www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Kriter baskısı
AK Temsilcisi Kretschmer, “Sivil otoritenin askerin üzerinde olması, siyasi kriterlerin önemli bir koşulu” dedi

Koruma zaafiyeti gündemde
Hastaneden taburcu olarak evine dinlenmek için giden Başbakan Erdoğan’ın makam aracını, kendisini hastaneye getiren şoförünün kullandığı gözlendi.

Fransa: Dostane ilişkilere bağlıyız
Fransa Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jean-Baptiste Mattei, dün yaptığı açıklamada, “Türkiye ile, bizi bu ülkeyle birleştiren diyaloğa, dostane ilişkilere ve işbirliğine çok bağlıyız.


Kriter baskısı
Avrupa Komisyonu Temsilcisi Hans Jörg Kretschmer, sivil otoritenin askerin üzerinde olmasının, AB’ye tam üyelik için siyasi kriterlerin önemli bir koşulu olduğunu söyledi. Kretschmer, askerin konumu ile ilgili olarak kısa bir önce de bir uyarıda bulunmuş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın eleştirisi üzerine de,
AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, Kretschmer’in ifadelerini yumuşatmıştı.
BBC Türkçe Servisi’nin sorularını yanıtlayan Hans Jörg Kretschmer, Avrupa Birliği’nden gelen açıklamaların konunun ciddiyetini vurgulamaktan ibaret olduğunu, böyle görülmesi gerektiğini ifade etti. Kretschmer, “Siz sürekli Türkiye’de ordu-hükümet ilişkileri ve askerin siyasi yaşamdaki rolü üzerine de açıklamalar yapıyorsunuz. Her şeyin bir anda değişmesini beklemek ne kadar gerçekçi?” sorusunu yanıtlarken de şunları söyledi:
“Biz bunun bir gecede değişmesini beklemiyoruz. Bu, Türkiye’nin üyeliğine kadar tamamlanması gereken bir süreç. Demokrasinin bir gereği olarak sivil otoritenin askerin üzerinde olması ve Türkiye’nin bu süre içinde bunu sağlaması gerekiyor. Bu siyasi kriterlerin önemli bir koşulu, Türkiye’yi askerin diğer Avrupa ülkelerindeki gibi bir role sahip olduğu gerçek bir demokrasiye dönüştürmenin şartı.”
301’de iyi sinyaller var
Kretschmer, 301’inci madde ile ilgili bir soru üzerine de maddenin İlerleme Raporu’na kadar değiştirilmesinin biraz zor olduğunu belirterek “Ancak yıl sonundan önce 301’inci maddede değişiklik yapılması olasılığının olduğuna inanıyorum. Türk hükümetinden bu maddenin değiştirilmesi gerektiğine ilişkin cesaret verici sinyaller alıyoruz” dedi.
Kıbrıs ve limanlar
Türkiye’nin yıl sonundan önce limanlarını Rumlara açmaması halinde büyük bir krizin yaşanacağını sanmadığını belirtti. Buna karşın bu aşamada bir çıkmazdan söz etmek için çok erken olduğunu ifade eden temsilci, AB Konseyi’nin aralıktaki toplantısından önce Türkiye’nin limanlarını açmasını sağlayabilecek bir çözüm için aktif şekilde çaba harcandığını söyledi. Böyle bir çözümün tüm tarafların çıkarına olduğunu dile getiren Kretschmer, “Fakat, ummuyoruz ama o zamana kadar böyle bir çözüm bulunmasa bile çok büyük bir kriz olacağı gibi bir karamsarlık içinde değilim” dedi.
Rehn: Üyelik tarafların çıkarına
AB’nin genişlemeden sorumlu Komisyon üyesi Olli Rehn de, dün Almanya’nın başkenti Berlin’de yaptığı bir konuşmada, Türkiye’deki reform sürecinin geçen yıl içinde yavaşladığını hatırlattı ve şöyle devam etti: “Ancak geçen yıllarda sağlanan ilerlemeleri ve Türkiye’ye karşı olan sorumluluklarımızı unutmamamız gerekir. Müzakerelerin hedefi üyeliktir. Türkiye’nin AB’ye entegrasyonu tüm tarafların çıkarınadır. Türkiye’nin stratejik önemi Lübnan’a asker gönderme kararıyla bir kez daha gözler önüne serilmiştir.”
Müzakerelerde ilerleme sağlanmasının yapısal reformlara ve Türkiye’nin ek protokolü imzalamasına da bağlı olduğunu belirten Rehn, bunun da Türkiye’nin, ”Kıbrıs Cumhuriyeti” dahil olmak üzere limanlarını tüm AB üye ülkelerine açması anlamına geldiğini kaydetti.
Lillikas’tan veto uyarısı
Öte yandan, Viyana’da temaslarda bulunan Kıbrıs Rum kesimi Dışişleri Bakanı Yorgo Lillikas, Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik ile basın toplantısı düzenledi. Lillikas, AB Komisyonu’nun 8 Kasım’da yayımlayacağı Türkiye raporunun önemine işaret ederek, “Türkiye 8 Kasım’a kadar Ankara protokolünü uygulamazsa bizim veto hakkımızı kullanmamıza gerek kalmadan kendi kendisini veto etmiş olur” diye konuştu. Plassnik da, Ankara protokolü uygulanmazsa ilişkileri dondurma döneminin başlayacağı uyarısında da bulundu. Plassnik, KKTC’ye yönelik izolasyonun kaldırılmasıyla ilgili soruya ise yanıt vermedi.


Başa dön


Koruma zaafiyeti gündemde
Ankara gündemine bir bomba gibi düşen Başbakan Erdoğan’ın rahatsızlığı ve koruma zaafiyeti tartışmaları dün de sürdü.
Hastanede 9 saatlik tedavisinin ardından, doktorların “hastanede kalması” telkinlerine rağmen taburcu olan ve evinde dinlenmeye çekilen Başbakan Erdoğan’ın dünkü tüm programları iptal edildi. Geçmiş dönemde, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i sık sık “hastaneden Türkiye’yi yönetmekle” eleştiren Erdoğan’ın, doktorların “en azından geceyi hastanede geçirmesi” yönündeki telkinlerini kabul etmemesi dikkat çekti. Hastaneden ayrılırken ayakta güçlükle durduğu gözlenen Başbakan Erdoğan, gazetecilerin “Nasılsınız Sayın Başbakan, kendinizi nasıl hissediyorsunuz” şeklindeki ısrarlı sorularına ise el sallayarak, “yola devam” yanıtını verdi.
Güven Hastanesi Başhekim Yardımcısı Tevfik Ali Küçükbaş ise, geceyi hastanede geçirmesi önerilerine rağmen Başbakan’ın evinde dinlenmeyi tercih ettiğini söyledi. Başbakan evinde dinlenmeye çekilirken, Ankara’nın gündeminde ise Başbakan’ın makam şoförü ve korumalarının yaşattığı zaafiyet tartışmaları kaldı. Başbakan’ın Başdanışmanı Akif Beki, başbakanlık yetkilileri ve korumalarının, hastane görüntülerine el koyması ve çevrede şüphelendikleri kişilerin görüntülerini kontrol ederek silmesi ise Başbakan’ın nasıl korunduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Erbakan geleneğinden
Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD) Başkanı Nuri Sefa Erdem de “Balık baştan kokuyor” diyerek koruma zaafiyetine işaret etti. “Arabadan çıkıp kilitlenmeye neden olan şoför ile yakın korumalardan birinin Başbakan’ın yeğeni olduğu söyleniyor” diyen Erdem, dünyanın her yerinde devlet adamlarının, devletin yetiştirdiği uzman ekiplerce korunduğunu söyledi. Erdem, “Daha önce de Erbakan, tekvandocu Milli Gençlik Vakfı elemanlarından, devletin verdiği koruma polisi ile kendisi arasında bir duvar örmüştü. Sayın Başbakan da yeğenleri ile bu yöntemin farklı bir versiyonunu uyguluyor. Ortaya da bu tür koruma zaafiyeti çıkıyor” dedi.
Başbakan’ı arabadan çıkarma sırasında yaşanan olaylar ile ilgili ön çalışma yapıldığını bildiren Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki ise, gerekli görülürse konunun incelemeye dönüştürüleceğini söyledi. Beki ayrıca, Başbakanlık koruma biriminin eski başbakanları da koruyan görevlilerden oluştuğunu kaydetti.


Başa dön


Fransa: Dostane ilişkilere bağlıyız
Fransa Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jean-Baptiste Mattei, dün yaptığı açıklamada, “Türkiye ile, bizi bu ülkeyle birleştiren diyaloğa, dostane ilişkilere ve işbirliğine çok bağlıyız. Bu diyaloğu, ilişkileri ve işbirliğini geliştirmeye devam etmek istiyoruz” ifadesini kullandı. Fransa’nın önde gelen tarihçilerinden Pierre Nora ve Françoise Chandernagor, meclis genel kurulunun geçen hafta kabul ettiği sözde Ermeni soykırımını reddetmenin suç sayılmasını öngören yasa teklifine yönelik eleştirilerini yinelediler.
France-3 televizyon kanalında düzenlenen açık oturuma katılan iki tarihçi, “parlamentoların tarih konusunda yasa yapmaması gerektiği” yolundaki görüşlerini tekrarladılar ve teklifin gelecekteki sakıncalarına dikkati çektiler.
Genç Diaspora temsilcisi Armen Seropyan ise, Fransız Le Figaro gazetesinde yayımlanan makalesinde, ‘Türkiye’de Fransız markaların boykotu’nu değerlendirerek; “Boykot kötü niyetli ve yüzeyseldir” ifadesini kullandı.
ÜAK da kınadı
Öte yandan Türkiye’den Fransa’ya yönelik tepkiler dün de sürdü. Üniversiteler Arası Kurul (ÜAK), Fransa’yı kınadı. Dün YÖK binasında gerçekleştirilen ÜAK toplantısının ardından Fransa Ulusal Meclisi’nde kabul edilen, Ermeni soykırımını inkarı suç sayan yasayla ilgili yazılı bir açıklama yapıldı. Yasa teklifinin, üniversite öğretim elemanlarını ve öğrencileri temsil eden ÜAK’ı “derinden yaraladığı” belirtilen açıklamada, tarihin siyasal kararlarla ya da kanunlar yazılamayacağı vurgulandı.
Kararla, demokrasi ve özgürlükler gibi temel değerlerin “küçük siyasal çıkarlar” uğruna feda edilmesinin “ibret verici” olduğu ifade edilen açıklamada, kararın sadece uzun bir tarihsel geçmişi olan Türk-Fransız ilişkilerine zarar verilmekle kalmadığını, aynı zamanda, Türk-Ermeni ilişkilerinin gelişmesini de gölgelediği bildirildi.
Açıklamada, Fransa Ulusal Meclisi’nin kararının kabul edilemeyeceği vurgulanarak, “Kararı, Üniversitelerarası Kurul Üyeleri olarak reddediyor ve kınıyoruz” denildi.
Ağar’dan ‘açıklamalarım sürecek’ mesajı
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, “Benim mücadelem iktidar partisiyle, muhalefet rahat olsun” dedi. Alman Büyükelçi ile görüşmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ağar, “Mumcu ve Baykal’ın açıklamalarına gösterdiği tepkileri nasıl değerlendirdiği” sorulması üzerine “Halkın anladığını birileri anlamıyorsa o benim meselem değil” yanıtını verdi. “Bu açılımın devamı gelecek mi” sorusunu ise Ağar “Türkiye’de huzursuzluk yaratan tüm alanları ortadan kaldırmaya talip bir siyasetin sahibiyiz” şeklinde yanıtladı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net