Giriş sayfası yap | Favorilere ekle
Anasayfa
Güncel
Ekonomi
Görüş
İşçi-Sendika
Politika
Bölge
Dünya
Kültür
Toplum-Yaşam
Medya
Kırkyama
Mizah
Mektup
Spor
Dosya
Köşe Yazıları
Evrensel Hayat
Genç Hayat
İletişim
Bağlantılar
Arşiv
Metin Göktepe
Evrensel Avrupa
Eylül 2010
Pts
Sa
Ça
Pe
Cu
Cts
Pa
03
04
05
06
07
08
09
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
05/09/2008
GERÇEK
İ. Sabri Durmaz-durmaz@evrensel.net
Eğer kriz çıkarsa!..
Patronlar, işçiler bir hak talep edince; “Ne hakkıymış, kriz var memlekette” diye dikleniyorlar. Bir zamandan beri de en büyükleri de dahil patronlar, “kriz gerekçesine” dayanarak “işçileri ücretsiz izine çıkarıyorlar” ya da bu uygulamanın yaygınlaştırılmasına hazırlanıyorlar. En son Ford’un Kocaeli fabrikalarında, bir bölüm işçinin, önümüzdeki günlerde “ücretsiz izine çıkarılacağı” belirtiliyor.
Hele metal sektöründe TİS görüşmelerinin sürdüğü göz önüne alındığında, “ücretsiz izine” çıkarmanın toplusözleşme görüşmelerini baskı altına alma amaçlı olduğu iddiaları da güçleniyor. Çünkü rakamlar, otomotiv sektöründe, üretimde herhangi bir düşüş olmadığını gösterdiği gibi, fabrikalarda da hemen önümüzdeki günlerde daha az üretim hedeflenmiyor.
Peki kriz yok mu?
Henüz genel bir kriz yok elbette ama bazı ülkelerde bazı sektörlerin girilen süreçte krize sürüklendiği bir gerçek ve giderek krizin diğer sektörleri ve ülkeleri de kapsayacağı öngörüleri var. Örneğin ABD’de konut, finans ve otomotiv sanayisinde kriz varken, Avrupa’da krizin değişik sektörlerdeki etkisi ABD’ye göre henüz az. Ama Türkiye’de otomotiv ve demir çelik sanayisinde, dünyadaki kriz etkenleri henüz görülmüyor. En azından tekstil sektöründe olduğu kadar etkili değil. Öyle olunca da “ücretsiz izin” ya da “işçi çıkarma hazırlıkları”nı “ekonominin gereği” olarak algılamak zorlaşmaktadır. Ama tersine, metal sektörünün patronlarının, bu girişimlerle “kriz havası”nı kullanıp işçilerin taleplerini baskılamak, sendikaları sıkıştırmak istediği anlaşılmaktadır.
Velev ki kriz var!
Yapılacak ilk iş, işçileri işten atmak ve ücretsiz izine çıkarmak mıdır?
Hayır elbette! Tersine, eğer işletmeler kârlarından küçük fedakarlık yaparlarsa; çalışma saatlerini azaltır, fazla mesaileri kaldırarak her işçinin çalışması için imkan sağlarlarsa, krize rağmen işçi çıkarmadan, işçileri “ücretsiz izin”e zorlamadan üretimin sürdürülebileceği, önceki kriz dönemleri önlemlerinden bilinmektedir. Ama patronlar, krizde işçinin bu krizden az zarar görerek çıkmasını değil de kendisinin, rakiplerinin karşısında eskisine göre daha güçlü çıkmasını en önemli gördüklerinden, daha kriz etkisi ortada yokken bile kriz varmış baskısı üstünden daha az işçiyle daha çok üretim yapmanın planını yaparak, ilk olarak işçilerin bir bölümünü atmayı hedefe koyuyorlar. Üstelik bunu, patron olmanın önemli bir özelliği olarak övüyorlar.
Elbette patron patronluğunu yapacak ve o, işçiyi düşünmeyecektir. Bunu hem bir işyerinde bir süre çalışan her işçi bilir, hem de sosyal mücadeleler tarihi öğretiyor. Bu yüzden de durup; patronların işçiye acımasını, krizin yükünü işçinin sırtına sarmaktan geri durmasını beklemek yerine sendikalar, sınıf örgütleri, işçilerin haklarını savunmanın merkezleri olarak harekete geçerler. Bir kriz durumunda da krizin yükünün işçinin sırtına yıkılmaması için sendikalar inisiyatif alarak, kriz koşullarında da işçilerin ayakta kalabileceği; örgütlülüklerinin, dayanışmalarının devam etmesini sağlayacak taleplerle patronların ve hükümetlerin karşısına çıkarlar. Ancak böyle bir birlik ve güç, patronları, krizin yükünü başka bir biçimde karşılayacakları önlemlere zorlayabilir. Şimdi metal işkolunda süren toplusözleşme görüşmeleri, bu bakımdan bir şanstır. Ama ilk belirtiler, patronların; “kriz var” gerekçesiyle işçileri “ücretsiz izine çıkarma”, “kriz olacak” bahanesiyle ücret ve öteki işçi haklarını baskılamaya başladıkları biçimindedir.
Ancak sendikalar halen; patronlarla tam ters yoldan yürüyerek, bir kriz durumunda alınacak önlemleri zapturapt altına almak için sözleşme masasını kullanabilirler. Ücretsiz izin yerine çalışma saatlerinin azaltılması, fazla mesailere son verilmesi, patronların kârlarından feragat etmesini sağlayacak bir dizi önlemlerle, sendika ve işçi denetimi gibi taleplerle patronların inisiyatifleri sınırlanabilir.
Burada en önemlisi de; bir kiriz durumunda işçilerin taleplerinin neler olması gerektiği, işçilerin birlik ve dayanışmalarının nasıl korunacağı, nasıl bir mücadele hattının izleneceği gibi konularda işçilerin uyarılması, eğitilmesi ve sendikal örgütlülüğün yenilenmesidir. Aksi halde patronların, krizi fırsat bilip işçilerin direncinin kırılması, aralarındaki birliği parçalamak ve sendikaları tasfiye etmek için krizin getireceği baskıları kullanacağından şüphe etmemek gerekir.
Anasayfa | Güncel | Ekonomi | İşçi-Sendika | Politika | Bölge | Dünya | Kültür | Toplum-Yaşam | Medya | Mizah | Mektup | Spor | Dosya | Köşe Yazıları
Evrensel Hayat | Genç Hayat