www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Şimdi uçurtma zamanı
Uçurtmaların gökyüzünde renkli görüntüler oluşturduğu sıcak havalar yaşanıyor. Uzmanlar, uçurtmanın çocuk gelişimindeki yerine dikkat çekerek, özgürlük hissi ve doğa sevgisi aşıladığını söylüyor.

Filenin yarısı boş
Ev kadınları krizle birlikte artık sofraya ne getireceğini bilemiyor. “Bize az malzemeyle yemek yapmak öğütleniyor” diyen kadınlar, pazarlarda daha önce aldıklarının yarısını ancak alabildiklerini söylüyorlar.


Şimdi uçurtma zamanı
Erken gelen ilkbaharla gökyüzüne salınmaya başlayan uçurtmalar, gökyüzünde renkli görüntüler oluşturmaya başladı bile. Gökyüzünde salınan rengarenk uçurtmalar, çocukların gelişiminde de önemli bir yere sahip. Uzmanlar, uçurtmanın çocuk üzerinde “özgürlüğün kendisine ait olduğu” hissi uyandırdığını ve doğa sevgisinin oluşmasında önemli bir araç olduğunu söylüyor.
Uçurtma için gerekli olan ılık ve rüzgârlı havanın oluşması, çocukları uçurtmalarıla birlikte boş arazilere çekmeye başladı. Kimi çocuklar, büyük bir ustalıkla hayal güçlerini de kullanarak birbirinden güzel ve canlı renklerde uçurtma yaparken, kimileri de 2 milyon liradan başlayan fiyatlarla satışa sunulan hazır uçurtmalarla bu keyfe ortak olabiliyor.
Psikolojik danışman Halis Özerk, uçurtmanın özellikle 9-10 yaşına kadar olan çocuklar için büyük önemi olduğunu vurguluyor.
Özgürlük simgesi
Özerk, “Özgürlük simgesi” olan uçurtmanın, “özgürlük duygusu” olan uçma duygusunu yaşamalarına olanak sağladığını da ekliyor. Özerk, bu yaş grubuna kadar olan çocuklarda somut düşünce gelişmediği için oyuncakların şahıslaştırıldığını da ekliyor.
“İpi elinde olan uçurtmasıyla kendini özdeşleştirir, kendini gökyüzünde özgürce uçuyor hissine kapılır. En önemlisi, çocukta özgürlüğün kendisine ait olduğu hissini uyandırır” diyen Halis Özerk, bunun çocuğun günlük hayatta kendine sunulan kurallar, yaptırımlardan, sosyal normlardan kısa süreli de olsa kurtulmasını sağladığına dikkat çekiyor.
Doğa sevgisi
Çocuğun kendini, özgürlüğü kontrol eden, elinde tutan biri olarak gördüğünü söyleyen Özerk, uçurtmanın diğer bir önemli yararının da çocuğa doğanın bir parçası olduğunu hissettirmesi, çocuğun doğayı sevmesini sağlaması olduğunu anımsatıyor.

Başa dön


Filenin yarısı boş
Emine Uyar
Emekli öğretmen Kızbes Aydın, “Zamlar geldikçe, bize daha az malzemeyle yemek yapma, idare etme tavsiye ediliyor” diyor, emekçi kadınların ev toplantısında. İzmir’in Çiğli ilçesinde bir ev toplantısı bu. Gündemleri oldukça yoğun, ev kadınlarının sorunlarından medyaya; özelleştirmelerden ekonomik krize pek çok konuyu tartışıyor kadınlar.
“Ben toplumsal olaylarla ilgilenmediğim dönemlerde kendimi eksik hissediyordum” diyor öğretmen Belgin Aksoy ve televizyonlarda kadını toplumsal olaylardan uzak tutan, dört duvar arasına hapseden sınırlı bir dünya çizildiğine dikkat çekiyor.
‘Düşünemez hale getiriyorlar’
Nahice Beyazıt ise “Televizyonlar ev kadınlarını düşünemez hale getiriyorlar” diyor ve ekliyor, “Ben bir süre izledim. Sosyal yaşamdan kesildiğimi hissettim. Sonra toparlandım artık izlemiyorum” diyor. Perihan Turan’ın eşi Tekel işçisi. Eşinin işyerinde özelleştirmeye karşı çalışmalar yapıldığını, kendilerinin de işçilerin eşlerini ziyaret ederek özelleştirme ile ilgili bilgilendirme yapabileceklerini anlatıyor. Özelleştirmenin yaşamlarına yansımalarının neler olacağını, yaşayacakları sorunları tartışıyor kadınlar.
‘Krizi biz mi yarattık?’
Söz dönüp dolaşıp ekonomik krize geliyor. Gülşen Atar, “Açıkça komplo var. Emeklilerin maaşlarından 5’er milyon lira haksız para kesildi. Bu krizi SSK emeklileri mi yarattı? Siyasiler hataları yapsın, krizler yaratsın; gariban SSK emeklilerinin maaşından para kesilsin. Bu doğru mu şimdi?” diyor. Nahice Beyazıt ise kriz bahanesiyle her gün zam geldiğini söylüyor.
Lütfiye Sözeyataroğlu da, IMF dayatmalarının sonucunu gördük deyip, ekliyor; “Bu enflasyon nasıl düşüyor? Pazarda ben niye geçen yıl aldığımın yarısını alabiliyorum. Filenin yarısı boş kalıyor. Halkın üzerine doğrudan doğruya yıkamadıkları zamları bu kriz bahanesiyle yıktılar”.
‘İşe yürüyerek gideceğim’
“Yıllardır zaten krizi yaşıyoruz. Hayvancılık ölmüş, tarım bitmiş. Önce çiftçiden başladı. Bu politikalarla ülkenin daha da geriye gideceğini düşünüyorum” diyor Canan Gönen. Kamu emekçisi Yüksel Ergül de, zaten düşük olan maaşının iyice düştüğünü belirterek, “Alım gücü yüzde 30 azaldı. Maaşı alalı 10 gün olmadı, gelecek ayın maaşını da bitirmiş durumdayım. Bundan sonra işe yürüyerek gitmek zorunda kalacağım”.

Başa dön


Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net