www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Kadın

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Konumuz ____ Güngör Gençay
İnsanları ya da kültürleri yok etmek

Dünyaya Bakış ____ Taylan Bilgiç
Kosova’da neler oluyor?

  Konumuz..........Güngör Gençay

İnsanları ya da kültürleri yok etmek

Halkları uydu durumuna getirmenin, sömürmenin, kimliksizleştirmenin ya da yok etmenin en önemli giriş kapısını dil oluşturuyor.
Emperyalist bloka ya da ABD emperyalizmine eklemlenen geri ülkelerdeki yönetimler, aynı yayılmacı ve yok edici uygulamayı, kendi halklarının dilleri üzerinde de yapıyorlar.
İngilizce eğitim, anadillerden biri olan Türkçeyi neredeyse yok etme noktasına geliyor. Çelişki gibi görünse de burjuvazi ve onun hükümetleri, bu gidişi görmezden geliyorlar. Öte yandan, başta Kürtler olmak üzere, diğer halklar kendi anadilleriyle eğitim yapamıyor, kültür faaliyetleri gerçekleştiremiyorlar. Yani, özelde yaşadıkları topluma; genelde evrensel kültüre katkıda bulunamıyorlar. Bunun anlamı ise; insanları katletmekle, kültürleri yok etmek arasında hiçbir fark olmadığıdır.
Aslında, yönetimlerin dil kuşatmasına ilişkin bir yazı yazmak için oturdum masaya. Ama, 10 Ekim 1995 günü yitirdiğimiz Şair Şemsi Belli’nin yaklaşık kırk yıl kadar önce yazdığı “Ben Pülümür’lü Ali Haydar” adlı şiiriyle karşılaştım “Anayasso” adlı kitabında. Şiir, yabancılaşma ve yozlaşmayı çok güzel yansıtıyordu. O nedenle, benim söyleyeceklerimi yaşamdan aktararak dile getiren Şemsi Belli’yi anarak bu şiiri sizinle paylaşmak istedim ve çok uzun olan şiirin bitişteki iki selam dizesine katılmayarak, son bölümünü alıntıladım.

“...................
Ben Pülümür’lü Ali Haydar
Guley Ana’nın oğlu Ali Haydar’ım ben
Ver elini bizim dağlar
Elazığ, Tunceli, Bingöl ver elini
Hukukçu Ali Haydar geliyor
Guley Ana ekmek yağla tedarik gör
Pülümür’lü Ali Haydar geliyor
Oğlun geliyor Guley Ana...

Bir telgraf çektim Nalbant Ali’ye
Haber salsın müjde versin Guley Anama
Cümle hısım akrabaya
Cümle ahaliye haber versin.
Konu komşu büyük küçük
Ev damına dolup dolup taştılar
Bir haylov tutturdu kadınlar
Haylovun başında anam
Ağlaştılar ağlaştılar ağlaştılar...

Buruş buruş olmuş anamın yüzü
Elleri buruş buruş
Mavi damarlı buruşuk elerini öptüm
Guley Anamın.
- Nasılsın, eyi misin Ana?
Anam benim yüzüme bakar pel pel
Ben anamın yüzüne.
İkimizde de ses yok seda yok.
Ben Pülümür’lü Ali Haydar
Ben yargıç adayı Ali Haydar
Ben savcı adayı Ali Haydar
Ben avukat adayı Ali Haydar

Ben Guley Ana’nın oğlu Ali Haydar
Ben Roma hukukunu bilirim
Mutum, demositum, kommodatum, pagnus
Zilyetlik, vazülyetlik, mürüruzaman
Temerrüt, şifa hakkı, irtifak hakkı
Seneler yığılsa bile kafama
Hiçbiri aklımdan silinmez
Ben Guley Anamın oğlu Ali Haydar
Ben anamın dilini unutmuşum
Anam benim dilimi bilmez.
İki dilsiz gibi
Pel pel bakarız birbirimize
Selaaaaaam ana ile oğulu birbirinden koparanlar
Selam size...”

 
Başa dön

  Dünyaya Bakış..........Taylan Bilgiç

Kosova’da neler oluyor?

BM ve NATO şemsiyesi altında, halen resmen Yugoslavya’nın bir parçası olan Kosova’yı fiilen yöneten batılı devletler, bölgeye ilişkin yeni gelişmelerin fitilini ateşlemiş görünüyor. Son bir ayın gelişmelerini yorumlayan bazı çevreler, “NATO yeni bir Yugoslavya saldırısı planlıyor” yorumları dahi yapabiliyorlar (www.tenc.net). Veriler, bu yorumu haklı çıkaracak kadar olgunlaşmış değil; ancak “bir şeyler planlandığı” kesin.
Soru işaretlerine yol açan ilk gelişme, CIA Başkanı George Tenet’in, 13-15 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirdiği Bulgaristan ziyareti oldu. Tenet, Sofya’da Cumhurbaşkanı Stoyanov, Başbakan, İçişleri ve Savunma Bakanları ile görüştü. Resmi açıklamaya bakılırsa görüşmelerde “örgütlü suç ve narkotik” sorunu ele alındı; ama Tenet, Ulusal Güvenlik Bürosu ve Örgütlü Suçla Mücadele Ulusal Bürosu’na sadece 20 dakikasını ayırıyordu!
Bulgar basınına sızan bilgilere göre, asıl gündem Yugoslavya idi, (NATO Balkanlar’da Yeni Askeri Saldırıya Hazırlanıyor, Gregory Elich, tenc.net). Tenet, temaslarında “Karadağ’ın Yugoslavya topraklarından ayrılması” ve “Miloseviç’in devrilip yerine batı yanlısı bir hükümetin geçirilmesi”ni tartıştı. Sofia Monitor gazetesi, temaslarla ilgili haberinde “CIA darbe aygıtının kurulmakta olduğunu”, “Belgrad’a karşı bir saldırının her an gerçekleştirilebileceğini” ve “Bulgaristan’ın saldırıda üs olacağını” yazıyordu.
Bulgaristan ile ilgili askeri gelişmeler, durumu daha da ilginç kılıyor. İtalya ve Fransa, ekim ayından itibaren Bulgaristan’ın Koren ve Novo Selo bölgelerinde “eğitim amaçlı” askeri manevralar düzenleyecekler. ABD ordusunun da, benzer bir anlaşmayla, ülkenin kuzeydoğusundaki Shabla’da manevralara başlaması bekleniyor. Öte yandan, İngiliz uçak gemisi HMS Invincible’ın, önümüzdeki aylarda Adriyatik’e gönderileceği söyleniyor.
Askeri alandaki gelişmelere, 28 Ekim’de yapılacak Yugoslavya seçimleri öncesinde hem Sırbistan, hem Karadağ’da yaşanan “faili meçhul” siyasi cinayetleri de eklemek gerek. Miloseviç’in yakınlarından düşmanlarına dek, ayrım gözetmeyerek kurban alan cinayetlerin ortak özelliği, siyasi görüşü ne olursa olsun, “etkili ve yetkili” kişileri hedef alıyor olması. Tüm cinayetlerden sonra, ABD ve Avrupa medyasının elbirliğiyle Miloseviç’i işaret etmesi de bir başka ortak özellik. Seçim günü yaklaştıkça bu tip provokasyonların artması beklenebilir.
Kosova cephesindeki en önemli gelişme ise, BM’nin Kosova Misyon Şefi Bernard Kouchner ile Avrupa Birliği’nin güvenlik politikasındaki tek yetkili olan Javier Solana’nın Kosova kent ve köylerinde attığı tur oldu. Solana, bu ‘turne’ sırasında yaptığı konuşmada, “Belgrad rotasını dışında, Avrupa kurumları bünyesinde demokratik bir Kosova”dan bahsediyordu. Bu sözler, BM’nin 1244 sayılı kararının (“Kosova Yugoslavya’nın bir parçasıdır”) açıkça çiğnenmesi demek. Her adımıyla, ABD uşaklığında sınır tanımadığını gösteren Kosova ‘Kurtuluş’ Ordusu Şefi Haşim Taçi, geçen ay yaptığı ABD ziyaretinde aynı şeyi farklı bir tarzda söylüyor ve alkışlanıyordu: “Yugoslavya seçimlerini, komşu bir ülkede gerçekleştirilen seçimler olarak görüyoruz.”
Yugoslavya topraklarında tırmandırılacak yeni bir gerilim, Türkiye’yi de ABD dayatmalarıyla yeni ve tehlikeli Balkan maceralarının ortasına atabilir. Bilindiği gibi Türkiye, Yugoslav topraklarına yönelik emperyalist saldırının sonlarına doğru, Marmara Bölgesi’ndeki hava üslerini saldırganların kullanımına açmıştı. Bulgaristan merkezli ve Karadağ’ın zorla Yugoslav federasyonundan koparılmasını hedef alan bir yeni saldırı planı, Türkiye’ye de önemli “görev”ler biçecektir. Ne de olsa, Türkiye ile Bugaristan arasındaki ilişkilerin “2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en iyi noktada” olmasının temel nedeni, ABD patentli Balkan “İstikrar” Paktı’na verilen kayıtsız şartsız destek. Ve ABD, bu pakt ile Türkiye’ye de, en az Bulgaristan’a olduğu kadar kritik “vazife”ler biçiyor.
e-posta:
taylan@evrensel.net

  Başa dön


Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net