www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Merih Akoğul’dan “Yaşamdan kareler”
Fotoğraf sanatçısı Merih Akoğul’un 20 yıllık sanat yaşamını özetleyen “Klasikler / Neo klasikler” adlı sergi Fotoğrafevi Fujifilm galerisinde açıldı.

Kütüphanecilerden mesaj var!
Gündemin uzak bir maddesi olarak, hayatımıza fazla girmeyen kütüphanelerin durumu içler acısı. Kültür Bakanlığı Kütüphanecileri imzasıyla gazetemize gönderilen yazıyı aynen yayınlıyoruz.


Merih Akoğul’dan “Yaşamdan kareler”
Fotoğraf sanatçısı Merih Akoğul’un 20 yıllık sanat yaşamını özetleyen “Klasikler / Neo klasikler” adlı sergi Fotoğrafevi Fujifilm galerisinde açıldı. 6 Nisan’a kadar açık kalacak olan sergi, Akoğul’un Mimar Sinan Üniversitesi Fotoğraf Ana Sanat Dalına öğrenci olarak girdiği 1981 yılından 2001 yılının ilk aylarına kadar çektiği 60 siyah - beyaz fotoğraftan oluşuyor.
Merih Akoğul’un 20 yıllık akademik fotoğraf geçmişinin bir özeti sayılabilecek olan “klasikler”, 1981-1991, “neo - klasikler” ise 1992 - 2001 yılları arasında çekilmiş kareleri içeriyor. Neler yok ki bu karelerin içinde; yaşamdan enstantaneler, çocuklar, grafik detaylar, manzaralar, portreler...
Merih Akoğul 1963 İstanbul doğumlu. Mimar Sinan Fotoğraf Ana Sanat Dalını 1985’te bitirdi. “Grup 9” fotoğraf grubunu kurdu. 1982 ile 1986 yılları arasında, fotoğraf yarışmalarında 18 ödül kazandı. Sergi Pazar hariç her gün 10.00 - 19.00 saatleri arasında izlenebilir. Daha fazla bilgi için Fuji Fotoğrafevi tel; 0212 251 05 66.

Başa dön


Kütüphanecilerden mesaj var!
İnsan yaşamının sürekli geliştirilmesi ve sürdürülmesinde en temel gereksinimlerinden biri olan ve içinde bulunduğumuz çağa adını veren bilgi, kütüphanecilik mesleğinin odak noktasıdır.
Kütüphanecilik bilimi, insanlarla bilgi kaynakları arasında verimli bir ilişkinin kurularak toplumun kültürel, sosyal ve teknik açıdan kalkınmasını sağlar. Bu amaçla, çaşdaş teknik ve yöntemleri kullanarak bilgi kaynaklarının seçimi, sağlanması, düzenlenmesi ve bilgi ile hizmet verdiği kitleyi buluşturma yolunda; araçları, ilkeleri, yöntemleri ve sistemleri inceler. Kütüphanecilik biliminin uygulama alanı olan kütüphanelerin (Milli Kütüphane, Halk ve Çocuk Kütüphaneleri, üniversite, okul ve her tür kurum, kuruluş kütüphaneleri, dokümantasyon-enformasyon merkezleri, arşivler) koruyup düzenleyerek yararlanmaya sunduğu eserler olmasaydı, önceden kazanılmış bilgi ve deneyimler öğrenilemeyecek, bunlara dayanılarak yenileri ortaya konulamayacak, insanlık kısır bir döngü içinde bunalıp kalacaktı.
Bilgiyi, gereksinim duyanların hizmetine sunarak yeni bilgi üretimine aktif katkıda bulunan kütüphanecilerin, bu odak noktadaki işlevlerini istenilen düzeyde yerine getirebilmeleri aldıkları eğitim ve iş deneyimleri ile doğru orantılıdır.
Kütüphaneci, üniversitelerin kütüphanecilik, dokümantasyon-enformasyon, arşivcilik ana bilim dallarında lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim almış kişidir. Ülkemizde Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültelerinde Kütüphanecilik Bölümleri, Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde Arşivcilik Bölümü bulunmaktadır. Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde de Kütüphanecilik Bölümü açılmış, ancak henüz eğitime başlanmamıştır. Kütüphanecilik bölümleri kütüphanecilik, dokümantasyon-enformasyon ve arşivcilik ana bilim dalı olmak üzere üç dalda 4 yıllık lisans eğitimi (Hacettepe Üniversitesi’nde 5 yıl) ve lisansüstü eğitim vermektedir.
Ülke genelinde, Kültür Bakanlığı Kütüphaneler Genel Müdürlüğü’ne bağlı hizmet veren 1405 halk kütüphanesi bulunmaktadır. Milli Kütüphane Başkanlığı da dahil olmak üzere bakanlığımızda toplam 304 kütüphaneci görev yapmaktadır. Bu durumda ortalama 5 halk kütüphanesine 1 kütüphaneci düşmektedir. Milli belleğimiz olan Milli Kütüphane ise 20 kütüphaneci ile modern kütüphane hizmetlerini verme çabası içindedir.
Üniversitede 4 yıl boyunca, bilgi kaynakları ile kullanıcı arasındaki iletişimi en doğru ve en kısa zamanda, kütüphanecilik biliminin kuralları çerçevesinde kurmanın eğitimini alan kütüphaneciler; lise mezunu bir memur ya da ilkokul mezunu bir hizmetli ile aynı maaşı almak zorunda kaldığı Kültür Bakanlığı’na bağlı kütüphanelerde çalışmaktansa, daha yüksek maaş veren diğer kurumları tercih etmektedir. (İşe yeni başlayan kütüphaneci; Kültür Bakanlığı’nda 175 milyon, TBMM Kütüphanesi’nde 500 milyon, Rekabet Kurulu Kütüphanesi’ne 600 milyon TL maaş almaktadır)
Şanssız bir başlangıç yaparak Kültür Bakanlığı’nda çalışmak zorunda kalan kütüphaneciler ise, zaman içnde özlük haklarının ve çalışma koşullarının iyileştirilememesi nedeniyle, daha iyi koşullarda çalışabileceği kurumlara gitmenin yollarını aramakta; ancak, Bakanlıkça kütüphanecilere muvafakat vermeme ilke kararı ile engellenmektedirler.
Çağdaş ve etkin kütüphane hizmeti, mesleki formasyona sahip personel ile mümkündür. Ancak 304 kütüphaneci ile istenilen nitelikte hizmet üretilememekte, bu durum basında olumsuz yazılarla gündeme gelmektedir. Bilgi çağının yaşandığı günümüzde, kütüphane ve kütüphanecilerin bilgiye ve kültüre yaptığı katkı ile gündeme gelmesini istiyoruz.
Bu katkıyı yaparken maddi olanaksızlıkları düşünmek zorunda kalmadan, beyin gücümüzü tamamiyle işimize vererek, iletişim teknolojisinin başdöndürücü bir hıza ulaştığı şu dönemde bu alandaki yerimizi almak istiyoruz.
Bu hedefe ulaşmak yolunda yalnızca bizim çabalarımız yeterli olmamaktadır. Halka daha rahat ulaşabilen medyanın da bukonuda bizlere destek vermesini bekliyoruz. Sizler, bizlere ve kütüphanelere sütunlarınızda yer verdikçe, bilginin ve kültürün korunarak halkın yararlanmasına sunulduğu merkezler olan kütüphanelerimizin iyileştirilmesi için gerekli makamlara sesimizi duyurabilir kütüphanelerimizin “Halk Üniversitesi” görevini üstlenerek kültür mirasımıza yapacağı katkıyla, bu mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasında hep birlikte üzerimize düşen görevleri yerine getirebiliriz.

Başa dön


Kısa filmin dünü, bugünü ve yarını
Film yönetmeni Yüksel Ünlü, Türkiye’de hâlâ kısa filmcilerin örgütlenme sorunu olduğunu söyledi. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Kongre Merkezi’nde yapılan “Kısa Filmin Dünü, Bugünü ve Yarını” konulu panelde konuşan Ünlü, kısa filmin Türkiye’ye girmesinde, yurtdışında çalışan Türklere çok şey borçlu olunduğunu belirtti. Ünlü, Türkiye’ye kısa filmin, yurtdışında çalışan Türklerin, çalıştığı yerlerde çektikleri görüntüleri, Türkiye’deki yakınlarına izletmeleriyle girdiğini anlattı.
Karadeniz’de tiyatrolu günler
Karadeniz Bölgesi’ndeki illerde, kültürel ve sanatsal etkinlikler açısından yoğun bir döneme giriliyor. Trabzon Devlet Tiyatrosu 2000-2001 tiyatro sezonunun beşinci oyunu olan “Nafile Dünya”yı sahnelemeyi sürdürüyor. Oktay Arayıcı’nın yazdığı, Galip Erdal’ın yönettiği oyunda, Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine bağlı, görevinden başka birşey düşünmeyen Başkomiser Ramazan Bey’in, günümüz Türkiyesi’nin gerçekleriyle örtüşen yolsuzluk, rüşvet, sürgün gibi olaylarla mücadelesi, şarkılar, danslar ve komik öğelerle süslenerek anlatılıyor. Oyun, TDT Atapark Haluk Ongan Sahnesi’nde, 25 Mart’a kadar tiyatroseverlerin beğenisine sunulacak.
Aşk Grevi
kapalı gişe

Antalyalı tiyatroseverler, ABT’nin sahnelediği ve 4 yıldır kapalı gişe oynayan “Aşk Grevi”ni de 20 Mart Salı günü yeniden izleme fırsatı bulacak. Aristophanes’in oyunundan Savaş Aykılıç’ın esinlenerek yazıp yönettiği “Aşk Grevi”, geleneksel Türk tiyatrosu biçimlerinden de özellikler taşıyor. Oyun, binlerce yıl önce Anadolu’da yaşayan kadınların, kocalarını savaştan vazgeçirmek ve toplum yönetiminde söz sahibi olmak amacıyla aşk grevi yapmalarını konu alıyor. Oyunun başlıca rollerini, Müfit Kayacan, Mehmet Özgür, Recep Kamiloğlu, Nilgün Kayacan, Safinaz Özgür ve Hasibe Özgür üstlendi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net