|
|
|
|
|
|
23/09/2008
GENÇLİĞİN SESİ
Lütfi Usluer-L.usluer@hotmail.com
Eğitim manzarası ve bir çağrı Türkiye’deki ilk ve ortaöğretimdeki manzaraları hep birlikte okuyor, görüyor, yaşıyoruz…
Çocuklarını okula kaydettirmek isteyen velilerden istenen ayakbastı paraları, “tadilat halinde”ki yıkık dökük binalar, adında “w”, “x” var diye okula alınmayan; anadilleri yasaklanan öğrenciler, okulsuz semtler, parasına göre sınıflar, mafyalaşmış öğrenci servisi sistemi ve kazaları…
İki haftalık manzaradan birkaç örnek. Peki, bunlar normal mi?
NATO’ya bağlı ABD savaş gemilerinin gir-çık yaptığı, ülkenin başbakanının “Bu gazeteleri okumayın” dediği, bunun üzerine “özgür basın” efelerinin, daha birkaç gün önce “buyurun paşam” koordinatlarında gezindiği bir ülkede manzaranın pek de anormal olmadığını söyleyebiliriz.
Hükümeti ve ‘muhalefet’i böyle olan bir ülkede, bu ülkenin geleceğini belirleyen eğitimin hali de böyle olur; bir başka şekilde ifade edersek, böyle bir ‘eğitim’in olması istenir…
İstenir istenmesine de, istenenler olur mu, isteyenler istediklerini yapabilir mi?
Eğer yapılabilseydi, bu yazıyı burada noktalamak gerekirdi.
Öğrencisiyle, öğretmeniyle, velisiyle, eğitimin bütün bileşenlerinin eğitim mücadelesi güçlenerek ilerliyorsa, yazıya da devam etmek gerekir…
Yukarıda saydığımız, saymadığımız tüm sorunlar, artık öğrenciler, öğretmenler ve veliler için yakıcı bir hale geldiğine göre bu sorunların çözümü için verilecek mücadele de eğitimin bütün mağdurlarını kapsayarak ilerlemeli.
Gazetemizde geçen çarşamba günü yayımlanan gençlik dergisi Genç Hayat’ın kapağında, öğrenciler karıncayla resmedilmişti. Karıncalar, bilimsel, parasız ve demokratik bir eğitim için sırtlarında Öğrenci Meclisleriyle, kollar-kulüplerle okullarına yürüyorlardı.
Derginin iç sayfalarında, çeşitli liselerden arkadaşlar sorunları anlatmış ve bunların çözümleri için öğrenci meclislerinin, kol ve kulüplerin, öğrencilerin kendi çıkardıkları dergilerin/bültenlerin, bütün öğrencileri kucaklayarak kullanılması gerektiğini dile getirmişlerdi…
Örneğin; “Olmaz, yapamayız” diyenlere, Çorum Merkez İlçe Öğrenci Meclisi Başkanı Ceylan Samgar* “Böyle olabiliyor” demişti.
Türkiye’nin dört bir yanında lise öğrencileri, “demokratik bir lise” için eğitimdeki sorunları çözebilmek için “Öğrenci Meclisleri’ni kullanalım”, “Sorunlarımızı birlikte tartışalım, birlikte çözelim” çağrıları yapıyorlar.
Tabii ki bu çağrıyı büyütmek, daha fazla öğrenciye, daha fazla liseye yaymak gerekiyor. Ama aynı zamanda bu çağrının, bu sorunlardan rahatsızlık duyan bütün öğretmenler tarafından, çocuklarının daha iyi bir eğitim almasını isteyen bütün veliler tarafından desteklenmesi de gerekiyor.
Eğitimdeki bütün sorunların, ancak “öğrenci-veli-öğretmen” dayanışması ile aşılabileceği oldukça açık. Okul Aile Birlikleri, Veli Dernekleri, eğitim sendikaları ve tabii ki ilk ve ortaöğrenimdeki öğrenciler ve onların Öğrenci Meclisleri, kol ve kulüpleri bu dayanışmanın araçları…
Bu dayanışmayı artırabilmek ve daha iyi bir eğitim alabilmek için bu araçlarımızı hem geliştirmek, hem de bunların birlikte hareket etmesini sağlamak gerekiyor…
—--
Gençliğin Sesi köşemize bir süre ara vermiştik. Köşemizi bundan sonra salı günleri yayınlamaya devam edeceğiz.
*http://www.genchayat.evrensel.net/haber.php?haber_id=874 | |
|
|
|
|
|