www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



AB, uluslararası sermaye tekellerinin halkları daha fazla sömürmeye ve iktidarları kontrol altında tutmaya yarayan bir merkezidir ve hedefi de kuşkusuz bu yönde önüne çıkan engelleri aşma ve sınırsız sömürüyü dayatarak azami kârlar sağlamaya yöneliktir.

AB’nin tarım politikaları - 3 .............. Seyit Aldoğan
‘Ortak bir cephe oluşturmaya çalışıyoruz’
- Yunanistan tarım ekonomisinin bugün içinde bulunduğu durumu anlatır mısınız?
Vangelis Butas*: Orta ve küçük üreticiler açısından her anlamda kötü bir sürece girilmiş bulunuluyor. AB’nin izlediği tarım politikası, köylülerin gelirlerinde günden güne değişen ve gözle görülür gelir düşüklüğüne neden olan sonuçlar doğurmaya devam ediyor. Ürünlerin fiyatları bir yandan düşerken, diğer yandan tarım üretimi için gerekli olan maddelerin ve tarım araçlarının (tohum, gübre, yakıt, ilaç, araçlar ve yedek parçalar) fiyatı, tarım alanında egemenlik kurmuş tekellerin daha fazla kâr elde etme hırsıyla, yüksek fiyatlara doğru tırmanmaya devam ediyor.
AB, hayvancılığa ve tarım ürünlerinin üretimine sınırlamalar getiriyor. AB’nin Yunanistan için öngördüğü üretim miktarının aşılması durumunda taban fiyatları düşürülerek üretici cezalandırılmaktadır. Bir örnek vermek gerekirse; geçen yıl pamuğa verilen taban fiyatı 200 drahmi idi. Ancak Birliğin koyduğu sınırın üstünde üretim olduğu için kilo başına 30 drahmi düşürüldü. Bu yüzde 15’lik taban fiyatlarındaki indirim, hemen hemen her tarım ürününün alımında uygulandı.
AB’nin resmi istatistikleri bile gelişme noktalarının ne olduğunu ortaya koymaktadır. Birliğin istatistikleri Yunanistanlı köylülerin son 10 yıllık gelirlerinde yüzde 10’luk bir düşüşün yaşandığını gösteririken, köylünün üretiği tarım ürünlerinin alım gücü de bu doğrultuda düşmekte, değeri gerçek alım gücünün çok altında bulunmaktadır. Örneğin 1999 yılında bir kilo pamuğun fiyatıyla 3 litre sıvı yakıt veya 1,5 litre araç yakıtı almak mümkündü. Bugün Kasım 1999’dan bu yana bir kilo pamukla ancak 1,5-2 litre sıvı yakıt ya da bir litreden daha az araç yakıtı alınabiliyor.
Toplam köylü nüfusunun yüzde 2’sini oluşturan zengin köylüler ve çiftlik sahipleri için bir sorun yok ve her şey yolunda.
Geçtiğimiz son on yılda 198 bin yoksul ve orta köylü topraklarını terkederek tarım üretiminden koptu. Yoksul köylünün topraklarına haciz gelmesi ya da hacizle elinden alınması artık sıradan ve günlük gelişmeler içinde görülüyor. Bu durum bugünkü politikaların devamı halinde önümüzdeki yıllarda kitlesel boyutlara ulaşacak, toprak ve üretim birkaç elde toplanmış olacaktır.
- Özelleştirmelerin tarım ekonomisine etkileri ne olacaktır, hangi sonuçları doğuracaktır?
Tüm dünyada herkesçe bilinen bir gerçek var; bütün ülkelerde tarım üretimi desteklenmektedir. Bu ya dönüm başına ya beslenen hayvan başına ya da kilo başına yapılan desteklerdir. Destekleme alımlarıyla, kredilerle, verilen borç paralarla vb. tarım üretimi korunur ve teşvik edilir. Ancak bütün bunlar emperyalizmin tam egemenliği olarak adlandırılması gereken sermayenin küreselleşme politikaları sonucu, ortak tarım politikalarıyla ya da Uluslararası Para Fonu (IMF) programlarıyla ortadan kaldırılıyor. Bundan 2 yıl öncesine kadar Yunanistanlı köylüler hiçbir sağlık sorunundan dolayı hastanelere ve ilaca para vermiyordu. Oysa şimdi sağlık masraflarının yüzde 50’sini ödemek zorundalar. Ödememe durumunda ne ilaç alma, ne de hastanede yatarak tedavi olma hakları yok.
Ziraat Bankası bir devlet kuruluşuydu ve toplumsal bir hizmet veriyordu. En azından böyle bir politikaya da sahipti. Ancak kısa bir süre önce bankanın yüzde 25’i özelleştirildi ve özelleştimenin hemen ardından büyük bir üretici kesimini ilgilendiren değişikliklere gidildi. Borç verme katı kurallara bağlandı, aranılan şartlar ağırlaştırıldı. ayrıca Ziraat Bankası’nın özelleştirilmesiyle gelen hacizlerde toplanan topraklar büyük kapitalist çiftliklere satılıyor.
Sağlık politikası, eğitim politikası, elektrik enerjisinin, haberleşmenin, taşımacılığın özelleştirilmesi köylüyü yakından ilgilendiren sorunlardır. Çünkü toplumsal hizmet gören bu kurumların özelleştirilmesinden tarım üreticilerinin etkilenmemesi mümkün değildir. Üretimin maliyetini etkilememesi mümkün müdür?
- AB tarımda neleri hedefliyor?
AB, uluslararası sermaye tekellerinin halkları daha fazla sömürmeye ve iktidarları kontrol altında tutmaya yarayan bir merkezidir ve hedefi de kuşkusuz bu yönde önüne çıkan engelleri aşma ve sınırsız sömürüyü dayatarak azami kârlar sağlamaya yöneliktir. Ortak para birimiyle tüm pazarları denetlemeye, halkları tahkim politikaları altında tutmaya, sermayenin egemenliğini dayatarak başka hiçbir güç tanımamaya ve sermayenin çıkarlarını güvence altına almaya yönelik emperyalist bir birliktir. Hedeflenenler de bunlardır.
- Son günlerde Teselya Ovası’nda köylülerin hareketlendiği, toplantılar yaptıkları görülüyor. İzlenen politikalar karşısında nasıl bir tutum alacaksınız?
Son 10 yılda hükümetin AB ile birlikte karar vererek uyguladıkları ortak tarım politikalarına karşı başta Teselya Ovası köylüleri olmak üzere ülke genelinde büyük direnişler gerçekleştirildi. Ancak geçen yıl yapılan seçimlerden sonra harekette bir düşüş yaşandı. Bunun nedeni de Meclis’te bulunan (KKE dışındaki) diğer muhalefet partilerinin aldıklar tutumdu. Son günlerde bütün köylüler, köylü sendikaları, kooperatifler ve diğer köylü örgütleri bir araya gelerek izlenen politikalar karşısında nesnel bir tutum alacaklarını tartıştılar. Toplantıda AB ve hükümetin köylü karşıtı politikalarına karşı 14 Şubat’ta bütün ülke genelinde protesto mitingleri gerçekleştirme kararı alındı.
Köylülerin ve bağlı bulundukları köylü örgütlerinin mücadeleyi geliştirip güçlendirme eğilimi içinde oldukları açıkça ortaya çıktı. Emekçi karşıtı yıkıcı politikalara karşı işçileri, esnafları, gençliği ve işsizleri birleştirerek daha kitlesel bir hareketin geliştirilmesine çalışıyoruz. Bölgemizde işsizlik had safhaya uluşmış ve esnaf kepenk kapatacak duruma gelmiş bulunuyor.
Burada önemli bir noktayı vurgulamak gerekir. Bağlı bulundukları parti ve ideolojik farklılıklardan bağımsız olarak tüm köylüler tabanda birlik sağlamış durumdadırlar. Hem de Yeni Demokrasi (ND) ve hükümet partisi PASOK’luların kontrolü altında bulunan köylü konfederasyonlarının olumsuz tutumlarına rağmen.
- Türkiyeli köylülere iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Sermayenin adı AB olsun veya IMF olsun, değişen bir şey yok. Köylünün adı da ister Türk olsun ister Yunan; saldırılar aynı sermaye cephesinden geliyor ve hedefi de hem Türk hem Yunan köylüsüdür. Daha genel anlamda dünya köylüsüdür.
Topraklarımızdan sökülüp atılıyoruz. Emeğimizle kazandıklarımızı kaybediyoruz. İşsizlik büyüyor ve yaşam her geçen gün daha kötüleşiyor. Köylülerin kendi çıkarları etrafında birleşip bütünleşerek kendi sendikalarını kurmaları, örgütlenmeleri gerekir. Çünkü sadece kendilerinin kurduğu, kendilerinin karar verdiği, örgütler ancak çıkarlarına karşı yönelen saldırılara karşı örgütlü mücadele verebilir. Ancak sendikal mücadele bizi ortak sorunlarımız etrafında birleştirerek işçi ve emekçilerle, esnafla, küçük meslek sahipleriyle aynı cephede buluşturabilir. Temel amacımız birliğimizi sağlayarak direnmek olmalıdır.
Sendikalara, orta ve yoksul köylüler ideolojik düşüncelerinden bağımsız olarak üye olmalı, hangi partiye oy verdiğine bakılmaksızın sorunları için, ortak çıkarları için mücadele etmelidirler. Bizim tecrübelerimiz, tekelci sermaye gruplarına ve onların saldırılarına karşı köy, şehir ve ülke bazında doğru ve sınıf çıkarlarını gözeten sendikalar ve fraksiyonlar olmadıkça bir şey yapamayacağımızı bize gösterdi. Hedefimize varmanın tek yolunun örgütlenmek olduğunu gördük.

(*) Vangelis Butas geçtiğimiz iki dönemde milletvekilliği yaptı. Sendikal hareketin liderlerinden biri durumundadır.
- BİTTİ -
Başa dön



Portre

Aleksandr İ. Herzen
(1812 - 1870)
Rus devrimci, demokrat, materyalist düşünür ve edebiyatçı. Aristokrat bir ailenin oğlu olan Herzen, Narodizm ideolojisinin kurucularından biridir. Rusya’da küçük burjuva köylü demokasisinin ideolojisi olan Narodizm; köylü komün toplumundan, daha yüksek bir toplum biçimi olan sosyalizme doğrudan geçiş imkânın formülasyonunu dile getirir. 1870’lerde aktif bir hareket halini alan Narodizm’in karekteristiği, siyasi programını uygulama ve köylüğü uyandırıp sosyalist devrime geçirme arzusu olmuştur.
Bir kaç kez Çarlık tarafından sürgüne gönderilmiş, 1847’de Rusya’dan göç etmiştir. Fransa ve İtalya’da 1848-49 devrimine tanık olmuştur. İngiltere’de yaşadığı dönem devrimci bir gazete olan Krolokol’u (Çan) Rusca olarak 1857’den itibaren çıkarmaya başladı. Bu gazetenin Rusya’ya sokulması kesin olarak yasaklanmış ve sokulan sayılarına sık sık el konulmuşsa da, Krolokol çok geçmeden Rusya’da geniş bir çevre tarafından tanındı ve çok etkili olmaya başladı. Herzen Fransız ütopik sosyalistlerinin fikirlerini 19. yüzyıl Klasik Alman Felsefesi’yle üzerine işlemiş ve 1840’ların başında ateistlik ve materyalistlik bir orjinal antoloji (varlık bilimi) meydana getirmiştir. Bu antolojinin değeri Hegel’in diyalektiğinin materyalist bir yorumu olmasıdır. Herzen bu antolojiye ‘devrimin cebiri’ adını vermiştir. Lenin Herzen için “Diyalektik materyalizmin kıyısına kadar gelmiştir” der.
Herzen Batı Avrupa’da 1848 Devrimi’ni ve gerici baskının etkilerini yaşadı. Herzen’in sosyalist iktidarın beklenmedik gelişiyle büyüyen hayalleri Haziran 1848 günlerinde düş kırıklığına dönüşür. Rusya’da köylü kitlelerinin hareketi ve Batı’da proletaryanın savaşı, Herzen’in “sınıflar üstü” burjuva demokratik hayalleri aşmasına yardımcı oldu. Aralık 1869’da Paris’te III. Napoleon rejimini protesto etmek için düzenlenen bir mitingden döndükten sonra ağır bir zatüreye yakalandı ve öldü.
Güncel Tarih

1302

DANTE ÖLÜME MAHKUM EDİLDİ
27 Ocak’ta sürgüne gönderilen Dante, gıyabında ölüme mahkûm edildi.

1898
BERTOLT BRECHT DOĞDU
Alman şair, oyun yazarı ve tiyatro kuramcısı Brecht, Augsburg’da doğdu.

1837
PUŞKİN ÖLDÜ
Rus Şair-Yazar Puşkin, soylu bir ailenin mensubu olarak, iyi bir eğitim aldı. İlk şiirlerinde liberal fikirleri dile getirdi. “Gavriliada” adlı manzumesinde, geleneksel kurumları ve görüşleri tenkit etti, çok geçmeden sürgüne gönderildi. Yönetime, dine karşı eleştirel bir tarzı sürdüren Puşkin, bir düello sonucu yaralandı ve öldü.

1925
ŞEYH SAİT AYAKLANMASI
Koçgiri ayaklanmasında önemli darbe yiyen Kürt hareketi, Cumhuriyet’in ilanından sonra tekrar örgütlenmeye başladı. Gizli bir örgüt olan Azadi’nin 1924 yılında yapılan kongresinde, tüm ülkeyi kapsayacak bir ayaklanmanın örgütlenmesi kararı alındı. Şeyh Sait’in başında bulunduğu Azadi, ayaklanmayı başlattı. 15 Şubat’ta Darhin ele geçirilerek “Bağımsız Kürdistan”ın başkenti ilan edildi. Ayaklanma kısa sürede bastırıldı ve Azadi grubu dağıtıldı. Yeterince örgütlenmemiş aşiretlerin bu başarısız ayaklanması, Nisan’da tümüyle etkisizleştirildi. 4 Nisan’da yakalanan Şeyh Sait ve 47 arkadaşı, Eylül’de asılarak idam edildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net