www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Düşünce, ifade ve basın özgürlüğü
   yargılanıyor

İfade ve basın özgürlüğünü kısıtladığı için eleştirilerin hedefi olan TCK’nın 301. maddesi uyarınca gazetemiz aleyhine açılan 4 ayrı davanın duruşması bugün görülecek. Gazetemiz, Şemdinli olaylarının aydınlatılmasını isteyen halkın ve siyasetçilerin görüşleri ile eğitim emekçilerinin hak arayışını haberleştirdiği için yargılanacak. Gazetemiz aleyhine açılan 3 ayrı davanın görüleceği Şişli Adliyesi’ne bugün gazetemiz okurları ve aydınların katılımı bekleniyor.

Hizmetli kadrosuna kadar kadrolaştılar
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik hakkında, eğitimde kadrolaşma gerekçesiyle CHP tarafından verilen gensorunun TBMM’de görüşüldüğü sıralarda, İzmir’de de Eğitim-Sen’in ildeki kadrolaşmaya dikkat çeken basın toplantısı vardı.

Şemdinli bir savcı daha yedi
Şemdinli iddianamesini hazırlayan Van eski Savcısı Ferhat Sarıkaya’ya destek veren ve askeri eleştiren Savcı Gültekin Avcı, İzmir’den Kars’a atandı. “Eğer atama şartsa birinci bölgede bir yere olması gerekiyordu” diyen Savcı,“Şemdinli, bir kanser gibi tuttuğunu götürüyor” ifadelerini kullandı.

Şeref Aydın Avrupa’da anıldı
Şeref Aydın, İsviçre’nin La Chaux-de-Fonds kentinde düzenlenen etkinlikle anıldı. İsviçre’nin dört bir tarafından gelerek salonu dolduran yaklaşık üç yüz kişi, Şeref Aydın’ın hatırası ve mücadelesi önünde saygıyla eğildiler.


Düşünce, ifade ve basın özgürlüğü
   yargılanıyor
Cemal Dursun
İfade ve basın özgürlüğünü kısıtladığı için eleştirilerin hedefi olan TCK’nın 301. maddesi uyarınca gazetemiz aleyhine açılan 4 ayrı davanın duruşması bugün görülecek. Gazetemiz, Şemdinli olaylarının aydınlatılmasını isteyen halkın ve siyasetçilerin görüşleri ile eğitim emekçilerinin hak arayışını haberleştirdiği için yargılanacak. Gazetemiz aleyhine açılan 3 ayrı davanın görüleceği Şişli Adliyesi’ne bugün gazetemiz okurları ve aydınların katılımı bekleniyor.
301. madde, toplumun çeşitli kesimleri tarafından uzun bir dönemdir eleştirilerin hedefinde. Gazetemize açılan davaların sürpriz olmadığını ve beklendiğini belirten aydın ve yazarlar, maddenin bir an önce tümüyle kaldırılması gerektiğini dile getirdi.

Zihniyet değişikliğine ihtiyaç var
Gazeteci Abdurrahman Dilipak: Bu konuda sadece yasa değişikliği yeterli olmayacak, bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç var. Herkesin inandığı gibi yaşadığını ve düşündüğünü özgürce ifade edebildiği bir gelecek için herkesin bir şeyler yapabilmesi gerek. Fikir açıklamaları, şok edici, kışkırtıcı, abartılı olabilir. 301 bu şekli ile var olamaz. Bu yasanın hazırlık aşamasında eleştirileri ve uyarıları dikkate almayan iktidar şimdi zor durumda. TCK’daki benzer yasalar ve TMK’nın bu anlamda ciddi bir şekilde yeniden ele alınması gerekir.

Başarılı olamayacaklar
Gazeteci-Yazar Ece Temelkuran: 301. maddeyle ilgili basında bir ayrımcılık uygulanıyor. Bize düşünmemiz, hareket etmemiz, yaşamamız için bir ‘orta yol’ bırakılmaya çalışılıyor. Bu yasayla basın ve düşünce özgürlüğü engellenmek isteniyor. İktidar basının kendi istediği bu orta yoldan ilerlemesini istiyor ve bu yolu kabul etmeyenler ise iktidar tarafından baskı altında tutularak susturulmak isteniyor. Demokrasinin önünde engel olan bu yasa ile insan zekasını, düşüncesini ve yeteneklerini engellemek isteyenler başarılı olamayacaklar.

Gazeteler susturulmak isteniyor
Şanar Yurdatapan (Düşünce Suçuna Karşı Girişim): 301. madde tamamen kaldırılmalıdır. Bir bireyin başka bir bireye hakaret etmesi onu zedeleyebilir. Bu cezalandırılabilir ama küçücük bir birey koskoca devlete hakaret etse ne olur, etmese ne olur? Bir birey devlete alenen sövse bile bunun cezası olsa olsa insanlar tarafından ayıplanmak, artık ciddiye alınmamak olabilir. Kaldı ki bugünkü 301 (eski 159) hakareti filan değil resmen eleştiriyi cezalandırdı, cezalandırıyor. Ben de 1996 yılındaki Güçlükonak katliamının devlet güçleri tarafından yapıldığını ispatlayan bir raporu savcılığa verdiğim için 10 ay hapis cezasına çarptırıldım (Yargıtay’ca bozuldu). Ancak, o gün dediğimiz doğruydu bugün de tekrarlamaya hazırım.
Evrensel gazetesi için açılan 4 dava da bunun benzeri olmakla kalmıyor daha da ileri gidiyor. Devleti eleştirenler yetmiyormuş gibi bir basın toplantısını haber yaparak, görevini yerine getiren gazete ve haberciler de susturulmak isteniyor. Bunu başaramayacaklar.

Kara belayı kaldıralım
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink: Gazetenize 301. maddeden açılmış olan davalar bizim için sürpriz değildir elbette. 301. madde ile ilgili yaşanan sürecin en sıkıntılı yanı ise birçok yazara ve kuruma dava açılıyor, biz ve kamuoyu bu davaların çok az bir kısmından haberdar oluyoruz. 301. madde gerçek anlamıyla Türkiye demokrasisinin üzerinde kara bir bela gibi durmaktadır. Hepimizin görevi bu kara belanın demokrasinin üzerinden kaldırılması için çaba sarf etmektir.

Düşünce suç olmaktan çıkarılmalı
Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu: 301, düşünce özgürlüğüne yönelik bir madde. Maddede aşağılamayla eleştirme dengelenmiş fakat, eleştirinin cezalandırılması yönünde sonuçlanmış. Bu kısır döngünün aşılması gerekiyor, düşünce suçu olmaktan çıkarmak gerekiyor. Ya 301. madde tümden kaldırılmalı ya da hukuki anlamda yeniden düzenlenmelidir.

Eleştirinin önü kapatılıyor
Ragıp Zarakolu Uluslararası PEN Türkiye Temsilcisi, Yayıncılar Birliği): 301. madde eski Türk Ceza Kanunu’ndaki 159. maddenin daha da kötü bir hali. Oldum olası muhalif basın, eski 159. maddeden dolayı sürekli mahkemelere sürülüyordu. Çetin Altan’dan İlhan Selçuk’a onlarca yazar yüzlerce kez 159’dan yargılandı. Ceza, devlete ve devletin kurumlarına bir çeşit eleştiriden kaçma ve engelleme olanağı sağlıyor. Demokratik bir toplum eleştirisi olmadan kendini yenileyemez. 159. maddenin yenilenmesi de Türkiye’deki devletin ne kadar tabu olduğunu gösteriyor. 301. maddede bir de muğlak bir biçimde Türklüğe hakaret konuldu. Aşırı milliyetçi ideolojinin kendi yaklaşımını topluma dayatma niyetini gösteriyor. O kadar da belirsiz bir şekilde tanımlanmış ki, bu konuda ideolojik olarak milliyetçiliğe yakın olan yargı mensupları, tarihi dokümanları hakaret suçlamasıyla yüz yüze bırakarak tarihsel eleştirinin önünü kapatmak istiyorlar. 301. maddenin bütünüyle kaldırılması gerekiyor. Kurumların hakaret kavramıyla eleştiriden uzak tutulmaya çalışılması Türkiye’deki demokratikleşmenin önünde önemli bir engel oluşturmakta. Kaldı ki günümüz dünyasında hakaret düzeyindeki sert eleştiriler bile politikacıların taşımak zorunda olduğu bir yük olarak yorumlanmakta. Bu tür politikacılara ve devlet adamlarına açılan davalar da çağdaş dünyada pek rastlanmamakta.


Başa dön


Hizmetli kadrosuna kadar kadrolaştılar
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik hakkında, eğitimde kadrolaşma gerekçesiyle CHP tarafından verilen gensorunun TBMM’de görüşüldüğü sıralarda, İzmir’de de Eğitim-Sen’in ildeki kadrolaşmaya dikkat çeken basın toplantısı vardı. İldeki AKP kadrolaşmasının son hızla, kanun ve yasa tanımadan devam ettiğine dikkat çekilen basın toplantısında, bu kadrolaşmaların çoğunlukla geçici görevlendirme yolu ile gerçekleştirildiğinin altı çizildi.
Eğitim-Sen 1 No’lu Şube’de düzenlenen basın toplantısında konuşan Şube Özlük Hukuk sekreteri Mahir Artıktay, atamaların Devlet Memurları Kanunu’nun gereklerine göre yapılması gerekirken, hükümetin bu kurala uymadığını söylerdi. Bakanlığın üst düzey yönetici olarak atamak istediği kişileri, kanunen o görevlere atayamadığına dikkat çeken Artıktay, bu durumu aşmak için vekaleten atama yöntemine başvurulduğunu anlattı. Kamu görevinin asaleten yapılarak yürütülmesi olanaklı iken vekaleten atanmış kişiler eliyle yürütülmesinin istisna ve geçici olmaktan çıktığının altını çizen Artıktay, hükümetin bu uyulamaya kalıcılık kazandırdığını söyledi.
Savcılara çağrı
İzmir’deki kadrolaşma ile ilgili örnekler veren Artıktay, en başta İl Milli Eğitim Müdürü’nün Ankara’da bir okulda müdür iken geçici görevlendirme ile 4 yıldır İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü görevini yürüttüğünü söyledi. Birçok şube müdürünün geçici görevlendirmelerle bulundukları makama atandıklarını kaydeden Artıktay, bu görevlendirmelerden bazılarının norm kadro fazlası olmalarına da dikkat çekti. Artıktay, İl’de norm kadro fazlası olarak görevlendirilen şube müdürü sayısının 5, şube müdür yardımcısı sayısının 4 ve ilçelerde norm kadro fazlası görevlendirilen şube müdürü sayısının ise 18 olduğu bilgisini verdi.
AKP kadrolaşmasının hizmetli kadrosuna kadar indiğini vurgulayan Artıktay, özellikle yeni Anadolu Lisesi yapılan okullarda, büyük bir karışıklık yaşandığını söyledi. Konak ilçenin boş öğretmen kadrosunun binin üzerinde olduğunu ifade eden Artıktay, bu boşlukların büyük oranda sözleşmeli öğretmenlerle doldurulmak istendiğine dikkat çekti.
Artıktay, “Yasa ve yönetmeliklerin açıkça ihlal edildiği bu olumsuzluklara karşı, kamu yararı gözetilerek Cumhuriyet Savcılarını göreve çağırıyoruz” dedi.


Başa dön


Şemdinli bir savcı daha yedi
Şemdinli iddianamesini hazırlayan Van eski Savcısı Ferhat Sarıkaya’ya destek veren Savcı Gültekin Avcı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kararıyla Kars Ağır Ceza Mahkemesi üyeliğine atandı. Savcı Avcı, “Şemdinli, bir kanser gibi tuttuğunu götürüyor” diyerek istifa etmeyi düşündüğünü söyledi. Şemdinli iddianamesini kabul eden Van Cumhuriyet Başsavcısı Kemal Kaçan da, Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi üyeliğine atanmıştı.
Yazdığı “Karanlık İlişkiler” isimli kitabında Van eski Savcısı’nı destekleyen ve askeri eleştiren Bayındır Savcısı Gültekin Avcı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kararıyla Kars Ağır Ceza Mahkemesi üyeliğine atandı.
‘Atama kızak demektir’
İzmir’in Bayındır ilçesine geçen yıl atandığını kaydeden 15 yıllık savcı Gültekin Avcı, “Normalde iki üç sene daha burada kalmam gerekiyor. Eğer atama şartsa birinci bölgede bir yere olması gerekiyordu. Ağır ceza mahkemesi üyeliğine alınmak, bir savcı için kızaktır” şeklinde konuştu.
Atamayla 15 senelik bir cumhuriyet savcısının alınıp hakim yapıldığını vurgulayan Avcı, şunları söyledi: “Hakimlikle savcılık tamamen farklıdır. Kars’taki insanlara 15 senelik bir savcıyı hakim olarak gönderiyorsunuz. Bu hem oradaki insanları cezalandırmak hem de savcıdan istifade etmemek, tecrübelerinden yararlanamamaktır.”
Emekliliğine 10 yıl kalan Gültekin Avcı, bu atama karşısında beklemede olduğunu söyleyerek, istifa etmeyi ve AİHM’ye başvurmayı düşündüğünü belirtti.
Sarıkaya’ya destek vermişti
Kamuoyunda “Karanlık İlişkiler” kitabıyla konuşulan Avcı, bu eserinde Türkiye’nin demokratikleşmeye ne kadar ihtiyacı olduğundan ve militarist unsurların demokrasi üzerinde pozisyonunun bir gölge haline geldiğinden bahsettiğini söylüyor.
Kitabında özetle bir hukuk devletinde olması gerekenleri dillendirdiğini ifade eden Savcı Gültekin Avcı, Şemdinli iddianamesini hazırlayan Van eski Savcısı Ferhat Sarıkaya’ya destek olmuştu.
‘Şemdinli bir kanser gibi’
Şemdinli olaylarının bir kanser gibi tuttuğunu götürdüğünü kaydeden Avcı, “Önce iddianameyi yazan savcıyı görevden aldılar. Daha sonra benimle Van Başsavcısı’nı kızak görev olan ağır ceza mahkemesi üyeliğine atadılar. Neticede Türkiye’de yargının üzerinde birtakım güçler olduğu da kendini gösterdi” açıklamalarını yaptı.


Başa dön


Şeref Aydın Avrupa’da anıldı
Şeref Aydın, İsviçre’nin La Chaux-de-Fonds kentinde düzenlenen etkinlikle anıldı. İsviçre’nin dört bir tarafından gelerek salonu dolduran yaklaşık üç yüz kişi, Şeref Aydın’ın hatırası ve mücadelesi önünde saygıyla eğildiler. Salonun duvarlarına asılan pano ve duvar gazeteleriyle, basında yer alan haberler ve anma yazılarının sergilendiği etkinliğin açılış konuşmasıyla birlikte yapılan saygı duruşunun ardından, dia gösterisi eşliğinde, Şeref Aydın’ın yaşamı ve mücadelesini anlatan bir konuşma yapıldı. İşçi sınıfı davasına yürekten bağlı, mütevazı ve kararlı bir devrimci olan Şeref Aydın’ın, yeni yetişen devrimci kuşaklara çok önemli bir miras bıraktığı vurgulanarak, bu mirasın daha da yüceltilmesi için sürdürülen mücadeleden asla taviz verilmeyeceği dile getirildi. Konuşmanın ardından dünya devrim ve mücadele marşları eşliğinde şiirler okundu. 1944 yılına kadar İsviçre Komünist Partisi olarak faaliyet sürdüren ve sonrada İsviçre İşçi Partisi adını alan PdA adına, La-Chaux-de- Fonds Belediye eski Başkanı, Neuchatel Kanton Milletvekili Claudine Ställi bir mesaj okudu. Okunan mesajda; ‘Yoldaşlar, Şeref Aydın içinizden biriydi onu kaybettiniz. Partimiz adına, o bizden de biriydi demek için bugün buraya geldik. Okuduklarımız bazen farklı olsa da umutlarımız ve amacımız, politik ve ideolojik uğraşlarımız aynı. Ne yazık ki biz İsviçreli komünistler, Şeref Aydın hakkında fazla bilgiye sahip değildik. Bu birlikte mücadele edemeyeceğimiz anlamı taşımıyor. Yoldaşlar, birlikte sürdüreceğimiz sömürüsüz bir toplum yaratma mücadelesinde Şeref Aydın’ı daha da yücelteceğiz ve anısını mücadelemizde yaşatacağız.’denildi. La-Chaux - de- Fonds’da bulunan Sessizliğin Yankısı isimli gençlik derneğinin üyeleri de Şeref Aydın’ın yürüttüğü mücadeleden çok şey öğreneceklerini ve bu mücadeleye sahip çıkacaklarını dile getiren kısa bir konuşma yaptılar. Son olarak ise İstanbul’da işçilerin sahip çıkıp, Şeref Aydın’ı omuzlarında taşıyarak toprağa verdileri törende çekilen görüntüler Enternasyonal Marşı eşliğinde izlendi.
Londra’da anma
Otapan’ın temizlik maliyeti 2 milyon Avro
Hollanda’nın Türkiye’ye sattığı, ancak yapısındaki asbest miktarını yanlış bildirdiği için geri gönderilen eski yük gemisi Otapan’ın asbestten arındırma maliyetinin 2 milyon Avro dolayında olacağı bildirildi. Çevre Bakanı Pieter van Geel tarafından parlamentoya verilen bilgide, geminin bu hafta sonuna doğru Hollanda’ya ulaşacağı ve temizlik işlemlerinin 5 ay sürmesinin beklendiği ifade edildi. Geminin temizlik işlemlerinin hangi tersanede yaptırılacağının ise karara bağlanmadığı, bu konuda görüşmelerin sürdüğü belirtildi. Hollanda hükümeti, geminin asbestten temizlenmesi masraflarını karşılayacak. Çevre Bakanı, daha önceki açıklamasında, masrafların Türkiye’de geminin satıldığı şirketten talep edilmesinin planlandığını bildirirken, bu kez masrafların geminin Türkiye’ye satılmadan önceki sahibi olan Meksika şirketinden isteneceğini belirtti.
Seçim kabininde kamera arandı
Muğla Üniversitesinde yapılan rektörlük seçimlerinde adaylardan birisinin isteği üzerine oy kabinlerinde “Gizli kamera” olup olmadığına bakıldı. Oylama işlemi öncesinde rektör adaylarından Prof. Dr. Ahmet Duman’ın oy kullanılacak olan oy kabinlerinde “Gizli kamera” olup olmadığının tespit edilmesini istemesi üzerine divan başkanı Prof. Dr. Doğan Özlem ve öneride bulunan Prof. Dr. Ahmet Duman oy kullanılacak olan kabinlerde “Gizli kamera” olup olmadığına baktılar. Kabinlerde yapılan inceleme sonrasında Muğla Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şener Oktik ve diğer 4 aday öncelikli olarak oylarını kullandılar. Muğla Üniversitesinde görev yapan 297 öğretim üyesi seçimlerde oy kullanacak. YÖK’ün belirlediği 3 aday arasından birisi Cumhurbaşkanı tarafından rektör olarak atanacak.
Mültecilerin zorlu bekleyişi
Türkiye’den Yunanistan’a geçiş yaparken yolculuk yaptıkları minibüsün 25 Ağustos 2006 tarihinde Erzincan’da trafik kazası yapması sonucu jandarma ekiplerince yakalanan, 36’sı Pakistan, 5’i Bangladeş uyruklu toplam 41 mülteci, 45 gündür Erzincan’da sınır dışı edilmeyi bekliyor. Erzincan Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü misafirhanesinde tutulan mülteciler, önceki gün Çevik Kuvvet Müdürlüğü’nün futbol sahasına götürüldüler. Uzun bir aradan sonra ilk kez açık havaya çıkma imkanı bulan mülteciler, futbol oynayarak stres attılar. Emniyet müdürlüğü yetkilileri, mültecilerin Erzincan’daki bu kadar uzun bekleyişinin sınırda yaşanan yoğunluktan kaynaklandığını öne sürdüler. Yetkililer, daha önce yakalanan grupların 1 hafta içerisinde sınır dışı edildiğini, ancak bu yıl Türkiye’ye kaçak yolla giren mülteci sayısında yaşanan artış nedeniyle işlemlerin ağır aksak ilerlediğini kaydettiler. Mültecilerin, 12 Ekim’de sınır dışı edileceği bildirildi.
AÜ rektörü hakkında soruşturma
YÖK, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Aras hakkında, “2 öğretim üyesiyle ilgili yargı kararlarını zamanında uygulamadığı” gerekçesiyle “rektörlük görevinden ayırma” cezasıyla cezalandırılması istemiyle soruşturma yürütüyor. Alınan bilgiye göre, YÖK Denetleme Kurulu, biri Tıp Fakültesi öğretim üyesi diğeri de Eczacılık Fakültesi öğretim üyesi hakkında verilen yargı kararlarını “süresinde uygulamadığı” gerekçesiyle, Prof. Dr. Aras hakkında disiplin soruşturması başlattı. Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin “yönetim görevinden ayırma” ile ilgili hükümleri içeren 7. maddesinin (b) ve (g) fıkraları uyarınca açılan soruşturma kapsamında, Prof. Dr. Aras’ın “rektörlük görevinden ayrılması” teklif ediliyor. Rektör Prof. Dr. Aras, soruşturma dosyası ile ilgili geçen hafta YÖK’e savunmasını verdi. Konuya ilişkin sorularını yanıtlayan Rektör Aras, yönetim görevinden alma teklifine “yargı kararlarına uymamasının” neden gösterildiğini belirterek, “Bu kararlardan biri göreve başlamayla diğeri de doçentliğe yükseltmeyle ilgili. Ancak biz bunların hepsini zamanında uyguladık. Bir eksiğimiz yok” iddiasında bulundu. Görevden alınması amacıyla yürütülen soruşturmanın, Ankara Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’ndaki ilaç yolsuzluğu iddiaları konusunda rektörlükçe başlatılan soruşturma ile bağlantısı olup olmadığının sorulması üzerine Prof. Dr. Aras, “Bütün bu gelişmeler bunlarla ilgili olabilir” diye konuştu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net