www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Kadın

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



İlhan her gün bizimle
12 Eylül’ün hemen ardından, 7 Kasım 1980’de gözaltına alınarak götürüldüğü Mamak Askeri Cezaevi’nde dövülerek öldürülen Sol ve Onur Yayınları sahibi İlhan Erdost, öldürümünün 20. yılında anılacak.

Direnç ve kararlılık anıtı:
   Şükran Kurdakul

TÜYAP Kitap Fuarı’nın Onur Yazarı, ozan Şükran Kurdakul, önceki gün düzenlenen bir etkinlikle okurlarıyla buluştu.


İlhan her gün bizimle
Sultan Özer
12 Eylül darbesinin hemen ardından gözaltına alınarak Mamak Askeri Cezaevi’ne götürüldü. Gecenin bir yarısı evinden, yatağından kaldırılarak alınmıştı ve çocuklarına veda bile edememişti.
Ağabeyiyle birlikte gözaltına alınan Sol ve Onur Yayınları sahibi İlhan Erdost, götürülürken aracın içinde ve cezaevinde indirildikten sonra da dövüldü, dövüldü. İlhan öldürüldüğünde Gül Erdost’la evliydi ve 2.5 yaşında Türküler, 5.5 aylık Alaz adlı kızları vardı.
İlhan’ı, iki kızı, eşi ve ağabeyinden, dostlarından ayıran 12 Eylül uygulamaları, hukuku halen devam ediyor. Hâlâ insanlar sevdiklerinden, dostlarından koparılıp alınıyor, öldürülerek bir köşeye atılıyor.
“İlhan’sız geçen 20 yıl” ailesindeki özlemi daha bir artırmış, ancak onlar “İlhan’sız geçen” söylemini kabul etmiyorlar. “İlhan her gün, her an bizimle. Her sohbetimizde, her anımızda bizimle yaşıyor, fiziken olmasa da O bizimle” diyor kızları, eşi ve ağabeyi.
Ücra köşelerde bile
Bunu en güzel Türküler’in anısı anlatıyor; “Arkadaşlarımla Marmaris’e gittim, tatile. Bir yerde oturduk, türkü söyleniyor. Orda birdenbire amcamın ‘Sen bir özgürlük gülüsün/ Anadolu türküsüsün/Al bir atsın süzülürsün/ Dağlara taşlara gardaş’ şiirinin bestesi söylenmeye başlandı. Tatilde, daha farklı duygular içindeyken, birdenbire onu duyunca çok duygulandım. Bu ülkenin en ücra bir köşesinde bile bir şekilde babam karşıma çıkabiliyor. İçimizde, bizimle yaşıyor gibi zaten. Fiziki olmasa bile. Ama orada bununla karşılaşmak ayrı bir duygu oldu.” Benzer duygular yaşıyor küçük kızı Alaz da, eşi Gül de.
Aradan geçen 20 yıl onların özlemini daha bir artırmış ama öfkelerini de. Bir türlü kabullenemiyorlar bir insanın düşüncelerinden dolayı dövülerek öldürülmesini. Türküler, “Düşüncelerinden kaynaklı, bir insanın yaşamına son verilsin ve neden annem, Alaz ve ben O’nsuz bir yaşama itilelim?” sorusunu sorup, isyan ettiğini, kabullenmediğini söylüyor.
Bilinçlendikçe isyanlarının daha da arttığını, sürekli, “20 yıl sonra hâlâ aynı şekilde öldürümlerin neden devam ettiğini, neden kendilerinin bir şey yapamadıklarını, neden durmadığını böyle ölümlerin?” sorusunu kendilerine sorduklarını vurguluyor Türküler ve bunun da isyanlarını artırdığını söylüyor.
Tanımadan büyüdüler
Babasına dair anılar anlatıldıkça bazen küçük kıskançlıklar yaşadığını, “O insanlar babamı tanıdı, birlikte yaşadılar da ben tanıyamadım, yaşayamadım” dediğini ifade ediyor Türküler ve “Eminim çok farklı bir ilişkimiz olurdu. Onu yaşayamamanın verdiği bir kırgınlık var her zaman” diyor.
Biri babasını en son uyurken şöyle böyle anımsayan, biri ise hiç tanımayan iki genç kız oldu Türküler ve Alaz. Şimdi Türküler ODTÜ’de sosyal psikoloji dalında master yapıyor, Alaz ise Hacettepe’de Maliye bölümü 3. sınıfta okuyor. Babalarına duydukları özlemle, ama babalarıyla birlikte yaşıyorlar.

Başa dön


Direnç ve kararlılık anıtı: Şükran Kurdakul
Kitap Fuarı’nın Onur Yazarı Şükran Kurdakul, önceki gün düzenlenen bir etkinlikle okurlarıyla buluştu. Panele katılan konuşmacıların Kurdakul hakkındaki ‘direnç ve kararlılık anıtı’ değerlendirmeleri dikkat çekerken Şükran Kurdakul da “Toplumsal savaşta sabır adamı olmak gerekir. Karamsarlığa yer yoktur” diye konuştu.
Önce bir ozan
TÜYAP Kitap Fuarı’nda, fuarın onur yazarı, sanat hayatına atıldığı günden bu yana çektiği acılara rağmen çizgisinden ödün vermeyen Şükran Kurdakul için söyleşi gerçekleştirildi. Konur Ertop’un yönettiği panele, Öner Yağcı, Server Tanilli ve Şükran Kurdakul katıldı. Söyleşide ilk sözü alan Öner Yağcı, Kurdakul’un yaşam hikâyesi ile beraber şiirinin gelişimini aktaran bir konuşma yaptı. Yağcı, Kurdakul’un herşeyden önce bir ozan, yaşamın yanlış yönlendirilmesine meydan okuyan bir kişi olduğunu söyledi.
İnsani direnişin zaferi
Yeni Dünya Düzeni’nin kültür sanatımızı etkilediği bugünlerde Şükran Kurdakul’un onur yazarı olmasının küreselleşmeye karşı insani direnişin zaferi olduğunu dile getiren Yağcı, çektiği onca acılara karşın ayakta kalan Şükran Kurdakul’un bir direnç ve kararlılık anıtı olduğunu kaydetti.
Yağcı, Kurdakul’un bir başka özelliğinin örgütçülüğü olduğunu anlatarak, cezaevlerine girişi ve bu dönemde şiirinin nasıl olgunlaştığını aktardı.
Kurdakul’un şiir serüveninde Nazım Hikmet’in büyük etkisinde kaldığını ifade eden Yağcı, “Kurdakul bu etkiden kurtulmak için büyük çaba sarfettiğini dile getirmiştir” dedi.
Ozanın yükselen toplumsal muhalefetin şairi olduğunu ifade eden Öner Yağcı, “Şükran Kurdakul, acılar döneminde ellerini kirletmeyen, sevgisini ve direncini kendinden sonrakilere vermek isteyen bir şairdir” dedi.
Marksist edebiyat tarihçisi
İkinci olarak söz alan Server Tanilli ise Kurdakul’un edebiyat tarihçiliği yanından bahsetti. 1940 ile 1950 yılları arasında devletin lise eğitimine önem verdiğini hatırlatan Tanilli, bu dönemde iyi bir eğitim aldıklarını ve kendilerine tavsiye edilen kitaplarında resmi düşünceyi ifade etmekle beraber edebiyat anlamında öğretici olduğunu söyledi. Ancak 27 Mayıs müdahalesinin ardından Marksizm’in Türkiye’ye girmesi ile Marksist yöntemin edebiyat tarihine nasıl uygulanabileceği yönünde sürekli kafalarında bir soru işaret kaldığını vurgulayan Tanilli “Bu merakımız Şükran Kurdakulun yazdığı Çağdaş Türk Edebiyatı Tarihi kitabı ile son buldu” dedi. Tanilli, Kurdakul’un bir çağdaş bir çığrın kurucusu olduğunu söyledi ve ona çok şey borçlu olduklarını dile getirdi.
Sabır adamı
Son olarak söz alan Şükran Kurdakul ise, “57 yıl önce kitap çıkartmak marifet değil. Marifet edebiyatçılığı 57 yıl devam ettirebilmek” sözleriyle konuşmasına başladı. Başlangıçta herkesin iyi olduğunu anlatan Kurdakul, yaşamın insanları değiştirdiğine dikkat çekti. “Toplumsal savaşta sabır adamı olmak gerekir. Karamsarlığa yer yoktur. Franco için nasıl bir anıt mezar dikilirse dikilsin, o tarihin çöplüğüne atılmıştır. Adına stat yapılan Başbakan Şükrü Saraçoğlu’nun, buradan Hitler’e biz de ırkçıyız diye mesaj gönderdiğinin bilincindeydik” diyen Kurdakul, devam etti: “İsmet Paşa bir gün öyle bir mesaj yayınladı ki nasıl isyan etmeyeyim? Hemen cezaevine gönderildim. Bugün doğsam yine aynı şeyi yaparım. 1946’da bir yazı yazmanın suçu 6 aydan başlıyordu. Yayınların yasaklanmasına değinen Kurdakul “Bu yasaklarla yayının yaratıcısına yasak koyuluyor. Ama aynı zamanda onu okuyana da yasak koyuluyor. Bu yasak aslında kamuoyuna koyulan bir yasaktır” dedi. Kurdakul konşmasını “Gençler, coşkunuz direncinizin simgesi olsun” sözleriyle bitirdi.

Başa dön


Kitap fuarından seçmeler
A Salonu
Saat: 13.00 - 15.00
Panel: Yazarın Sorumluluğu
Yöneten: Ahmet Oktay
Konuşmacılar: Tuğrul Tanyol, Ferit Edgü, Leyla Erbil
Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları

Saat 18.00-19.30
Panel: Küreselleşme Sürecinde Toplum, Sanat, Birey
Yöneten: Burhan Günel
Konuşmacılar: Demirtaş Ceyhun, Tahsin Yücel, Türkel Minibaş
Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği


B Salonu
Saat 10.30 -18.00
Panel: Sanatçı Haklarının Korunması ve Meslek Birlikleri
Yöneten: Sabri Kuşkonmaz
Konuşmacılar: Gürsel Üstün, İhsan Tellioğlu, Kadri Yurdatapan, Tamer Levent, Dağhan Baydur
Düzenleyen: İstanbul Barosu

Saat 18.00 -20.00
Panel: Küreselleşme ve Özgürlük
Yöneten: Gürol Irzık
Konuşmacılar: Fuat Keyman, İlhan İnan, Oktay Uygun, Vehbi Hacıkadiroğlu
Düzenleyen: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
Emperyalizm kültürleri ele geçiriyor
Emek Gençliği’nin düzenlediği “Emperyalist Kültür Kuşatması ve Gençlik” panelinde, emperyalizmin artık diğer ülkeleri savaş yoluyla değil onların kültürlerini ve dillerini istila ederek ele geçirdiği vurgulandı. Emek Gençliği önceki gün Emeğin Partisi (EMEP) Eyüp İlçe Örgütü’nde “Emperyalist Kültür Kuşatması ve Gençlik” konulu panel düzenledi. Panele konuşmacı olarak katılan Nuray Sancar, emperyalizmin artık diğer ülkeleri savaş yoluyla değil onların kültürlerini ve dillerini istila ederek ele geçirdiğini belirtti. Emperyalizmin gençliği kendisine hedef olarak seçtiğini kaydeden Sancar, gençleri futbolla, televizyonla, uyuşturucu maddelerle uyutarak kendi sorunlarına sahip çıkmalarını ve bir araya gelmelerini engellediğini vurguladı. Sancar, emekçilerin kendi kültürlerine sahip çıkması gerektiğini söyledi. Panel daha sonra gençlerin söylediği şiir ve türkülerle davem etti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net