|
|

|
           

Bu sefer satamayacaklar
Bandırma’daki mitinge katılan 3 bini aşkın işçi ve emekçi, özelleştirmeye geçit
vermeyeceklerini dile getirerek, “Bor madenlerini sattırmayacağız” dediler.

Yüz kızartan tablo
K. Irak’taki operasyonu ve F tipi cezaevlerini protesto yürüyüşü yaptıkları iddiasıyla tutuklanarak cezaevine konan yaşları 9-18 arasında değişen 28 çocuğun dava dosyası Diyarbakır DGM’ye gönderildi.

Tüm Yargı-Sen baskınına tepki
Tüm Yargı-Sen Genel Başkanı Tekin Yıldız, Genel Merkez ve Ankara şube binalarının gerekçe gösterilmeksizin basılarak aranmasına tepki gösterdi.

Ölüm oruçları 86. gününde, tutukluların sağlık durumu kritik
F tipi cezaevlerindeki tutukluların sağlık durumları kritik bir evreye girdi. Cezaevindeki oğlunu ziyaret eden Soner, yaralıların tedavilerinin halen yapılmadığını söyledi.


Bu sefer satamayacaklar
Bor madenlerinin özelleştirilmesine karşı dün Bandırma’da toplanan binlerce işçi ve emekçi, “Bor madenlerini sattırmayacağız’ dedi. Bor madenini önce kamulaştıran şimdi de özelleştirerek, uluslararası şirketlere peşkeş çekmeye çalışan Ecevit’in işçiler tarafından yuhalandığı mitingde sık sık “Bor’u satanlar vatan haini” sloganı atıldı.
KİGEM, Petrol-İş, Türkiye Maden-İş, Genel Maden-İş, TMMOB, Maden Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Metalürji Mühendisleri Odası ve Maden-Sen tarafından oluşturulan platform tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Petrolü Bor Madenlerimize Sahip Çıkalım” mitingi dün gerçekleştirildi.
Mitinge başta Eti Bor Fabrikası işçileri olmak üzere 3000’i aşkın emekçi katıldı.
Petrol-İş üyesi Eti Bor işçileri, dün sabah saatlerinde feribot iskelesinde Petrol-İş, KİGEM, Maden-Sen ve TMOBB’a bağlı odaların yöneticilerini alkışlarla karşıladılar. Burdan topluca Petrol-İş Sendikası’na gidildi ve işçilerle sendikacılar ve oda yöneticileri bor madenlerine ilişkin sohbet toplantısı yaptılar. Saat 13.30’a doğru işçi ve emekçiler mitingin yapılacağı Cumhuriyet Meydanı’na doldurmaya başladılar. Türk-İş’e bağlı sendikaların Balıkesir’deki bütün şubelerinin yanı sıra, Tüm Bel-Sen, SES, Haber-Sen ve Kamu-Sen ile EMEP de mitinge katıldı.
“Madenler halkın malıdır, satılamaz”, “Ortadoğu ve Kafkaslar’da petrol Türkiye’de bor”, “Hey hükümet IMF’ye uyma, bor madenlerini soydurma” şeklindeki pankartların açıldığı mitingde, “Kimin malını kime satıyorsun”, “2840 sayılı Maden Yasası değişmesin” gibi dövizler de taşındı.
‘Teslim olmayacağız’
Petrol-İş Bandırma Şube Başkanı Levent Balkış’ın konuşmasıyla başlayan mitingde daha sonra TMMOB Başkanı Kaya Güvenç söz aldı. Özelleştirme yapanların vatan haini olduğunu söyleyen Güvenç, “Bor madenlerini savunmak için çok önemli nedenlerimiz var” diyerek, madenlerin önemini anlattı. “Siyasi iktidar işçinin sesini duymuyor. 1 Aralık’ta duymadı, şimdi de duymuyor, ama biz duyurmaya kararlıyız” diyen Güvenç, IMF’ye ve sermayeye teslim olmayacaklarını söyledi.
Bor’un pazarı bizim elimizde
“Türkiye’nin kendisiyle gurur duyması için buradayız” diyen Kamu İşletmelerini Geliştirme Merkezi (KİGEM) Başkanı Mümtaz Sosyal da konuşmasında, kendisinin de bir maden kentinden, Zonguldak’tan geldiğini belirterek, “Orayı da kapatmak istiyorlar. Bor gibi orayı da kapattırmayacağız” dedi. Dünyanın gözünün bor madenlerinin üzerinde olduğunu söyleyen Soysal, “Uzaya giden ilk araç bordaki madenlerle yapıldı. Borun bir tonu 400 dolar ediyor. Böylesi bir rezerve sahip bir ülke, aptal mı ki bu madeni başkasına versin!” diye konuştu.
İşçilerin “Burayı kapatmayacağız, size vereceğiz” şeklindeki vaatlere kanmamalarını isteyen Soysal, şöyle devam etti: “Burayı özelleştirdikten sonra bizlere ‘Geçti Bor’un pazarı’ diyecekler. O dışarıdaki eşeklere diyoruz ki, Bor’un pazarı bizim elimizde. Yabancılar buralara egemen olamayacak. Bandırma adı, dıştaki eşeklere Bor’daki pazarı vermeyen, içerdeki hainlere de haddini bildiren bir çağrışım yapacak.”
Onurumuzu korumak için mücadeleye
Mümtaz Soysal’ın gazete ve televizyonların madenin önemini yeterince bildirmediği şeklindeki eleştirisi de işçiler tarafından “Satılmış medya istemiyoruz” sloganıyla karşılandı.
Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın ise “Özelleştirme durdurulamaz, bu iş bitmiştir diyenlere kanmayın. Yüz milyon dolarlık kamu malının 10 milyon dolarını özelleştirebildiler. Kalan kamu mallarını özelleştirtmeyeceğiz. Özelleştirmecilere, talana, vurguna, çetelere, mafyaya, kirli siyasete karşı insan olmanın onurunu, ulusal onurumuzu korumak için buradayız” dedi.
“Çetelerden hesabı emekçiler soracak” sloganları arasında konuşmasına devam eden Öztaşkın, toplumun her kesiminin “feryat ettiğini”, IMF ve Dünya Bankası politikalarına “dur” denmesi gerektiğini söyledi.
Altın kadar değerli olan bor madeninin yüzde 63’ünün ülkemizde olduğuna dikkat çeken Öztaşkın, “Dünya pazarının yüzde 35’i de elimizde. 1 milyon dolar için IMF kapılarında el etek öpenler, neden bu madeni kullanmıyorlar?” diye sordu. Bor madenlerinin yılda 300 milyon dolar geliri olduğunu vurgulayan Öztaşkın, hükümete seslenerek, “Cottarelli’nin önünde ceket iliklemeyin, madeni işletin, onurlu bir insan olun” dedi.
Özelleştirmeci hükümetin en büyük ortağı DSP’nin Bandırma Belediye Başkanı Halil Ünlü de; bağımsızlığın temel şartının ekonomik bağımsızlık olduğunu belirtti.
Türkiye Mimar Mühendisler Odası Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Kaynak’ın Etibank ve bor madenlerinin özelleştirilmesine karşı kararlılıklarını ifade ettiği konuşmasının ardından miting, yerel grupların verdiği müzik dinletisi ve sloganlarla sona erdi.

Başa dön


Yüz kızartan tablo
Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde “PKK lehine slogan attıkları” iddiasıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklanan 28 çocuğun dosyası Diyarbakır DGM’ye gönderildi. Çocukların avukatları tutuklamaya itiraz için hazırlık içine girerken, İHD ise dayak ve gayri insani muamele ile ilgili olarak girişim başlattı.
Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde “PKK lehine slogan attıkları” gerekçesiyle aralarında isimleri belirlenen Y.K. (9), M.Y. (16), F.D. (14), O.D.(15), T.G.(13), S.K.(14), A.D.(13). B.D.(15). H.K.(13), B.E.(16), H.Y.(11), H.D (16), H.V.(17), N.V. (16), N.V.(17), S.V.(16), S.B., I.E ile gençler Mehmet Hatip Tan (18), Mikail Doğan (18) ve Feyzettin Vural (18)’ın da bulunduğu toplam 28 çocuğun Viranşehir Cezaevi’ndeki tutukluluk halleri devam ediyor.
İHD Diyarbakır Şubesi’ne başvuran ailelerden vekâletname alan dernek avukatları ve Hukuk Komisyonu üyeleri Reyhan Yalçındağ ve Selahattin Demirtaş çocuklarla görüşmek üzere dün sabah saatlerinde Viranşehir’e gittiler.
Avukatlar burada çocuklarla, emniyet ve savcılık yetkilileri ile görüşmelerinin ardından Diyarbakır’a dönüp izlenimlerini rapor haline getirecekler. Avukatlar ayrıca dosyanın Diyarbakır DGM’ye ulaşmasının ardından tutuklamaya itirazda bulunacaklar.
Suç duyurusunda bulunulacak
İHD Hukuk Komisyonu’nun hazırlayacağı raporun ardından bu kez işkence ve dayak olayını araştırmak üzere İşkence İzleme Komisyonu harekete geçecek. Komisyon, hazırlayacağı ikinci bir raporun ardından işkence yaptıkları belirtilen görevliler hakkında ilgili makamlara suç duyurusunda bulunacaklar. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Osman Baydemir; çocukların tutuklanmalarını bir kez daha protesto ettiklerini bildirdi. Öte yandan çocukların dava dosyası dün Diyarbakır DGM Başsavcılığı’na gönderildi.
Geçtiğimiz Çarşamba günü Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesindeki Demirel Mahallesi’nde, K. Irak’taki operasyonu ve F tipi cezaevlerini protesto eden sloganlar atarak Cumhuriyet Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçtikleri iddiasıyla aralarında 7 yaşındaki çocukların da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmış, bunlardan 28’i tutuklanmıştı.

Başa dön


Tüm Yargı-Sen baskınına tepki
Tüm Yargı-Sen Genel Başkanı Tekin Yıldız, Genel Merkez ve Ankara şube binalarının gerekçe gösterilmeksizin basılarak aranmasına tepki gösterdi.
Yıldız, dün düzenlediği basın toplantısında, sendikalarına yönelik baskıların artarak devam ettiğini belirterek, “Bir yıl önce çete mensupları ile her türlü rant ilişkisine girdiği ve onlara cezaevinde olamayacak imkânları sağladığını tespit ettiğimiz Ulucanlar Cezaevi Müdürü halen daha görevinin başındayken, böylesine çirkin ilişkileri açığa çıkaran ve kamuoyuna duyuran sendikamız baskılarla yıldırılmaya çalışılmaktadır” dedi.
İstanbul Şube Başkanı Ali Yazıcı’nın cezaevleri gerçekleriyle ilgili basında yer alan açıklaması nedeniyle açığa alındığını hatırlatan Yıldız, bir ay önce tazminatlarının artırılması için yaptıkları basın açıklaması ve 1 Aralık eylemine katılmalarından dolayı Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ile Ankara ve Bursa Şube yöneticilerine açılan adli ve idari soruşturmaların açıldığını ve MYK Üyesi Dursun Öztürk’ün idari soruşturma sonucunda disiplin cezası aldığını belirtti.
‘Bizlere suçlu yaftası yapıştırılıyor’
Yıldız, cezaevleri operasyonu sonrasında hükümetin ve Adalet Bakanlığı’nın kendileri gibi düşünmeyen kitle örgütlerine ve sendikalara yönelik baskıları artırdığının altını çizen Yıldız, “Bizlere suçlu yaftası asarak susturmaya, cezalandırmaya çalışmaktadırlar” dedi. Yıldız, bütün bu baskıların sadece kendi sendikalarına değil, tüm kitle örgütlerine yönelik olduğunu söyledi.
Doğrudan alanla ilgili bir sendika olduklarını vurgulayan Yıldız, düşünce ve önerilerinin demokratikleşme gereği olarak algılanmasını beklerken, tersine sendikalarının baskı ve cezalarla sindirilmeye çalışıldığını söyledi. Yıldız, sendikalarına yönelik baskıların ve hukuk dışı uygulamaların son bulmasını istedi. Basın açıklaması öncesinde ve sonrasında da polisin sendika binasına gelerek kendilerini rahatsız ettiklerini söyleyen Yıldız, polisin “basın metni almak” için geldiklerini söylediklerini, sendika masasından olmayan polislere metin vermediklerini söylemelerinden sonra da “Tekrar geleceğiz” diyerek çıktıklarını aktardı.

Başa dön


Ölüm oruçları 86. gününde, tutukluların sağlık durumu kritik
Ölüm orucu eylemleri 86. gününü doldururken, cezaevinde bulunan hükümlü ve tutukluların duramları gittikçe kötüleşiyor. Sincan F Tipi Cezaevi’nde önceki gün yakınlarıyla görüşen tutuklu aileleri, ölüm oruçlarının devam ettiğini ve çocuklarının durumlarının kötü olduğunu aktardılar.
Çankırı Cezaevi’nde ölüm orucuna başlayan Özgür Soner’in babası Abdullah Soner, görüşme sırasındaki izlenimlenini gazetemize aktardı. Soner, oğlunun dün ölüm orucunda 85. gününü doldurduğunu ve bir kulağının duyma özelliğini kaybetmeye başladığını aktardı.
Yeğeni Mahmut Soner’in de aynı cezaevinde bulunduğunu ve 6 Ocak’tan bu yana ölüm orucunda olduğunu aktaran Abdullah Soner, operasyon sonrası birçoğu yaralı olarak Sincan F Tipi Cezaevi’ne getirilen tutuklu ve hükümlülerin her gün odalarından çıkartılarak bir alanda toplanmaya zorlandıklarını ve sayımların böyle yapıldığını aktardı. Abdullan Soner görüş sırasında kendisine, bu sayımlara getirilenlerin birçoğunun yaralı olduğunun ve bazen sürüklenerek aşağına indirildiklerinin aktarıldığını belirtti.
Abdullah Soner, tutukluların kantinden istediklerinin çoğunlukla geç getirildiğini, dışarıdan götürdükleri eşyaların ise eksik teslim edildiğini anlattı. Tutuklu ve hükümlülerin kendilerinden kalıcı eşyalar istemediklerini ve eylemlerini sonuna kadar götürmekte kararlı olduklarını aktaran Abdullah Soner, “Bir sürü namussuz Af Yasası’ndan yararlanmak için ülkeye gelirken, gencecik insanların hücrelere tıkılması kabul edilemez” diye konuştu.

Başa dön


|
Eğitim emekçileri: Soruşturmalar durdurulsun
1 Aralık işbırakma eylemine katılan eğitim emekçilerine açılan soruşturma dün İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde protesto edildi. Eğitim-Sen İstanbul şubelerine üye eğitim emekçileri kendilerini sorgulamaya çalışanları sorgulayacaklarını söylediler.
Türk saldırılarını sürdürüyor
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, F tipinden dönüşün mümkün olmayacağını bir kez daha yineledi. Cezaevlerinde kritik bir durumun söz konusu olmadığını ileri süren Türk, cezaevlerinde koğuş sisteminin sona erdirileceğini anlattı. Türk konuşmasında şu iddialarda bulundu: “Daha önce de söylediğim gibi bazı avukatların cezaevlerine giriş çıkışlarından sonra ölüm orucu başlatmak için dilekçe sayılarında artış gözlendiğinden Cumhuriyet savcılarımız harekete geçmiştir. Öyle anne ve babalar var ki ölüm oruçlarıyla ilgili çocuklarını teşvik edip destekliyorlar.”
Hükümet sağlıkçıları ve halkı aldatıyor
Birinci basamak sağlık hizmeti veren kuruluşlarda döner sermaye işletmeleri kurarak sağlık yükünü sırtından atmaya çalışan hükümet, bu amacına ulaşmak için sağlık personelini kullanıyor. Hekimler, uygulamanın halk sağlığına darbe vurduğunu belirtiyorlar.
HADEP, sınır ötesi operasyonu protesto etti
HADEP İzmir İl Örgütü Kuzey Irak’ta sürdürülen askeri sevkıyatı ve Talabani liderliğindeki YNK’nin PKK’ye yönelik operasyonunu dün Konak Meydanı’nda yaptığı bir basın açıklamasıyla protesto etti. Yaklaşık 500 kişinin katıldığı eylemde, “Yaşasın demokratik cumhuriyet mücadelemiz”, “YNK şaşırma, sabrımızı taşırma”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atıldı. HADEP adına basın açıklamasını okuyan HADEP İl Sekreter Yardımcısı Aydın Dinçoğlu, Ortadoğu ve Avrupa’nın adeta Sırat Köprüsü denilebilecek hassas bir noktadan geçtiğini ve geleceği ile ilgili en önemli kararları alacağı bir yıla girdiğini belirtti.
|
|

|