www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



‘Yalnız dans edenler’in şarkıcısı
CIA’nın tezgâhladığı bir darbe ile başa gelen ve Şili halkına 1973-1990 yılları arasında kan kusturan Pinochet diktatörlüğüne karşı yandaki sözleri şarkıya döken isim İngiltereli ünlü müzisyen Sting’dir.

Hasankeyf yok olmasın
Erdinç Üstün, Hasankeyf’in akıbetinin Zeugma’ya benzememesi için Diyarbakır Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde “Demirin Gözyaşları” adlı bir heykel sergisi açtı.


‘Yalnız dans edenler’in şarkıcısı
CIA’nın tezgâhladığı bir darbe ile başa gelen ve Şili halkına 1973-1990 yılları arasında kan kusturan Pinochet diktatörlüğüne karşı yandaki sözleri şarkıya döken isim İngiltereli ünlü müzisyen Sting’dir.
Son aylarda Türkiye’deki birçok müzik dinleyicisinin akıllarında Cezayirli bir müzisyenle düet yaparak seslendirdiği “Desert Rose” (Çöl Gülü) isimli güzel şarkısıyla yer eden Sting, 1987 yılında çıkardığı “Nothing Like The Sun” (Güneş Gibi Hiçbir Şey) isimli albümünde Pinochet diktatörlüğüne lanet okumuş ve oğulları, babaları, eşleri katledilen kadınların safında yerini almıştı.
‘Yalnız Dans Ederler’ isimli şarkının yazarı ve bestecisi 50 yaşındaki ünlü sanatçı Sting’in ‘bir zamanlar aklına esip yaptığı bir çıkış’ değildi bu. Sting’i biraz derinden tanıyan müzik dinleyicileri onu Güney Afrika’daki ırkçı rejime karşı düzenlenen kampanyalardan, uluslararası şirketlerin düzenledikleri çevre katliamlarına karşı kamuoyu oluşturmaya çalıştğı zamanlardan da hatırlıyorlar.
Konserde buluşma
Geçtiğimiz hafta içinde Pinochet diktatörüğü sırasında ayaklar altına alınan insan haklarını dünyaya duyurmak için gösterdiği çabadan dolayı Şili hükümeti tarafından özel bir ödüle layık görülen Sting, bazı güney Amerika kentlerinde konserler vermeye devam ediyor.
Ödülü aldıktan sonra ise “Dün geceki konserimde kayıp anneleriyle karşılaştığımda, onların yıllar önce ölen annemin yerini aldıklarını fark ettim” dedi. Pinochet’nin yargılanmaya başlanmasının beklendiği günlerde Şili’de bulunmasını ise ‘Duygusal ve tarihi bir zamanlama’ olarak tanımlıyordu.
Kuaförün oğlu Gordon
1951 yılında İngiltere’nin Newcastle kentinde kuaför bir anne ile sütçülük yapan bir babanın oğlu olarak doğan Gordon Matthew Summer, mütevazı ancak renkli bir çocukluk geçirdi. Klasik müzik eğitimi almış olan annesinden piyano çalmasını öğrenen küçük Gordon ilk gençik yıllarında gerçek bir piyanist oluvermişti. Aynı yıllarda amelelik, daha sonraki yıllarda ise kilise okulunda İngilizce öğretmenliği ve futbol antrenörlüğü yapan Gordon, bir yandan da cazla ve gitarla iç içe yaşamaya başlamıştı.
The River City Jazz Band, The Newcastle Big Band, ve Last Exit gibi caz gruplarında çalan Gordon Sumner, bir süre sonra öğretmenliği ve futbolu bırakıp profesyonel müzisyenlerin arasına karışmak için Londra’ya taşındı.
“The Police” dönemi
İlk tanıştığı ustalardan biri olan Amerikalı davulcu Stewart Copeland onu The Police adlı grubuna katılmaya ve rock müzik yapmaya ikna eden isim oldu. The Police 1977 yılında rock-reggae sounduyla yapılan ve BBC televizyonunu alaya alan “Roxanne” isimli single ile yükselişe geçti. Kısa süre sonra da “Outlandos D’Amour” isimli ilk albümleri yayınlandı. Artık başarılar hızla gelmeye başlamıştı. Police’in “Regatta De Blanc”, “Zenyatta Mondatta”, ve “Ghost In The Machine” albümleri müzik listelerini altüst ederken, 1983 yılında yaptıkları “Synchronicity”albümü ve albümün hit parçası olan “Every Breath You Take,” grubun müzik tarihine geçmesini sağladı. Başarılı geçen bir turnenin sonunda Sting’in yoluna yalnız devam etme kararı almasıyla The Police grubu zirvedeyken hayranlarına veda etti.
Sting yeniden caza yönelmek istiyordu ve bu isteği ona yeni başarılar getirdi. Caz kalıplarının hakim olduğu ilk albümü “Dream of the Blue Turtles” (Mavi Kaplumbağaların Rüyası) platin plak ile ödüllendirildi. 1991’de annesini ve babasını kısa bir arayla kaybetmesinin ardından unutulmaz “Soul Cages” (Ruh Kafesleri) albümü, yaklaşık iki yıl sonra ise “Ten Summoner’s” albümü geldi. Grammy ile ödüllendirilen bu iki albümde de Sting’in kendi yazdığı sözler dikkat çekiyordu.1996 yılında hazırladığı “Mercury Falling” albümünün temasını ise yaşlılık ve ölüm kavramları oluşturuyordu.
Aynı yıllarda siyasi tavrıyla sanatını daha çok kesiştirmeye başlayan Sting, Brezilya’daki yağmur ormanlarının uluslararası tekeller tarafından yok edilmesine karşı kampanyalar düzenledi ve Uluslararası Af Örgütü’ne büyük yardımlarda bulundu.
‘Brimstone ve Treacle, Quadrophenia’ gibi bazı filmlere yaptığı müzikler de Sting klasikleri arasına girmiştir.
Gitar, bas gitar, mandolin, piyano, armonika, saksafon ve pan flütü oldukça iyi çalan Sting’in geniş bir enstrüman koleksiyonu var. 1962 model Fender Jazz Bass’ından vazgeçemese de bazı özel konserlere 150 yaşını aşmış başka bir gitarını götürüyor. Çalışmalarını, eşi Trudie Styler ile birlikte yaşadığı Londra dışındaki bir evde sürdürüyor.
Ödül çalındı!
Sting’in Şili hükümetinden aldığı insan hakları ödülü ertesi gün konser vermek için gittiği Buenos Aires’te, sanatçının prova yaptığı sırada çalındı. Sting, halen “Brand New Day” (Yepyeni Bir Gün) isimli yeni albümünü tanıtmak için başladığı dünya turnesini sürdürüyor.

Başa dön


Hasankeyf yok olmasın
Ali Rıza Kılınç
Zeugma’nın sular altında kalmasından sonra Hasankeyf’inde aynı kaderi yaşamaması için Diyarbakır Güzel Sanatlar Galerisi’nde açılan “Demirin Gözyaşı”adlı heykel sergisi, aynı zamanda bir protesto eylemine de sahne olacak. Sergi sonrasında eserlerin hepsi yok edilerek Hasankeyf’in sular altında kalması protesto edilecek. Sergiyi açan Erdinç Üstün, “Sergiden sonra eserlerimi yok etmeyi düşünüyorum. Bu bir emeğin yok edilişi değil, daha büyük bir emeğin yok edilmesini protesto eden bir eylem türüdür” dedi.
3 aylık bir çalışma sonucu oluşturduğu demir heykelleri için herhangi bir eğitim almadığını, kullandığı malzemeyi tanıyarak ve deneyerek öğrendiğini belirten Erdinç Üstün, heykel sergisinden sonra, çalışmalarına hız vererek, Diyarbakır’a bir sanat galerisi ve atölyesi kazandırmayı hedeflediğini belirtti.
Yok olan emek ve sahipleri...
Dünya tarihinin kültür mirası olan Hasankeyf yok edilirken, asıl bu bölgede uzun yıllar boyunca yaşamını sürdürmüş ve sürdüren insanların kültürlerinin, değerlerinin, yaşamsal kimliklerinin yani halkın tarihi emeğinin yokedilmeye çalışıldığını söyleyen Üstün, “Demirin Gözyaşı”nın öyküsünü şöyle tarif etti: “Yaşamın ihtiyaçları üzerinde zorunlu ve gerekli değişimler sonucunda bir şekillenme oluşuyor. Bu şekillenmeden sonra ‘demirin özü’ gibi kalma kaygısıyla, demiri insanın duygularıyla birleştirme çabası sözkonusu. Yani bütün değişmelere, bütün sosyal, siyasal ekonomik reaksiyonlara rağmen özde kalma kaygısını taşıyarak eserlerimi oluşturdum.”
Müzikal bir anlatım
Üstün, bölgesel figür ve motiflere sade bir görsellikle bir anlam derinliği verdiği “Demirin Gözyaşı” heykel çalışmasını ise şöyle anlattı: “Simgelerimde müzikal anlamda bölgesel figürler çok fazla. Dans eden balerinler, baletler, viyola çalan sanatçılar, müziğin ve dansın evrenselliğini göstergesidir. Müziğin ve dansın evrensel olması, müzik dilinin dünyanın her yerine ulaşabilmesi böyle bir anlatımı tercih etmeme etken oldu. Düşünce özgürlüğünün kısıtlandığı, toplumun kendini ifade edemediği, yaşam haklarına müdahale edildiği bir ülkede, oluşturduğum eserlerin eylemsel dilleriyle mesajların kısıtlanamayacağını inandığım için ben böyle bir anlatım içindeyim. Düşüncelerimizi görselleştirip, paylaşmaktan korkmayalım.”

Başa dön


Yalnız dans ederler

Bu kadınlar neden kendi kendilerine dans ediyor?
Neden gözlerinde bu hüzün var?
Askerler neden orada
Yüzleri taş gibi kasılmış
Aşağıladıkları ne anlamıyorum
Kayıplarla dans ediyorlar
Ölülerle dans ediyorlar
Görünmez adamlarla dans ediyorlar
Acıları söylenmemiş
Babalarıyla dans ediyorlar
Oğullarıyla dans ediyorlar
Kocalarıyla dans ediyorlar
Yalnız dans ediyorlar

İzin verilen tek protesto bu
Sessiz yüzlerindeki gür haykırışı gördüm
Eğer bu sözleri dile getirselerdi
Onlar da kaybedilecekti
İşkence tezgâhında bir kadın daha
Daha ne yapabilirler ki

Kayıplarla dans ediyorlar
....
Bir gün onların mezarları üstünde dans edeceğiz
Bir gün özgürlüğümüzün şarkısını söyleyeceğiz
Bir gün neşemizle güleceğiz
Ve dans edeceğiz

Hey Bay Pinochet
Acı bir tohum ektin
Senin ardındaki yabancı para
Bir gün kesilecek bu para
İşkencecilerinin maaşları
Silahlarının bütçesi
Anneni görünmez oğluyla dans ederken
düşünebiliyor musun?
Onlar kayıplarla dans ediyorler
Ölülerle dans ediyorlar
Görünmez adamlarla dans ediyorlar
Acıları söylenmemiş
Babalarıyla dans ediyorlar
Oğullarıyla dans ediyorlar
Kocalarıyla dans ediyorlar
Yalnız dans ediyorlar

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net