www.evrensel.net  |  emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



2000’de GATS depremi
2000 yılında başlayacak olan yeni GATS müzakereleri, hizmetler sektörünün serbestleştirilerek, korumacılık tedbirlerinin kaldırılmasını öngörüyor.

Anlaşmada tahkim uygulaması da var
Türkiye’de esas olarak MAI çerçevesinde tanınan uluslararası tahkim, birçok yönüyle GATS anlaşmasında da bulunuyor.

Irak’a uygulanan ambargonun faturası
32 milyar dolara yükseldi

ABD’nin Irak’a yönelik harekâtının ardından Birleşmiş Milletler (BM) tarafından uygulanan ambargonun Türkiye’ye maliyeti 32 milyar dolar oldu.


2000’de GATS depremi
Bahadır Özgür
Türkiye’yi 2000 yılından itibaren GATS depremi bekliyor. Özellikle hizmetler alanındaki liberalizasyonu kapsayacak olan GATS müzakereleri, 2000 yılından itibaren başlayacak ve Türkiye 2005 yılından itibaren de hizmetler sektöründeki korumacılık tedbirlerinin hepsini kademe kademe kaldıracak. Hazine Müsteşarlığı şimdiden hazırlıklara başlamış durumda.
Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmaları (GATS)’nın yol açacağı tehlikenin anlaşılabilmesi için aslında GATS’ın en kapsamlı ve son müzakeresi olan 1986-1993 Uruguay tartışmalarının sonuçlarına bakmak yeterli. Nitekim bu tartışmalar, dünyada ortak bir tarım politikası standartı belirleme hedefi gütmüş ve sonuçta tarıma yapılan desteğin kademe kademe kaldırılmasını öngörmüştü. Tarımsal kredilerin faiz oranları artırılmış, kapsamı daraltılmış ve gübre, tohumluk gibi sübvansiyonlar kesilmiştir. Taban fiyatlar, “dünya fiyatları” baz alınarak belirlenmeye başlanmış, dolayısıyla yüzde 60-70’lerden aşağı bir enflasyon rakamının olmadığı Türkiye’de taban fiyatları belirlenirken en fazla yüzde 5-6 enflasyona sahip Avrupa ve ABD’deki fiyatların kıstas alınması, üretici için tam bir yıkım olmuştur. Diğer taraftan kota uygulaması birçok üründe kaldırılmış, gümrük tarifeleri indirilmiştir. Sonuçta tarımda yoğun bir dışa bağlılık süreci yaşanmış, devlet GATS’tan dolayı kendi üreticisinin ürünlerini almak yerine ithalat yoluna başvurmuştur.
Son GATS anlaşmasının tarımsal alanda yol açtığı bu yıkım göz önüne alındığında, hizmetler sektörünü kapsayan ve 2000 yılında başlayacak olan yeni GATS müzakerelerinin sonucunda alınacak olan kararların yaratacağı depremi görmek kahinlik olmayacaktır.
Yeni tartışmaların kapsamında hizmetler başlığı altında eğitim, sağlık, haberleşme gibi starejik konular ele alınacak. Bu alanlarda yoğun bir özelleştirmenin sürdüğü düşünüldüğünde, korumacılığın da kaldırılması, bu hizmetlerin kamusal niteliğine vurulmuş önemli bir darbe olacaktır.
GATS’ın caydırıcı yönü ise, belirli hizmet sektörlerinde bir kez taahhütte bulunan üye devlet taahhüdünü geri çekmek isterse, diğer üyelerin zararını tazmin etmekle yükümlü bulunuyor.
GATS nedir?
ABD 2. Dünya Savaşı sonrası adım adım şekillendirdiği “Yeni Ekonomik Düzen”in üç önemli ayağını daha savaş yıllarında şekillendirmeye başlamıştı. Bunlar IMF, Dünya Bankası ve Uluslararası Ticaret Örgütü (ITO)'ydü.
ITO’nun yetkileri, ticaret politikasından uluslararası mal anlaşmalarına, rekabeti kısıtlayıcı uygulamalardan istihdama ve ekonomik faaliyetlere kadar geniş bir alanı kapsıyordu. Bu plan İngiltere tarafından tepkiyle karşılandı. ABD savaş yıllarında baş müttefiki olan İngiltere ile arasında çıkan bu pürüzü gidermek için bir uluslararası komite kurdu. Komitenin kurulmasının ardından üye ülkeler arasında ikili tarife indirimi müzakereleri başladı. Bu görüşmeler sonucunda GATT anlaşması şekillendi.
GATT’ın ITO faaliyete geçene kadar yürürlükte kalması öngürülüyordu. Ancak 1948 yılında kabul edilen ITO Ana Sözleşmesi üye ülkelerin yasama organlarınca kabul edilmedi. ITO girişimi başarısızlıkla sonuçlanırken geçici bir anlaşma olarak yürürlüğe sokulan GATT’ı imzalayan ülke sayısı arttı ve böylece GATT uluslararası ticarette kalıcı bir belge haline geldi. Üstelik GATT tarihteki en kapsamlı tek çok taraflı ticaret anlaşması olma özelliğini taşıyor. GATT’ın etki gücü 1995 yılında Dünya Ticaret Örgütü (WTO)’nun kurulmasıyla güçlendi. GATT’ın içerik ve işleyişini belirleyen temel görüşmeler şunlar: 1947 Annecy, 1951 Torquay, 1956 Cenevre, 1960-61 Dillon, 1964-67 Kennedy, 1973-79 Tokyo ve 1986-93 Uruguay.

Başa dön


Anlaşmada tahkim uygulaması da var
Türkiye’de esas olarak MAI çerçevesinde tanınan uluslararası tahkim, birçok yönüyle GATS anlaşmasında da bulunuyor. Nitekim bütün çok taraflı anlaşmaların bünyesine “anlaşmazlıkların çözümü” için bir hakem kurulu konuluyor.
GATS içinde “milli muamele ilkesi” bulunuyor. Bu ilke taraf olan her ülkeye eşit davranmak anlamına geliyor. Örneğin Türkiye bir ülkeye tarife indirimi yaparken bir başka ülkeye aynı alanda aynı indirimi yapmak zorunda. Ya da bir ülkeye karşı gümrük tarifelerini yükseltemez. Anlaşmazlık çıktığı taktirde Dünya Ticaret Örgütü (WTO) bünyesinde bulunan Anlaşmazlıkların Hallini Kontrol Eden Kural ve Prosedürlere İlişkin Açıklama (DSU), uygulanıyor. Eğer hiçbir çözümde anlaşılamaz ise, şikâyetçi olan üye üç kalifiye hükümet ve hükümet dışı temsilciden oluşan bir panel düzenlenmesini talep edebiliyor. Sekreterya, üyeler tarafından önerilen bir panelist listesi hazırlıyor. Panelde uyuşmazlık konusu GATS anlaşmasının yükümlülükleri çerçevesinde ele alınıyor.
Panel raporlarının bağlayıcı olabilmesi için Anlaşmazlıkların Halline İlişkin Organ (DSB) tarafından benimsenmesi gerekiyor. Üyelere, GATS yükümlülükleriyle uyumsuz olan önlem ve düzenlemelerini değiştirmeleri öneriliyor. Eğer bir üye, bunu makul bir sürede yapamazsa, anlaşmazlığın halli sürecini başlatan taraf, telafi yoluyla tatmin edici bir ayarlamaya ulaşılması (örneğin başka bir alanda yeni bir taahhüdün önerilmesi) görüşüyle müzakere talep edebiliyor.

Başa dön


Irak’a uygulanan ambargonun faturası
32 milyar dolara yükseldi

ABD’nin Irak’a yönelik harekâtının ardından Birleşmiş Milletler (BM) tarafından uygulanan ambargonun Türkiye’ye maliyeti 32 milyar dolar oldu.
Güneydoğulu Sanayici ve İşadamları Derneği (GÜNSİAD) tarafından hazırlanan ve Körfez Savaşı’nın ardından Irak’a uygulanan ambargonun zararlarına değinilen raporda, ambargonun bugüne kadar Türkiye’ye 32 milyar dolara mal olduğu bildirildi.
Ambargodan en çok etkilenen bölgenin ise Güneydoğu Anadolu olduğuna işaret edilen raporda, ambargo ile Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı, sınır ticareti gelirleri, gümrük, nakliye ve ihracatın engellendiğine işaret edildi. Körfez Savaşı sonrası yaşanan göç olayları ve bunların getirdiği insani kayıpların zararın görünmeyen unsurları olduğu vurgulanan raporda, “Savaş sonrasında yaşanan psikoloji ile ülkelerin ‘Türkiye’ye gitmeyin’ sözleri sonucu gelmeyen turistlerden dolayı Türkiye’nin turizm geliri de yüzde 50 oranında düşmüştür” denildi.
Raporda, BM kararlarına uyan Türkiye’nin, uğradığı 32 milyar dolarlık zararını telafi edemediği gibi, mevcut pazarlarının çoğunu da Güney Asya ülkelerine kaptırdığına dikkat çekildi. Raporda, “Yeni ayağa kalkan ve canlanma yolunda olan bölge ekonomisi Körfez Savaşı’nın getirdiği ekonomik yıkıma daha fazla dayanamayacaktır. Hükümetin bu faktörleri göz önüne alarak soruna acil çözüm bulması gerekir” denildi.

Başa dön


Mevduata 2000 sorunu sigortası
Merkez Bankası, herhangi bir bankanın mali bünyesinin, bilgisayar sistemlerinde yaşanması olası 2000 yılı sorunundan etkilenmesi durumunda, bankalarda bulunan tasarruf mevduatının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından sigortalanmaya devam edeceğini ve mevduat sahiplerinin bu durumdan etkilenmeyeceğini açıkladı. Merkez Bankası, banka müşterilerinin, 2000 yılı sorununa karşı bankacılık işlemleriyle ilgili belgeleri saklamalarında yarar bulunduğunu bildirdi.
DPT’ye göre ekonomide canlanma var
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), mevcut göstergelerin, 1998 yılında başlayan ve 1999 yılının ilk çeyreğinde de devam eden talep ve üretimdeki düşüşün, nisan ayında yerini canlanmaya bıraktığına işaret ettiği değerlendirmesini yaptı. DPT tarafından, ekonomik gelişmeler hakkında yapılan aylık değerlendirmede, sanayi üretiminin yılın ilk çeyreğindeki yüzde 6.6 oranındaki düşüşün ardından nisan ayında yüzde 5.9 oranında artış gösterdiği ve böylece, ocak-nisan dönemi itibariyle sanayi üretimindeki düşüşün yüzde 3.3’e gerilediği, ayrıca nisan ayında, dayanıklı tüketim malları ve otomobil satışlarında da belirgin bir artış gözlendiği ifade edildi. Dayanıklı tüketim malları üretiminin nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4.3, satışlarının ise yüzde 28 oranında arttığı açıklandı.
Fiskobirlik teklif süresini uzattı
Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Fiskobirlik) 1998 ürününde iç ve dış piyasaya satacağı fındık için teklif alma süresini uzattı. Fiskobirlik Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, her ay kademeli fiyat artışı ile satılmasına karar verilen iç fındık için daha önce alımların ayın 10’una kadar vermeleri gereken teklifler için süre ay sonuna kadar azatıldı. Birliğin, alımlar sırasında doğabilecek yığılmayı önlemek ve üreticiyi planlamak için daha önce koyduğu sınırlamayı fazla talep gelmemesi üzerine kaldırdığı öğrenildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net