|
|

|
           

‘Bizimki köleliği yenme mücadelesi’
Sabancı Holding’e ait EXSA fabrikasında dayatılan kölelik ücretine karşı greve çıkan
işçiler mücadelelerini anlatıyor: Şimdi sendikayla kazanma zamanı...

Bir direniş daha bitti
“Hiç ayrım yapmaksızın DİSK, Türk-İş ve Hak-İş’e bağlı sendikalardan umduğumuzu bulamadık” diyen direnişçi işçiler, dayanışma adına yapılması gerekenin yüzde 10’unun bile yapılamadığını söylüyorlar.

Çalışanlar ülkenin yükü değil
Memur-Sen’in hafta sonunda Ankara’da yapılan Genişletilmiş Bakanlar Kurulu toplantısının sonuç bildirgesinde, grev ve toplusözleşme içermeyen sendika yasasının çıkmasını isteyen Kamu-Sen eleştirildi.


‘Bizimki köleliği yenme mücadelesi’
Kamil Şanverdi
EXSA fabrikasında başlayan grev birinci haftasını doldururken işçilerin kararlılığı sürüyor. İşçiler bu mücadeleyi kazanacaklarına inanıyorlar. Aynen işyerinde ilk sendikal örgütlenme başladığı zamanki gibi. Patronun birliği kırmaya yönelik tehditlerine rağmen ambarlarda gizli toplantılar yaparak, ilk mücadele kazanılmış sendika iş yerine girmiş... Şimdi de sendikalı olarak kazanma zamanı...
Adana’da sıcaklar 40 dereceyi aşarken, güneşin altında tüm zorluklara rağmen 8 saat grev gözcülüğü yapan bayan grev gözcüleriyle görüşüyoruz. Grev gözcüleri ne kadar ilkel koşullarda çalıştıklarını anlatırken, işverenlerin örgütlenmek için kendilerini resmen kamçıladığını söylüyor. Patronların, işçiye mücadele etmekten başka çare bırakmadığını belirten işçiler, artık eski koşullara dönmek istemediklerini dile getiriyorlar. Grevci işçiler, mahallelerindeki diğer işçi ve emekçilere mücadelelerini anlatıyor, tartışıyor ve moral buluyorlar. 4 yıl önce üretime başlayan fabrikada ilk günden beri çalışan Tülay Şimşir’in babası da BOSSA’dan emekli olmuş 6 çocuk babası bir işçi. Şimşir evi için çalışmaya mecbur olduğunu, önünde daha uzun bir gelecek olduğunu dile getiriyor. Okuyan kardeşleri de olduğunu anlatan Şimşir, liseden sonra öğrenimine devam edememiş. Sabancı Holding’in ünü yüzünden bu işe girmek istemiş. Bu işe girmek için sınava alındığını anlatırken, sınav kitapçığının üzerinde 3 ay içerisinde kadrolu olunacağı belirtilirken, 4 yıldır kadrolu yapılmadığını söylüyor.
‘Önce küçük toplantılar yaptık’
Şimşir işe girişinden sonrasını şöyle anlatıyor, “İlk zamanlar 100 kişi kadardık. Patronlar bize çok yakın duruyordu. Yaptıkları toplantılarda, ‘Buraları birlikte kalkındıracağız’ diyerek bizi sürekli çalıştırıyorlardı. Fazla baskı kurmuyorlardı. Bir yıl sonra işçilerin sayısının da artmasıyla patronun tutumu değişmeye başladı ve baskılar arttı. Biz de sürekli örgütlenmek gerektiğini düşünüyorduk ama bunu nasıl yapacağımızı bilmiyorduk. Daha sonra ufak toplantılar yapmaya başladık. Önceleri sadece çok güvendiğimiz kişilerle başlayan bu toplantılar sonradan genişledi. Artık sendikanın gelmesi gerekiyordu, fakat sendikalara da güvenmiyorduk. Bazı arkadaşların irtibatıyla şimdiki sendikamızı seçtik ve görüşmelere başladık. İşveren bunları duyunca, ‘Burası sendika kaldırmaz’ diyerek, işçi arkadaşları çıkartmaya başladı. Ve bu noktaya geldik. Artık vazgeçmeyeceğiz.”
‘Yolumuzu değiştirerek sendikaya gittik’
İşyeri temsilcisi Selda Güllü ise evli fakat çocuk yapmaya cesaret edemiyor ve ekliyor, “Hangi parayla yapalım. Eşim asgari ücretle çalışıyor, ev kirası, elektrik, su ...” Patronun önceleri kendilerini ciddiye almadığını anlatan Güllü, “Bunlar hepsi bayan, bunu beceremezler diye düşündüler” diyor. Kanunlarda 150 bayanın çalıştığı yerde kreş olması gerektiğini anlatan Güllü, bunun için girişimlerde bulunduklarını fakat sürekli olarak “Boşuna hayal kurmayın” cevabını aldıklarını söyledi. Sendikal örgütlenme çalışması başladıktan sonra patronun kendilerini takibe aldığını anlatan Güllü, “Biz de şüphe çekmemek için servislerde ayrı duraklarda inerek, başka fabrikaların servislerine biniyorduk, sendika binasına giderken yolumuzu dolandırırdık. Öyle gizli toplantılar yapardık” diyor. Tıpkı Tülay Şimşir gibi Sabancı Holding kuruluşu olduğu için bu fabrikaya gelen Güllü, ama hiçbir şeyin düşündüğü gibi olmadığını, 21. yüzyılda kölelik koşullarını yaşadıklarını söylüyor.
‘Doktora sevk edilmiyorduk’
Asgari ücretle çalışan bir işçi olduğu için babasının kendisini okutamadığını söyleyen Güllü, “Biz de asgari ücretle devam edersek, çocuklarımızı okutamayacağız” diyor. Yine bir işçi kızı olan Zeynep Şahin de işçiliğin sıkıntılarını babasından öğrendiğini anlatıyor. Güney Sanayi sitesinde çeşitli işyerlerinde çalışıp emekli olan babasını anlatan Şahin, işçilerinin en büyük mücadelesinin iş güvencesi olduğunu anlatıyor. Ne zaman işten atılacaklarını bilemediklerini söyleyen Şahin, işçilerin hastalanması durumunda da doktora sevk edilmediğini belirtiyor. Ve ekliyor: “Hastalanan bir arkadaşımıza doktor kendi kararıyla sevk yazamıyor. İş kazası yaşansa her zaman ‘eleman hatası’ olarak değerlendiriliyor. Bir arkadaşımıza sevk verilmediği için bir gece özel revirde yatırmıştık. Hastalandığımız zaman ancak kendi imkânlarımızla doktora gidiyoruz. Zaten aldığımız ücret 80 milyon lira, neye yetecek?”

Başa dön


Bir direniş daha bitti
Şahin Bayar
İkitelli İMSAN Sanayi Sitesi’nde kurulu Fatih Ökçe’de Lastik-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atılan ve 45 gün direnen işçiler, geçtiğimiz günlerde direnişe son verdiler. Direnişçi işçilerden bir bölümü yeni iş bulurken, bir bölümü de iş aramaya koyuldu. Prosedürden ibaret olan hukuki mücadele ise devam ediyor.
45 gün sürdürdükleri direnişi gazetemize değerlendiren Lastik-İş İstanbul Şube Başkanı Fedayi Öztürk, işverenin yetkiden sonra işkoluna da itiraz etmesinden sonra direnişe son verme kararı aldıklarını söyledi.
Direnişin ilk günlerinde işvereni iyi bir şekilde kıskaca aldıklarını hatta işverenin kendileri ile görüşmeyi de kabul ettiğini belirten Öztürk, “Biz de, ‘Bu iş bitecek’ gözüyle bakıyorduk. Ancak 15 gün gibi bir sürede işverenin tavrı değişmeye başladı ve İMSAN’a sendika sokmama planına girdi. Bunda İMSAN’daki diğer patronların etkisi de oldu. Patronların Fatih Ökçe patronuna maddi destek verdiği söyleniyor” dedi.
Sendikalara suçlama
Patronların birbirine verdiği desteği işçi sendikalarının vermediğini anlatan Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü: “Değer verdiğimiz yayın organları ve saygı duyduğumuz siyasi partiler bizi yalnız bırakmadı. Ama sendikalardan aynı özveriyi aynı dayanışmayı göremedik. Hiç ayrım yapmaksızın DİSK, Türk-İş ve Hak-İş’e bağlı sendikalardan umduğumuzu bulamadık. Yapılması gerekenin yüzde 10’u bile yapılmadı. Maddi ve manevi olarak dayanışma görmedik. Kimse üzerine düşeni yapmadı.”
Devletin örgütlenmesinin sermayeye hizmet ettiğini, Meclis’ten çıkan yasaların sermayeyi koruyacak yasalar olduğunu vurgulayan Öztürk, altına imza atılmış ILO sözleşmelerinin uygulanmadıktan sonra bir anlamı olmayacağını söyledi. Öztürk, “Türkiye’nin ILO sözleşmelerine imza atmış olması yetmiyor. Şu ana kadar uyum yasalarını çıkarmadılar. Bunlar yapılsa bile bunlara uyulmadığı takdirde, kâğıt üzerinde yapılmış sözleşmelerin hiçbir yararı olmayacaktır. Bunun temeli devlet örgütlenmesi içinde yatıyor. Yani siz hangi kanunu çıkarırsanız, çıkarın bunları fiilen uygulamadığınız takdirde bir anlamı olmayacaktır” diye konuştu.

Başa dön


Çalışanlar ülkenin yükü değil
Memur-Sen’in hafta sonunda Ankara’da yapılan Genişletilmiş Bakanlar Kurulu toplantısının sonuç bildirgesinde, memurlara grevli toplusözleşmeli sendika hakkının verilmesi gerektiği belirtilerek, grev ve toplusözleşme içermeyen sendika yasasının çıkmasını isteyen Kamu-Sen eleştirildi.
Memurlara 57’inci hükümet döneminde hiçbir iyileşme yapılmadığının kaydedildiği bildirgede, sağlık ve tedavi giderlerine kısıtlama getirildiği, sosyal güvenlik yasası ile mezarda emekliliğin getirildiğini ve memurların sefalet ücretine terk edildiği ifade edildi. Bildirgede, memur maaşını enflasyonun gerekçesi sayanlar kınanarak, dünyanın hiçbir ülkesinde çalışanların ülkenin yükü olmadığı vurgulandı.
DİE’nin öngördüğü “Dört kişilik ailenin asgari geçim standardının” baz alınmasını, kıdem, kariyer, makam, tahsil ve diğer vasıfların gözetilmesinin istendiği bildirgede, maaşlar arasındaki uçurumun gelir dağılımındaki adaletsizliğin göstergesi olduğu belirtildi.
Bildirgede, DİE rakamlarıyla 467 milyon liranın öncelikle verilmesini ve memurların açlık sınırından kurtarılması talep edilerek, Ekonomik ve Sosyal Konsey’in altyapısı hazırlanarak, tüm çalışanların temsil edilmesi gerektiği kaydedildi.

Başa dön


|
Kaçak işyerlerine para cezası
SSK son 3 yılda yaptığı denetimler sonucunda, kaçak işçi çalıştıran 9664 işyerine, toplam 1 trilyon 957 milyar 800 milyon lira tutarında para cezası uyguladı. Sosyal Sigortalar Kurumu’nun 29-30 Haziran tarihlerinde yapılacak 45’nci olağan Genel Kurulu’na sunulmak üzere hazırlanan çalışma raporuna göre, kurum müfettişleri tarafından son üç yılı kapsayan 1997-1998 ve 1999 yıllarında toplam 52 bin 140 işyeri denetlendi. Denetlenen işyerlerinden 9664’ünün kuruma bildirge vermediği ve tescilsiz olduğu belirlenirken, bu işyerlerinde çalışan toplam 77 bin 378 işçinin de sigortasının bulunmadığı ve kaçak çalıştığı saptandı.
Özürlü ve eski hükümlülere iş sınavı
Kamu kurum ve kuruluşlarına işçi olarak alınacak özürlü ve eski hükümlerin sınavı 1 Ekim 2000’de ÖSYM tarafından il merkezlerinde yapılacak. İş ve İşçi Bulma Kurumu Genel Müdürlüğü’nün Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan sınav duyurusuna göre, sınava girmek isteyen adaylar 3-14 Temmuz tarihleri arasında kayıtlı oldukları veya kayıt yaptıracakları İş ve İşçi Bulma Kurumu şube veya bürolarına başvuracaklar. Adaylar şube veya bürolardan alacakları ÖSYM başvuru belgelerini doldurarak, sınav ücreti olarak da 8 milyon lirayı Yapı Kredi Bankası Ankara Güvenevler nezdindeki 1-000253-5 numaralı hesaba yatıracaklar. Sınava girecek adayların adreslerine ÖSYM tarafından 11 Eylül 2000 tarihinde Sınava Giriş Belgesi gönderilecek. Sınav 1 Ekim 2000’de il merkezlerinde saat 09.30’de başlayacak. Sınavda adaylara, Genel Yetenek ve Genel kültür olmak üzere iki test uygulanacak. Yazılı sınav sonuçları ÖSYM tarafından 20 gün içinde İş ve İşçi Bulma Kurumu Genel Müdürlüğü’ne bildirilecek. Sonuçlar adayların adreslerine de postalanacak. Kamu kurum ve kuruluşlarından alınan bilgilere göre iller göre özürlü ve eski hükümlü açık kontenjını ise Nisan 2000 itibarıyla toplam 2387 olarak belirlendi.
Edremit Belediyesi'nde TİS
Balıkesir’e bağlı Edremit ilçesi belediyesinde 94 işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesi görüşmeleri anlaşmayla sonuçlandı. Türk-İş’e bağlı Belediye-İş Sendikası ile Edremit Belediyesi arasında yürütülen ve 1 Nisan tarihinden itibaren bir yıllık süreyi kapsayan sözleşmeye göre, ücretlere yüzde 41 oranında zam yapıldı. Belediye Başkanı Tuncay Kılıç, sözleşmeyle daha önce 200-205 milyon lira olan aylık ortalama ücretin 260-300 milyon liraya yükseldiğini kaydetti.Belediye-İş Sendikası Balıkesir Şube Sekreteri Selahattin Özçelik de görüşmelerin anlaşmayla sonuçlanmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi. Özçelik, “İşçilerimizin maaşlarının düzenli ödendiği ve hiçbir sorun yaşamadığımız tek belediye Edremit Belediyesi’dir. Bize bu huzur ortamını sağlayan Belediye Başkanı’na teşekkür ediyorum” diye konuştu.
|
|

|