|
|

|
           

Zonguldak’ta ‘insanca yaşam’ mitingi
Emek Platformu’na bağlı sendika ve örgütlere üye 1500 işçi ve emekçi, İstasyon Caddesi’nde toplanarak Madenci Anıtı’na kadar yürüdüler.

Operasyona tepkiler ve ölüm oruçları sürüyor
İstanbul ÖDP İl Binası önünde toplanan bir grup kadın, cezaevlerinin sivil denetime açılması yönünde verilen sözlerin tutulması gerektiğini belirtti.

‘Amaç siyanür stoklarını tüketmek’
Ünal Erdoğan, Türkiye’de enerji sektörünün kuruluşundan itibaren kirli olduğunu belirterek, bugüne kadar enerji ihalelerinin hepsinde yolsuzluğun olduğunu söyledi.

Kağıthane halkı baz istasyonu istemiyor
3 adet baz istasyonu bulunan mahallede son günlerde başağrısı şikâyetlerinde dikkat çekici bir artış var.


Zonguldak’ta ‘insanca yaşam’ mitingi
Zonguldak Emek Platformu, “Sefalet Değil, İnsanca Yaşamak” mitingi düzenledi. 1 Aralık işbırakma eylemi sonrasında başlatılan soruşturma ve açığa almaların protesto edildiği mitingde, Zonguldak Valisi İsmet Metin’e tepki büyüktü.
Emek Platformu’na bağlı sendika ve örgütlere üye 1500 işçi ve emekçi, İstasyon Caddesi’nde toplanarak Madenci Anıtı’na kadar yürüdüler. Burada bir konuşma yapan Emek Platformu Dönem Sözcüsü Salih Alemdar, temel hak ve özgürlüklerin, sendikal hakların, demokrasilerin vazgeçilmez unsurları olduğunu belirtti. Alemdar, “Ülke nüfusunun 1.5 milyonu mutlu azınlık. Bu kişiler aramızda ayrıcalıklı olarak yaşamakta. İşte bu adaletsiz paya, şiddetle karşı çıkıyoruz. Baskı, zulüm, ceza ve sürgünler bizleri yıldıramaz. Katılımcı demokrasi ve sosyal hukuk devleti bizim dayanağımız olacaktır. Değişik zenginlik kaynaklarına sahip olan ülkemiz, kötü yönetimler sayesinde halkını ve milletini mutlu edememiştir” dedi.
KESK Zonguldak Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Kemal Bulut da, yüzdelik sefalet ücreti değil, insan onuruna yaraşır ücret talep ettiklerini söyledi. Ayrıca, öğretmen Serpil Açıl’ın 1 Aralık sonrasında açığa alınmasına gerekçe olan “İsyan” adlı şiir miting alanında yeniden okundu.

Başa dön


Operasyona tepkiler ve ölüm oruçları sürüyor
Cezaevlerindeki ölüm oruçları 94. gününe girerken ölüm orucundaki tutuklular üzerindeki baskıların devam ettiği, tutukluların tedavisinin halen yapılmadığı öğrenildi. İstanbul ÖDP İl Binası önünde toplanan bir grup kadın, cezaevleri konusunda endişeli olduklarını, cezaevlerinin sivil denetime açılması yönünde verilen sözlerin tutulması gerektiğini belirtti.
İzmir Hücre Karşıtı Platform ise Konak Meydanı’nda oturma eylemi yaptı.
8 Mart Kadın Grubu, Feminist Kadın Çevresi, İHD’li Kadınlar, İstanbul Kadın İnisiyatif, Jiyan Kürt Kadın Kültür Evi, Jujin Kürt Kadın Dergisi, ÖDP’li Kadınlar, Pazartesi Dergisi, Üniversiteli Feminist Grup adlı kadın örgütleri dün ÖDP İstanbul İl Binası önünde toplanarak,”Endişeliyiz” yazılı balonları uçurdular.
Cezaevlerine yönelik operasyonlar sonrası yaşananlar ve cezaevlerindeki kadınlar için endişelendiklerini belirten kadınlar “Taleplerimizi iletmemiz zor kullanılarak engellendiği için istemlerimizi balonlarla gönderiyoruz” dediler. Yakalarında “Endişeliyiz” rozetleri taşıyan kadınlar basına dağıtıkları metinde “Askerler tarafından çıkarılan yangında tanınmaz hale gelen kadınlara copla tecavüze, dayağa, aşağılanmaya maruz kalan kadınlara karşı sesiz kalmamız isteniyor. Oysa onların seslerini duymaya ve onlara sesimizi duyurmaya ihtiyacımız var” denildi. Cezaevlerindeki kadınların yaşamından ve sağlık durumundan endişe duyduklarını ifade eden grup, cezaevlerinin sivil denetime açılacağı yolundaki sözlerin yerine getirilmesini istedi. Öte yandan Galatasaray Lisesi önüne gelen iki tutuklu yakını, “Tutuklular da insandır” diyerek tepkisini dile getirdi.
Konak Meydanı’nda oturma eylemi
İzmir Hücre Karşıtı Platformu cezavlerinde yaşanan sorunlarla ilgili basın açıklaması ve oturma eylemi gerçekleştirdi. Konak Sümerbank önünde saat 13.30’da yapılan eyleme “Hücre tipi yaşama ve cezaevine hayır” pankartı ile katılan eylemciler, ellerinde “Zorla besleme işkencedir”, “Devlet hayat kurtardı! Şimdilik 30 ölü” gibi dövizler taşıdılar. Cezaevlerinde yaşamını yitiren siyasi tutuklular için 1 dakikalık saygı duruşunun ardından platform adına hazırlanan metni okuyan Dr. Alp Ayan, operasyonlardan sonra topluma gözdağı vermek için siyasi partilere, sendikalara, kitle örgütlerine ve basına karşı uygulanan baskının şiddetlendiğinin altını çizdi.
Ölüm oruçları 94. gününde
Cezaevlerindeki ölüm oruçları 94. gününe girdi. Cezaevlerindeki çocuklarına destek verdiklerini söyleyen ailelerin İstanbul’da başlattığı ölüm orucu 69, İzmir’deki ölüm orucu 53. gününe girdi. Tutuklu yakını Mehmet Ali Korkmaz ise 85 gündür ölüm orucunda. Tutuklu aileleri yaptıkları yazılı açıklamada, F tipi cezaevlerinde tutukluların isteklerinin karşılanmadığını, keyfi uygulama ve işkencenin sürdüğünü belirtti. Aileler, Kandıra F Tipi Cezaevi’nde bulunan Serkan Aydoğan’ın sarılık olduğunu, Taylan Pektaş’ın ise mide kanaması geçirdiğini aktardı. Edirne Cezaevi kapısına, tutukluların elektrik, su masraflarının ailelerden alınacağının yazılı olduğunu hatırlatan tutuklu yakınları, tutuklu Ahmet Özdemir ve Hasan Pınar’ın durumunun daha da kötüye gittiğini aktardı. Demokratik Mücadele Platformu (DMP)’nun yaptığı açıklamada ise, operasyon sırasında yaralanan, vücutlarında kırıklar bulunan tutukluların tedavilerinin halen yapılmadığı ifade edildi. Açıklamada, Kütahya Cezaevi’nde bulunan Enver Parlak ve Kenan Arslan isimli tutukluların durumlarının ciddiyetini koruduğu Özlem Civelek’in vücudunda 3 şarapnel parçası bulunduğunu Gülseren Öztürk’ün gözlerinin görmediğini, kulaklarının duymadığını anlatıldı. Gebze Cezaevi’nde bulunan Asiye Güsel Zeybek’in belinde disk kayması ve bacağında kırık olduğunu belirten DMP, Sincan F Tipi Cezaevi’ndeki Hacı Demir, Hüseyin Tiryaki, Özgür Orak, Şemsettin Kalkan, Memhet Kan, Zeki Demir, Tuncay Berber, Bülent Yıldırım ve İbrahim Bozbay’ın da tedavilerinin yapılmadığı aktarıldı. Kandıra F Tipi Cezaevi’nde bulunan Serdar Selman, Mehmet Zincir, Veysel Bulut, Veli Güneş ve Fevzi Tekin’in, Kartal F Tipi’ndeki Zeynep Arıkan, Muhabbet Kurt, Gülay Boran; Edirne F tipi Cezaevi’nde ise Mızrap Ateş, Sinan Yanar, Mehmet Doğan, Düzgün Demirpençe ve Serdar Turan’ın durumlarının iyi olmadığı kaydedildi.
Harman’a yoğun baskı
Nevşehir E Tipi Cezaevi’nde bulunan ve 19 Aralık tarihinde yapılan operasyonun ardından başlattığı açlık grevini iki haftadır ölüm orucuna dönüştüren Fatma Harman, üzerindeki baskıların yoğunlaştığı bildirildi. Tansiyon düşüklüğü, ayakta güçlükle durma, böbreklerde hasar, uyku bölünmesi, mide kanaması gibi sağlık sorunları yaşayan Harman, Nevşehir E Tipi Cezaevi’nde ölüm orucundaki tek kişi. Harman’ın zorla sayıma çıkarılma, tehdit edilme, başındaki ölüm orucu bandından dolayı, ziyaretçilerle görüştürülmeme gibi baskıların yanında yoğun şiddete de maruz kaldığı, şiddetin erkek gardiyanlar tarafından merdivenlerden atılmaya kadar vardırıldığı belirtilirken kamuoyunun konu hakkında duyarlı olmasını talep ediliyor.

Başa dön


‘Amaç siyanür stoklarını tüketmek’
Nükleer Karşıtı Platform’un düzenlediği, “Ölümün iki adı var: Nükleer-Siyanür “ başlıklı söyleşide konuşan Ünal Erdoğan, Türkiye’de enerji sektörünün kuruluşundan itibaren kirli olduğunu belirterek, bugüne kadar enerji ile ilgili olarak yapılan yatırımların hepsinde yolsuzluğun söz konusu olduğunu ifade etti. Önceki gün Konak Belediyesi Kültür Merkezi’nde yapılan etkinlikte konuşan Dünya Enerji Konseyi eski üyesi Ünal Erdoğan, bugün yaşanan enflasyonun temelinde de birilerine rant sağlayan uygulamaların yattığını söyleyerek, “Türkiye’de enerji darboğazı olduğunu söylüyorlar, bunların hepsi senaryo, bunların projeleri bizden geçti” şeklinde konuştu.
Erdoğan, Nükleer santrallerin de politik bir tavır olarak gündeme getirildiğini, bunun altında, elinde nükleer teknoloji konusunda yetişmiş eleman ve teknik donanım bulunan ama kendi ülkelerinde bunu uygulamayan gelişmiş ülkelerin üçüncü dünya ülkelerine bu teknolojiyi satmak için ülke içindeki işbirlikçilerinin yardımıyla gündeme getirdiklerini kaydetti.
Ölümün adı emperyalizm
Bergama köylüleri sözcüsü Oktay Konyar da, “Ölümün tek adı var, o da emperyalizm” diyerek başladığı konuşmasında, yurttaşın bu denli “adam yerine konmadığı” bir dönemin daha önce yaşanmadığını kaydetti. Artık salonları değil meydanları doldurmalıyız diyen Konyar, sözlerine şöyle devam etti: “Yasaları öğrendik, dayak yemeyi öğrendik, nereye çıkacağımızı nereye gideceğimizi biliyoruz. Yaşama hakkı ve tam bağımsızlık için yürüyeceğiz. Bor madeni işçileriyle birlikte yürüyeceğiz. Devlet Eurogold’a karakol kurmuş, Eurogold’u koruyor. Ülkenin bize ihtiyacı var, bu ülkenin bağımsızlığı ve onuru biziz.” Konyar, ayrıca siyünürle altın madenciliği işletmenin asıl amacının altın üretmek değil, siyanür stoklarını tüketmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Başa dön


Kağıthane halkı baz istasyonu istemiyor
Rojda İldan
Kağıthane Yahya Kemal Mahallesi’nde kurulan baz istasyonları, halk sağlığını tehdit ediyor. 3 adet baz istasyonu bulunan mahallede son günlerde başağrısı şikâyetlerinde dikkat çekici bir artış var. Mahallelerine baz istasyonu kurulmasına onay veren yetkililere ateş püsküren semt sakinleri, bazların kaldırılması için sonuna kadar mücadele edeceklerini söylüyorlar. Yahya Kemal Mahallesi sakinleri aynı zamanda, baz istasyonlarına karşı bilinçli bir mücadele yürütülmesi çağrısında da bulunuyorlar.
‘Sürekli hasta oluyoruz’
Baz istasyonlarından birinin Şair Yahya Kemal İlköğretim Okulu’nun yanında bulunduğu mahallede bakkallık yapan Daimi Özcan, evinin de bakkalla aynı apartmanda olduğunu belirtiyor. Baz istasyonunun kurulduğu apartmanla kendi apartmanları arasında çok kısa bir mesafe bulunduğunu söyleyen Özcan, baz istasyonunun 3 yıl önce kurulduğu bilgisini veriyor. Son dönemlerde gazete ve televizyonlarda yayınlanan haberler dolayısıyla baz istasyonlarının insan sağlığına etkilerini öğrenebildiklerini söyleyen Özcan, bütün mahallelinin şikâyetleri olduğunu vurgulayarak, “Direncimiz kırıldı. Eskiden çok hasta olmazdık. Şimdi sürekli hasta oluyoruz. Başımız sürekli ağrıyor, sabah kalktığımızda sarhoş gibi oluyoruz” diyor.
Yerleşim yerlerinde olmamalı
38 yıldır mahallede oturan ve ev hanımı olan Hatice Keleşoğlu da, baz istasyonu kurulduğundan beri sık sık baş ağrısı çektiğini, kolları ve bacaklarındaki eklem yerlerinin de sürekli ağrıdığını anlatıyor. Doktora giderek bütün tahlillerini yaptırdığını ama doktorun hiçbir şey bulamadığını söyleyen Keleşoğlu, baz istasyonlarının zararları bilinmeden önce bu ağrılarına anlam veremediğini, ancak sonradan sağlık problemlerinin nedenini anlamaya başladığını ifade ediyor. Baz istasyonlarının yerleşim yerlerine kurulmaması gerektiğinin altını çizen Keleşoğlu, mahalle halkının birlik olarak istasyonların kaldırılması için mücadele vermesinin önemine değiniyor.
Taşınacaklar
26 senedir Yahya Kemal Mahallesi’nde oturan Malik Şengüloğlu ise, baz istasyonları kurulurken kendilerinin fikrinin alınmamasını eleştiriyor. İstasyonlara karşı imza toplayacaklarını ve diğer mahalleliler ile birlikte kaldırılması için mücadele edeceklerini söyleyen Şengüloğlu, insanların baz istasyonlarına karşı bilinçlenmeleri ve mahallelerine baz istasyonu kurdurmamaları gerektiğini kaydediyor. İki yıldan beri mahallede oturan Esin ve Oktay Kaya ise mide bulantısına varacak kadar baş ağrısı çektiklerini ve beyinlerinde sürekli bir uğultunun olduğunu anlatıyorlar. Kaya çifti, şikâyetlerinin son dönemlerde yoğunlaştığını da belirterek, ev aradıklarını, bulur bulmaz da mahalleden taşınacaklarını ifade ediyorlar.

Başa dön


|
Cezaevinde şüpheli ölüm
Çete ilişkileri içinde adı geçen ve Günaydın gazetesi sahibi Bekir Kutmangil’i öldürmeye azmettirmek suçundan hükümlü İbrahim Cici’nin, yüksek tansiyona bağlı geçirdiği kalp krizi sonucu öldüğü açıklandı.
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Turna, Cici’nin önceki gün saat 22.30 sıralarında dubleks odada birlikte kaldığı arkadaşlarıyla sohbet ederken rahatsızlandığını ve sağlık görevlisi tarafından tansiyonunun ölçüldüğünü söyledi. Tansiyonu yüksek çıkan Cici’nin saat 24.00’den sonra tekrar rahatsızlandığını belirten Turna, Cici’nin tansiyonunu ölçtürmek için odanın alt katına inmek isterken merdiven başına geldiğinde birden fenalaşarak merdivenlerden düştüğünü kaydetti. Turna, görevliler ve arkadaşları tarafından kaldırılan Cici’nin daha sonra ambulansla Devlet Hastanesi’ne gönderildiğini, ancak yolda öldüğünü bildirdi.
Keyfiyete dur diyen yok
Ankara genelinde düzenlenen operasyonlarda, durumları şüpheli görüldükleri gerekçesiyle 481 kişi gözaltına alındı.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekiplerince önceki gün saat 21.00 ile 24.00 arasında yapılan “Huzur Operasyonları”nda kimliksiz ve durumları şüpheli olduğu gerekçesiyle 481 kişiyi gözaltına alarak, sorgularının yapılması için karakollara götürdü. Operasyonlarda, 36 umuma açık işyeri, dernek ve lokale de işlem uygulandı. Trafik ekipleri tarafından yapılan denetimlerde ise 796 araç kontrol edildi. 264 araç sürücüsüne toplam 5 milyar 232 milyon 400 bin lira para cezası kesildi. Denetimlerde, 29 araç da trafikten men edildi.
‘Tüm Yargı-Sen yöneticileri serbest bırakılsın’
Tüm Yargı-Sen yöneticilerinin gözaltına alınmasına sendikalar tepki gösterdi. KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Hasan Karakaya, yöneticilerin hiçbir inandırıcı delil ve belge olmaksızın gece yarısı gözaltına alınmasını protesto etti. Karakaya yaptığı yazılı açıklamada, Tüm Yargı-Sen’e yönelik baskıların bir süredir devam ettiğini ve yöneticileri gözaltına almaya kadar vardığını dile getirerek, gözaltındaki yöneticilerin serbest bırakılmalarını istedi.
Cengiz Tekstil’de makineler götürüldü
İşçilerin 1,5 aydır alacakları için kapısında nöbet tuttuğu Cengiz Tekstil’de iş makineleri olaylı bir şekilde götürüldü.
DİSK/Tekstil 1 No’lu Şube’nin örgütlü olduğu Cengiz Tekstil’e önceki gün akşam saatlerinde işyerine gelen icra memurları, haciz geldiğini söyleyerek iş makinelerini götürmek zorunda olduklarını söylediler. İşçilerin buna engel olmak istemesi üzerine jandarmalar, Cengiz Tekstil’in önüne geldiler. Jandarmanın müdahalesiyle 30 iş makinesi kamyonlarla Büyükçekmece İcra Müdürlüğü’ne götürüldü. Bu duruma kamyonları taşlayarak tepki gösteren işçiler, daha sonra oturarak yolu kapattılar.
|
|

|