|
|
|
|
|
|
09/11/2008
Zamlar fakirleştirdi
Son yapılan zamlar sonrasında emekçilerin cebindeki para biraz daha azalırken, zamlara tepkiler de sürüyor Türkiye Kamu-Sen’in araştırmasına göre, bir ailenin insanca yaşayabilmesi için gerekli miktar geçen ay 50 YTL artarak 2 bin 725 YTL’ye yükseldi. Araştırma sonuçlarına göre, ekim ayında yapılan zamlar halkı 50 YTL daha fakirleştirdi.
Memurlara ve sabit gelirlilere yapılan 6 aylık zam yüzde 4 seviyesinde kalırken, zorunlu harcamalardaki artışın bu oranın çok üzerinde gerçekleştiğinin ifade edildiği açıklamaya göre, ekim ayında memurların ısınma gideri 8.2, kira gideri 5, elektrik gideri 4, gıda harcaması 8.5, giyim harcaması 4, temizlik harcaması 2.5 YTL arttı.
Açıklamada, son bir ayda domates fiyatının yüzde 83, patlıcan fiyatının yüzde 43, salatalık fiyatının yüzde 35, gömlek fiyatının yüzde 11, kömür fiyatının yüzde 10 ve elektrik fiyatının yüzde 9 arttığı kaydedildi.
KESK’ten zamlar geri alınsın çağrısı
KESK İstanbul Şubeler Platformu Dönem Yürütmesi, yaşanan ekonomik kriz ve doğal gaz zamları ile ilgili Mecidiyeköy Metro İstasyonu önünde ve Kadıköy Altıyol'da basın açıklamaları düzenledi.
Kadıköy Altıyol'da bir araya gelen sendikacılar, Kadıköy İGDAŞ şubesine yürümek istedi. Polisin engellemesiyle karşılaşan KESK üyeleri ara sokaklardan Kadıköy meydanına yürüdü. ‘Zam, zulüm, işkence işte AKP’, ‘Zamlar geri alınsın’ sloganlarının atıldığı yürüyüşe çevredeki halk alkışlarla destek verdi. Eylemde konuşan Eğitim Sen İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Mustafa Kovalık, polisin İGDAŞ’a yürüyüşü engellemesini kınadıklarını açıkladı. Hükümetin krize karşı ilk iş olarak elektrik ve doğal gaza zam yapmak olduğunu belirten Kovalık, patronların nemalandığı faizlerde, borsada ise yüzde 10 stopajın kaldırıldığını aktardı.
Mecidiyeköy Metro İstasyonu önünde ise KESK üyeleri ‘Krizin yükü patronlara’, ‘AKP zammını al başına çal’ sloganları attı. Eylemde konuşan Eğitim Sen İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Yunus Öztürk, ekonomik krizin işçileri vurmaya başladığını ve bir çok yerde işten atmaların yaşandığını dile getirdi. İşsiz bir işçinin ücret kaybının yüzde 100’ün üzerinde olacağını belirten Öztürk, hem aylık alamayacağını, hem de yaşamak için borçlanacağına dikkat çekti. AKP’nin doğalgaza yaptığı zammın 2008 enflasyonun yaklaşık sekiz katı olduğuna değinen Öztürk, ücretlere ise sadaka zammı uyguladığını ifade etti. Açıklamanın ardından kriz ve zamlarla ilgili bildiri dağıtımı yapıldı.
(İstanbul/EVRENSEL)
Kriz zenginlere uğramadı
Ünlü markaların seri sonu ürünlerini satan alışveriş merkezi rekor kırdı. Perakende sektörü kan kaybederken, ağustos ayı sonunda İstanbul Kurtköy’de Sabiha Gökçen Havaalanı yakınlarında açılan Viaport Outlet Merkezi ise hedeflerinin çok üzerine çıkarak, rekor müşteri sayılarına ulaştı. Viaport Genel Koordinatör Muzaffer Gülöz, “Aylık 600 bin kişi hedeflemiştik. Ekim ayını 1.5 milyonla kapattık. Ekim ayının son pazar günü tam 141 bin kişi ağırladık. Diğer alışveriş merkezlerinde günlük giriş 30-35 bin kişi civarında. Belki büyüklüğüne göre 50-60 bine çıkanlar vardır ama 100 bini hiçbirinin görmesi mümkün değil. 141 bin ciddi bir rekor” diye konuştu.
Uzun vadede bu ilgiyi beklediklerini ancak bu kadar kısa sürede olmasına şaşırdıklarını anlatan Gülöz, kendileri için bir diğer sürprizin de A-B grubu tüketicilerin yoğunluğu olduğunu belirtti.
Gülöz, “Açıkçası üst gelir grubundan bu kadar müşteri beklemiyorduk, krizin etkisi olsa gerek” dedi.
Kriz, Erdoğan ve çevresini teğet geçti
Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Konukman, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “kriz bize teğet geçecek” sözlerini eleştirerek, “Başbakan Erdoğan bir ölçüde de haklı olabilir. Kriz gerçekten de Başbakan ve çevresine teğet geçiyor. Kriz çalışanları vurmaya çoktan başladı, vurmaya da devam ediyor” dedi. Prof. Dr. Aziz Konukman, yaşanan finansal krizin süresinin ve boyutunun şimdiden öngörmenin mümkün olmadığını belirterek, krizin yavaş yavaş reel sektöre sıçramaya başladığını kaydetti.
Türkiye ekonomisinin bir süredir krizin içinde olduğu gerçeğinin görmezden gelindiğini vurgulayan Konukman, şöyle devam etti: “Oysa ABD’de de krizin ‘k’sinden söz edilmezken Türkiye ekonomisi 2007 yılında tökezlemişti. Başbakan Erdoğan bir ölçüde de haklı olabilir. Kriz gerçekten de Başbakan ve çevresine teğet geçiyor. Olumlu denilen göstergelerde de bozulmalar yaşanmaya başladı. Kriz çalışanları vurmaya çoktan başladı, vurmaya da devam ediyor. Başta tekstil ve otomotiv olmak üzere birçok sektörde işçi ya çıkarılıyor ya ücretsiz izne ayrılmaya zorlanıyor ya da işsizlik tehdidiyle düşük ücretle çalışmaya razı ediliyor. Krize karşı alınabilecek çok sayıda önlem olmasına rağmen, nedense akla ilk gelen önlemler bunlar oluyor. Bu yollara başvurularak, ‘kriz fırsatçılığı’ yapılmaya çalışılıyor.”
Sıcak para ve yabancı sermayenin gelmemesi halinde dövizde de patlama olabileceği uyarısında bulunan Konukman, krizin çalışma hayatı ile çalışanlar üzerindeki olası etkilerini, gelişmelerini daha ayrıntılı izleyebilmek ve değerlendirebilmek için acilen bir kriz masası oluşturulması gerektiğinin altını çizen Konukman, kriz programının da hazırlanması gerektiğini vurguladı.
2009 hiç de iyi bir yıl olmayacak
Kurda herhangi bir patlama olduğu zaman özel sektörün borcunun sorun oluşturacağını kaydeden Konukman, “Bütün yatırımlar olumsuz etkilenecek. Çünkü Türkiye’de iç tasarruflara dayalı bir yatırım yok. Biz bir başkasının tasarruflarıyla tüketiyoruz. Büyüme ciddi anlamda daralacak. Ekonomi büyürken istihdam yaratamıyorduk, şimdi de büyümenin düştüğü bir ortamda işsizliğin geleceği boyutları düşünmek istemiyorum. 2009 hiç de iyi bir yıl olmayacak” dedi. (EKONOMİ SERVİSİ) | |
|
|
|
|
|