|
|

|
           

FTAA kuşatma altında
800 milyon nüfuslu Amerika kıtasını tekellerin çıkarları doğrultusunda tek bir blok halinde birleştirecek olan FTAA, büyük bir öfkeyle karşılandı. Kanada polisi, protestoları engelleyemiyor.

Şaron yönetiminden işgal atağı
İsrail yönetiminin Kudüs şehrinin doğusundaki “eski kent” olarak bilinen tarihi bölümünde yeni işgalci yerleşimler kurma planı, Filistinli yetkililerin ve İsrailli barış yanlılarının tepkisini topladı.


FTAA kuşatma altında
Batı yarımkürenin Küba dışında tamamını kapsayan dünyanın en büyük ticaret blokunu oluşturmak için bir araya gelen devlet ve hükümet başkanları, büyük bir halk öfkesiyle karşı karşıya kaldı. Kanada’nın Quebec kentinde önceki gün başlayan FTAA (Amerikalar Serbest Ticaret Alanı Anlaşması) görüşmeleri, binlerce küreselleşme karşıtının gösterilerine tanık oluyor. Kanada polisi ve özel askeri birimlerin estirdiği terör, eylemleri bastırmak için yeterli olmadı. Gösteriler nedeniyle zirve, bir saat kadar geç başladı.
Gaz bombaları etkili oldu!
Gecikmenin nedenlerinden birinin, polisin göstericilere karşı kullandığı gözyaşartıcı gaz bombaları olduğu belirtiliyor. Şehir merkezinin tamamı, gaz bombalarının etkisi altında kaldı. ABD’nin önderliğinde düzenlenen zirveye gelen 34 ülkeden katılımcılar, ağız ve burunlarını mendillerle korumaya çalıştılar. Şehir merkezi etrafına kurulan “Utanç Duvarı”nın dışındaki binlerce kişi ise, polis saldırılarına rağmen duvarı yıkma girişiminde bulundu. Önceki günkü olaylarda bir polis ile onlarca küreselleşme karşıtı yaralandı. Çok sayıda kişinin de tutuklandığı öğrenildi.
Gün boyunca tanık olunan çatışmalar, akşam saatlerinde de sürdü. Olayları görüntülemeye çalışan gazeteciler, son iki yılın en güçlü küreselleşme karşıtı eylemlerinden birine tanık oldukları konusunda hemfikir. Gazeteciler, zirveyi “Kuşatma Altında” gibi başlıklarla haber merkezlerine geçtiler.
‘Tam başarı sağlandı’
Eylemlere katılan yüzlerce örgüt de, protestoların ilk gününde “tam bir başarı” sağlandığını vurguladı. Örgütlerin yaptığı ortak açıklamada, “Plastik mermilere, gözyaşartıcı bombalara, köpeklere ve doğrudan fiziksel şiddete rağmen, zirvenin başlamasını geciktirmeyi başardık” denildi. Açıklamada, “Tekelci basın da, FTAA politikalarına karşı büyük muhalefet olduğunu farketmeye başladı” yorumu yapıldı.
Öte yandan; Ekvador’un başkenti Quito’daki Kanada Büyükelçiliği, küreselleşme aleyhtarı 50 kişinin işgaline uğradı. Eylemciler, FTTA zirvesine karşı olduklarını belirterek, Kanada hükümetinin, zirvenin yapıldığı bina çevresindeki güvenlik tedbirlerini kaldırmasını istediler.
Bush: ‘Anladığım kadarıyla...’
Medya tekellerinin desteğini alan sanayileşmiş ülke yöneticileri, gösterilerin “bir avuç aşırı görüşlü kişi”nin işi olduğunu iddia etti. Zirvenin açılışını yapan Kanada Başbakanı Jean Chretien, “Şiddet ve provokasyon, demokrasilerde kabul edilemez” diye konuştu.
ABD Başkanı George W. Bush ise “Ticaret sadece zenginlik değil, özgürlük de yaratır” iddiasında bulundu. Bush, “Anladığım kadarıyla ticaretten hoşlanmayan insanlar var, bu kişilerin fikirlerine hiçbir şekilde katılmıyorum” dedi.
ABD Başkanı sıfatıyla ilk kez Kanada’ya gelen Bush’a, Dışişleri Bakanı Collin Powell eşlik ediyor.
Uluslararası medyanın, protesto eylemlerinden çok polisle çatışmalara ve bazı küçük grupların şiddet eylemlerine odaklanması dikkat çekiyor. Gösterilere katılan onlarca parti, sendika ve kitle örgütü ise, bu tutuma tepkiyle yaklaşıyor.
Clinton döneminde başlamıştı
FTAA fikri, ilk olarak altı yıl önce, dönemin ABD Başkanı Bill Clinton döneminde ortaya atıldı. O tarihten bu yana süren görüşmelerin, Bush döneminde sonuçlandırılması bekleniyor. İmzalanacak anlaşmayla, ABD’li tekellerin Amerika kıtasındaki hareket serbestisi daha da genişleyecek. Her ülkeden yüz milyonlarca işçi ve emekçi ise, açlık ve sefaletin insafına terkedilecek.
Latin Amerika devletlerinin FTAA’ya yönelik itirazları, oldukça zayıf. Halen sadece Brezilya, ABD’nin tarıma yönelik teşvikleri sona erdirmesini talep ediyor.
ABD, diğer ülkelere “tarıma devlet desteğini kesmeleri” yönünde baskı yaparken, kendi tarımına her yıl milyarlarca dolar sübvansiyon veriyor.
NAFTA’nın gösterdikleri
Bu arada, konuyla ilgili bir açıklama yapan Kanada İşçi Kongresi (CLC), NAFTA ile geçen son yedi yılın işçi ve emekçiler açısından acı tecrübelerle dolu olduğunu belirtti. CLC, NAFTA’nın “üye ülkelerde çalışma standartlarını yükseltme” vaadinde bulunduğunu, oysa bu vaadin tam tersi gelişmeler yaşandığını kaydetti. Konfederasyon tarafından verilen bilgiye göre, NAFTA bünyesinde imzalanan Kuzey Amerika Emek İşbirliği Anlaşması (NAALC), göstermelik olmaktan öteye gidemedi. Bu anlaşma uyarınca çeşitli işçi sendikalarının tekeller hakkında yaptığı 23 şikayetten 10’u “incelenmeye değer” bulundu. 7 yıl içinde bu 10 şikayetten hiçbiri sonuçlandırılmadı.
Antidemokratik bir anlaşma
CLC, NAFTA’nın yayılması anlamına gelen FTAA’nın “kesinlikle antidemokratik” olduğunu, çünkü toplumu dışladığını belirtti. Örgüt, FTAA’nın parlamentolar da dahil hiçbir kurumda tartışılmadan kabul edilmek istenmesine dikkat çekti.
CTC açıklamasında şöyle denildi: “Amerikalar Arası Bölgesel İşçi Örgütü (ORIT) ile işbirliği içindeki Kongremiz, 400’e yakın kitle örgütü, işçi sendikası, kiliseler, kadın ve köylü örgütleri ve dayanışma ağları ile bir araya gelerek, Amerika kıtasında dizginsiz ticaret liberalizasyonuna karşı Yarıküre Toplumsal İttifakı’nı oluşturdu. İşçi hareketi, işçi hakları ve toplumsal sorunları görmezden gelen yeni bir serbest ticaret anlaşmasına karşı net bir tavırla ortaya çıkmalıdır.”
Taslak ele geçirildi
Öte yandan; bugüne dek gizli tutulan FTAA taslak metninin bir bölümü, küreselleşme karşıtı bir örgüt tarafından ele geçirildi. İnternet üzerinde www.iatp.org adresinde yayınlanan 42 sayfalık bu metin, FTAA görüşmelerinde derin çelişmeler yaşandığını ve bu zirveden bir uzlaşmayla çıkmanın çok zor olduğunu gösteriyor. Metinde; ABD ve Kanada ile Latin Amerika devletlerinin; sermaye hareketlerinin sınırlandırılması, yatırımcı hakları, işçi hakları ve çevre başta olmak üzere birçok konuda farklı tekliflerde bulundukları görülüyor.

Başa dön


Şaron yönetiminden işgal atağı
İsrail yönetiminin Kudüs şehrinin doğusundaki “eski kent” olarak bilinen tarihi bölümünde yeni işgalci yerleşimler kurma planı, Filistinli yetkililerin ve İsrailli barış yanlılarının tepkisini topladı. Geçtiğimiz yıllarda da Yahudi yerleşimlerini destekleyen İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un son dönemde hızlandırdığı inşaatlar, Filistin halkına yönelik saldırıların yoğunlaşacağını gösteriyor.
Filistin yönetimi, yerleşimlerin durdurulmasını, yedi aydır süren çatışmaların sona erdirilmesi için yapılacak muhtemel görüşmeler için ön şart olarak ortaya koyuyor.
Bahane çok!
Yerleşimler, İsrail hükümetine bağlı Yahudi Mahallesi Geliştirme Şirketi eliyle yürütülüyor. İsrail Doğu Kudüs’teki yerleşimleri, burada yaşayan 3000 Yahudi’yi birleştirmek ve kutsal sayılan Ağlama Duvarı’nı “korumak” gerekçesiyle yapıyor. Ancak Ağlama Duvarı, aynı zamanda Müslümanlar tarafından kutsal sayılan Harremülşerif Camiisi’nin de yan duvarı.
Bölge 1967’deki Arap-İsrail savaşı sırasında işgal edilmiş ancak bu hareket uluslararası alanda kabul görmemişti. 36 milyon dolarlık proje, eski kentin de dışına taşan bir tünel yapılmasını içeriyor. Plan, İsrail parlamentosunda onay bekleniyor.
Çatışmaların başlangıcı
İşgal altındaki Filistin toprağının en sıcak noktalarından biri olan Doğu Kudüs, Filistin İntifada’sının başladığı yer olarak da kabul ediliyor. Başbakanlığa gelmesinden kısa bir süre önce buraya provokatif bir ziyaret düzenleyen Şaron, Filistin halkının şiddetli direnişi ile karşılaşmıştı.
Önceki gün de cuma olması itibariyle Kudüs’de gergin saatler yaşandı. Filistinliler, silahlı israil askerlerine taşlarla karşı koydular.
Karakol yıktılar
İsrail güçleri dün de, Gazze’ye kısa bir süre için girerek, İsrail askerlerine yönelik saldırıların üssü olduğu öne sürülen bir Filistin polis karakolunu tahrip etti. İsrail askeri sözcüsü, Refah yakınlarındaki bu karakoldan kendi taraflarına geçiş yapılıp saldırılarda bulunulduğunu iddia ederek, İsrail askerlerinin bu silahları susturmak için nokta operasyonu yaptığını söyledi.
Filistinli bir güvenlik yetkilisi, İsrail’in son saldırısının Gazze Uluslararası Havaalanı’nın doğusunda olduğunu, bu saldırıda 3 tank ve 2 buldozer kullanıldığını söyledi.
Ağzından kan damlıyor!
İsrail yönetimi bir yandan savaş naraları atarken, bir yandan da barış güvercinliğine soyunuyor.
Başbakan Şaron, “terörizme karşı, uzun zaman gerektiren acımasız bir mücadele yürüttüklerini” söyledi. Şaron, başkent Tel Aviv’in doğusundaki Latrun Üssü’nde düzenlenen askeri törende yaptığı konuşmada, “Aynı zamanda da barışa elimizi uzatıyoruz” dedi. İsrail Başbakanı, Fransa’da yayımlanan Le Figaro gazetesine verdiği demeçte ise, Filistin lideri Yaser
Arafat’ın korumalarını, Hizbullah örgütüyle yakın ilişkide olmakla suçladı. Figaro’nun dün yayınlanan sayısında Şaron, şunları söyledi: “Hizbullah, Arafat’ın en sadık birliğiyle, devlet başkanlığı korumalarıyla işbirliğinden yararlanıyor. Arafat’tan, terörist altyapıya karşı daha önce almadığı önlemleri almasını bekliyorum. Hamas, İslami Cihad ve Hizbullah’a karşı harekete geçmeli.”

Başa dön


|
Yunanistan’da mezarda emekliliğe öfke
Yunanistan hükümeti’nin sosyal güvenlik alanında yapmayı planladığı sözde reformlara ilişkin tasarı, Atina’yı karıştırdı. Başbakan Kostas Simitis’i suçlayan anamuhalefet Yeni Demokrasi Partisi, hükümete emeklilik yaşını yükseltmeye ilişkin bir düzenleme yapmaması çağrısında bulundu. Yunanistan Komünist Partisi (KKE), işçileri hükümetle diyaloğa girmemeye ve dayanışma içinde direnmeye davet ederken, Sol Koalisyon Partisi, önerinin çalışanların yaşam koşullarını kötüleştireceğini ve daha düşük emeklilik maaşı için daha uzun süre çalışmak zorunda kalacaklarını vurguladı. Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (GSEE), 26 Nisan’da 24 saatlik genel greve gidecek. GSEE açıklamasında, “Hükümet, sendikalarla çatışmayı seçmiştir ve istediği olacaktır” denildi.
Çin’de 30 kişi idam edildi
Çin’de 30 kişi aynı günde idam edildi. Resmi basın organlarında çıkan haberlerde, Çin’in orta kesimlerindeki Hubei eyaletinde bulunan sanayi kenti Wuhan’da 30 kişinin, mahkûm edilmelerini takiben hemen idam edildiği belirtildi. Yeni Çin Ajansı’nın internet sitesindeki haberde de ülkenin güneybatısındaki Chongqing’de dün sabah 8 kişinin idama mahkâm edildiği kaydedildi. Uluslararası Af Örgütü’nün rakamlarına göre, 1999’da Çin’de 2 bin 88 idam cezasının 1263’ü infaz edildi. Buna göre ülkede haftada ortalama 40 kişi idam edilmiş oldu.
Peru uçağı ABD uçağını düşürdü
Peru Hava Kuvvetlerine bağlı bir savaş uçağının, Amerikalı misyonerleri taşıyan bir özel uçağı yanlışlıkla düşürmesi sonucu, biri yedi aylık bir bebek 2 Amerikalının öldüğü, diğer iki kişinin ise yaralandığı bildirildi. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın bildirisinde, olay doğrulanarak, “Peru Hava Kuvvetleri’ne bağlı bir savaş uçağı, Amerikalı misyonerleri taşıyan bir özel uçağı düşürmüştür. Perulu pilot, bu küçük uçağın uyuşturucu kaçakçılarına ait olabileceği yanılgısına düşmüştür. Olaydan dolayı üzgünüz” denildi.
|
|

|