www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Kaynak hortumculara
Kriz gerekçesi ile sahipleri tarafından içleri boşaltılmak suretiyle “zor durumda bırakılan” bir banka daha Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredildi.

‘Kalkınma, bağımsız politikalara bağlı’
“Türkiye’de Ekonomik Bunalım ve Çıkış Yolları” sempozyumunda, bütünleşme adına dayatılan politikaların azgelişmiş ülkelerin dışa bağımlılığını artırdığı vurgulandı.


Kaynak hortumculara
Şubatta yaşanan kizin ardından kurtarılan banka sayısı arttı. Kriz gerekçesi ile sahipleri tarafından içleri boşaltılmak suretiyle “zor durumda bırakılan” 1 banka daha Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredildi. Aksoy Ailesi’ne ait İktisat Bankası’nın yönetimi ve denetimi, TMSF’na geçti. TMSF aracılığı ile devlet kaynaklarını hortumlayan banka sayısı 13’ü buldu. Bu bankalar rehabilite adı altında “içleri doldurularak” tekrar satışa çıkarılacak. Bu “rehabilitasyon” için harcanacak paranın 30 milyar dolara yaklaşacağı belirtiliyor. Böylece Ekonomiden Sorumlu Bakan Kemal Derviş’in “daha fazla fedakârlık” sloganı ile hazırladığı “Ulusal Program” ile IMF ve DB’den sağlanacak kredilerin nereye harcanacağı belli oldu. Tabii bu kredilerin geri ödemesi halktan istenecek yeni fedakârlıklar ve vergilerle yapılacak.
Gerekçe bankanın hortumlanması
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, İktisat Bankası’nın yönetim ve denetiminin TMSF’na devredilmesi kararını açıkladı. Açıklamada bankanın “hortumlandığı şu sözlerle tarif ediliyor: “Kaynaklarını bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde hissedarlarının oluşturduğu sermaye grubuna aktaran, zararı özkaynaklarını aşarak yabancı kaynaklara sirayet eden, mali bünyesindeki zafiyet, taahhütlerini karşılayamayacak boyutlara ulaşan ve faaliyetine bu haliyle devamı mevduat sahiplerinin haklarını ve mali sistemin güven ve istikrarını tehlikeye düşüren İktisat Bankası T.A.Ş.’nin yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilmiştir” Açıklamada, İktisat Bankası’nın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu sahipliği altında, bugünden itibaren normal faaliyetlerini sürdüreceği, yasalara uygun her türlü yükümlülüğünü yerine getireceği ifade edildi.
Bankanın eski sahibi Erol Aksoy ise yaptığı yazılı açıklamada, fona devri kendilerininin istediğini kaydetti.
Bankanın yapısı
İktisat Bankası, 1 katrilyon 2 trilyon 741 milyar liralık aktif büyüklükle Türkiye‘nin 20. büyük bankası. Türkiye Bankalar Birliği‘nin 30 Eylül 2000 tarihli verilerine göre, 369.5 trilyon lira kredi hacmi bulunan İktisat Bankası, 73 trilyon 231 milyar lira öz kaynağa, 63 trilyon 688 milyar liralık ödenmiş sermayeye sahip. Banka, aynı dönemde 738 milyar lira kâr açıkladı. Avrupa ve Amerika Holding‘in ana ortağı olduğu, Aksoy ailesine ait İktisat Bankası Fon‘a devredildiğinde, eski Hazine Müsteşar Vekili Cüneyt Sel‘in Yönetim Kurulu Başkanlığı, Tanju Oğuz‘un Genel Müdürlüğü yönetiminde görev yapıyordu. 1999 yılı sonu itibariyle bankanın biri yurtdışında 62 şubesi, yurtdışı 2 mali iştiraki, bir temsilciliği ve 1.321 çalışanı bulunuyor. Çalışan sayısı 1.321 olan bankanın, net kârı 2000 yılı Eylül ayı verilerine göre 738 milyar lira düzeyinde bulunuyordu. 1927’de Denizli‘de genç girişimcilerce kurulan banka, 1984’te Aksoy ailesi tarafından satın alındı. 1984‘e kadar çok şubeli mevduat bankası olarak faaliyet gösteren İktisat, daha sonra ticari bankacılık yaptı.
İktisat Bankası’nın bağlı bulunduğu Avrupa ve Amerika Holding’in, aralarında İktisat Yatırım, İksitat Leasing, Emek Hayat, Emek Sigorta, Facto Finans, Cine 5’in de bulunduğu çok sayıda şirketi faaliyet gösteriyor.

Başa dön


‘Kalkınma, bağımsız politikalara bağlı’
“Türkiye’de Ekonomik Bunalım ve Çıkış Yolları” sempozyumunun son iki oturumunda Türkiye’deki kamu maliyesinin hangi amaç ve araçlarla çökertildiği tartışıldı. “Kamu Maliyesi ve Bunalımı” başlıklı üçüncü oturumu yöneten SBF Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özhan Uluatam, yaşanılanların 1980’de başlayan sürecin devamı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Uluatam, IMF ve DB’nin bu değişiklikleri benimseyecek ortaklar istediğini kaydetti. Uluatam, IMF’nin yeni ekonomik ilişkileri benimsemeyi yardım ve krediler için bir ön koşul olarak öne sürdüğünü belirtti.
Gazi Üniversitesi’nden Yard. Doç. Aziz Konukman ve SBF Maliye Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sinan Sönmez’in konuşmacı olduğu oturumda, bütçenin rantiyeye kaynak aktarmaktan ekonomik ve sosyal hizmetleri yapamaz hale geldiği vurgulandı. Aziz Konukman, “Kamu Maliyesinde Bunalım Geliyorum Dedi” konulu bir tebliğinde, Türkiye’nin bütçesinin samimi ve güvenilir olmadığını belirterek, bütçenin sadece hukuki denetime tabi olduğunu ve performans denetiminin yapılmadığını, yıllık plan ve programlarla en ufak bir ilgisinin olmadığını, karar alma süreçlerinin ise son derece parçalı olduğunu belirterek, bunun bütçeyi bir bütün olarak görmeyi ve değerlendirmeyi güçleştirdiğini belirtti.
Bütçenin rantiyeye kaynak aktarmaktan tüm ekonomik ve sosyal hizmetleri yapamaz duruma geldiğini belirten Konukman, bu politikaların IMF ve DB politikalarından ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. Konukman, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi alanlara bütçeden ayrılan pay azalırken, faiz ödemelerinin bütçe içindeki payının katlanarak arttığını söyledi.
Sinan Sönmez ise “Bunalımdan Çıkış Mümkün Mü?” başlıklı sunumunda, bu soruya bugün cevap vermenin oldukça güç olduğunu söyledi. Katılım Ortaklığı Belgesin’de özelleştirmelerin kararlı bir şekilde yapılmasının karara bağlandığını, bu çerçevede Telekom’da, elektrikde düzenlemeler yapılmasının istendiğini belirten Sönmez, “Özelleştirmenin enflasyonu düşürmek için zorunlu olduğu”nun söylendiğini hatırlattı. Sönmez, yapısal reform dediklerinin “Gayri Millileştirme” operasyonları olduğunu, oluşan enflasyon rakamlarının da gerçekçi olmadığını belirtti.
Sönmez, bunalımdan çıkış yolu olarak, iç borçlarda konsolidasyona gidilmesi (kısa vadeli borçların uzun vadeli borçlara dönüştürülmesi) ve servet üzerinden vergi alınması gerektiğini vurguladı. IMF’nin Türkiye’de yaşanan krizin baş sorumlusu olduğunu söyleyen Sönmez, liberal politikaların peşine sürüklenip gidilmemesi gerektiğini ve ekonomide yeni baştan bir düzenleme yapılmasını önerdi.
“Yapısal Uyum: Nereye Kadar?” başlıklı dördüncü oturuma konuşmacı olarak ODTÜ’den Prof. Dr. Yakup Kepenek ve Prof. Dr. Cem Somel, SBF’den Prof. Dr. Oğuz Oyan katıldı. Kepenek, “Özelleştirme ve Yapısal Uyum” başlıklı konuşmasında, 1980 koşullarında piyasa koşullarına tapmanın moda olduğunu, sermayenin ve işgücünün fiyatının piyasa koşullarınca belirlenmesinin savunulduğunu anımsattı. Türkiye’de özelleştirmeye yapısal, yasal, kurumsal hiçbir hazırlık yapılmadan başlandığını söyleyen Kepenek, özelleştirmeden elde edilen gelirlerin de işgücü ve sermayeyi geliştirmek için değil, IMF’ye verilen ek niyet mektuplarında da belirtildiği gibi, borç faiz ödemelerinde kullanıldığını vurguladı.
Oğuz Oyan ise “Tarım Politikaları ve Dışa Bağımlılık” konulu konuşmasında yapısal uyum politikalarının sadece özelleştirme ile ek niyet mektupları ile başlamadığını, dönüşümün yirmi yıllık bir geçmişi olduğunu ve tarım kesiminin bu dönüşümde en önemli ayağı oluşturduğunu söyledi. Niyet mektuplarının en ayrıntılı düzenlemelerinin tarıma yönelik olduğunu ve tarımda destekleme alımlarının 2002 yılı sonuna kadar tasfiye edilmesinin planlandığını belirten Oyan, bu durumun son yirmi yılın ürünü olduğunu vurguladı.
Son olarak söz alan Cem Somel “Yapısal Uyum ve Ücret Politikaları” konulu tebliğinde, yapısal uyum kararının 1980’ler başında yeni iktisadi gelişmelere uyum amacıyla oluşturulduğunu belirtti. Yapısal uyum politikaları etrafında oluşan politikaların ticaret ve sermaye hareketlerini serbestleştirmek ve gelişmiş ülkelerle bütünleşmeyi hedeflediğini söyleyerek bunun da dışa bağımlılığı arttırdığını vurguladı.

Başa dön


Faik Öztrak Hazine Müsteşarı
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Hazine Müsteşarı oldu. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Faik Öztrak’ın Hazine Müsteşarlığı’na atanmasına ilişkin kararnameyi onayladığı öğrenildi. Öztrak’ın atama kararnamesinin, mükerrer ya da yarınki Resmi Gazete’de yayımlanması bekleniyor. Hazine müsteşarlığı görevini vekaleten Müsteşar Yardımcılarından Ferhat Emil yürütüyordu.
Maliyeden taksitlendirme uyarısı
Maliye Bakanlığı, vergi borçluları için getirilen tecil ve taksitlendirmeden yararlanmak isteyenlerin başvuru süresinin yarın akşam sona ereceğini belirterek, mükellefleri uyardı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, son yıllarda karşılaşılan ekonomik ve mali zorluklar nedeniyle zor duruma düşen mükelleflere ödemede kolaylık sağlamak ve kamu alacaklarının biran önce Hazine’ye intikali için tecil ve taksitlendirmeye yönelik bir düzenleme yapıldığı hatırlatıldı. Bu düzenleme ile mükelleflere vergi borçlarını ödemede ilk taksit bu aydan başlamak ve eşit taksitlerle olmak üzere 18 aylık ödeme süresi tanındığı kaydedilen açıklamada, bu borçlara yıllık yüzde 3 faiz uygulanacağına dikkat çekildi.
İki ayda 320 esnaf kepenk indirdi
Konya’da ekonomik krizin ardından iki ay içinde 380 esnafın kepenk kapattığı bildirildi. Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nden (ESOB) alınan bilgiye göre, Kasım 2000 krizinin ardından ortaya çıkan Şubat 2001 krizi sonucu Konya genelinde iki ay içinde 380 esnaf ve sanatkâr kepenk kapattı. Kepenk kapatan esnaf sayısının hızla artmasının endişe verici olduğunu 1998 yılında bin 313, 1999 yılında bin 401, 2000 yılında ise 2 bin 415 esnaf ve sanatkârın kapısına kilit vurduğunu bildiren ESOB Başkanı Bekir Duvarcı, yeni ekonomik programın eskisinin tersine, üretimi artırma, enflasyonu aşağıya çekme, yatırımı destekleme, paranın üretime yönlendirilmesi, ihracatın desteklenmesi gibi ayakların üzerinde oturan uygulanabilir bir program olması gerektiğini belirtti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net