<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
  <channel>
    <title>Evrensel Gazetesi</title>
    <link>http://www.evrensel.net</link>
    <description>Evrensel Gazetesi RSS</description>
    <image>
        <url>http://www.evrensel.net/siteimage/logos.jpg</url>
        <link>http://www.evrensel.net</link>
	<title>Evrensel Gazetesi</title>
    </image>
    <atom:link href="http://www.evrensel.net/rss.php?id=58" rel="self" type="application/rss+xml" />
<item>
<title>Kendi kendisini kuşatan ülke!</title>
<link>http://www.evrensel.net/news.php?id=22658</link>
<description>Sadece “Suriye muhalefeti”nin iddialarına dayanarak haberler yapıp, “Suriye’de büyük katliam” diye tozu dumana katan medya ve hükümet; bu haberleri çıkaran muhalefetin “Ölü sayısı 300 değil 55’miş!” demesine karşın kara propagandayı sürdürüyor. Yine bu “muhalefet kaynakları”;  “Hükümet şehir suyunu zehirledi”, “Hastaneler bombalandı!” iddialarından artık vazgeçmiş olmalarına karşın “malum medya grupları” aynı minvalde propagandayı sürdürüyor.
	Pazartesi günü, Suriye ile ilgili girişimleri konusunda ayrıntılı bilgiyi salı günü grup toplantısında vereceğini belirten Başbakan Erdoğan, dün partis</description>
<guid>http://www.evrensel.net/news.php?id=22658</guid>
<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 08:36:44 +0200</pubDate>
</item>

<item>
<title>İşte öyle bir adam...</title>
<link>http://www.evrensel.net/news.php?id=22657</link>
<description>Etyen Mahçupyan, soğuk savaş döneminin ‘para eden’, insana piyasa kazandıran özelliklerini yıllar önce keşfetmiş bir yazardır. Bakıldığında İslami kesimden de, geleneksel sağ yelpazenin ana damarından da gelmemiş, sağcıların ve solcuların, sağında ve solunda dolaşarak vitrinin en görünür yerinde kendine yer bulmayı meslek edinmiş olan bir adam. Siyasetin hangi tarafında durmuş olursa olsun, ama durduğu yerde sağlam durmuş ve bunun bedelini de ödemiş olanlarla kıyaslandığında, onun tarzı daha çok siyaset borsacılığı gibidir. Yükselişte olana oynayarak en tepedeki dalganın orta yerine kurulmaya </description>
<guid>http://www.evrensel.net/news.php?id=22657</guid>
<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 08:36:14 +0200</pubDate>
</item>

<item>
<title>Tıbba tıp öğretenler</title>
<link>http://www.evrensel.net/news.php?id=22641</link>
<description>Tıp salt hekimlerin geliştirdiği bir alan değildir. Bu geçmişte de böyleydi, bugün de. Öyle hastalar vardır ki hekime başvurmadan önceki sürece dair net gözlemleri ile bazen fark etmeden yeni bir hastalığın ipuçlarını tanımlarlar.
	Bazen bir gemici, bazen bir seyyah, bazen bir limon hırsızı, bazen de bir çoban tıbbın çözüm bulamadığı hastalıklara tedavi boyutu ile çözüm ürettiler zaman içinde.
	Misal mutlak C vitamini eksikliğinin yol açtığı skorbüt hastalığı. Kolayca kanayan ve çekilme gösteren diş etleri, eklem ağrıları gibi temel bulguların ötesinde yakın tarihe kadar toplu ölümlere yol a</description>
<guid>http://www.evrensel.net/news.php?id=22641</guid>
<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 07:03:19 +0200</pubDate>
</item>

<item>
<title>Hem iyi insan olmak, hem de ayakta kalmak: Sezuan’ın İyi İnsanı</title>
<link>http://www.evrensel.net/news.php?id=22640</link>
<description>Bertolt Brecht’in kim olduğunu bilenler bilmeyenlere nasılsa anlatır, orası önemli değil de, ben işte o bilinen/bilinmeyen Brecht’in “Sezuan’ın İyi İnsanı-Der Gute Mensch Von Sezuan” başlıklı mesel oyununun, “bugünkü toplum düzeninde hem iyi insan olmak, hem de ayakta kalabilmek mümkün mü” sorusunu ele aldığını söyleyerek işe başlamak istiyorum.
	Belki biliyorsunuzdur, ama “Sezuan’ın İyi İnsanı”nın önce konusunu: “… bir masal havasında Çin’in Sezuan eyaletinde geçen oyun, üç tanrının iyi bir insan aramak üzere dünyaya inmesiyle başlar. Kendilerine yatacak yer arayan tanrılara, Fahişe Shen Te’</description>
<guid>http://www.evrensel.net/news.php?id=22640</guid>
<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 07:02:45 +0200</pubDate>
</item>

<item>
<title>Fazla çalışma için işçinin her yıl başında onayı alınmalıdır</title>
<link>http://www.evrensel.net/news.php?id=22637</link>
<description>SORU: Ben bir plastik fabrikasında iki yıldır çalışmaktayım. Çalışma saatlerimiz sabah sekiz akşam beş. Her gün üç saat zorunlu mesai yapıyoruz. Her ay mesai saatleri içerisinde iş yok diyerek sırayla 5-6 kişilik gruplar halinde ücretsiz olarak 3-4 gün süreyle eve gönderiyorlar. Bu günleri ise gelmemiş kabul ederek fazla mesai parasından kesiyorlar. İş Yasası’na göre böyle bir uygulama var mı? Eğer yoksa ne yapmamız gerekiyor?
	
	CEVAP: 4857 sayılı İş Kanunu’nun genel olarak en önemli özelliklerinden biri esnek çalışma biçimlerini yasalaştırmış olmasıdır. Dolayısıyla, iş süresi, işyeri vs. g</description>
<guid>http://www.evrensel.net/news.php?id=22637</guid>
<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 06:34:28 +0200</pubDate>
</item>

<item>
<title>Hükümeti, bakanı, valisi, ‘vatandaş’ı!</title>
<link>http://www.evrensel.net/news.php?id=22599</link>
<description>İçişleri Bakanı Şahin’in her konuşması bir “vaka” olarak karşılanıyor. Ve ne derse desin, ilk bakışta pek de anlaşılmayan, karışık, mantıksız gibi görünen söylemi alaya alınıyor.
	Hani konuşan bir “sahne adamı”, bir “şovmen” olsa, insanların hayatını cehenneme çevirecek güçleri elinde tutmasa, “Adam amma başarılı saçma sapan konuşuyor. İşinin ustası!” diye güler geçerdik. Ama öyle değil İdris Naim Şahin, Türkiye’nin İçişleri Bakanı! Yani emniyet güçlerinin kendisine bağlı olduğu bakan. Bakana bağlı güçler, vatandaşların günlük yaşamlarını izleme, onları şu ya da bu sebeple, hatta uydurma sebe</description>
<guid>http://www.evrensel.net/news.php?id=22599</guid>
<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 08:40:12 +0200</pubDate>
</item>

</channel>
</rss>

