www.evrensel.net  |  istatistik emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Kadın

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Yayın yaptığımız Eskişehir ve ilçelerinde yaşayan insanımızın yüreklerinde duydukları çığlığın bir sesi olmak amacımız. Hastane kapısında bekleyen ya da parası olmadığı için hastanede rehin kalanlar bizim konumuzdur. Özelleştirme nedeniyle işsiz kalmış, ya da özelleştirme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan iş yerlerindeki işçilerin kendilerini ifade edebilecekleri bir platform olmaya çalışıyoruz.


Fotoğrafta görünenler sayfalara yansımalı
Ali Baş
Eskişehir’in her gün fotoğrafını çeken, yaşamdaki ayrıntısını bulup onu haber yapan bir günlük gazetesi var. Adı “İki Eylül”. Yerel basının asıl görevlerini kendine ‘dert’ edinmiş bu gazete, sayfa çokluğuyla, teknolojik gelişimiyle, ‘muhabir ordusuyla’ övünen ‘büyük’ gazetelerin görmediği Anadolu’dan, insanların yaşamlarını, sorunlarını, sıkıntılarını haber yapıyor. İki Eylül gazetesi Genel Yayın Müdürü Rahmi Emeç ile yerel basınla ilgili sorunlar ve düşünceleri hakkında görüştük.
Günümüzde yerel basının önemi nedir?
Yerel basın, adı üzerinde, belli bir bölgedeki yaşamın fotoğrafını çeker. O fotoğraf, İstanbul basınının çektiği ‘genel fotoğrafın’ dışında, ‘detay çalışmayı’ kendisine yöntem edinmiştir. O ‘genel fotoğraf’ içinde kaybolup giden köyler, ilçeler, semtler, giderek iller, ‘detay çalışmanın’ içinde kendi kimliğini bulur. Bu kimlik, o küçük yerleşim birimlerinde oturan insanların kendisi demektir. Yerel gazete ‘detay fotoğraf’ içinde, parçasına çamur bulaşan ve su faturası tükettiğinin üstünde gelen bir insanla, yerel yöneticiler arasındaki ilişkiyi de; mahalle karakolundaki bekçiyle, köşe başındaki simitçi arasındaki ilişkiyi de sayfalarına taşır. Bugün, İstanbul basınının (Evrensel ve diğer muhalif yayın yapanları dışında tutuyorum) kendi çıkar ilişkilerini yeşertecek ‘gündemleri’ halkın gerçek gündeminin önüne taşıma çabası karşısında, yerel basın halkın gündemiyle çok daha ilgili geliyor bana.
Yerel basın ile İstanbul basını arasındaki farklar nelerdir?
Bu sorunun yanıtı, aslında ilk sorunun yanıtında gizli. Her zaman söylerim. ‘Ulusal gazete’ tanımlamasına, yerel gazeteler daha çok oturuyor. Bulunduğu bölgeyi detaylaması açısından. İstanbul basını, ‘genel fotoğraf’ içinde Anadolu’nun birçok bölgesini unutuyor; oraya ulaşamıyor; ayrıntı gibi görünen çok önemli kimi oluşumları atlıyor. Gerçek, çoğu zaman bir detayın içinde gizlidir çünkü. Yerel basın da bunu yapıyor. Yerel yönetimleri, valiliği, emniyeti; ne kadar protokol varsa, gerektiğinde onları eleştirebilme yürekliliğinden geçiyor iş...
Gazetenizin genel yayın politikası hakında bilgi verir misiniz?
Yayın yaptığımız Eskişehir ve ilçelerinde yaşayan insanımızın, kendini yukarıda görenlerin kapılarını çaldığında yüreklerinde duydukları çığlığın bir sesi olmak amacımız. Hastane kapısında bekleyen, masrafları karşılayamadığı için rehin kalan insanımız bizim konumuzdur. Özelleştirme nedeniyle işsiz kalmış, ya da özelleştirme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan iş yerlerindeki işçilerin kendilerini ifade edebilecekleri bir platform olmaya çalışıyoruz. Bir çeşit kürsü... Yaşamı var eden işçiden çiftçiye, harç sorunu içindeki öğrenciye ve mahalle berberine kadar; üretim sürecinde “en alttakiler” rolü biçilmiş herkes, bizim her gün yoğurduğumuz hamurun mayası, tuzu, biberi ve suyudur.
Yerel basın çalışanlarının, İstanbul’da çalışanlara göre avantajları ve dezavantajları neler?
İstanbul’da sırça köşklerde oturan, dolarla maaş alıp işveren örgütlerinin üyesi olmakla övünen, patronlarına ilan bulan, özelleştirme ihalelerinde rol oynayanları bir kenara bırakırsak, ekonomik anlamda gazetecinin ne kazandığı ortadır. Ancak, bir “okul” olarak düşünürsek, yerel gazetelerin, böyle bir karşılaştırma içinde, gerçek bir “hayat üniversitesi” olduğunu düşünüyorum. İki Eylül Gazetesi’nde Genel Yayın Yönetmeni de, Yayın Koordinatörü de habere çıkıyor. Hem de, her gün en az fotoğraflı beş haber getirmek kaydıyla. Haberci de, foto muhabiri de, sayfa sekreteri de, bilgisayar başındaki dizgici de, karanlık odada film banyosu yapan da, masaları temizleyip çay dolduran da olmak kaydıyla. Aynı gün Emniyet Müdürlüğü’nde fotoğraf çeken, oradan adliye koridorunun loşluğunda haber peşine düşen, akşam belediye meclisine giden, eleman yetişmezse bir spor müsabakasını da takip eden tek bir muhabirdir çoğu zaman. Çalışan sayısının azlığı bazen “herşey” olmayı zorunlu kılar. Bu da yerel basın çalışanlarının durumudur işte. İster ‘avantaj’ de, ister ‘dezavantaj’...
Son olarak söylemek istedikleriniz...
Yerel basının bundan sonraki süreçte öneminin daha da artacağını düşünüyorum. Gazeteci ‘kamu hizmeti’ yapar. Ama bir kamu görevlisi değildir. Yükümüzün daha da arttığı önemli. Yeni yetişenlere bunları aktarmalıyız. Kullandığımız kalemin çıkar çevrelerine mi, yoksa halka mı hizmet ettiği önemli. Büyük bir tekelleşmenin yaşandığı basında, sayfalarını cep telefonu pazarlayan işyerlerine çevirenler, özelleştirmeden pay kapmaya çalışanlar, halka başka bir gündemi dayatırken gerçeği örtüyorlar. Eskişehir’de bir mitinge sayfasında hiç yer vermezken, küçük bir trafik kazasını allayıp pullayıp sunabilmekteler. Biz, halkın gündeminin yerel ayakları olabilmeliyiz. Bu ayaklar, ilden ile ve yaşadığımız coğrafyayı yürüyüşe hazırlamada önemli bir işlev üstlenecektir, üstlenmelidir.

Başa dön


 
Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net