www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



PKK’yi ‘bitirme’ hazırlığı
2000’i cezaevleri operasyonu ile kapatan devletin, 2001’i de PKK’yi ‘bitirme’ operasyonu ile karşılamaya hazırlandığı kaydediliyor.

Af 146 ve 168’i de kapsamalı
Av. Aydın Erdoğan, şartla salıverilme yasasında TCK’nın 146 ve 168. maddelerinin kapsam dışında bırakılmasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle mahkemeye başvurdu.


PKK’yi ‘bitirme’ hazırlığı
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, 1999 Şubat’ında Türkiye’ye getirilmesiyle başlayan “PKK’yi bertaraf” etme operasyonu, 2001’in başında PKK Başkanlık Konseyi üyelerini tasfiye ederek tamamlanmak isteniyor.
İddia edildiği gibi baharı beklemeden Kuzey Irak’a yığınak yapan TSK’nın, PKK ile çatışma halinde Celal Talabani’ye bağlı KYB güçleriyle birlikte PKK’ye yönelik olarak, PKK Başkanlık Konseyi üyelerini hedef alan bir bitirme operasyonuna başlama hazırlığında olduğu bildirildi. PKK’ye yakın kaynaklardan gelen haberlere göre, yapılması planlanan operasyon için geri sayım başladı.
Dudayev planı...
PKK Başkanlık Konseyi üyeleri daha önce bu operasyonun hazırlığına işaret eden açıklamalar yapmışlardı. PKK Başkanlık Konseyi Üyeleri’nden Murat Karayılan, 24 Aralık 2000 günü Medya TV’de telefonla bağlanarak yaptığı açıklamada, TSK’nın Kuzey Irak’a girişinin ardında uluslararası bir plan olduğunu, bölgeye elektronik donanım aktarıldığını ifade ederek, PKK Başkanlık Konseyi üyelerinin Çeçen lider Dudayev gibi tasfiye edilmek istendiğini söylemişti. Bunun yeni bir süreç olduğunu anlatan Karayılan, “önümüzdeki günlerde çözüm bulunmaması halinde kimsenin savaşın önüne geçemeyeceği” yönünde açıklamalarda bulunmuştu.
Karayılan’ın ardından PKK Başkanlık Konseyi üyelerinden Ali Haydar Kaytan’da 25 Aralık günü telefonla bağlandığı Medya TV’de Talabani güçlerinin PKK’ye yönelik saldırıları sürerken, TSK birliklerinin de 1000 kişilik bir kuvvetle Süleymaniye’de konuşlandığını, Süleymaniye’de konuşlanan TSK birliğine İsrail özel kuvvetlerine mensup bir tim ile ABD ve İngiltere’den uzmanların da eşlik ettiğini bildirmişti. Kaytan söz konusu İsrail timinin Öcalan’ın Kenya’dan kaçırılması ve Filistin direnişinin önde gelen isimlerinden Ebu Cihad’ın öldürülmesinde rol aldığını, şu anda da kendileri için “Yakala ve getir” biçiminde nokta operasyonlarını planlandığını söylemişti.
Bunun ardından da PKK Başkanlık Konseyi üyelerinden Osman Öcalan, yılbaşı vesilesiyle 29 Aralık 2000 günü Medya TV’de YNK’nin kendilerine yönelik saldırılarının son bulması halinde bölgede PKK’nin denetiminde bulunan yerlerden koşulsuz olarak çekileceklerini duyurmuştu. PKK’ye yakın kaynaklardan gelen son haberlere göre ise, söz konusu operasyon için geri sayım ve sıcak saatler başladı.
Bu sürece nasıl gelindi
ABD’nin Irak’ın kuzeyinde Saddam’a karşı bir tampon bölge, “tampon bir Kürt devlet” planı KDP-KYB’ye dayandırılmış, ABD’nin bölgedeki stratejik ortağı Türkiye’nin hassasiyetleri göz önünde bulundurularak PKK böyle bir planın dışında tutulmuştu.
ABD’nin telkinleriyle Suriye’nin PKK’ye mesafeli davranmasının sağlanmasından sonra, Türkiye’den askeri yetkililerden dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e kadar en üst düzey devlet yetkilileri Suriye’yi PKK’yi “himaye” etmekle suçlayan ve buna son vermemesi halinde müdahale tehdidinde bulunan açıklamalar yapmışlardı. Bu açıklamaların ardından PKK Lideri Öcalan Suriye’den çıkmış ve uzun bir takibin, diplomatik ve istihbarat örgütlerinin savaşına sahne olan bir sürecin ardından Kenya’dan Türkiye’ye getirilmişti.
Türkiye’ye getirilmesinin ardından, fırsat tanınması halinde PKK’nin silah bırakacağını açıklayan Öcalan’ın bu yöndeki girişimlerinin ardından iki PKK grubu “Barış grubu” adı altında Türkiye’ye gelerek silahlarını bırakıp teslim olmuştu. Bundan sonra da Öcalan, silah bırakarak sınır dışına çekilme çağrısı yaptı ve PKK Başkanlık Konseyi diğer çağrılara olduğu gibi buna da olumlu yanıt vererek silahlı PKK birliklerini sınır dışına çekti. Ve Öcalan’ın ortaya attığı “Demokratik cumhuriyet” projesine uygun olarak olağanüstü kongre toplayan PKK, “Yeni Dünya Düzeni” ve “Demokratik Cumhuriyet” eksenli bir platforma uygun yeniden yapılanmaya gitme kararı aldı.
Abdullan Öcalan’la ilgili “rehin tutma” ve onun üzerinden “süreci yönlendirme” politikası PKK’nin silahlı güçlerinin ana bölüğünü sınır dışına çıkarmasının ardından belirli bir duraklama sürecine girdi. MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un tartışılan son açıklamasında da yer alan “Öcalan’ı gerektiği kadar kullanabildik mi?” düşüncesi devlet katlarında süreçten daha büyük beklentilerinde bir ifadesiydi.
Başbakan Bülent Ecevit’in Merkezköy uygulamasının açılışı için bölgeye gittiği dönem yeniden yaptığı “Teslim ol” çağrısı, daha önce asker ve hükümet yetkililerinden gelen çağrıların bir devamıydı. Abdullah Öcalan’ı çağrılarını PKK tabanına ve gerillalarına benimsetmek konusunda gönüllü ve aktif bir politika izleyen PKK Başkanlık Konseyi üyelerinin, “silah bırakma” çağrısına istenilen yanıtı vermemiş olması da, bu son operasyon hazırlığını gündeme getirdi. Kuzey Irak’ın ve bölgenin bugünkü dengelerinin öncesine göre böyle bir operasyona daha elverişli olması da, Genelkurmay’ın bu yöndeki adımı için hızlandırıcı bir gerekçe oldu.

Başa dön


Af 146 ve 168’i de kapsamalı
Çağdaş Hukukçular Derneği eski Genel Başkanı Avukat Aydın Erdoğan, şartla salıverilme ve cezaların ertelenmesine ilişkin yasada, Türk Ceza Kanunu (TCK)’nun 146, 168 ve 264. maddelerinin kapsam dışında bırakılmasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle ilgili mahkemelere başvurdu. Mahkemeler, Anayasa’ya aykırılık iddialarını “ciddi” bulursa iptal istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne götürebilecekler.
Avukat Erdoğan, çeşitli mahkemelerde yargılanarak haklarındaki hüküm kesinleşen müvekkillerinin şartla salıverilme ve cezaların ertelenmesine ilişkin yasa kapsamı dışında bırakılmasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ilişkin dilekçelerini ilgili mahkemelere verdi.
Erdoğan, TCK’nın “devletin anayasa ve temel nizamlarını bozma” fiilini düzenleyen 146., “devletin emniyetine karşı silahlı çete kurma” filini düzenleyen 168. ve “yıkıcı, öldürücü aletler veya ecza kaçakçılığı ve ticaretini” düzenleyen 264. maddelerine göre yargılanan ve haklarındaki hüküm kesinleşen 6 müvekkili için Ankara ve İzmir’deki DGM’lere başvurdu. Erdoğan, Anayasa’ya aykırılık iddialarını içeren dilekçelerinde, 4616 sayılı yasa ile yapılan düzenlemenin cezaların infazına ilişkin olduğunu, bu nedenle müvekkillerinin bu düzenlemeden yararlanması gerektiğini savundu.
Cezalar arasındaki farklılığın suçun özelliği itibariyle hukuka uygun olduğu, buna karşılık suç işlendikten sonra cezası ne olursa olsun infaz kurallarında eşitliğin, kanun önünde eşitlik ilkesinin gereği olduğu kaydedilen dilekçelerde, suçun niteliğine bakılarak farklı infaz uygulamasının yapılamayacağı, bunun Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtildi. Dilekçelerde, şu görüşlere yer verildi: “Ceza, ihlal edilen toplumsal değere göre farklı olarak belirlenebilir. Ceza suçun ağırlığına göre kısa ya da uzun süreli olabilir. Yaptırımın ağırlığı suça göre değişebilir. Ancak bazı kuralları ihlal edenlerin diğer kuralları ihlal edenlere göre farklı ceza çektirilmesi hukuka uygun olamaz.”
Avukat Aydın Erdoğan, dilekçelerinde, bu gerekçelerle TCK’nın 146, 168 ve 264. maddelerinin 4616 sayılı yasanın 1. maddesinin 5/a bendine göre kapsam dışında bırakılmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtti. Erdoğan, bu maddelerin iptal için Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını istedi. Yerel Mahkemeler, Erdoğan’ın Anayasa’ya aykırılık iddiasını “ciddi” bulursa iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne götürebilecekler.

Başa dön


Bahçeli kitle örgütlerini hedef gösterdi
MHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, hem kapasite fazlalığı ve mevcut sistemin boşlukları hem de yıllardır devam eden ihmallerin cezaevlerini yeni “suç ve terör merkezlerine” dönüştürdüğünü iddia ederek, çok zor bir operasyonu başarıyla tamamlayıp “kara lekeyi” temizlediklerini söyledi. Bahçeli, insanlık dışı koşullara ve işkenceye karşı çıkan kitle örgütlerini de hedef göstererek, dernek ve kuruluş yöneticilerinin örgütlere lojistik destek sağladığını öne sürdü.
Kutan’dan Ecevit’e destek
FP Genel Başkan Recai Kutan, Başbakan Bülent Ecevit’in, gazetelerde yer alan “Hiçbir yere gitmiyorum” sözlerini değerlendirirken, Ecevit’e hak verdi ve “Bir başbakanın hangi şartlarda gideceği bellidir. O şartlar da ortada yoktur” dedi. Kutan, FP Genel Merkezi’nden ayrılırken, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kutan, Ecevit’in gazetelerinde yer alan açıklamalarının anımsatılması üzerine Türkiye’nin hukuk devleti olduğunu ifade ederek, “Başbakanın hangi şartlarda gideceğinin belli olduğunu o şartların da ortada olmadığını” söyledi. Ancak Meclis’in istemesi halinde bunun gerçekleşebileceğini dile getiren Kutan, “Meclis, hükümeti düşürme yönünde bir oy kullanmadığı sürece Başbakan’ın beyanları hukuka uygundur” dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net