www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Kadın

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Ne yazık ki, “ucuz edebiyat yapmayı” sevmediğini söyleyen Hasan Cemal, burjuva ideologlarından öğrendiği “refah, çetin yollardan, acı reçetelerden geçer” teraneleri, “sapına kadar somut kanıtlarıyla” birlikte yinelemiyor. Sadece şunu açıklıyor: ‘Yıkılıp giden işçi dostu rejimler’ bir yana, bugün Avrupa bile ABD’nin gerisinde kalmıştır. ABD Merkez Bankası Başkanı da bunun ‘temel nedenlerini’ açıklamış...


Kim işçi düşmanı, işçi dostu?
Gazi Ateş
Milliyet gazetesi yazarlarından Hasan Cemal, “İşçi düşmanı... İşçi dostu... Kim?..” başlıklı köşe yazısında (2 Eylül tarihli Milliyet) ortaya attığı bu soruyu şöyle yanıtlıyor: Bu konularda bin yıldır ucuz edebiyat yapılır. Oysa bu konular soyut değil, sapına kadar somut konulardır. Nice işçi dostu rejimler, ezilenden yana düzen ve iktidarlar işçiye, emekçiye en büyük kötülükleri yaparak yıkılıp gitmişlerdir.
Ekonomide mucizelere yer yok!
Enflasyon ve işsizlikle mücadele ve de refah, çetin yollardan, maalesef acı reçetelerden geçiyor. Özellikle bizdeki gibi başlangıç aşamalarında...
Ne yazık ki öyle.
Fakat ne yazık ki, “ucuz edebiyat yapmayı” sevmediğini söyleyen Hasan Cemal, burjuva ideologlarından öğrendiği “refah, çetin yollardan, acı reçetelerden geçer” teraneleri, “sapına kadar somut kanıtlarıyla” birlikte yinelemiyor. Sadece şunu açıklıyor: ‘Yıkılıp giden işçi dostu rejimler’ bir yana, bugün Avrupa bile ABD’nin gerisinde kalmıştır. ABD Merkez Bankası Başkanı da bunun ‘temel nedenlerini’ açıklamış: Çünkü, Amerika’ya göre Avrupa fazla sosyal idi. İşçi-işveren ilişkilerini düzenleyen yasalar Avrupa ülkelerinde fazla katı idi. Avrupa’daki işyerlerinde teknoloji yenilemek ve verimlilik artışı sağlamak amacıyla işçi çıkarmak Amerika’ya göre çok güçtü. Kurallar çok sıkıydı bu konuda. ABD’de ise esneklik geçerliydi. Yani işçi çıkarmak kolaydı.
Başka bir deyişle, şöyle diyor Cemal: İşçi, emekçi kardeşim, başına ne geldiyse sana dost görünüp cenneti vaadedenlerden geldi. Refah, işsizlikle mücadele, rahat geçim; bunlar öyle kolay meseleler değil. Sen de başkaları gibi refaha kavuşmak istiyorsan, öyle; bana ne, mücadele ederim, iş, aş, hak isterim diye tutturmayacaksın! Çetin yollara katlanacak, acı reçeteleri kabulleneceksin!’
Cemal gibi düşünmek!
Biz de şimdi Hasan Cemal gibi ellerimizi kollarımızın arasına alıp (anlaşılabilir nedenlerle böyle yapmak durumundayız) gerçekçi yazarımızın karşısına geçerek “akla takılan” şu soruları soralım: Hasan Cemal bey kardeşim, varsayalım herşey dediğiniz gibi, o zaman şunu açıklar mısınız; ‘Bu nasıl bir ekonomi düzenidir ki, insanı önce sefalete sürüklüyor, sonra çetin yollardan refaha kavuşturuyor? İşsizlikle mücadele dediğiniz gibi zorsa, bu ekonomi düzeninde neden işsizliğe meydan veriliyor ki?’ Yani demek istiyoruz ki; işsizlik, sefalet, açlık olmasa, bunlara karşı mücadele için de o kadar -dediğiniz gibi, kaçınılmaz ve zorunlu- çetin yollara, acı reçetelere gerek kalmazdı. Öyle değil mi?...
Tabii ki, bunlar oldukça çocukça sorulardır. Ekonomi meselelerine, Hasan Cemal’in köşesinde her gün sırıtan cemalindeki masumiyetle bakmak demektir! Zira bay Cemal, böylesi sorular karşısında ellerini kollarının arasından çıkartıp pek haklı olarak başını tutacaktır: Böyle bakılamaz ki! Ekonomi dediğin zorunluluklara dayanır; arzu, istem ve boş vaadlerin yeri yoktur burda, ekonominin yasaları vardır’ diyerek itiraz edecektir.
ABD ekonomisi mucize gibi!
Peki “geçelim”. Eğer ekonominin yasaları varsa; yani tam da yazdığınız gibi, ekonomi “rekabete dayalı soğukkanlı hesap kitap” işiyse, ve yine haklı olarak belirttiğiniz gibi, “ekonomide mucizelere yer yok!”sa, o zaman “Amerikan tarzı pazar ekonomisi” ne menem bir ekonomidir ki; “verimlilik yükselirken”, “işsizlik en alt seviyeye” düşüyor?! “Refah patlaması” oluyor, “gerçek ücretler geçmişle mukayese edilmeyecek kadar yükseliyor” ama; “işçi düşmanlığı-işçi dostu” ikileminde kaleme alınan bir yazıda bu büyüyen pastadan işçinin aldığı pay her ne hikmetse belirtilmiyor, yükseldiği iddia edilen gerçek ücretler geçmişle mukayese edilmiyor?!
Oysa, Cemal bey, “Bu konular soyut değil, sapına kadar somut konular” değil miydi? “Amerika’nın refah patlamasıyla” ilgili yazdıklarınızı işkembeden attığınızı söylemiyoruz. Hayır, sizi yalancılıkla suçlamıyoruz (zaten yalancılar genellikle kendiliğinden kendilerini ele verirler), daha kötü, daha sinsi birşeyle suçluyoruz: Tahrifat ve demagoji yapmakla suçluyoruz sizi! Zira, bizim elimizdeki veriler, sizin iddia ettiklerinizin tam tersini gösteriyor: ABD’deki “refah patlaması”ndan işçiler faydalanmıyorlar, aksine; artan verimlilik işçilerin refahını değil, sömürüsünü katmerleştiriyor; verimliliğin arttığı bu ülkede işçiler düne göre daha az değil daha çok çalışıyorlar, ama buna karşın daha zor geçiniyorlar. Sadece bir örnek: General Electric (GE) tekelinin şefinin yıllık maaşı 1997’de 40 milyon dolardı. Bu, bir önceki yıla göre, yüzde 45’lik bir artışa denk düşüyordu. GE şefi böylelikle ortalama bir ABD işçisinden 1400 misli daha çok kazanıyordu... (ABD’deki işçilerin ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarını ortaya koyan sayısız veri ve olguyu burada tek tek sıralamanın bir gereği yok sanırız. Ve Cemal beyin de bu bilgilerden yoksun olduğunu sanmıyoruz!)
İki sınıfın çıkar birliği yoktur!
Bu yüzden burada, “tarih babayla yaşamın kendi pratiğinin çoktan kanıtlamış” olduğu bir gerçeği bir kez daha tekrarlıyoruz: Emek ile sermaye arasında çıkar birliği yoktur. İşçi sınıfının çıkarlarıyla burjuvazinin çıkarları bir değildir. Bunlar iki düşman sınıflardır, aralarındaki çelişki uzlaşmazdır...
Bu yazının yazılma sebebi ise; Türkiye’de sadece dünyanın en demagog ve en pişkin burjuva siyasetçilerinin olmadığını, aynı zamanda; tarzıyla en sinsi, görüşleriyle ama en pervasız ve küstah burjuva yazarlarının da bulunduğunu göstermektir. İşçi çıkarmanın kolay olmasını, işçilerin yararına olduğunu iddia edecek kadar utanmaz ve küstah olanların her zırvasına “katlanılabilineceğini”, ancak bunu “işçi dostu” pozlarıyla yapmalarının çok iğrenç olduğunu dile getirmek için yazıldı bu yazı...
Bu nedenle Hasan Cemal bey, cemalinizi değiştirmeyin!


Başa dön


 
Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net