|
|
|
|
|
|
02/03/2009
3 Mart Dünya Özgür Müzik Günü 1
Şarkıların özgürce söylenmediği, sansüre uğradığı, sanatçıların
hapishanelere atıldığı yedi ülkeden biri Türkiye Freemuse, (Dünya Müzik ve Sansür Forumu) dünya çapında müzisyen ve bestecilerin ifade özgürlüğünü savunan, sekretaryası Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da olan ve üyelik kriterleri ile işleyen bir örgüt.
Freemuse, 1998 yılında Kopenhag’da toplanan “I. Dünya Müzik ve Sansür Konferansı’nda” alınan kararla kurulmuş. Farklı bölge ve ülkelerden müzisyenler, araştırmacılar, müzik kayıt sektöründe çalışan uzmanlar ve insan hakları savunucuları, ihlalleri sorgulamak ve tartışmak için katılırlar. Konferans, müzik alanında giderek yaygınlaşan sansüre karşı, yeni bir örgütlenmenin yaratılmasına dikkat çeker. Freemuse’nin görevleri kısaca, ihlalleri belgelemek ve müzik hayatı üzerindeki etkilerini tartışmak; medyayı, insan hakları örgütlerini ve kamuoyunu bilgilendirmek, müzisyenlere ihtiyaç duydukları desteği sunmak ve mahkemelerini izlemek, müzisyen ve bestecilerin tehdit edilmelerine karşı uluslararası bir destek ağı oluşturmak.
3 Mart Dünya Özgür Müzik Günü bu yıl, Freemuse öncülüğünde, dünyanın birçok ülkesinde gerçekleşecek panel ve konserlerin yanı sıra İsveç’in başkenti Stockholm’deki etkinliklerle kutlanacak. Geçtiğimiz yıl Norveç’in başkenti Oslo’da gerçekleşen etkinlikler, bu yıl aynı çerçevede yapılacak. İsveç’teki konsere Zimbabwe’den Chiwoniso Maraire, İran’dan Mahsa Vahdat ve Türkiye’den de Ferhat Tunç katılıyor. Ayrıca 17-25 Mart tarihlerinde Amerika’da Nord Carolina da Duke Üniversitesi tarafından “Dünya Özgür Müzik Günü” kapsamında çeşitli toplantılar ve seminerler yapılarak sansür ve baskılar tartışılacak.
Ülkemizde müzik yapan farklı etnik kimliklere sahip müzisyenlerle 3 Mart Dünya Özgür Müzik Günü’nü konuştuk. Şarkıların özgürce söylenmediği, sansüre uğradığı, sanatçıların hapishanelere atıldığı yedi ülkeden biri Türkiye.
SANATÇININ ÖZGÜR OLMADIĞI BİR ÜLKEDE DEMOKRASİDEN BAHSEDİLEMEZ
Ferhat Tunç: 2003 Ağustos’da bir komplo sonucu tutuklanıp cezaevine atılmama en büyük tepkiyi Freemuse vermişti.
Çıktıktan sonra yazışmalarımız oldu. Sanat hayatımın ne denli zor ve çetin geçtiğini gördüklerinde de özel olarak ilgilenmeye başladılar. Sitelerinde benim için bir kampanya başlattılar. Bu sitede bir yıl boyunca hakkımda süren soruşturma ve davalar yer aldı, almaya devam ediyor. Elde ettikleri bilgileri rapora dönüştüren Freemuse, bu bilgileri çeşitli hükümetlere, AB yetkililerine, çeşitli kurum ve kişilere yollayarak Türkiye’de sanat ve sanatçıya yönelik yasak ve hak ihlalleri konusunda bilgilendirmiş oluyor. 2008 yılından beri de Fremuse’nin Türkiye elçisiyim. Bu önemli görevden ötürü dünyanın birçok ülkesinden sanat ve düşüncelerinden ötürü yargılanan, hapse atılan veya tehdit edilen kişilerle tanışma olanağı buldum. Bu çalışmalar çerçevesinde dünyanın birçok yerinden festivallere veya panelist olarak toplantılara davet ediliyorum. Geçen yıl Norveç’in başkenti Oslo’da dünyanın başka ülkelerinden gelen sanatçılarla birlikte konser verdik. Bu konser, 3 Mart Dünya Özgür Müzik Günü nedeniyle yapıldı. Yine bu sene aynı nedenle İsveç’in başkenti Stockholm’de gerçekleşecek konsere davet edildim. Sanatın ve sanatçının özgür olmadığı bir ülkede demokrasiden söz etmek büyük bir aldatmacadır. Dolayısıyla kendi ülkemizde bize reva görülen bu uygulamaların sınırlarımız ötesinde yankılanması tesadüfî değildir. Yaşadığım ülkede bunca haksızlık ve dışlanmışlığın hedefi halindeyken, dünyanın diğer ülkelerinde inanılmaz bir ilgi ve alakayla karşılaşıyorum. 3 Mart Dünya Özgür Müzik Günü’nün Türkiye devleti ve medyası için bir anlamı olmayabilir, ancak bu günü neredeyse önemli bir gün olarak gören ve kutlayan ülkelerin sayısı az değildir.
Anadilinde şarkı söyleyememek berbat bir şey
Bayar Şahin: Bir ülkede ötekiler kültürel varlıklarını ifade ederlerse gerçek zenginlik olur, zenginlik kabul edilene kadar öteki olanlara tanınma şansı da olabildiğince kısıtlanıyor. Bu bizde günümüze ait bir hata değil, geçmişten gelen bir eksik ve yanlış. Toplumun değerlerini muhafaza altına almak, medya dayatması dışında tutmak da önemli bir etken. Oysa Gürcistan’da altyapı zenginliği ve bilinçlenmiş bir toplum yaratılmıştır, öteki olmakla ortaya çıktığı zannedilen sorun ise zaten dünya zenginliğidir. Gürcistan, çok sesli yaşamın insanlığın dünya üstündeki en önemli zenginliği olduğunu anlamamak gibi bir sorunu ortadan kaldırmıştır. Paylaşımcı, tahammülkar ve renklerin güzelliklerini anlayan, bir arada yaşamı kabul eden toplum olana dek bu böyle devam edecektir. Anadilde şarkıları söyleyememek ya da sınırlı ölçüde söylemek zorunda kalmak berbat bir duygu… “Kokmuş hamsi gibi...” Ben halk şarkıları söylüyorum, halklar şarkılarını yaparken kendi sevdalarını yansıtmışlar. Onlar çok güçlü. Özgürlüklerine de bir gün mutlaka kavuşurlar. Şarkıları yapanlar sansürlerle yok olmayacağını biliyorlar.
Anadilimde şarkı söylediğim için bedel ödüyorum
İbrahim Rojhilat: Ne öteki olmak ne de ötekileşmek, kimliğine ve geçmişine sahip çıkan hiçbir bireyin kabulleneceği bir durum değildir, olamaz da... İnsanoğlu bu dünyaya geldiğinde kendi ırkını ve kimliğini tercih etme, belirleme şansına sahip olmamıştır. Aynı zamanda hiçbir kişi ya da toplum, başka ırkı ve kimliği kendisi gibi görme, onu aşağılama ve hor görme hakkına da sahip değildir. Evet, ben bir Kürdüm; aynı zamanda bir Kürt müzisyeniyim.
Çocukluğumdan bu yana dilimde şarkılar söylemenin bedelini ödedim, ödüyorum... Sayısızca davalar açıldı. Yüreğimden geçen ezgilere, melodilere bölücülük propagandası etiketi vuruldu. Oysa ki ben, kendi dilimden şarkılar söyledim. Mem û Zin’in sevdasını, Ali Ser’in kahramanlığını, Seyit Rıza’nın yüreğindeki kavgayı dile getirdim. Zapt edilmiş ülkemin coğrafyasına, dağlarına olan özlemimi dile getirdim. Birçok bedelin karşılığında söke söke alınan bir hakkın karşılığı olan TRT 6 kanalının, bugün sistem partisi olan AKP tarafından sahiplenilmesi ve kendi çabalarıymış gibi gösterilmesi tam da bir aldatmacadır. Bu kanal açılmışsa Kürt halk mücadelesinin yaratmış olduğu değerlerin sayesindedir. Ancak bunu kendine seçim malzemesi yapanlar sanki hâlâ w,q, x harfleri yasaklı değilmiş gibi, sanki okullarda Kürtçe ders veriliyormuş gibi, sanki hâlâ Kürtçe konuşmayı bırakın bir tarafa, Kürtçe düşünenleri hapislere atmıyorlarmış gibi davranıyorlar. Hâlâ köyler yakılıyor, insanlar Kürtçe dergi ve gazete okudukları için işkencelerden geçiriliyor. Ben hâlâ
Kürtçe şarkı söylediğimden dolayı davaları devam eden bir sanatçıyım. İşte bütün bunları üst üste koyduğumuzda bunun bir aldatmaca adım olduğu görülüyor... Sözüm ona birkaç tane kültür koruyucusu eliyle tereciye tere satmaya çalışıyorlar. Tam tersine; biz gerçek sanatı, halk gerçekliğimizi göz ardı etmeden, yaratılan değerleri görerek geliştireceğiz. Bu anlamda dünyada her yıl kutlanan 3 Mart Dünya Özgür Müzik Günü’nü kutluyorum. | |
|
|
|
|
|