Giriş sayfası yap | Favorilere ekle
Anasayfa
Güncel
Ekonomi
Görüş
İşçi-Sendika
Politika
Bölge
Dünya
Kültür
Toplum-Yaşam
Medya
Kırkyama
Mizah
Mektup
Spor
Dosya
Köşe Yazıları
Evrensel Hayat
Genç Hayat
İletişim
Bağlantılar
Arşiv
Metin Göktepe
Evrensel Avrupa
Eylül 2010
Pts
Sa
Ça
Pe
Cu
Cts
Pa
03
04
05
06
07
08
09
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
22/10/2008
UZUN MESAFE
Dr. Zeki Gül
Hac yollarının GSS ile imtihanı
Ne zaman ülkedeki yeşil kartlılardan bahsedilse, milyonlu rakamlar havada uçuşuyor. Sözgelimi AKP iktidarı boyunca iptal edilen yeşil kart sayısının 6 milyon kişi olduğu belirtiliyor. Dile kolay, 6 milyon nice ülkenin toplam nüfusundan daha fazla. Peki neden? Son beş yılda 6 milyon kişiye iş imkanı yaratıldı da bizim mi haberimiz olmadı?! Yok; hepsi geçmişte usulsüz verilmişse, sorumluluğu ‘yolsuzluk’ başlığında hükümetin siciline yazmamız gerekmiyor mu?
‘Rakamlar bu ülkede giderek daha güvenilmez oldu’ diyenlerdenseniz, Fısıltı gazetesi sizi de okuru kılabilir. Örneğin bir şehir efsanesine dönüşen ‘Mercedes’i olan yeşil kartlılar var’ cümlesini duymayanınız kalmamıştır. Ama bunu yeterli bulmuyorsanız sizlere bir önerim olacak. Çevrenizde hacca giden komşularınız arasında yeşil kartlı var mı?
Amacım hacca gidecek inançlı kimseleri rencide etmek ya da ‘günahkar’ algılatmak değil elbet. Bu soruya alınabilecek resmi bir yanıtın, iktidarı toplumla yüzleştirebileceğini düşünüyorum. Öyle ya, hacca gidenlerin gitmeden çevrelerinden helallik alıp varsa borçlarını kapatmaları gerekiyor. Şimdi bu ülkenin hiçbir sosyal güvencesi olmayan aç ve yoksul insanlarına sormak isterim; ülkenin kaynaklarının İslam inancına göre gelir durumu iyi bireylerin gidebildiği hac yolundaki insanlara yeşil kart olarak kullanılmasını kabul ediyor musunuz? Cevabın koca bir “HAYIR” olacağını kestirmek zor değil.
Şimdi, kişilere ait verileri toplamada adeta “Büyük Biraderliğe” dönüştürülen Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sorumluluğunu taşıyan AKP Hükümeti’ne bir sorum olacak: Hacca gidenlerin arasında yeşil kartlılar veya son iki yılda yeşil kartı iptal edilmiş olanlar var mı? Varsa onlardan geçmişe yönelik yeşil kart harcamaları dahil usulsüz beyana bağlı eski faturaları hac yolunda faizi ile birlikte geri almayı düşünüyor musunuz? ‘Param yok’ diyenlerin hac için yatırdıkları paralara el koymak hiç aklınıza geldi mi?
Konuyu yeşil karttan açınca dikkatli okurun gözünden artık GSS’ye geçtiğimiz kaçmamış olabilir. Onlar, yazımı GSS prim borcu olanların hac yolunda AKP ile imtihanı olarak okuyabilirler. Söz GSS uygulayıcısı Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan açılmışken, bir sorum da onlara olacak: AKP hükümeti boyunca, yani son beş yılda hacca gidenler arasında Bağ-Kur prim borcu olanların oranı nedir?
Bu konuda yakında Diyanet İşleri bir fetva yayınlar ise sakın şaşırmayın. ‘GSS prim borcu olanların hacca gitmesi caiz değildir’ olası cümlesinin camilerden sokaklara yansımasını duyar gibiyim, ya siz?

Acaba şeker hastası mıyım?
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de adeta bir salgın hızıyla artan şeker hastalığı hakkında toplumsal kaygı giderek artıyor. Bu bağlamda ‘acaba benim şekerim var m’ sorusu polikliniklerde daha fazla sorulur oldu. Bir yandan da giderek küçük ev aletleri ruh hali ile yaygınlaşan şeker ölçme cihazları komşuluk ilişkileri içerisinde bu soruya hastane dışında yanıt aramanın yollarından biri haline geldi. ‘Peki hangi durumda bu hastalık hakkında tıbbi danışmanlık almamız gerekiyor?’ diyorsanız, şöyle özetleyebiliriz:
- Yakın akrabaları arasında şeker hastalığı olanlar
- Önceki hamileliğinde bir şekilde ılımlı da olsa geçmişte kan şekeri oranı yüksek bulunmuş olanlar
- Sık idrara çıkma, aşırı susama, yara iyileşmesinde gecikme, kimi zaman ek olarak diyet yapmaksızın kilo kaybı öyküsü
Kimi zaman da tüm bu yakınmalara karşın muayene olmaktan kaçan hastalar, bir de bakmışsınız oldukça ağır bir tablo ve bazen koma ile acil servise getirilirler. Onlar için yani “ketoasidoz” tablosu ile başvuran olgularda bu bulgulara şunları ekleyebiliriz:
- Yeni oluşan ve saatler içerisinde artabilen aseton veya meyve gibi ağız kokusu
- Bulantı, kusma
- Şiddetli ağız kuruluğu
- Nefes darlığı
- Ağır tablolarda bilinç bulanıklığı

Kan şekeri düşüklüğü
Her zaman şeker hastalığına bağlı gelişmese de hipoglisemi, yani kan şekeri düşüklüğü bulgularını özellikle şeker hastalarının iyi bilmesi gerekiyor. Bulgularını şöyle özetleyebiliriz:
l Titreme
l Baş dönmesi
l Ani terleme
l Açlık hissi
l Baş ağrısı
l Ciltte ani solukluk gelişimi
l Ani huzursuzluk veya davranış değişikliği, nedensiz ağlama
l Sakar hareketler
l Havale
l Dikkat dağınıklığı, kafa karışıklığı gelişmesi
l Ağız çevresinde karıncalanma hissi
Her zaman tümü olmasa da bir kısım bulgunun birlikte ortaya çıkması durumunda akla şeker düşmesi gelmelidir. Aslında hepimizin bilmesi gereken bir tablodur bu. Öyle ya, özellikle klinik tablonun hızlı geliştiği anlarda hastanın kendisine hakim olması her zaman mümkün olamayabilir. Kimi zaman otobüste yanımızda oturan hiç tanımadığımız bir kişidir o, kimi zaman da en yakınımız. Ve kimi zaman da bir dağ yolu yürüyüşünde yol arkadaşımız. Öyle anlar olur ki bir sağlık kuruluşuna ulaşmak imkansızlaşabilir. Öyle ki, şeker düşüklüğünün fark edilmeyip uzaması beyin için ciddi sorunlar yaratabilir. Yine önceden ek olarak kalp, beyin hastalığı veya kansızlığı olanlar için sorun daha da yaşamsal olabilir. Peki böyle durumlarda ne yapmamız gerekiyor? Yarım bardak meyve suyu içilmesi, 4-5 kesme şeker veya hızla hazırlanmış bir şerbet çözüm olabilir. Bu arada yakınımızda cihaz varsa çok hızlı şeker ölçmek gerekiyor. Yanıt alınamadığında çok hızlı sağlık yardımı gerektiğini sanırım sizler de anlamışsınızdır.
Kan şekeri düşüklüğüne bağlı gelişen bilinç kapanmasında çevrede olanlarca yapılmaması gerekenler vardır:
  • İnsülin yapmak
  • Yiyecek-içecek vermek
  • Elleri hastanın ağzına sokmak
  • Anasayfa | Güncel | Ekonomi | İşçi-Sendika | Politika | Bölge | Dünya | Kültür | Toplum-Yaşam | Medya | Mizah | Mektup | Spor | Dosya | Köşe Yazıları
    Evrensel Hayat | Genç Hayat