www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Kadın

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



‘İnce ayar’ halkın belini bükecek
IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli’nin ekonomik programda 12 Eylül’e kadar yapılmasını istediği ‘ince ayar’ ile hükümet, bir kez daha ücretli kesimden fedakârlık isteyecek.

Newroz’u kutlayanlara dava
Çorum’un Bahabey Caddesi’nde bulunan Cumartesi Pazarı’nda 21.03.2000 tarihinde Newroz Bayramı’nı kutlayan EMEP ve ÖDP üyelerine dava açıldı.

Yağmur yağdı, manzara aynı
Türkiye’yi etkisi altına alan sağanak yağış nedeniyle çok sayıda ev ve işyerini su bastı. Deprem bölgesinde prefabrik konutlar ve çadırkentler yağmura teslim oldu.

YÖK’ten üniversite öncesi
   ‘antiterör’ dersi

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı, üniversiteyi kazanan öğrencileri, “terör örgütleri”ne karşı uyardı.


‘İnce ayar’ halkın belini bükecek
Muzaffer Özkurt
Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli, 30 Ağustos çıkartmasının hemen ardından geldiği Türkiye’de uygulanan ekonomik istikrar programında belirli düzenlemelerin ve ‘ince ayarın’ yapılması gerektiği direktifini verdi. Kamuoyunda süren ‘ince ayarın ne olduğuna’ yönelik tartışmalar, hükümetin uygulamaları ile aydınlığa çıkmaya başladı.
İlk olarak ‘ince ayar’ın kamu gelirlerinin artırılması hedefi çerçevesinde kamu hizmetleri karşılığı olarak alınan harçların artırılması yer alıyor. Buna göre, silah alımından tapu kayıtlarına kadar resmi dairelerde yapılan her türlü işlemden alınan harçlar artırılacak.
İkinci olarak tüketici kredilerinden alınan destek fonu yükseltilecek. Lüks oto olarak adlandırılan 1600 cc ve 2000cc arası motor büyüklüğüne sahip tüm otolardan alınan Ek Taşıt Vergisi artırılacak. ‘Lüks’ adı kullanılarak tepkiler hafifletilmeye çalışılsa da tüm ticari taksiler de dahil olmak üzere arabası olan herkesten bu vergi alınacak. Ancak bu ‘ince ayar’ kapsamında fedakârlık yapması istenen kesimler arasında sermaye bulunmuyor. Büyük kuruluşlar ve yüksek gelir düzeyine yönelik hiçbir ayar yok. Uzmanlar bu durumun sermayeye yük getirmeden enflasyonun baskı altına alınması, bir başka deyişle enflasyonun faturasının ücretlilere kesilmesi anlamına geldiğini belirtiyor. Bu da, ‘ince ayar’ sonrası emeği ile geçinenlerin durumunu daha da zorlaştıracak. Enflasyonun bu baskı altında bir süre için de olsa düşmesi, emeği ile geçinenlerin hayatını her geçen gün daha da zorlaştırırken, ‘enflasyonu düşürme başarısını!’ gösteren hükümetin ise hayatını olumlu etkileyecek.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzettin Önder, ‘ince ayar’ın emeği ile geçinenlerin üzerine yeni yükler getireceğini belirterek, sermayeye dokunmayan hükümetin, bütün yükü ücretlilere yıktığını söyledi. Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Oyan da bütçenin faiz bütçesi olduğunu, kamu gelirinin azlığından yakınan hükümetin korkunç faiz giderlerini karşıladığını ifade ederek, yeni programın ücretlilere hiçbir şey vaat etmediğine dikkat çekti.
Ekonomi Yazarı Mustafa Sönmez ise sorunun gelir dağılımındaki bozukluk olduğunu kaydetti. Bu durumun düzeltilmesi için üst gelir grubuna ait kişilere yönelik tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulayan Sönmez, tekelci piyasanın keyfi fiyat artışlarının da kontrol altına alınması gerektiğini belirtti.
Yük yine emek, tarım ve kamu kesimine binecek
Prof. Dr. İzzettin Önder (İÜ İktisat Fak.)
İnce ayara geçmeden önce programdan söz etmek gerekiyor. Çünkü program baştan yanlıştı. Pogram diğer alanlarda, emek, tarım, dış ticaret, gelir dağılımı, bölgesel dengesizlikler, teknoloji ve yatırım gibi çok hayati ve enflasyonun temel nedeni olan alanları ihmal ederek hatta baskılayarak sadece parasal olarak enflasyonun düşürülmesi noktasına kilitlendi. Bunu yaparken talebi kısma mantığına dayandı.
Çok kısa vadeli hazırlanan program, hem Cottarelli’nin IMF’deki meslek hayatını kurtaracak hem de Ecevit’in başbakanlığını tamamlayabilecek, MHP’nin kadrolaşmasını sağlayabilecek, ANAP’ın da Özal’dan beri büyük özlemleri olan ülkenin satılması, özellikle enerji alanına olmak üzere önemli alanlara yabancıların çekilmesi arzularına hizmet ediyor. Bu arada batı sermayesine de yeni kazanç olanakları ve ABD’nin Ortadoğu’daki politikalarına hizmet edebilecek siyasal iktidar oluşturuluyor. Böyle bakınca başarısız olmaya mahkûm bir politika karşımıza çıkıyor.
İnce ayar meselesine baktığımızda Cottarelli hükümetin de işine gelecek biçimde talebi baskılayarak, devleti çökerterek ve tüm sermaye karşıtı kesimleri baskılayarak sürdürüyor. Bunun yolu da yeni vergiler, yeni ayarlamalar. Bunlara baktığımızda bu yeni yükler de yine sermaye karşıtı kesime gelecek. Ya doğrudan tüketiciye veya orta gelir gruplarına gelecek. Mesela eğitim vergisi ve taksilere gelecek olan vergi böyle bir şey. Veya sermayeye de gelse bu yük, onlar bu yükü oligopolitik piyasa yapıları içinde tekrar halka yansıtacaklar. Dolayısıyla sonuçta sermaye ve rant kesimi fazla bir yük yüklenmeden enflasyon biraz daha baskılanmış bir görüntü sağlanacak.
Bu veriler ışığında sonuç olarak:
  • Enflasyon önlenmiş değil, geçici olarak baskılanmış oluyor.
  • Çok ciddi gelir dağılımı bozuklukları ve sosyal patlamalar gündeme gelecek.
  • Özellikle dış mallara yönelik talep fazla kısılamayacak.
  • Başta kamu kesimi, tarım kesimi, emek ve benzeri sermaye karşıtı tüm kesimler ezilmiş olacağından ekonomi ciddi yaralar alacak.
  • Bütün bu süre içinde inanılmaz bir politik kandırmaca sürecinde ülkenin yatırım ve teknoloji atılım yapma refleksleri yitirilmiş olacak.
    Deprem vergisinin açığını kapatmaktan bahsedildiğine göre, demek ki ekonominin açığını kapatmaya yönelik bakmışlar. Deprem vergisi bana göre vergi değil, toplumsal felaketin kolektif olarak karşılanmasıdır. Böyle baktığımdan dolayı sadece deprem vergisindeki bana göre vergi değil, adalet de önemli değildi. Vergi de adalet istenir devamlı bir şeydir.

    Başa dön


    Newroz’u kutlayanlara dava
    Çorum’un Bahabey Caddesi’nde bulunan Cumartesi Pazarı’nda 21.03.2000 tarihinde Newroz Bayramı’nı kutlayan EMEP ve ÖDP üyelerine dava açıldı. Ankara DGM Savcılığı tarafından hazırlanan ve parti yöneticilerinin aralarında bulunduğu 21 kişinin cezalandırılmalarını talep eden iddianamede, ateş yakılarak halaylar eşliğinde yapılan kutlamada atılan, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Yaşasın Newroz”, “OHAL kaldırılsın, baskılar son bulsun” sloganları suç unsuru olarak gösteriliyor. İddianamede, “Sanıklarca hep birlikte atılan sloganların içeriğinde TC sınırları içerisinde farklı halkların varlığından ve devletin baskısından söz edilmek”, “Sanıklardan Satılmış Türkoğlu’nun konuşması ve dağıtılan bildiride, ‘Nevruz’un bir başkaldırı olduğunu, halklar üzerinde baskı ve zulmün bugün de devam ettiğini, OHAL uygulamasıyla doğu ve güneydoğu bölgesinde baskıların yoğunlaştırılıp köylerin zorla boşaltıldığını, GAP’taki toprak yağmasına son verilemesi ve topraksız köylüye toprak için mücadelenin çıtasını yükseltmek gerektiğini söyleyip devamında Nevruz’da ülkenin dürüst demokrat namuslu insanlarına düşen görevin barış çağrısını yükseltmek ve halkların kardeşçe gönüllü birliği için ve sömürüsüz, baskısız, tam bağımsız Türkiye için mücadeleye katılma günü olduğunu söyleyip tüm işçi ve emekçilerin, Kürt, Türk, Laz tüm halkların Nevruz Bayramı kutlu olsun şeklindeki söyleme halkı sınıf, ırk ve bölge farkına göre ayırmak” suretiyle, halkın sınıf, ırk, mezhap farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa sevk edildiği ileri sürülüyor.
    Cezalandırılmaları isteniyor
    Ankara DGM Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, yargılanarak cezalandırılmaları talep edilen 21 kişinin isimleri ise şöyle: EMEP İl Başkanı Satılmış Türkoğlu, ÖDP İl Başkanı Mehmet Arslan, EMEP Merkez İlçe Başkanı Cafer Gökmen ve ilçe yöneticisi Erdal Koç, EMEP üyeleri, Yılmaz Gültekin, Hüseyin Demirkaya, Seher Bolat, Muharrem Özünel, Feyzullah Aygün, ÖDP üyeleri Müzeyyen Zeren, Süleyman Kamışlı, Çorum Emek Gençliği’nden Nail Dertli, Taner Şimşek, Eren Can, Ali İhsan Koca, Eğitim-Sen üyeleri İsmail Öztorun, Hikmet Aydın, Canan Çağlayan, Hüsnü Murat Aydın, SES Üyesi Fikret Çağlayan ve Gülcihan Öztürk.

    Başa dön


    Yağmur yağdı, manzara aynı
    Başta Marmara olmak üzere birçok bölgede etkili olan sağanak yağış, su baskınlarına ve trafik kazalarına neden oldu.
    İstanbul’da etkili olan sağanak yağış nedeniyle meydana gelen trafik kazasında 1 kişi öldü, 1 kişi ağır yaralandı. İstanbul’da sabah saatlerinde başlayan ve yaklaşık 1.5 saat süren sağanak yağış, hayatı olumsuz etkiledi. E-5 Karayolu Maltepe mevkiinde, İstanbul yönünde giden Cengiz Soncul yönetimindeki 34 kamyon, yolun kayganlaşması sonucu kontrolden çıkarak bariyerlere çarptı. Kazada, araç sürücüsü Soncul hayatını kaybetti.
    Yağış nedeniyle Eyüp, Zeytinburnu, Güngören ve Bağcılar başta olmak üzere birçok semtte, ev ve işyerleri sular altında kaldı. Bodrum katlara dolan sular, itfaiyenin ve ev sahiplerinin çabalarıyla tahliye edildi.
    Bursa yağmura teslim
    Bursa’da da, sabah başlayan sağanak nedeniyle bazı ev ve işyerlerini su bastı. Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi (BUSKİ)’nin verdiği bilgiye göre, yağış, en çok merkez Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde etkili oldu. Özellikle Bağlarbaşı, Alemdar, Mevlana ve Yavuz Selim mahallelerinde, kanalizasyon giderlerinin taşması nedeniyle bazı ev ve işyerlerinin giriş katlarına su doldu. Yetkililer, altyapısı yetersiz olan kentin doğu kesimlerinden, BUSKİ’ye ait ‘’185’’ no’lu telefona çok sayıda başvuru yapıldığını bildirdiler.
    Çadırlar su altında
    Deprem bölgesinde bir kışı daha konutlardan uzakta geçirecek olan depremzedeler, dün sabah yaşadıkları çileyle önümüzdeki kış nelerle karşılacaklarını bir kez daha gördüler. İzmit’te, sabah saatlerinde başlayan sağanak yağış sonrasında bazı prefabrike konutlar ve çadırkentler ile kent merkezindeki ev ve işyerlerini su bastı. Kullar beldesindeki prefabrike konutlardan bazıları ile Mehmetçik ve Doğu Kışla çadırkentlerindeki çadırlar, yaklaşık 6 saat aralıksız süren şiddetli yağış sonrasında su altında kaldı. Çadırları su altında kalan depremzedeler, kovalarla biriken suları boşaltıp, kazma küreklerle kanal açarak çadırlarını korumaya çalıştılar. Şiddetli yağış, kent merkezinde de su baskınlarına yol açtı. Atatürk Bulvarı, Karabaş ve Bekirdere mahallelerinde 24 ev ve işyerini de su basarken, caddelerde biriken sular nedeniyle çok sayıda araç arıza yaptı. Meteoroloji yetkilileri, yağışların hafta sonuna kadar etkili olacağını bildirdiler.
    Sakarya’da, sabah başlayan sağanak sonrasında, bazı prefabrik konutlarla işyerlerini su bastı. Pamukova ilçesinde ve Geyve’nin bazı köylerinde dolu nedeniyle meyve bahçeleri zarar gördü.

    Başa dön


    YÖK’ten üniversite öncesi ‘antiterör’ dersi
    Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı, üniversiteyi kazanan öğrencileri, “terör örgütleri”ne karşı uyardı. Daha önce emniyet müdürlüklerinin hazırladığı broşürleri çağrıştıran YÖK yazısında, bugüne kadar öğrencilerin şikâyet ettiği sosyal aktivitelerin eksikliğini de “terör örgütleri”nin örgütlenme aracı olarak gösterildi.
    YÖK Başkanlığı’ndan, ÖSYS sonuç belgeleri ile birlikte gönderilen yazıda, üniversitelerin, toplumların refah ve mutluluğu için bilginin üretilmesini, yayılmasını ve kullanılmasını sağlayan kurumlar olduğu söylendi. Üniversitelerin bu işlevlerini yerine getirirken, toplumun kültür mirasının tanınmasında ve öğrencinin yaratıcılığının geliştirilmesine katkıda bulunacağı belirtilen yazıda, şu görüşlere yer verildi: “Dünyanın en kritik bölgelerinden birinde bulunan ülkemizin karşılaştığı önemli sorunlardan biri terörizmdir. Terörizmin amacı, ülkeleri siyasi, ekonomik, kültürel ve askeri yönden zayıflatmaktır. Ülkemizdeki terör örgütleri, iç ve dış kaynaklardan destek alarak üniversitelerimizdeki gençleri kendi amaçları doğrultusunda insan kaynağı olarak kullanmaya çalışmaktadırlar. Örgüt içerisine çekmeyi planladıkları kişilerin öncelikle aile yapılarını incelemekte, onların zayıf noktalarını belirlemek için bilgi toplamaktadırlar.”
    Arkadaşlık kurmayın!
    YÖK’ün uyarıları, üniversiteyi yeni kazanan öğrencilerin, üniversiteye geldiklerinde arkadaşlık kurma konusunda bile çekinceli davranmalarına sebep olacak türden: “Bunun için başvurulan başlıca yolları; arkadaş toplantıları, sinema ve konser davetleri, ekonomik sıkıntı içinde olanlara burs, kalacak yer ve kitap temini oluşturuyor. Grup içine çekilen kişilerin, örgütün felsefesi doğrultusunda yayın yapan kitap, dergi ve gazeteler okutularak beyinleri yıkanmaktadır. Bu kişilere bir sonraki aşamada verilen görevler arasında bildiri dağıtma, afiş asma, yasadışı miting, toplantı ve gösterilere katılma bulunmaktadır.” Yazıda, türbanlı olarak üniversiteye gelmenin, üniversiteden çıkarılmayı gerektiren bir fiil olarak kabul edildiği de anımsatıldı.

    Başa dön


  • Bakan’dan “cezalı” çözüm!
    Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Devlet Bakanı Hasan Gemici, çocuklarını sokakta çalıştıran ailelerle, çocuklardan bir şey satın alanlara cezai yaptırım uygulanacağını söyledi. Bakanlığına bağlı kurumların çalışmalarını yerinde görmek amacıyla Diyarbakır’a gelen Gemici, il valiliğini ziyaret ederek Vali Ahmet Cemil Serhadlı’dan bilgi aldı. Gemici, valilikte yaptığı konuşmada, Doğu ve Güneydoğu’nun okul öncesi eğitim konusunda artık çok ilerlediğini, geçen yıl 11 ilde 3000 çocuğa okul öncesi eğitim verildiğini belirtti. Gemici, 272 çocuğun barındığı Diyarbakır’daki 75. Yıl Çocuk ve Gençlik Merkezi’nde görev yapanların sokaktaki çocuklarla birebir gürüşerek onları sokaklardan kurtarmaya çalıştığını ifade ederek, bu çocukların büyük çoğunluğunun nüfus cüzdanının bile olmadığının ortaya çıktığını bildirdi.
    Liselerdeki sınıf geçme sistemi değişti
    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) liselerde sınıf geçme sistemini yeniden düzenledi. Yeni düzenlemede, okula devamsızlık süresi 20 günden 10 güne düşürülürken, devamsızlık nedeniyle başarısız olan öğrencilerin “sınıf tekrarı” yapması kararlaştırıldı. 9. sınıflardan bir üst sınıfa “sorumlu geçme” uygulaması da kaldırılırken, bazı sınıflarda sınıf geçme notu yeniden düzenlendi. “Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.
    Cezaevi’nde yine işkence
    Nesim Özağaçe ve Cesim Özağaçe’ye, tutuklu bulundukları Ağrı Cezaevi’nde işkence yapıldı. Özağace kardeşler bu bilgiyi kendileri ile görüşmeye gelen babaları Bekir Özağaçe’ye verdiler. Baba Özağaçe ise Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvururak, cezaevi yönetimi hakkında suç duyurusunda bulundu. Türk Ceza Kanunu (TCK)’nun 169. maddesi iddiasıyla tutuklanan Nesim Özağaçe ve Cesim Özağaçe, tutuklu bulundukları Ağrı Cezaevi’nde işkenceye maruz kaldılar. 29 Ağustos 2000 tarihinde çocukları ile görüşmeye giden, ancak uzun çabalardan sonra görüşebilen baba Bekir Özağaçe, çocuklarını perişan halde gördüğünü söyledi. Baba Özağaçe, çocuklarının kendisine ‘ağır işkencelere maruz kaldık’’larını söylediklerini aktardı.
    650 bin görme özürlü var
    Altı Nokta Körlere Hizmet Vakfı Başkanı Fermani Kurtel, Türkiye’de 650 bin görme özürlünün yaşadığını, bunlardan 250 binini hiç görmeyenlerin oluşturduğunu söyledi. Altun, görme özürlü TRT Ankara Radyosu Türk Sanat Müziği sanatçısı Sema Önder’le birlikte Bolu Emniyet Müdürünü ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler’in verilerine göre Türkiye’de yüzde 10’luk bir kesimin görme özürlü olduğunu belirtti.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net