmıyor
Ege Üniversitesi’nde yapılan araştırma, internetin Türkiye’deki kullanımının hiç de umut vermediğini ortaya koydu. Çoğunlukla sohbet ve oyun için girilen internetten eğitim için faydalananlar sadece yüzde 20’lik bir azınlık.


Yarın 23 Nisan... Peki ya öbürgün?
Rojda İldan
Yarın, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Sömürge olmaktan çıkmış bir ülke için savaşım veren bir halkın, ilk Meclisi’nin açılış günü olması dolayısıyla ilan edilen bu bayram, günün anlamını adında taşıyor:
“Ulusal Egemenlik ve Çocuk”. Yarın, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”nın 81. yılı dolayısıyla ülke genelinde ‘kutlama’lar yapılacak. Bayramın ‘Ulusal Egemenlik’ bölümü, ilk Meclis’in ABD’li sigara tekeli Philips Morris tarafından restore edilmesiyle yeniden ‘düzenlenirken’; ‘çocuk bayramı’nı kutlayacak çocukların durumu da pek iç açıcı değil.
Çocuk haklarından bazıları
“18 yaşına kadar herkes çocuk sayılır”, “Sözleşmedeki haklar ayrım yapılmaksızın tüm çocuklara uygulanır”, “Her çocuk temel yaşama hakkına sahiptir”, “Her çocuk kendisi ile ilgili işlemlere katılma ve görüş bildirme hakkına sahiptir”, “Her çocuk dernek kurma ve barışçıl amaçlar için toplanma özgürlüğüne sahiptir”, “Çocuk her türlü sömürü, kötü muamele, şiddet ve ihmale karşı korunur”, “Her çocuğun dinlenme, oynama ve eğlenme hakkı vardır”, “Çocuk, esenliğine herhangi biçimde zarar verecek ekonomik, cinsel, vb. her türlü sömürü ve kötü muameleye karşı korunur”, “Hiçbir çocuk idam edilemez, muabbet hapse mahkum edilemez, askeri eğitime tabii tutulamaz”...
Hakların yeri tozlu raflar mı?
Yukarıda saydıklarımız Türkiye’nin de altına imza attığı Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin bazı maddeleri. Peki Türkiye geleceğini emanet ettiği çocukların haklarına sahip çıkıp, bu maddeleri uyguluyor mu, yoksa imza attığı diğer sözleşmeler gibi bunu da tozlu raflara mı bırakıyor? Üzüntü verici ki olan bitenler, “Dünyada tek çocuk bayramına sahip olan ülke” olmakla övünen Türkiye’de tahminlerimizden ikincisinin doğru olduğunu ortaya koyuyor. Aşağıda verdiğimiz rakamlar en son açıklananlar ve sadece görünenler.
Söylenenler...
Türkiye’de 4 milyon çocuk işçilik yapıyor. Bunu, Ankara Üniversitesi (AÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı Genel Yönetmeni Prof. Dr. Gürhan Fişek söylüyor. Türkiye’de, yaklaşık 1 milyon 200 bin çocuk eğitim-öğretimden faydalanamıyor. Bunu, Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer söylüyor. Bırakın Türkiye’yi sadece İstanbul’da 2 bin 200, Diyarbakır’da 5 bin çocuk sokakta yaşıyor, bunu Umut Çocukları Derneği Başkanı Yusuf Ahmet Kulca söylüyor. Türkiye’nin doğusunda yaşayan çocukların sadece yüzde 10.3’üne bütün aşıları eksiksiz olarak yapılıyor, bunu İstanbul Tabip Odası söylüyor. Bu rakamlar yıllar geçtikçe artıyor... Türkiye’nin başına gelen hükümetler, IMF’ninkiler dışında imzaladıkları hiçbir sözleşmeyi uygulamadıklarından rakamlar iyiye gitmiyor.
Örnekler.. Örnekler...
Yukarıdaki rakamlar görünenler demiştik. Ama Türkiye görünmeyenlerin ürkütücü boyutlara ulaştığı bir ülke. Söylenmeyen gerçekler zamanla ortaya çıkıyor ve onlar gösteriyor ki sözleşme uygulanmadığı gibi devlet eliyle katli de yapılıyor. Öğretmen istemek için eylem yapan çocukların gözaltına alınması, haklarında 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açılması; baklava çalan çocuklara çocukluklarını ve gençliklerini dört duvar arasında bırakmalarını sağlayan cezalar verilmesi bunun örneklerinden.
Adana Seyhan’da portakal bahçesine girdiği için ‘suçüstü’ yapılarak, jandarma tarafından ağabeyleri ile birlikte gözaltına alınan 3 yaşındaki H.B. bir başka örnek, bu katlin en yeni örneği ise 6 Nisan 2001’de gazetemizin ikinci manşeti olan haberde yer alıyor. Olayın geçtiği yer Diyarbakır, haberin başlığı “Bu bir suç duyurusudur”; spotta şu cümleler yer alıyor: “Yaşları 12 ile 18 arasında 4000 çocuk halı tezgahlarının başında haftanın 6 günü sabahtan akşama çalıştırılıyor. Üstelik ayda altı milyon lira karşılığında... Yüzde 90’ı okuma yazma dahi bilmeyen çocukların bu çalışmasına ‘eğitim’ deniyor. Yasalarca suç sayılan bu çalışmanın ‘patronu’ ise Diyarbakır Valiliği.”

Başa dön


İnternet eğitim için yeterince kullanılmıyor
İnternet üzerinde sohbet imkanı sunan site sayısı artarken, yapılan bir araştırma, kullanıcıların büyük bölümününün kendileri hakkındaki gerçeklerin çoğunu söylemediğini ortaya çıkardı.
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi araştırma görevlileri Ebru Çetin ve Nalan Yetim’in yaptığı “Bilgi Teknolojilerinden YeniYararlanma Biçimleri Olarak İnternet Kafeler” adlı araştırma, internet kullanımı ile ilgili çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.
İzmir ve Mersin’deki internet cafelerde yapılan anketler sonucu ortaya çıkan araştırmaya göre, sohbet edenlerin büyük bölümü sanal ortamda oldukça yüksek oranda cinsiyet değiştirdiğini ortaya koydu. Sohbet odalarında yapılan iletişim kullanıcıların cinsiyet, yaş, meslek, ad, gelir ve beğenmediği fiziksel özelliklerini değiştirerek, kendilerini yeni bir kimlikle tanımladıkları belirlendi.
Yalan çok yaygın
Araştırma sonucu, sohbet odalarına katılanların yüzde 35’inin yaşını, yüzde 32’sinin cinsiyetini, yüzde 38’inin mesleğini, yüzde 77’sinin adını ve yüzde 53’ünün beğenmediği fiziksel özellikleri büyük ölçüde değiştirdiği belirlendi.
Sohbet ilk sırada
Araştırma sonuçlarına göre, internet kullanıcılarının büyük bölümü sohbet odalarına arkadaş ya da sevgili bulmak için giriyor. Araştırmadaki bir başka tespit ise, bilgisayar kullanıcılarından çok azının gerçek hayatta buluşması.
Katılan kullanıcıların büyük çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu ankete göre, 12-16 yaş grubu öğrencilerin hemen hemen tamamı internet cafelere bilgisayar oyunları oynamak için gidiyor.
Sadece yüzde 20’si eğitim için giriyor
Lise ve üniversite öğrencilerine ise sadece yüzde 20’si interneti ders, kaynak bulma ya da bilgiye erişim amaçları ile kullanıyor.
Araştırmaya göre, 12-16 yaş grubu gençlerin erotizm içerikli sitelere daha çok girdiği tespit edildi.

Başa dön


Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net