www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Kadın

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



2001’de de vergi depremi sürecek
IMF’nin 2001 bütçesinde daha sıkı bir harcama ve gelir disiplininin uygulanmasının istemesinin ardından hükümet harekete geçti.

SSK hastanelerine yatırım ambargosu
Hükümetin tasfiyesine başladığı sosyal güvenlik sisteminin en önemli ayağını oluşturan hastaneler de özelleştirme kıskacında.


2001’de de vergi depremi sürecek
IMF ve hükümet 2001 yılına ait bütçenin de bir “istikrar paketi” olması konusunda anlaştı. Daha sıkı bir program dahilinde oluşturulması öngörülen bütçeye gelecek yıl vergi ve faiz damgasını vuracak. Çünkü Türkiye’yi 2001 yılında ciddi bir borç yükü bekliyor. Bu borcun ödenmesi için ve bütçe açığının giderilmesi için yeni vergi gelirlerine ihtiyaç duyuluyor. Bu yeni vergilerin yükü de yine işçi, memur, emekli ve üreticinin sırtında olacak.
IMF’nin 2001 bütçesinde daha sıkı bir harcama ve gelir disiplininin uygulanmasının istemesinin ardından hükümet harekete geçti. Bunun için ücret ve maaşların kısılması her zaman olduğu gibi yine “istikrar paketinin” ilk sırasında yer alırken, ek vergilerin kalıcılaştırılması ve dolaylı vergilerin oranlarının artırılması da öngörülüyor. Bu yıl deprem bahanesiyle çıkartılan vergilerin bir çoğu gelecek yıl kalıcılaştırılacak.
Sebep borçlar
IMF’nin 2001 için “gelirleri artırın, harcamaları kısın” talimatının nedeni, Türkiye’nin gelecek yıl sadece iç borç faiz yükünün 18.8 katrilyon lira düzeyinde olması. Bunun için bütçeden toplam 13.7 katrilyon lira pay ayrılacak. Öte 1999 yılında milli geliri 185 milyar 1 milyon dolar olan Türkiye’nin, dış borçlarının toplamı 111 milyar 2 milyon doları buluyor. Türkiye geçen yıl sadece dış borcun faizini ödemek için milli gelirinin yüzde 3’ünü yurtdışına transfer etmek zorunda kaldı. 2001 yılı başına kadar 25 milyar dolar dış borç ödemesi yapılacak.
Dolaylı vergilerde artış gündemde
Bu denli artan borçların faizini dahi karşılayamayan hükümet yine vergileri gördü. Ancak bu vergiler sermaye kesimlerine hiç dokunmayacak. Çünkü kalıcılaştırılması düşünülen vergileri özel iletişim vergisi ile özel işlem vergi oluşturuyor. Asıl gelir ise dolaylı vergi oranlarında yapılacak oynamalarla elde edilecek. Bunlar ise Katma Değer Vergisi (KDV) ve Akaryakıt Tüketim Vergisi (ATV). Zaten IMF de dünyadaki petrol fiyatlarının artışının Türkiye’nin cari açığını artırıcı etkisini gerekçe göstererek ATV’nin artırılmasını istiyor.
KDV ve ATV’deki artışın enflasyon programına da uygun olabileceğini savunan hükümetin asıl derdi, bütçeden faizler için ihtiyaç duyulan geliri emekçi kesimlerin üzerine yıkmak. Nitekim KDV’de bu yıl yapılan 2’şer puanlık artışlar, temel tüketim mallarında ve hizmetlerde zamlara yol açmıştı.

Başa dön


SSK hastanelerine yatırım ambargosu
Bülent Kılıç
Hükümetin tasfiyesine başladığı sosyal güvenlik sisteminin en önemli ayağını oluşturan hastaneler de özelleştirme kıskacında. Yıllardır bir “yatırım ambargosu”nun uygulandığı hastanelerde, hem hastalar hem de hastane emekçileri mağdur. Tek tek hastaneleri basıp “şov” yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan ise bu durumu görmezden geliyor.
Hükümetin SSK’yı çökertme operasyonu çerçevesinde hastanelere uyguladığı “yatırım ambargosu”, hastane emekçileri ile hastaları karşı karşıya getiriyor. Ancak hastalar ile yakınları ve hastane emekçileri Okuyan’ın “şovları”na rağmen gerçeklerin farkındalar. Özellikle de sosyal güvenliğin tasfiyesinin kendilerine faturasının ağır olacağını söylüyorlar.
‘SSK özelleştirilmemeli’
Ege Doğum Hastanesi’nde uzayıp giden kuyruklarda bekleyenler de Yaşar Okuyan’a ateş püskürüyorlar. Kocası ile birlikte muayene kuyruğunda bekleyen Meryem Arıkan, aynı gün içinde ikinci sefer geldiğini, sabah geldiğinde doktoru bulamadığını, yerine bir asistana muayene olmak zorunda kaldığını anlatarak söze başlıyor. SSK’nın özelleştirilmesini istemediğini vurgulayan Arıkan, “Ben bir sigortalı olarak yapılanın saçmalık olduğunu düşünüyorum. Amaç bence insanları kandırarak kazanç sağlamaktan başka bir şey değil” dedi. Özelleştirmenin çözüm olmadığından da bahseden Arıkan, şu anki sistemde birçok insanın SSK’dan ilaç alımından tedaviye kadar birçok konuda faydalandığını ancak özelleştirildiği durumda bu kadar insanın mağdur durumda kalacağını belirtti.
Kan tahlili sonucunu bekleyen bir diğer hasta Sami Köse ise, bilgisayarların ikide bir bozulduğundan şikâyet ederken, “Ancak doktorlarımız da robot değil. Onlar canla başla çalışıyor açık söyleyeyim henüz aralarında kötüsüne rastlamadım” dedi. Yine tahlil sonucu bekleyen Hülya Yılmaz da, rahat muayene olamadığını, tahlil ve fiş kuyruklarında açıkça eziyet çektiklerini vurguladı. “Sabah yedide de gelsek bu kuyruklarda yüzlerce kişi oluyor” diyen Yılmaz, hastanelere daha fazla ilgi gösterilmesi gerektiğini dile getirdi.
1970’ten beri yatak sayısı hiç artmadı
SSK hastanelerinde yaşanan soranlara ilişkin görüştügümüz Doktor Zeki Gül ise 1970 yılından beri hastanedeki yatak sayısının hiç artmadığını, buna karşılık sigortalı hasta sayısının kat kat arttığına dikkate çekti. Bütün bunlara rağmen iki hastanenin de kapatıldığını hatırlatan Gül, yapılan tek değişikliğin hastanelerin yeni binalara taşınması olduğunu vurguladı. Jinekoloji Uzmanı Doktor Zeki Uzun ise, SSK hastanelerinin hasta ve hekim açısından hiç de iç açıcı olmadığını söylerken, Anayasa’da belirtildiği üzere devletin vatandaşına bakmakla hükümlü olduğunu sözlerine ekledi. İnsan sağlığının parayla ölçülemeyeceğini belirten Uzun, hasta ile hekimi para için karşı karşıya getirmenin hoş bir durum olmadığını ifade etti.

Başa dön


Çocukların yüzde 10.2’si çalışıyor
Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE)’nün hazırladığı “1999 Çocuk İşgücü Anketi”ne göre, 6-17 yaş grubunda bulunan 16 milyon 88 bin çocuğun yüzde 10.2’si (1 milyon 635 bin kişi) ekonomik bir faaliyette bulunuyor. 6-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 59.5’i kentsel, yüzde 40.5’i kırsal yerlerde yaşarken, aynı yaş grubundaki çalışan çocukların yüzde 33.8’i kentsel, yüzde 66.2’si ise kırsal yerlerde bulunuyor. Ekonomik faaliyette bulunan 6-17 grubundaki çocukların 6 ve daha yukarı yaştaki toplam istihdam içerisindeki oranı ise yüzde 7.5 olarak belirlenirken, bu oran kentsel yerler için yüzde 5.1, kırsal yerler için yüzde 9.8 olarak tahmin ediliyor.
Tüketici kredileri pahalılaşıyor
Merkez Bankası, Tüketici Kredilerindeki Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) kesintisini yüzde 3’ten yüzde 8’e çıkardı. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren tebliğ ile bankalar ve finansman şirketlerince ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla verilen tüketici kredilerindeki KKDF kesintisi 5 puan artırıldı. Düzenlemede diğer kredilerdeki KKDF kesintisinin ise yüzde 3 olarak uygulanmaya devam edeceği hükme bağlandı. Tebliğdeki bir gecici maddeye göre de, bankalar ve finansman şirketlerince daha önce kullandırılan tüketici kredilerine, temdit edilmemek şartıyla vade sonuna kadar eski hükümler uygulanacak. Merkez Bankası’nın tüketici kredilerindeki KKDF kesintisini artırması, ithalatın ve tüketimin kısılmasına dönük tedbirler arasında bir süredir kamuoyunda tartışılıyordu.
Doğalgazda ‘deprem vanası’ zorunluluğu
İGDAŞ Genel Müdürü Necdet Aral, İstanbul’da bu kış gaz kesilmesi, basınç düşmesi gibi sorunlar yaşanmayacağını söyledi. İstanbul’da doğalgaz abone sayısının 1 milyon 532 bin, kullanıcı sayısının da 1 milyon 350 bin kişiye ulaştığını belirten Aral, doğalgazın tüm İstanbul geneline yaygınlaştırılmasının BOTAŞ’ın vereceği gaza bağlı olduğunu anlattı. İç tesisatın güvenliği için abonelere “deprem vanası” zorunluluğu getirmeye hazırlandıklarını belirten Aral, “Titreşimle çalışan bu vanalar 5.5 şiddetinden daha büyük depremlerde borunun içinden geçen gazı binanın veya dairenin kapısında kesmeye yarayacak. 15 Eylül’den itibaren yeni abonelere bunları kullanma zorunluluğu getiriyoruz. Eski abonelerin de iki yıl içinde bunu taktırması gerekiyor. Deprem vanasının yer almayacağı projelere onay vermeyeceğiz. Vanaların hangi şirketlerden temin edileceği henüz belli değil. Müracaat eden 7 firmadan 3-4 tanesini seçmek için hazırlıklarımız sürüyor” dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net