www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



IMF programının gönüllü takipçileri
Patronlar, hükümetin IMF ile imzaladığı, özelleştirmelerin hızlandırılması, kamu bankalarının tasfiye edilmesi gibi şartlar içeren programının takipçisi olduklarını belirtiyorlar.
Adana’da metro tartışması büyüyor
1996 yılında 339 milyon dolara ihale edilip 7 Ekim’de sözleşmesi imzalanan ve 1999 yılı Ocak ayı sonunda yapımına başlanan Adana Raylı Taşıma Sistemi ile ilgili tartışmalar büyüyor.


IMF programının gönüllü takipçileri
Patronlar, hükümetin IMF ile imzaladığı, özelleştirmelerin hızlandırılması, kamu bankalarının tasfiye edilmesi, enerji sektörünün özelleştirmeye açılması gibi şartlar içeren programının takipçisi olduklarını belirtiyorlar. IMF programı ile ‘enflasyonla mücadele’ adı altında ücretlerin dondurulması, memur maaş artışlarının hedeflenen enflasyonla sınırlandırılması, tarım taban fiyatlarının düşük tutulması uygulamaları dayatılıyor.
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Zafer Çağlayan, hükümetin enflasyonla mücadele programına zarar vermeden reel sektörün sesine kulak vermesi gerektiğini belirterek, “Bu nedenle hükümetten üretim, yatırım ve ihracat için bir niyet mektubu da biz bekliyoruz” dedi.
ASO Başkanı Çağlayan, TBMM başkanı, başbakan, başbakan yardımcıları, ilgili bakanlar ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesindeki oda ve borsa başkanlarına bir mektupla birlikte “Ek Niyet Mektubunu İzleme Formu” gönderdi.
“Verilen sözleri bu formadan izleyerek gerektiğinde hükümeti uyarma görevimizi yerine getireceğiz” diyen Çağlayan, hükümetin Enflasyonla Mücadele Programı çerçevesinde Uluslararası Para Fonu (IMF)’na vermiş olduğu ek niyet mektubunda oldukça yüklü taahhütler altına girdiğini ve bu taahhütleri yerine getirmek için bir takvim açıkladığını hatırlattı. Bu taahhütlerin yerine getirilmesi için hem hükümete, hem de TBMM’ye ve dolayısıyla tüm milletvekillerine büyük görevler düştüğünü kaydeden Çağlayan, toplumdan programa destek bekleyen hükümetin önce kendi bakanlarından ve Meclis’ten bu desteği sağlaması gerektiğini kaydetti.
Çağlayan, programın yürürlüğe girdiği 2000 yılında IMF’nin Türkiye’ye üç ayda bir gelerek programın performansını değerlendirirken, 2001 yılında her ay gelmeye karar verdiğine işaret ederken, bu durumun verilen sözlerin zamanında yerine getirilmesinin programın başarısı açısından önemine işaret etti.
Sadece IMF yetmez
IMF’ye verilen sözlerin yıllardır özlemi çekilen yapısal reformların bir kısmını içerdiğini öne süren Çağlayan, “Bu nedenle, hükümetin IMF’ye verdiği taahhütlerin yerine getirilmesinin izlenmesini sadece IMF’ye bırakamayız. Kamuoyu ve özel sektör olarak bu izlemeyi bizlerin de yapması ve gerektiğinde ilgilileri uyarması zorunludur” dedi.
Çağlayan’ın mektubu şöyle: “Özel sektör olarak istikrarlı bir ekonomik büyüme için enflasyonla mücadelenin başarısının gerekli olduğunu tespit ederek programa destek vermiş ve hükümeti programa sahip çıkma konusunda sık sık uyarmıştık. Ancak programı uygulamada 2000 yılında gösterilen zaaflar nedeniyle başgösteren kriz, 2001 yılının beklenenin de ötesinde zor geçeceğini ortaya koydu.
Yatırımları, üretimleri durdurarak, fabrikaları kapatarak, ihracatı daraltarak, ticareti bitirerek, esnafa kepenk kapattırarak, köylüyü tarlasından kopararak, memuru evine götürecek ekmek bulamaz hale getirerek enflasyonu düşürmenin bir başarı olamayacağını kabul etmeliyiz. Bunun (ameliyat başarılı geçti ama hastayı kaybettik) demekten ne farkı kalır?
Hükümet, programa zarar vermeden reel sektörün sıkıntılarını hafifletecek çözümler üretmek ve reel sektörün sesine kulak vermek zorundadır. Bu nedenle biz hükümetten bir niyet mektubu da üretim, yatırım ve ihracat için bekliyoruz. Hükümet bu niyet mektubunda reel sektörün önünü tıkayan ve çekilen sıkıntıları artıran sorunları çözmek için neler yapacağını açıkça ortaya koymalı ve yapılacakları bir takvime bağlamalıdır. Programdan desteğini esirgemeyen reel sektörün böyle bir niyet mektubunu hak ettiğini düşünüyoruz.”

Başa dön


Adana’da metro tartışması büyüyor
Sinan Araman
1996 yılında 339 milyon dolara ihale edilip 7 Ekim’de sözleşmesi imzalanan ve 1999 yılı Ocak ayı sonunda yapımına başlanan Adana Raylı Taşıma Sistemi ile ilgili tartışmalar büyüyor. Tartışmaların nedenini ise metronun planlanan maliyetten daha pahalı hale gelmesi ve ilan edilen tarihlerde faaliyete geçirilememesi oluşturuyor. 5 Ocak günü Yüreğir Belediye Başkanı Ahmet Ünal ve yine aynı gün basında demeç veren Seyhan ve Büyükşehir Meclis Üyesi Emrah Tülü projeyi eleştiren açıklamalar yaptılar. Ünal, belediyenin proje için kredisinin bittiğini ve projenin tamamlanabilmesi için de talep edilen 200 milyon dolar ek kredi talebine Hazine’nin onay vermeyeciğini ve bundan dolayı projeninin tamamlanamayacağını söylerken, Emrah Tülü ise, belediyenin parasının olduğunu, fakat Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın bilerek 3 yıl sonra yapılacak seçimleri beklediğini iddia etti.
Kurul açıklama yaptı
Bu açıklamalar üzerine Raylı Sistem Koordinasyon Kurulu Başkanı Mebrud Kurtulgan ve kurul üyeleri önceki gün Yüzüncüyıl’da bulunan metro şantiyesinde bir basın toplantısı yaptı. Kurtulgan projeye yönelik eleştirilerin haksız ve asılsız olduğunu iddia ederek “İşin başlamasından bu yana 2 yıl gibi kısa bir süre geçmesine rağmen işin fiili olarak yüzde 62’si, nakdi olarak yüzde 90’ı tamamlanmıştır. Eğer ek kredi talebimiz bugün onaylanırsa en geç iki yıl içinde sistem tamamlanarak Adanalıların hizmetine açılacaktır” dedi. Kurtulgan projenin tahaahüt edilen ve yurtdışından sağlanan kredi miktarıyla bitmemesini projenin ‘avan proje’ şeklinde ihale edilmesine bağlayarak “Avan projede maliyetler ayrıntılı ve tam olarak çıkarılamayıp, kabataslak bir şekilde muhtemel harcamaların krokisi çıkarılır” şeklinde konuştu. Kurtulgan, projenin ek kerdi sağlanmasının ardından bütün harcamaların ayrıntılı bir şekilde belirtildiği tatbikat proje şeklinde yapılacağını söyledi.
Metronun tamamlanması zor görünüyor
Ek kredi talebini onay verilmediği takdirde projenin bu haliyle kalacağını söyleyen Kurtulgan, “Bu durumda Adana halkı da zarar görür, biz de” diye konuştu. Belediye’nin talep ettiği ek kredi miktarına yerel yönetimlerin mali performanslarının düşüklüğü nedeniyle Hazine tarafından onay verilmesi beklenmiyor. Bu durumda Adana Metrosu inşaat halinde kalacak.
Kurtulgan metro çalışması ile ilgili Adana İnşaat Mühendisleri Odası’nın hazırladığı raporun hatırlatılması üzerine de “İMO pahalı olan kalemleri açıklarken, ucuz olanları açıklamıyor. İMO Başkanı Sadi Sürenkök ihale sistemini bilmiyor” şeklinde cevapladı. Kurtulgan’ın bu açıklamasına basında açıklamalarıyla yanıt veren Adana İMO Şube Başkanı Sadi Sürenkök, Adana Raylı Sistem Projesi’nde, tüm kalemlerin benzer işlere göre pahalı olduğunu yineledi. Sürenkök, “Araştırmamızda ucuz kalem bulsaydık, onları da açıklamaktan çekinmezdik” dedi. Sürenkök, proje işlerinin iyi niyetle yapıldığından kuşku duyduklarını ifade ederek 2000 yılının son aylarında, Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’tan yüklenici firmaya ödenen hakedişler konusunda bilgi istediklerini, ancak bugüne kadar kendilerine yanıt verilmediğini belirtti. Sürenkök projenin avan proje olarak ihale edilmesi dolayısıyla keşif artışlarının oluştuğu yönündeki açıklamaları ise “Avan projede artış olacağı yönündeki söylemler gerçeği yansıtmıyor. Örneğin Ankaray da avan proje ile ihale edildi. Ancak anahtar teslimi yapıldı. Bir kuruş da keşif artışı olmadı” diyerek yanıtladı.

Başa dön


IMF hedefleri revize etti
Uluslararası Para Fonu (IMF)’nun, ABD ekonomisinin 2001 yılı performans tahminini aşağı çekti. Fon Başkanı Horst Köhler, Tokyo’da düzenlediği basın toplantısında, ABD ekonomisinin bu yıl, daha önce açıklandığı gibi yüzde 3.2 değil yüzde 2.5 oranında büyümesinin beklediklerini söyledi. Köhler, bununla birlikte ABD ekonomisindeki bu hız kesmenin bir gerileme ya da çöküş olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, bunun olağanüstü bir büyüme döneminin ardından gelen bir normalleşme süreci olduğunu iddia etti.
‘Son üç yılın en durgun dönemi’
Kayseri Sanayi Odası (KSO) Başkanı Mustafa Çapar, Anadolu’nun en önemli sanayi bölgelerinden biri olan Kayseri’de son 3 yılın en durgun dönemini yaşadıklarını belirterek, “durgunluktan da kötüsü sanayicilerin artık kötümser olmaları” dedi. Çapar, yaptığı açıklamada, yolsuzluk söylentileri, bu konudaki gelişmelerin bir taraftan endişelerini artırırken diğer taraftan bu gelişmelerin olması gerektiğini düşündüklerini kaydetti. Mustafa Çapar, Türkiye olarak ekonomiyi, paranın nasıl kullanılacağını, hükümetlerin araçları, siyasilerin neden yönetime talip oldukları gibi konuları yeni yeni, gelişe gelişe öğrendiklerini ifade ederek, “akıllı insanlar başkalarının tecrübelerinden istifade ederler, akıllı olmayanlar ise kendileri yaşayarak tecrübe kazanırlar. Biz kendimiz yaşayarak öğreniyoruz” dedi.
Şikâyetlerin başını sabit ücret çekiyor
Edirne’de Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü’ne yapılan tüketici şikâyetlerinde, 2000 yılında büyük artış gözlendiği, bunun da cep telefonlarındaki sabit ücretten kaynaklandığı bildirildi. Edirne Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, Tüketici Servisi’ne 1995 yılında 7 tüketici başvuru yaparken, 1996’da 20, 1997’de 304, 1998’de 305, 1999’da 190, 2000 yılında ise 2290 tüketici başvurdu. 2000 yılında yapılan başvurulardan çoğunu, cep telefonlarından alınan sabit ücret oluşturdu. 2000’de 2290 başvurunun, 2058’i sabit ücret nedeni ile yapılan başvurulardan oluştu. Şikâyetler arasında, 149 başvuru ile gazetelerin verdiği promasyonlar ikinci sırada yer alıyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net