|
|

|
           

Yangın büyüyor önlem yok
Orman yangınlarına karşı ciddi tedbirlerin alınmadığı ülkemizde bu yaz mevsimi de yangınlı başladı. 1996'da büyük bir yangınla sarsılan Marmaris’in, yine bir yangınla karşı karşıya kalması, orman yangınları sorununu bir kez daha güncelleştirdi.

Karadeniz’de doğa felaketi
Tuna Nehri’nden her yıl Karadeniz’e 10 milyon 800 bin 400 ton kirletici maddenin taşındığı Karadeniz’in bir çevre felaketiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor.


Yangın büyüyor önlem yok
Barış Kaygısız
Yaz mevsiminin gelmesi ve özellikle ormanlık alanlarda sıcakların artmasıyla birlikte, orman yangınları güncel bir konu olmaya başladı. 1996 yılında büyük bir yangınla sarsılan Marmaris’in, geçtiğimiz günlerde yine bir yangınla karşı karşıya kalması, orman yangınları sorununu bir kez daha güncelleştirdi. Orman yangınlarıyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz Doçent Dr. Tuncay Neyişçi, kış mevsiminin yağışlı geçtiğini, yaz mevsiminin de buna bağlı olarak yangınlı geçebileceği uyarısında bulundu.
Akdeniz Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma-Uygulama Merkezi Müdürü Tuncay Neyişçi, “Uzun ve yağışlı bir kış mevsiminin ürünü yoğun ve uzun yabani otlar kuruyarak renklerini hızla sarı ya da kahverengine dönüştürmeye başladılar. Kuruyan otlar, hepimizi yürekten üzen orman yangınları bakımından duyarlı bir döneme girildiğinin ilk işaretleridir” dedi.
Yangını önlemenin, söndürmekten de öncelikli bir sorun olduğunu vurgulayan Neyişçi, yangının çıkış riskini artıran en önemli nedenler arasında yer alan kuru ot, yaprak ya da ince dalların, uygun tekniklerle risk alanlarından uzaklaştırılması gerektiğini kaydetti. Neyişçi, Orman Bakanlığı’nın yetki ve çalışma alanına girmesine karşın, bunun için önlem almaktan kaçınan bir politika izlediğini bildirdi. Neyişçi ayrıca, yangın olayların yüzde 98 oranında insandan kaynaklandığını ve buna yüzde 25’e yakın oranda ihmal ve dikkatsizliğin neden olduğunu bildirdi.
Bu noktada sivil toplum örgütlerine büyük görevler düştüğünü söyleyen Neyişçi, “Bakanlığın uçak ya da helikopter alınmaya zorlanması yerine, yangın riskinin yüksek olduğu yol boyları, piknik ve turistik alan gibi yerlerde halkı bilgilendirme, dikkatini çekme ve diri tutma gibi etkinliklere ağırlık verilmelidir. Fidan dikim mevsimlerinde birbirleriyle yarışan sivil toplum örgütlerinin hiçbiri, yangın mevsiminde bu tür etkinliklere girmemektedir” dedi.
‘Teknolojiye rağmen’
Uçak ve helikopter gibi yüksek teknolojilerin kullanımının altyapı eksikliğinden kaynaklı olarak, beklenenin aksine büyük yangınların etkisini artırdığını dile getiren Neyişçi, orta büyüklükte bir uçağa bir mevsim için yapılacak masrafla yangına duyarlı bölgelerde yangın öncesi tedbirlerin ve teknik donanımın alınabileceğini kaydetti. Neyişçi, “1996 Marmaris yangınında tümüyle yanmış alanın ortasında, için için yanmakta olan noktaların helikopterle 3 kilometre mesafeden su taşıyarak soğutulması yanında, yangın işçilerinin kullandığı aletlerin saplarının ergonomik kurallara uygun olmayışı bu çelişkiyi net biçimde ortaya koymaktadır” dedi.
Son 10 yılın istatistiklerini de değerlendiren Neyişçi, 1987-1996 yılları arasındaki dönemin ilk yarısındaki 100 hektardan büyük yangın alanları toplamının toplam yangın alanlarına oranının yüzde 27’den yüzde 44’e yükseldiğini vurguladı. Neyişçi ayrıca, yine uçak ve helikopter gibi teknolojilerin kullanılması sonrası son on yıl içindeki büyük orman yangınların sayı ve yangın başına düşen alan bakımlarından da çarpıcı artışlar gösterdiğini belirtti. Neyişçi, beşer yıllık aralıklarla düşünüldüğünde büyük yangın sayısının 5’ten 7’ye, 1000 hektardan büyük yangınların sayısının ise 2’den 5’e yükselmiş olmasının düşenmeye değer olduğunu söyledi.

Başa dön


Karadeniz’de doğa felaketi
Tuna Nehri’nden her yıl Karadeniz’e 10 milyon 800 bin 400 ton kirletici maddenin taşındığı Karadeniz’in bir çevre felaketiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Karaveniz’in ‘’ıslak yaşam hacminin’’ yüzde 95’inin deniz anası benzeri ‘jelatin’ yapılı bir yaratıkla kaplı olduğuna da dikkat çekiliyor.
Karadeniz Kültür ve Çevre Derneği Genel Başkanı Alaattin Bahçekapılı yaptığı açıklamada, Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Gürcistan ve Rusya’nın çevrelediği Karadeniz kıyılarında 160 milyon insan yaşadığını belirterek, “Karadeniz bugün denizi, karası ve havasıyla bir bütün olarak çevre kirliliği felaketiyle karşı karşıyadır’’ dedi.
Son 30-40 yılda kirlenmeye bağlı olarak canlıları barındıran üst tabakanın iyice inceldiğini ve 108 metrenin altına düştüğüne işaret eden Bahçekapılı, bunun Tuna Nehri’nden kaynaklandığını söyledi. Tuna Nehri’nin kıta Avrupası’nın neden olduğu kirliliğin üçte birini Karadeniz’e ulaştırdığını belirten Bahçekapılı, şöyle konuştu:
“Tuna Nehri, yüksek nüfuslu yerleşim birimlerinden ve yoğun sanayi bölgelerinden geçmekte ve her yıl Karadeniz’e 9 milyon 800 bin ton organik madde, 575 bin ton inorganik azot, 50 bin ton inorganik fosfor, 30 bin ton organik fosfor, 90 bin ton demir, 206 bin ton petrol kökenli kimyasallar, 48 bin ton deterjan, 92 bin ton çinko, 6 bin ton manganez, 4 bin 500 ton kurşun, bin 700 ton arsenik ve 80 ton civa getirmektedir.’’
Balık üretiminde azalma
Bahçekapılı, evsel, tarımsal ve endüstriyel atıkların denetimsiz ve arıtılmadan denize boşaltılması sonucu besin zincirini bozduğunu ve ışığın nüfuz ettiği derinliğın azalmasına yol açtığını anlattı.
Bahçekapılı, “Karadeniz’de balık türlerinin yüzde 40’ı tehlike altındadır. Bu nedenle, Karadeniz’de yaşayan yaklaşık 100 balık türünden 60’ı yeniden çoğaltılmalıdır” dedi.

Başa dön


|
|