www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Yaşamın pazarlığı olmaz
TBMM İnsan Hakları Komisyonu eski başkanı Sema Pişkinsüt, Mimar Sinan Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada insan yaşamı sözkonusu iken pazarlık yapılmamasını istedi.

Tecridin koşulsuz kalkması isteniyor
Tutuklu ve hükümlü yakınları Ankara ve İzmir’de yaptıkları basın açıklamalarıyla ölüm oruçlarının sona erdirilmesi için yetkililerin ciddi bir adım atmamasını protesto etti.

Krize karşı emek politikaları paneli
Genel-İş Sendikası tarafından Çanakkale’de Belediye Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen ‘’Krize Karşı Emek Politikaları’’ panelinde artık emek cephesinin fedakârlık masalına kanmayıp, kendi taleplerinin dikkate alınması için mücadele edeceği ifade edildi.

‘Aydemir yargısız infaza kurban gitti’
Mazlum-Der, Aydın’da polis tarafından ezilerek öldürülen Resul Aydemir ile ilgili raporunu açıkladı.


Yaşamın pazarlığı olmaz
Jülide Kalıç
DSP Aydın Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu eski başkanı Sema Pişkinsüt, cezaevlerindeki ölüm oruçları eylemlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, insan yaşamı söz konusu iken pazarlık yapılmaması gerektiğinin altını çizerek, “Devlet insan hakları açısından ne kadar çok adım atar ve ölümleri engellerse bu konuda verdiğimiz sınav bence o kadar başarılı olur” dedi.
Öğretim Üyeleri Derneği tarafından Mimar Sinan Üniversitesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin Öncelikli Sorunları ve İnsan Hakları” adlı konferansa katılan Sema Pişkinsüt, Terörle Mücadale Yasası (TMY)’nin 16’ıncı maddesindeki değişiklikle ilgili yasa taslağının hiç bekletilmeden değerlendirilmesi ve konunun tartışmaya açılması gerektiğini söyledi. Baro başkanlarının bu konudaki değerlendirmelerinin ve TMY’deki değişikliğe bırakılmaksızın cezaevlerindeki tecritin idari bir kararla kaldırılması önerilerinin dikkate alınmasının önemli olduğunu vurgulayan Pişkinsüt, ölümle karşıkarşıya gelinmeden konunun çözülmesi gerektiğine inandığını belirtti.
İnfaz hakimliğinin, TMY’nin 16’ıncı maddesiyle ilgili konuların ve cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin tek başlarına değil, 7-8 kişilik gruplar şeklindeki konuşmalarının sağlanmasının önemli ve “insanca” olduğunu dile getiren Pişkinsüt, “Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün, tutuklu ve hükümlülerin F tiplerine taşınmadan önce kamuoyuna verdiği sözleri tutması gerekir” dedi.
Ek ceza uygulamasına tepki
Pişkinsüt, terör kavramı ve mahkûmlar için “ıslah programları” konusunun gözden geçirilmesi gerektiğini de söyleyerek, “Dünyada hiçbir ülkede 11-14 bin terör mahkûmu kavramı yoktur. Biz çok özel bir dönemden geçiyoruz, çok büyük sıkıntılarımız oldu. Ama buna rağmen, cezaevlerindeki uygulamalarda verilmiş olan cezalara ek ceza uygulaması yapılmamalı” diye konuştu.
Pişkinsüt, konferansta Türkiye’deki cezaevlerinde yaptıkları incelemeleri anlatarak, cezaevlerinde yaygın bir işkence ve kötü muameleye tanık olduklarını belirtti. “İnsan haklarının, hukuk devletinin yerleşmesi, demokrasinin doğru işlemesi için parlamentonun, siyaset sisteminin reforma ihtiyacı var” diyen Pişkinsüt, Seçim ve Siyasi Partiler yasalarının değiştirilmesinin de önemine işaret etti.

Başa dön


Tecridin koşulsuz kalkması isteniyor
Tutuklu ve hükümlü yakınları Ankara ve İzmir’de yaptıkları basın açıklamalarıyla ölüm oruçlarının sona erdirilmesi için yetkililerin ciddi bir adım atmamasını protesto etti. Ankara’da yapılan basın toplantısında tecritin bir takım koşullara bağlanmadan kaldırılması gerektiği aktarıldı.
İHD üyeleri de dün Ankara Şube önünde, siyah bantlarla oturma eylemi yaparak Adalet Bakanlığı’nı kınadı. Ellerinde “Ölüyorlar insanlık adına utanıyoruz”, “Tecrit ve izolasyon ölümdür” ve “Adalet ve İçişleri Bakanı istifa” yazılı dövizleri tutan İHD üyeleri 15 dakikalık oturma eylemi yaptı.
Eylemin ardından açıklama yapan İHD Ankara Şube Başkanı Lütfi Demirkapı, ölüm oruçlarında çözüm üretilinceye kadar her cumartesi oturma eylemi yapılacağını belirtti ve “Ölümleri seyretmek istemiyoruz.
Cezaevindeki tutukluların insan olduğunu hatırlatıyor, sorumluları insan olmaya çağırıyoruz” dedi. İzmir Hücre Karşıtı Platformu basın açıklaması ve oturma eylemi yaparak yeni ölümlerin yaşanmaması için yetkilileri tutuklularla görüşmeye çağırdı. Konak Sümerbank önünde yapılan basın açıklamasına “Yeni ölümlere, hücrelere, kişiliksizleştirmeye, işkenceye, gözaltında kayıplara hayır” pankartıyla katılan tutuklu yakınları, siyasi parti ve kitle örgütü temsilcileri ve geçtiğimiz hafta ölüm orucunda yaşamını yitiren Gürsel Akmaz’ın ailesi katıldı. Hücre Karşıtı Platform’dan Doktor Alp Ayan burada yaptığı konuşmada, ölüm oruçları ve açlık grevlerinin artık sözün bittiği noktada olduğunun altını çizerek, yetkilileri bir an önce grevcilerle görüşmeye ve sorunu insani temeller içinde çözmeye çağırdı.
Sorumluluk çağrısı
Tutuklu yakınları dün Ankara’da bulunan Türkiye ve Ortadoğu Forumu Vakfı’nda basın toplantısı yaparak Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün Terörle Mücadele Yasası’nın 16’ıncı maddesindeki değişikliğe ilişkin açıklamalarını eleştirdiler. Tutuklu yakını Metin Koca, sorunu çözmenin ve ölümleri engellemenin devletin sorumluğunda olduğunu belirterek, 16’ıncı madde ile ilgili yapılacak değişikliklerin tecriti ortadan kaldırmadığını ifade etti. Tutuklu yakınları Numune Hastanesi’nde yatan Mehmet Şahin, Sinan Gül ve Cafer Tayyar Bektaş’ın durumlarının ağır olduğunu bildirdiler.
‘Kalanlar kurtarılmalı’
Büro Emekçileri Sendikası (BES) Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, devletin siyasi tutukluları yalnızlaştıran, tecrit eden antisosyal düzenlemelerden vazgeçmesi gerektği belirtilerek, “Sorunun çözümü için daha kaç insanın ölmesi gerekmektedir. Ölümler karşısında devletin kör inadını bırakıp diyalog zeminini geliştirmesi ve diğer tutukluların hayatını kurtarması, sorunla ilgili sivil toplum örgütleri ile birlikte hareket etmesi gerekmektedir” denildi.
Müzik-Sen Genel Başkanı Mehmet Çırıka ise yaptığı yazılı açıklamada, ölüm orucundaki tutukluların can güvenliğinden devletin sorumlu olduğunu belirterek, sorunun çözümüne yönelik insan onuruna yakışır adımlar atılmasını istedi.

Başa dön


Krize karşı emek politikaları paneli
Genel-İş Sendikası tarafından Çanakkale’de Belediye Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen ‘’Krize Karşı Emek Politikaları’’ panelinde artık emek cephesinin fedakârlık masalına kanmayıp, kendi taleplerinin dikkate alınması için mücadele edeceği ifade edildi. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, işçi kesiminden kimsenin asla bir bedel ve daha fazla fedakârlık beklememesi gerektiğini söylerken, Evrensel Kültür Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Aydın Çubukçu da, Emek Programı’nı her işçinin elinde bir bayrak gibi alanlarda dalgalandırması gerektiğini vurguladı.
Çelebi ve Çubukçu’nun yanı sıra, Cumhuriyet gazetesinden Şükran Soner, Genel-İş Sendikası Genel Başkanı İsmail Hakkı Önal, Çanakkale Belediye Başkanı İsmail Özay ve Doç. Dr. Birgül Güler’in yer aldığı panelde, özelleştirmeden kürüselleşmeye, Emek Programı’ndan Emek Platformu’nun görev ve sorumluluklarına kadar pek çok konu tartışıldı.
50 yıldan bu yana etkili olan liberal politikalar sonucu, bugüne gelindiğini ve ülkede kriz ortamının doğduğunu söyleyen Çelebi, ‘’Türkiye’nin bütün sektörlerinde işçiler kıyıma uğruyor. Bir gece yarısı operasyonuyla ücretleri yarı yarıya düşen işçiler, bugün ücretlerini alamaz hale geldiler. 1980 yılı öncesi 2.5-3 milyon sendikalı işçi varken, bugün ise bu sayı 800 bin civarında. Eğer örgütlü mücadele edilmezse bugünü bile arar hale geliriz.’’ dedi.
Ortada program yok
Küreselleşmenin sonuçlarına değinen Aydın Çubukçu, bu sürecin emek cephesinde yarattığı kayıpların tersine çevrilmesi için Emek Programı’nın tarihi bir fırsat olduğunu kaydetti.
Derviş programının bir temenniden ibaret olduğunu söyleyen İsmail Özay ise, “Bugün ortaya çıkan kriz birçok kesimi etkiledi. Son 40 gün içinde maaşlarda gerileme meydana geldi. Bu mağduriyetin ortadan kaldırılması gerekir” dedi. Doç. Dr. Birgül Ayman Güler ise, küreselleşme çalışmalarının dünya için bir tehdit olduğunu belirtti. Gazeteci Şükran Soner de, örgütsüz toplumların başarıya ulaşamayacaklarına dikkat çekti.

Başa dön


‘Aydemir yargısız infaza kurban gitti’
Mazlum-Der İzmir Şubesi tarafından hazırlanan raporda, Aydın’da 15 Mart 2001 tarihinde ev araması sırasında öldürülen Resul Aydemir’in yargısız infaza kurban gittiği ortaya kondu. Mazlum-Der İzmir Şube Başkanı Selvet Çetin ile avukatlar Nihat Osmanoğlu ve Abdülkadir Tayyar’dan oluşan heyet tarafından Aydın’da yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporda, olayın sorumluları hakkında bir an önce soruşturma açılması istendi.
Oluşturulan heyet, önce dövülen sonra da kardeşinin keyfi bir biçimde gözaltına alınmasını engellemeye çalışırken polis aracı tarafından kasten ezilerek öldürülen Resul Aydemir’in yakınları ve görgü tanıkları ile görüşmek ve detaylı bilgilere sahip olmak için 22 Mart günü Aydın’a gitmişti. Heyet, öldürülen Aydemir’in eşi Ayten, kardeşleri Abdullah ve Süleyman ile olayın görgü tanıklarından Osman Özden ve Kazım Öcal ile görüşerek raporu hazırladı.
Olay sırasında görevli Komiser ‘Gökhan’ın polislere “Vurun, ezin şerefsizi, sorumluluk bana ait” dediğinin görgü tanıklarının ifadeleriyle kanıtlandığının dile getirildiği raporda, çarpmadan sonra da Aydemir’e kırkbeş dakika müdahale edilmediği vurgulandı. Vali ve Emniyet Müdürü’nün Aydemir’in kalp krizi sonucu öldüğüne ilişkin açıklama yapmalarının olayın örtbas edilmek istendiği izlenimini verdiğine dikkat çekilen raporda, “Bir kez daha görülmüştür ki, insanlarımızın canı emniyet altına alınamamaktadır” dendi.
Raporda Ayten Aydemir, olay günü alt kattan gürültüler geldiğini duyduğu üst kata çıkmak isterken polisin kendisine sert bir cisim ile vurduğunu ve bayıldığını anlattı. Ayten Aydemir, raporda ayıldığında eşinin yolda yatmakta olduğunu gördüğünü ve hiçbir tıbbi müdahale yapılmadığını ifade etti. Ağabey Abdullah Aydemir ise raporda, yatak odasına girmek isteyen polisten müsade istediğini polisin ise kendisini ikinci katın balkonundan aşağıya ittiğini belirtirken, kısa süre sonra ayılıp eve girdiğinde kardeşinin ve kendisinin polis tarafından dövüldüğünü kaydetti.
Tehditle imza
Resul’un komşuya sığındığını aktaran ağabey Aydemir, kardeşinin polis tarafından kışkırtılarak gizlendiği yerden çıkartıldığını dile getirdi. Resul Aydemir’in kardeşi Süleyman Aydemir’in de olayın ardından kendilerinin karakola götürüldüğünü dile getirdiği raporda, karakolda polisin kendilerini tehdit ederek kardeşleri Resul’un kalp hastası olduğunu öne süren tutanağın imzalattığını anlattı.
Resul’un komşusu Osman Özden, Aydemir’in yaralandıktan sonra kendisinden başka kimsenin yanına yaklaştırılmadığını dile getirdiği raporda, diğer komşu Kazım Öcal ise aracın Aydemir’in üzerine sürüldüğünü ve Komiser Gökhan’ın sözlerini duyduğunu aktardı. Olay üzerine kent merkezinde panzerlerle adeta OHAL havası estirildiği vurgulanan raporda, Trabzon’da da 20 Mart gecesi Asım Ceylan adlı bir şahısın benzer bir durum sonucu öldürüldüğü hatırlatıldı. Raporda, yaşam hakkını açıkça ortadan kaldıran bu olayın bir yargısız infaz olduğu ifade edilerek, sorumlular hakkında soruşturma başlatılması talep edildi.

Başa dön


28 tutuklu tedavi ediliyor
Ölüm orucunda bulunan tutuklu ve hükümlüler hakkında son gelişmeleri gazetemize aktaran İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurul Üyesi Prof. Dr. Taner Gören, geçtiğimiz perşembe günü kendilerine ulaşan bilgilere göre, İstanbul civarındaki ölüm orucu ve süresiz açlık grevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin 11’inin Bayrampaşa Cezaevi Hastanesi’ne, 8’inin Şişli Etfal Hastanesi’ne, 9’unun ise Haseki Hastanesi’ne kaldırıldığını söyledi.
Sağlık raporuna rağmen F tipinde
TKP-ML davasından hükümlü Mehmet Aytekin, akli dengesi yerinde olmamasına rağmen Sincan F Tipi cezaevinde tutuluyor. Aytekin’in yakınları, dün gazetemizin Adana Bürosu’nu ziyaret ederek, Aytekin’in durumu hakkında bilgi verdiler. Aytekin’nin akli durumunun yerinde olmadığını, bugüne kadar içeride yemeğinden, giyimine kadar her konuda arkadaşlarının yardımını alarak yaşadığını söyleyen ağabeyi Şıh Mehmet Aytekin, kardeşinin 1996 ölüm oruçlarında şuurunu yitirdiğini, çoğu zaman kendisi dahil yakınlarını bile tanımadığını belirtti. 1996 cezaevleri operasyonunda Bursa Cezaevinde’yken darbe alarak, sürüldüğü Gebze Cezaevi’nde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları’nda tedavi gördüğü söylenen Mehmet Aytekin, daha sonra sürüldüğü Ceyhan Cezaevinde’yken de Kurttepe Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastenesi’nde tedavi gördü.
Aslolan yaşamın korunmasıdır!
İzmir Meslek Odaları Platformu, KESK, DİSK, Türk İş, EMEP, ÖDP, SİP, HADEP İzmir İl Örgütleri, İHD, ÇHD, Pir Sultan Abdal Kütlür Derneği, Mazlum- Der ve Halkevleri, ortak bir basın toplantısı düzenleyerek siyasi iktidarların sorumluluklarını yerine getirmeye, çağırdı. KESK dönem sözcüsü Alim Murathan, Elektrik Mühendesleri Odası Lokali’nde yapılan açıklamada siyasi iktidarın, açlık grevlerinin, insan yaşamına getirdiği tehlikeleri bugüne dek görmezlikten geldiğini söyledi. Murathan, eylemlerin sona erdirilmesini isteyen meslek ve kitle örgütlerine karşı haksız, asılsız iddilarla karşı çıkıldığını vurguladı. “Yaşama Dönüş” adı altındaki operasyonda 32 insanın, o günden bugüne dek ölüm oruçlarında da 14 insanın öldüğüne dikkat çeken Murathan, açıklamasına şöyle devam etti: “Bir ülkede, tüm yurttaşların en temel hakkı olan yaşam hakkı devletin sorumluluğundadır. Bu, kişinin tutuklu ve hükümlü olması halinde daha fazla önem taşır. Çünkü, cezaevlerindeki insanların yaşam koşulları devlet tarafından belirlenir. İçerideki birey ölümü seçebilir. Ölümü, insanca yaşamın koşulu olarak görebilir. Böyle olsa da asıl olan yaşamın kendisidir ve yaşamın insanca koşullar altında korunmasıdır. Ve devlet bireyin yaşamının güvencesi olarak var olmalıdır.”
ESK resmileşti
Her krize girdiği, toplumsal tepkilerin yükseldiği dönemde hükümetin gündeme getirdiği Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK)’e yasal altyapı kazandıran kanun, Resmi Gazete’de yayınlandı. Hükümetin istemi ile ekonomik ve sosyal nitelikli her türlü konuda, ekonomik ve sosyal yaşamı doğrudan etkileyen yasa tasarıları, kalkınma planları ile yıllık programların hazırlanması sırasında görüş bildirme gibi işlevler yüklenen ESK, hükümet, işveren ve işçi kesiminden oluşurken, temsilde hükümetin ağırlığı dikkat çekiyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net