Giriş sayfası yap | Favorilere ekle
Anasayfa
Güncel
Ekonomi
Görüş
İşçi-Sendika
Politika
Bölge
Dünya
Kültür
Toplum-Yaşam
Medya
Kırkyama
Mizah
Mektup
Spor
Dosya
Köşe Yazıları
Evrensel Hayat
Genç Hayat
İletişim
Bağlantılar
Arşiv
Metin Göktepe
Evrensel Avrupa
Eylül 2010
Pts
Sa
Ça
Pe
Cu
Cts
Pa
03
04
05
06
07
08
09
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
04/09/2008
Vicdan sömürüsüne devam...
Sevim Kahraman
Halktan topladığı paraları şirketler için kullandığı ortaya çıkan Deniz Feneri, insanların vicdanlarını sömürmeye devam ediyor
Topladıkları milyonlarca Avro’yu milli görüş bağlantılı şirketler için kullanmakla suçlanan sanıkların mahkeme önünde yaptıkları itiraflar, halkın dini ve insani duygularının nasıl sömürüldüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Deniz Feneri adı altında dernek kurup yoksul ve muhtaç insanlara yardım götürüleceği vaadiyle milyonlarca Avro toplayanlar bu paraları milli görüş bağlantılı şirketler ve kurumlara aktardıklarını itiraf ettiler.
Yolsuzluk ve vurguna rağmen Deniz Feneri adlı derneğin Türkiye ve Avrupa’da hala halktan bağış toplayabilmesi ve bunun engellenmemesi soru işaretleri yaratıyor. Ramazanın gelmesiyle birlikte birçok televizyon kanalına ve gazeteye ilan vererek, sokaklara afiş ve pankartlar asarak din ve vicdan sömürüsü yapan Deniz Feneri ve benzeri kuruluşlar arsızca halkı soymaya devam ediyor. Halk, yaşananlara anlam veremezken, emekli maaşından kısıp her ay bağış yapan kadından, yardım bekleyen insanlara kadar herkes artık neye güveneceklerini bilmediklerini söylüyor.
Emekli maaşını yatırdı
Deniz Feneri’ne bağış yapan Keriman Kumantaş ile bankadan çıkarken karşılaşıyoruz. Elinde Deniz Feneri’ne yaptığı 150 YTL’lik makbuzunu gösterirken iddialar karşısında şaşkına dönüyor. Bir yıldan uzun bir süredir, her ay 700 YTL emekli maaşının 250 YTL’sini bağış olarak veren Kumantaş¸”Nereye verdiklerini bilmiyordum” diyerek üzüntüsünü makbuzu gösterirken yineliyor. “Hep mümkün olsa daha fazla versem diye düşünürdüm. Bunu duyunca kahroldum. Yoksullara gönderiyorlar diye verdim ben. Sonuçta televizyonda çok cazip geliyordu. Nereden bilebiliriz” diyen Kumantaş, buradan, ‘Kimse Yok mu?’ adlı yardım kuruluşuna para yatırmaya gidiyor.
‘Kimse Yok mu?’ yardım kuruluşuna ilişkin ‘O iyi midir?’ diye soran Kumantaş, artık neye güveneceğini bilmediğini söylüyor. Yine de, “Bir alışkanlık yine de gidip son defa da olsa vereceğim” diyen Kumantaş, “Artık yardımlarımı gidip elimle götürüp veririm. İyi niyeti suiistimalden başka bir şey değildir. Söyleyecek bir şey bulamıyorum çok üzgünüm” diye konuşuyor.
Fakirlerin gözünü boyuyorlar
Yıldırım Akkaya da, “Üç beş kişinin parasını alıp kendi keselerini genişletiyorlar. Vebali günahı onların boynuna. Derneklerin paraları artık nereye gönderiyorsa neden devlet fatura etmiyor” diyor.
“Kurban Bayramı’nda, mahallemizdeki çoğu insan kurbanlarını onlara vermişti. Ama çoğu kendine çalışıyor. Fakirlere de göstermelik bir şeyler yapıp göz boyuyorlar” diyen Ali Saygılı, her zaman Deniz Feneri’nin yardım toplayıp fakirlere dağıttığını düşünürmüş eskiden.
Mehmet Şeri Gül, “Millet perişan olmuştur. Deniz Feneri’nin aldığı paralar herhalde devlete gidiyordur bilmiyorum ki nereye gidiyor. Devlet, fakir fukaraya bakmıyor. Millet bu ramazan ayında marketlere yakalaşamazken. İnsanlar da yardım kuruluşlarına koşuyor. Devlet de izin veriyor” diye konuşuyor.
‘Hiçbir şeye güvenemez olduk’
“Valla aldığı yardımları, biraz kendi yandaşlarına, biraz da fakire veriyorlar. Deniz Feneri gibi yardım kuruluşlarının gerçekten dürüstçe yaptığına inanmıyorum “ diyen Ayşe Çakal halktan aldığı paraları şirketlere aktarmasının terbiyesizlik olduğunu söylüyor.
Deniz Feneri’nin halktan aldığı paraları yoksullara gönderdiğine inanmadığını söyleyen Süleyman Arslan, “Bir takipçisi olması lazım. İnsanların duygularını, paralarını istismar etmeleri kabul edilemez. Artık hiçbir şeye güvenemez olduk” diyor. Gökhan Demirbilek de, bu yardımların kesilikle yerine ulaşmadığını söyleyerek, “Zaten gündemde olduğu ve kendilerinin itiraf ettiği gibi. Kendi çıkarlarına uygun hareket ediyorlar. Halka yansımıyor bu. Halktan alınan paralar, kendi yandaşlarına gidiyor” diye konuşuyor. (İstanbul/EVRENSEL)

Mahkemede vurgun itirafı
Almanya’da geçtiğimiz yıl yapılan bir baskınla tutuklanan Deniz Feneri ve Kanal 7 İnt yöneticileri pazartesi ve salı günü görülen yolsuzluk davasında çarpıcı itiraflarda bulundular.
Duruşmada tutuklu olarak yargılanan Deniz Feneri E.V.’nin yöneticileri Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş, suçlamaları kabul etti.
Frankfurt Eyalet Yüksek Ceza Mahkemesinde görülen davada savcılık sanıkları, yardım amaçlı toplanan bağışları amaç dışı kullanmakla suçluyor. Frankfurt’ta görülen davada yolsuzluğa konu alan para miktarının yaklaşık 41.5 milyon Avro olduğu belirtiliyor.
Paralar ‘tutucu kesimlere’
Yargıcın, vurgunların hangi amaçlarla kullanıldığını sorması üzerine Deniz Feneri E.V. ve Kanal 7 Int yayıncısı Euro 7 Fernseh GmbH’nın muhasebe ve mali müdürü Firdevsi Ermiş, “Kimseyi vebal altında bırakmak istemem. Tutucu kesime denilebilir” diyerek cevaplandırdı. Ermiş, Deniz Feneri ve bağışlardan elde edilen gelirlerle kurulan şirketlerin muhasebesini tuttuğunu belirterek, “Bir resmi muhasebe, bir de gayri resmi muhasebe tutuluyordu” dedi. Ermiş, Weiss GmbH (Beyaz GmbH) şirketinin kara para aklamak içim paravan olarak kurulduğunu da sözlerine ekledi.
Akman hakkındaki iddialar
Almanya’nın en büyük bağış yolsuzluğu davası olarak kabul edilen Deniz Feneri davasına, RTÜK Başkanı Zahid Akman hakkındaki suçlamalar damgasını vurdu. Sanıklar arasında bulunan Ermiş, Akman’ın Deniz Feneri paralarını bizzat aldığını ve zaman zaman kuryelik yaptığını, bunun kayıtlarının da muhasebede bulunduğunu söyledi.
Zahid Akman, Mustafa Çelik, İsmail Karahan, Mehmet Gürhan ve Zekeriya Karahan, genelde Almanya’da kurulan Euro 7, Atlas, Weiss GmbH gibi şirketlerin ortakları olduğunu öne süren Ermiş, “Zahid Akman, bir süre önce bütün görevlerinden resmi olarak ayrıldı. Ancak gayri resmi olarak ortak olmaya devam ediyor. Euro 7 ve Atlas şirketleri için bu beş kişiye 32’şer bin Avro’luk ödeme yapılıyordu. Büyük miktarlarda bazı paralar da bizzat Zahid Akman’a elden teslim edildi” iddialarında bulundu.
Bağış paraları şirketlere
Mahkeme heyetinin, “Kayıtlarda 21 bin üzerinde kişinin bağışta bulunduğu belirlendi. Bu rakam doğru mu?” sorusunu da Ermiş, “Daha fazladır. Yardım amacıyla toplanan paraların yüzde 40 ile 60’ı kurulan şirketlerde kullanıldı” diyerek yanıtladı.
Ermiş, ayrıca, European Consulting şirketi kurulduğunu ve sonra bu şirketin ‘Yeni Şafak’ olduğunu anlatarak, “Yeni Şafak Gazetesi’nin Almanya’da çıkartılabilmesi için kurulan bir şirketti bu. Gazete basıldı ve dağıtıldı. 1 yıl kadar sonra kapatıldı” diye konuştu.
Diğer sanık Mehmet Taşkan ise, “Türkiye’ye sadece bir defa 200 bin Avro para götürdüm, Kanal 7 binası 3. katında doğrudan yöneticiye teslim ettim. Bunun dışında Azerbaycan’da bir yardım aksiyonunda görev aldım” dedi.
İBB’nin önemli ihalelerini alıyorlar
Yardıma muhtaç insanlar için yardım toplayan bir kuruluş olarak bilinen Deniz Feneri Derneği’nin Almanya’da adı geçen Weiss GmbH şirketi ile Beyaz Holdingin para transferleri dikkat çekiyor. İstanbul Eyüp merkezli Beyaz holding bünyesinde bulunan şirketler ve yönetim yapısı da oldukça ilginç. Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı Kanal 7’nin de patronu olan Zekeriya Karaman’ın yaptığı Beyaz Holding, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) de önemli projelerinin ihalelerini almasıyla biliniyor.
Polis ve mahkemeyle yakın işbirliği yaptığı için cezası tecil edilmesi beklenen muhasebeci Ermiş’in dışında diğer sanıklara nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı 3 ila 6 yıl arası ceza verilmesi bekleniyor. (AVRUPA HABER MERKEZİ)

Zahit Akman iddiaları yalanladı
Deniz Fener’i davasında adı geçen RTÜK Başkanı Zahit Akman düzenlediği basın toplantısında, “İtirafçı sanığın elinde delil olsa hakkımda soruşturma ya da dava açılırdı. Alman makamları hakkımdaki iddiaları ciddiye dahi almadı” iddiasında bulundu. Medyada yer alan haberlerle ilgili kameraların karşısına geçen Akman, bazı medya kuruluşlarına dava açacağını açıkladı. Akman’ın hakkında açılan bir soruşturma ya da dava olmadığını söyleyerek “İddialardan bazıları doğru olsa en azından hakkımda soruşturma açılması gerekirdi” dedi.
Anasayfa | Güncel | Ekonomi | İşçi-Sendika | Politika | Bölge | Dünya | Kültür | Toplum-Yaşam | Medya | Mizah | Mektup | Spor | Dosya | Köşe Yazıları
Evrensel Hayat | Genç Hayat