www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Kadın

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



16 bin yıllık Maya sarayı
Guatemala’da, “Yılanlı Bölge” anlamına gelen bir yerde bulunan saray, yüzlerce yıldır arkeologlar tarafından fark edilmedi.

Ekim ayında üç yeni oyun
İstanbul Devlet Tiyatrosu yeni sezonun ilk ayında 3 yeni 7 eski oyunla tiyatroseverlerin karşısına çıkacak.


16 bin yıllık Maya sarayı
Guatemala’nın balta girmemiş yağmur ormanlarında, 8. yüzyıldan kalma 170 odalı muhteşem bir Maya sarayı ortaya çıkarıldı.
“Yılanlı Bölge” anlamına gelen bir yerde geçtiğimiz günlerde bulunan sarayın iki futbol sahası genişliğinde bir alanı kapladığı ve içinde geniş avlular bulunduğu belirtiliyor. Yüzlerce yıldır ne arkeologlar ne de yerel yöneticiler tarafından bilinmeyen saray, Amerikan Vanderbilt Üniversitesi arkeologlarından oluşan bir heyet tarafından ortaya çıkarıldı.
Bölgede çalışmalarını yürüten heyete Amerikalı Profesör Arthur Demarest ile Guatemala Valle Üniversitesi’nden Prof. Tomas Barrientos başkanlık ediyor.
Ormanın içindeki sarayın şimdiye kadar el değmemiş biçimde muhafaza edildiği ifade edildi. Cancuen yakınlarındaki sarayın çevresindeki kentin de, çağının en zengin ve gelişmiş kentlerinden biri olduğu saptandı. Kent, Pasion Irmağı’nın uç kısmında yer alıyor.
Sarayı inşa ettiren kralın adının Tah ak Chaan olduğu ve 740’ta tahta geçerek yaklaşık 50 yıl hüküm sürdüğü tahmin ediliyor.
Arkeologlar, ayrıca o dönemde sarayın bulunduğu kent ile komşuları arasında hiçbir önemli savaşın meydana gelmediğini ve bu nedenle sarayın zarar görmediğini düşünüyorlar.
Kentin, Maya uygarlıklarında yaygın olan dinsel etkiler ve onun simgesi olan piramit biçimi tapınaklara sahip olmadığı, buna karşılık kentin yeşim taşı bakımından çok zengin olduğu ve bunu ticari güç kaynağı olarak kullandığı saptandı. Bölgede pirit madeninin de bol bulunduğu ve bunun o çağlarda zenginler tarafından en çok aranan eşyalar arasında yer alan ayna yapımında kullanıldığı bildirildi.
Maya Uygarlığı
Orta Amerika’daki klasik uygarlıkların başında gelen Maya uygarlığı, MÖ 2600’da Yucatán’da ortaya çıktı ve MS 250’den itibaren, şimdiki güney Meksika, Guetamala ve batı Honduras’ın bulunduğu topraklara egemen oldu. Mayalar, astronomi, takvim sistemleri ve hiyeroglif yazı alanlarında gelişmeler kaydettiler. Hiçbir metal alet kullanmadan inşa ettikleri gözlemevi, saray ve piramit tapınaklar gibi, ince emekle işlenmiş ve özenle dekore edilmiş mimari örnekleri de, Maya uygarlığının önemli karakteristikleri arasında yer tutar.
Mayalar aynı zamanda becerikli çiftçilerdi; yeraltı suyu bakımından yoksul olan tropikal yağmur ormanlarında geniş alanlar açtılar ve yağmur suyunun biriktirilmesi için büyük yeraltı rezarvuarları inşa ettiler. Mayalar aynı başarıyı dokumacılıkta ve çanak çömlekçilikte de gösterdiler; bataklıklar ve cangıllar arasından yollar açarak, birbirlerinden uzak mesafelerde bulunan insanların ticaret yapabilmesine olanak tanıdılar.
MÖ 300 yıllarında Mayalar, en üst noktasında krallar ve soyluların bulunduğu hiyerarşik bir yönetim sistemini uygulamaya soktular. MS 200-900 arasındaki klasik dönemde bu uygarlık, bir bütün olarak planlanmış krallıklara evrildi.
16. yüzyılın ilk çeyreğinde Yucatan’a yerleşmeye başlayan İspanyollarla birlikte kıtada daha önce hiç görülmemiş bulaşıcı hastalıklarda Mayalar arasında yayılmaya başladı. Yüzyıllık bir süre içinde Orta Amerika’nın yerli nüfusunun yüzde 90’ı kızamık ve grip gibi hastalıkların yayılması nedeniyle yok oldu.
1720’li yıllarda ise İspanya krallığı Maya halkını köleleştirmeye ve Hıristiyanlaştırmaya başladı. Maya kültürüne ait en eski eser 1864 yılında Guatemala’da bir kanal çalışması sırasında bulunan ve MÖ 320 yılında yapıldığı belirtilen yeşim bir levhadır.
Mayalarda önemli bir disiplin olan matematik, onların sanat eserlerinde de görülür. Örneğin duvar resimlerinde matematikçilere rastlanılır. Bu resimlerde matematikçiler, kollarının altına sıkıştırdıkları sayı tomarlarından tanınır. Böylesi sanat eserlerinde ilk rastlanılan matematikçinin de bir kadın figürü olması ilginçtir.

Başa dön


Ekim ayında üç yeni oyun
İstanbul Devlet Tiyatrosu (İDT), 2000-2001 tiyatro sezonu repertuvarını belirledi. Ekim ayında 3 yerli oyunun prömiyeri yapılacak, geçen sezondan da 7 oyun seyirciyle buluşmaya devam edecek. Konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamaya göre, sezonun ilk prömiyeri, 10 Ekim Salı günü Taksim Sahnesi’nde sahnelenecek Tuncer Cücenoğlu’nun “Şapka” adlı oyunu. Aynı gün AKM Aziz Nesin Sahnesi’nde bir başka yerli yazar Toygun Orbay’ın “Mat” adlı oyunu seyirciyle buluşacak.
AKM Oda Tiyatrosu’nda 17 Ekim Salı günü Vüs’at O. Bener’in “Ihlamur Ağacı” adlı oyununun prömiyeri yapılacak. Aynı sahnede ayrıca, Tennessee Williams’ın klasikleşmiş eseri “İguana Gecesi” de seyirci karşısına çıkacak.
Kasım ayında ise AKM Büyük Sahne, Albert Camus’un “Caligula” adlı oyunu ile açılacak. Taksim Sahnesi’nde, Christy Brown’un yazdığı ve Lale Eren’in oyunlaştırdığı “Sol Ayağım”, Serpil Tamur’un yönettiği “Kaktüs Çiçeği” ve Ronald Harwood’un ünlü oyunu “Kuartet” adlı üç yeni oyun prömiyer yapacak.
Aziz Nesin Sahnesi’nde de iki yeni oyunun hazırlıkları yapılıyor. Bu oyunlar, Yılmaz Onay’ın yönetmenliğini yaptığı Euripides klasiği “Troyalı Kadınlar” ve Hans Fallada’nın “Küçük Adam Ne Oldu Sana?” adlı oyunu.
Eski oyunlar
Açıklamaya göre, 2000-2001 tiyatro sezonunda, geçtiğimiz sezondan 7 oyun sahnelenmeye devam edecek.
Aziz Nesin Sahnesi’nde Martin Mcdonagh’ın “Leenane’in Güzellik Kraliçesi” oyunu 24 Ekim Salı, AKM Oda Tiyatrosu’nda Noel Coward’ın ünlü eseri “Özel Hayatlar” oyunu 31 Ekim Salı, yine Oda Tiyatrosu’nda Rainer Hachfeld’in “Ketçaplı Spagetti” oyunu 29 Ekim Pazar günü sahnelenmeye başlanacak.
AKM Büyük Salon’da Edmond Rostand’ın “Cyrano de Bergerac”ı, AKM Aziz Nesin Sahnesi’nde Mehmet Baydur’un “Güne Bakan Cam Kırıkları” oyunu, Taksim Sahnesi’nde Tarık Buğra’nın “Patron” oyunu ve Oda Tiyatrosu’nda Bilgesu Erenus’un “Kırmızı Ağaç” oyunu da bu sezon sahnelenmeye devam edecek oyunlar arasında yer alıyor.

Başa dön


Çalışmadan maaş alıyorlar!
Yekta Kara’nın görevden alınması ile ilgili oluşturulan Teftiş Kurulu Raporu’nda, Kara’nın bazı sanatçılara uzun süreden beri görev vermeyerek, bu suretle kurumla ilgili yasa, yönetmelik ve sözleşme hükümlerini yerine getirmediği vurgulandı. Raporda, İDOB’ta bale sanatçısı olarak görev yapan ve bu sıfatı nedeniyle her ay maaşı ödenen Lale Mansur, Alev Baymur, Serap Aksoy ve Yavuz Özdel’e uzun süre görev verilmediğine işaret edildi.
Richter 7.4
Ressam Ayhan Sağcan’ın “Richter 7.4” isimli sergisi bugün açılıyor. Avcılar Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi’nde saat 15.00’te açılacak olan sergi her gün 12.00 - 20.00 arasında gezilebilir. Sergi 20 Eylül tarihine kadar açık kalacak.
Doğubayazıtlı 22 yıldır bekliyor
Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde, 22 yıldır tamamlanamayan kültür merkezinin faaliyete sokulması için 600 milyar lira gerektiği bildirildi. Edilinen bilgiye göre, 1978 yılında 600 metrekare alan üzerine kurulması planlanan ve temeli atılan Kültür Merkezi inşatının uzun süre yapımı beklendi. Fakat kültür merkezinin inşaatında 1990 yılına kadar en ufak ilerleme olmadı. 1990 yılında tekrar projesi hazırlanan ve inşaat alanı 1200 metrekareye çıkarılan kültür merkezi inşaatı, aradan 10 yıl geçmesine rağmen halen bitirilemedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net