www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Washington’un çıkmazı
Kuzey Kore’nin nükleer denemesi, Bush yönetiminin dış politikasına yönelik eleştirileri tekrar gündeme getirdi. Washington Post gazetesi, 5 yıl önce ‘Şeytan Ekseni’ ilan edilen ülkelerin üçünde de ‘durumun kötüye gittiği’ kanısında!

BM’ye Koreli genel sekreter
Güney Kore Dışişleri Bakanı Ban Ki-Moon’un Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri olması kesinleşti. BM Güvenlik Konseyi üyeleri, Ban’ı genel sekreter adayları olarak saptadı. Ban, Washington yönetimi ile kurduğu yakın kişisel ilişkiler ile de dikkat çeken bir diplomat.

Gürcü göçmenler ortada kaldı!
Rusya ile Gürcistan arasında, Tiflis yönetiminin 4 Rus subayı “casusluk” suçlamasıyla gözaltına almasının ardından patlak veren kriz sürüyor.


Washington’un çıkmazı
Kuzey Kore’nin nükleer denemesi, Amerikan yönetiminin izlediği uluslararası politikanın da “masaya yatırılmasına” yol açtı. Etkili gazete Washington Post, Bush’un İran, Irak ve Kuzey Kore’yi “şeytan ekseni” olarak tanımlamasından beş yıl sonra, üç ülkede de işlerin ABD için iyi gitmediğini yazdı.
Gazetede dün yer alan analizde; Bush yönetiminin “eksen”in üç ülkesiyle de krizin eşiğinde olduğu belirtilerek, “Kuzey Kore ilk nükleer denemesini yaptı. İran, uranyum zenginleştirme programını durdurmayı reddediyor. Irak ise, ABD önderliğindeki işgalden 3.5 yıl sonra, iç savaşa doğru gidiyor” denildi.
İran’ın dikkati Kore’de
Glenn Kessler ve Peter Baker imzalı analizde, “üç sorunun da birbirini beslediği” dile getirildi. Irak’taki durumun ABD’nin diplomatik saygınlığını zedelediğini ve askeri seçeneklerini azalttığını kaydeden yazarlar, “Haydut ülkeler, cezalandırılmayacaklarını düşünerek, giderek daha özgüvenli davranıyor. İran ayrıca, Kuzey Kore’ye yönelik tepkileri dikkatle izleyecek ve kendi nükleer programında ne kadar ilerleyebileceğini anlayacak” dediler.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Robert Einhorn da, “BM, Kuzey Kore’ye karşı sert tepki göstermezse, İran yolunun açık olduğunu düşünecek” dedi. Brookings Enstitüsü’nden Michael O’Hanlon, “Kuzey Kore de, Pakistan’a neler olacağını izlemişti ve dünyanın, Pakistan’ı sert cezalandırmadığına karar vermişti” diye konuştu.
Washington Post yazarları, ABD’nin İran veya Kuzey Kore ile ikili görüşmelerde bulunmayı reddettiğini hatırlatarak örtülü bir eleştiride bulundu.
Japonya ABD’ye sarılıyor
Bu arada, nükleer denemenin, Japonya’yı ordusunu güçlendirmeye, hatta ‘tabu’ olan nükleer silah edinme konusunu değerlendirmeye itebileceği belirtiliyor.
Gözlemcilere göre deneme, milliyetçi yeni başbakan Shinzo Abe’nin elini güçlendirecek. Abe; 1947 tarihli barışçı anayasayı değiştirmek ve Japon askerlerinin uluslararası askeri operasyonlara katılmasını sağlamak istiyor.
Başbakan Abe ayrıca, ‘ülkenin güvenliğini sağlamak için’ füze savunma sistemi dahil olmak üzere Washington ile işbirliğinin güçlendirileceğini açıkladı.
Kuzey Kore’nin 1998 yılında fırlattığı füze, Japonya hava sahası üzerinden geçmiş ve bu olayın ardından, ABD yapımı Patriot füze sistemleri ilk kez Japon topraklarına konuşlandırılmıştı.
Yaptırım önerileri
ABD, Kuzey Kore’ye karşı katı yaptırımlar içeren bir öneri hazırladı. Yaptırım önerileri arasında, askeri ve lüks tüketim malları ambargosu olduğu, ülkeye giren ve çıkan tüm kargoların incelenmesinin de listede olduğu belirtiliyor.
Konsey, önceki gün yaptığı olağanüstü toplantıda, Kuzey Kore’nin nükleer deneme yaptığı açıklamasını şiddetle kınadı.
ABD’ye gözdağı
Diğer yandan Kuzey Koreli bir yetkili, ABD’nin ülkesine karşı katı tutumunu sürmesi halinde, hedefini belirtmediği nükleer başlıklı füze fırlatma tehdidinde bulundu.
Güney Kore ajansı Yonhap’taki haberde, adının gizli tutulmasını isteyen bir Kuzey Koreli yetkilinin, “Nükleer başlıklı bir füze fırlatmamızdan önce durumun düzelmesini umuyoruz. Her şey ABD’nin tepkisine bağlı” dediği kaydedildi.

60 yılda 2 bin nükleer deneme
Kuzey Kore’nin dışında, dünyanın 7 nükleer gücü, ABD’nin New Mexico Çölü’nde 16 Temmuz 1945’te ilk atom bombasını patlatmasından bu yana 2 binden fazla nükleer denemede bulundu. Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’na (NPT) göre yalnızca ABD, Rusya, Fransa, İngiltere ve Çin nükleer güç olarak tanımlanabiliyor, çünkü onlar denemelerini, anlaşmanın imzalandığı 1 Ocak 1967’den önce gerçekleştirdi. Buna göre Pakistan ile Hindistan, “fiili nükleer güç sahibi” sayılıyor. İsrail ise, NPT’ye hiç katılmadı ve nükleer silah sahibi olduğunu reddediyor. Bugüne dek bir ülkeye (Ağustos 1945’te Japonya’daki Hiroşima ve Nagazaki’ye) atom bombası atan tek ülke olan ABD ise, 1032 nükleer denemeyle, 715 nükleer deneme yapan eski SSCB’nin önünde, “atom kulübünün” başında yer alıyor.
Fransa, 1960’a dek önce Cezayir’de sonra da Pasifik’te 210 deneme yaptı. Bir başka nükleer güç olan İngiltere, 45 denemede bulundu. Çin ise, ilki 16 Ekim 1964’te olmak üzere toplam 45 deneme yaptı. Hindistan ve Pakistan’ın da 6’şar denemesi bulunuyor.

Patlamanın şiddeti tartışılıyor
Kuzey Kore’nin nükleer denemesinin şiddeti, tartışma konusu oldu. Fransa Savunma Bakanı Michele Alliot-Marie, denemede meydana gelen patlamanın şiddetini yarım kiloton olarak açıkladı. ABD istihbaratı ise, patlamanın şiddetinin 1 kilotondan az olduğunu bildirdi. Güney Kore’nin verdiği rakam ise, 0.55 kiloton.
Ancak Ruslar, patlamanın şiddetini 5 ila 15 kiloton olarak ölçtüklerini bildirdi. Bu arada, Kuzey Kore’nin, denemeden iki saat kadar önce Rusya’yı da haberdar ettiği öğrenildi.
Bir kiloton şiddetindeki patlama, bin ton TNT’nin patlatılmasıyla oluşan şiddete denk düşüyor. ABD’nin Hiroşima’ya attığı atom bombasının şiddeti, 15 kilotondu.
Bu arada, belirlenen sarsıcı patlamanın nükleer deneme olduğu henüz doğrulanmadı. Fransa Atom Enerjisi Komisyonu’ndan Xavier Clement, bilim adamlarının Kuzey Kore’deki patlamanın nükleer olup olmadığını açıklamalarının günler alabileceğini söyledi.
Nükleer silahların yayılmasının önlenmesiyle ilgili düşünce kuruluşu PIR’dan Rus nükleer fizikçi Vladimir Orlov ise; ABD, Rusya, Çin, Japonya ve Çin’in, Kuzey Kore’nin bir denemesini izleyebilecek yeterli yakınlıkta ve yeterli teçhizata sahip ülkelerden olduğunu belirterek, sonuçları değerlendirmenin günler alacağını, şimdi yalnızca kaba bir tahminde bulunabileceklerini kaydetti.
New York Times gazetesine göre ise, denemenin şiddetinin az olması, “başarısızlık” veya “kısmi başarı” anlamına geliyor olabilir.

İsrail’in endişesi
İsrailli yetkililer, Kuzey Kore’nin İran’a nükleer teknoloji transfer ettiğinden endişe ediyor. İsrailli uzmanlar ise, nükleer denemenin, Batı’nın İran’a karşı daha sert tutum almasını sağlayacağını umuyor.
Adının gizli tutulmasını isteyen bir hükümet yetkilisi, Kuzey Kore’nin İran’a, Suriye’ye ve Irak’a nükleer teknoloji transferinin ciddi bir risk olduğunu öne sürdü. Aynı yetkili, Başbakan Ehud Olmert’in bu hafta içinde istihbarat yetkileriyle bu yeni unsurlar ışığında İran’ın İsrail’e yönelik “tehditlerini” ele alacağını da belirtti. Yetkili, “Kuzey Kore’nin nükleer deneme yaptığını ilan etmesi, aynı yolu izlemesini engellemek için İran’a ekonomik yaptırımları daha da gerekli kılıyor” dedi. İsrailli yetkili, İran’a ekonomik yaptırım uygulanmasının Kuzey Kore’den daha iyi bir sonuç vereceğini, çünkü Kuzey Kore’nin 50 yıldır dünyadan kopuk olduğunu, oysa İran’ın dünya petrol piyasasına bağımlı olduğunu söyledi.
İsrail’in ABD’deki Büyükelçisi Danny Ayalon da, “Kuzey Kore nükleer kapasitesini kanıtladı. İran ile işbirliği yapması ve İran’a nükleer programını geliştirmesi için yardım etmesi riski mevcut” diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Şimon Peres de İran ile Kuzey Kore’nin nükleer programları arasında paralellik kurdu ve “uluslararası toplumun ekonomik yaptırımlar yoluyla bu ülkeleri durdurması gerektiğini” söyledi. Peres, askeri radyoya yaptığı açıklamada, “Ekonomik olarak vurmak lazım. Ekonomik yaptırımları uygulamadaki tereddüt, askeri eylemlerin yolunu açıyor. Nükleer silahların yayılmasının tehlikesi, bu silahların teröristlerin eline geçiyor olması bir dünya sorunudur” dedi.

Independent: Türkiye’nin de kapasitesi var
İngiliz The Independent gazetesi, “Türkiye’nin, nükleer silah geliştirmek için gerekli materyali işleyecek kapasitede nükleer reaktöre sahip ülkeler arasında olduğunu” yazdı. Gazete, Kuzey Kore’nin nükleer deneme yaptığını açıklamasının ardından dünyanın nükleer haritasına yer verdi. Bu haritada Türkiye, nükleer silah geliştirmek için gereken materyali işleyecek kapasitede nükleer reaktöre sahip olduğuna inanılan ülkeler arasında yer alıyor.
“Küresel Silahlanma Yarışı” başlığıyla sunulan haritada, nükleer silah geliştirmek için gereken materyali işleyecek reaktöre sahip olduğuna inanılan ülkeler listesinde şu ülkelerin isimleri bulunuyor: Kanada, Meksika, Kolombiya, Peru, Brezilya, Şili, Arjantin, Norveç, İsveç, Finlandiya, Hollanda, Belçika, Almanya, Polonya, Ukrayna, İsviçre, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Romanya, İtalya, İspanya, Türkiye, Cezayir, Mısır, Kongo, Güney Afrika, Bangladeş, Güney Kore, Japonya, Vietnam, Endonezya, Avustralya.
Financial Times gazetesinde yer alan bir yorumda da “Türkiye ve Mısır’ın nükleer silahlanma seçeneğini açık tuttuğuna” dikkat çekilerek, “bunda İran’ın nükleer silah geliştirmesi yolundaki kaygıların rol oynadığı” belirtildi.


Başa dön


BM’ye Koreli genel sekreter
BM Güvenlik Konseyi, önceki akşam yaptığı toplantıda, Güney Kore Dışişleri Bakanı Ban Ki-Moon’u BM Genel Sekreteri adayı olarak belirledi. 62 yaşındaki diplomatın Konsey’in ortak adayı olduğuna dair açıklama, Konsey Başkanı Japonya’nın temsilcisi Kenzo Oshima tarafından yapıldı. Oshima, bu arada, Kuzey Kore’nin nükleer silah denemesini “uluslararası barış ve güvenliğe tehdit” olarak nitelendirmekten geri durmadı.
Ban, Konsey’de yapılan 4 gayrıresmi oylamada zafer kazanmış ve bunun üzerine, 6 rakibi yarıştan çekilmişti.
Ocak ayında
BM Tüzüğü’ne göre; 192 üyeli BM Genel Kurulu, Konsey’in tavsiyesi üzerine genel sekreteri seçiyor. Ban, bu oylamaya rakipsiz girecek ve önümüzdeki ocak ayında resmen genel sekreter olacak.
Ban’a koltuğunu devredecek olan Kofi Annan ise, 10 yıllık BM Genel Sekreterliği’nin ardından emekliye ayrılıyor.
ABD savunucusu mu olacak?
Gözlemciler, yeni genel sekreterin “ABD’nin güçlü bir savunucusu” olacağı kanısında. Ancak Ban, bu değerlendirmeyi reddederek, ABD ile iyi bir ilişki kurmanın zorunlu olduğunu, ama “spesifik konularda tarafsız bir arabulucu olacağını” belirtti.
İsrailli diplomatlar ise, Ban’ın “kendileri için iyi bir genel sekreter olacağını” belirttiler. Yediot Ahronoth gazetesinin haberine göre, Ban, “İsrail’in tutumunu iyi anlayan” bir diplomat. Gazeteye konuşan İsrail’in BM Büyükelçisi, “Günümüz dünyası teröristler ve terörle, özellikle de İran tehdidiyle mücadele edenler arasında bölünmüş durumda. Ban, İsrail’in doğru tarafta olduğunu anlıyor. İsrail ve Güney Kore iyi ilişkilere sahip. Güney Kore’nin ABD ile ilişkileri de iyi; Ban’ın ise Washington ile mükemmel kişisel ilişkileri var. Çok olumlu bir döneme giriyoruz” değerlendirmesini yaptı.


Başa dön


Gürcü göçmenler ortada kaldı!
Rusya ile Gürcistan arasında, Tiflis yönetiminin 4 Rus subayı “casusluk” suçlamasıyla gözaltına almasının ardından patlak veren kriz sürüyor.
Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili, Rusya’dan sınır dışı edilen kaçak Gürcülerin taşındığı kargo uçaklarının başkent Tiflis’teki havalimanına inmesine izin verilmemesi talimatı verdi. Saakaşvili, “Vatandaşlarımızın haklarının ihlal edilmemesi için mümkün olan her şeyi yapıyoruz. Bu insanlar normal uçaklarla taşınmalı” diyerek, havalimanının artık kargo uçaklarını kabul etmeyeceğini söyledi. Saakaşvili, AP televizyonuna yaptığı açıklamada da Gürcü vatandaşların haklarının ihlalini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımayı düşündüğünü söyledi.
Demokratlar Bush’u suçladı
ABD’de muhalefetteki Demokrat Parti, Kuzey Kore’nin nükleer denemesinden dolayı Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush’u suçladı. Demokrat Parti’nin 2004 seçimindeki başkanı adayı senatör John Kerry, Bush’un Kuzey Kore politikasını “şok edici bir başarısızlık” olarak nitelendirerek, “Biz, hiçbir kitle imha silahının bulunmadığı Irak’ta başımızı derde sokarken, Kuzey Kore’deki bir çılgın, en ileri kitle imha silahını denedi bile” dedi. Partinin Senato’daki azınlık grubu lideri Harry Reid, “Bush’un, Kuzey Kore’deki tehlikeli gelişmenin önüne geçmek için yıllarca zamanı oldu, ancak o bu sorunu hep küçük göstermeyi tercih etti” diye konuştu. Bush’un yaklaşık beş yıl önce İran, Irak ve Kuzey Kore’yi “şeytan ekseni” olarak tanımladığını hatırlatan Demokrat Partili eski senatör Sam Nunn da “Bu eksenin yanlış ucundan, en tehlikesiz ülkeden başladık. Şimdi bu yanlışın cezasını çekiyoruz” dedi. Bu arada, ABD’de 7 Kasım’da yapılacak olan Kongre seçimlerine bir aydan az süre kala Bush ve Cumhuriyetçi Parti, anketlerin tamamında baş aşağı gidiyor. USA Today gazetesiyle Gallup kuruluşunun ülke çapında yaptığı ankette muhalefetteki Demokrat Parti, Cumhuriyetçilerin tam 23 puan farkla önünde çıktı. CNN televizyonunun anketinde ise bu fark, 21 puan olarak göründü. ABC televizyonuyla Washington Post gazetesinin ortak anketine göre ise Demokratlar, Cumhuriyetçi rakiplerine göre 13 puan farkla ileride bulunuyor.
Bağdat’ta 60 ceset daha
Irak’ın başkenti vurularak öldürülmüş 60 kişinin daha cesedi bulundu. Polis, ölenlerin bazılarının cesedinde işkence izleri görüldüğünü, cesetlerin çoğunun kimliklerinin tespit edilemediğini söyledi. Cesetlerden 12’si Şiilerin çoğunlukta olduğu Sadr mahallesi yakınında bulundu. Amerikan ordusu ise, önceki gün Irak’ta bir Amerikan askerinin daha öldürüldüğünü açıkladı. El Anbar bölgesinde yaralanan 3 Amerikan askerinin de öldüğü kaydedildi. Böylece, ekim başından bu yana ölen ABD askeri sayısı 32’ye çıktı. Yine Bağdat’ta bir uluslararası futbol hakemi kaçırıldı. Hazım Hüseyin adlı hakem, önceki akşam Irak Futbol Federasyonu merkezinin bulunduğu Şaab stadyumundan çıkışında kaçırıldı. Kaçıranların 200 bin dolar fidye istedikleri öğrenildi. Önceki gün Bağdat’ın kalabalık bir pazaryerinde bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda 13 kişi öldü, 46 kişi yaralandı. Irak ile Ürdün arasındaki tek sınır noktası Treybil’de de bomba yüklü araçla bir intihar saldırısı düzenlendi. Saldırıda 6 Iraklı polis yaralandı.
Eski bakan zor durumda
2003 yılında Trabzon’da 62 İspanyol askerinin öldüğü uçak kazasından sonra, askerlerin kimliklerinin yanlış belirlenmesiyle ilgili İspanyol resmi makamlarının kendisine talepte bulunduğunu söyleyen, Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Keramettin Kurt, İspanya’da yeniden tartışma başlattı. Kazada ölen 62 İspanyol askerinin kimliklerinin yanlış belirlenmesiyle ilgili, bir gazetede yayımlanan demecinde, “İspanyol bir bakan yardımcısı ve bazı generallerin” kendisinden sorumluluğu kabul etmelerini istediğini açıklayan Kurt’un sözlerinden sonra, eski İspanya Savunma Bakanı ve şu anda milletvekili olan Federico Trillo’ya yönelik eleştiriler arttı. Hükümetteki Sosyalist İşçi Partisi’nin (PSOE) Meclis Savunma Komisyonu Sözcüsü Jesus Cuadrado, “Kazayla ilgili daha bilmediğimiz neler var bilmiyorum ama Trillo, her seferinde daha fazla savunulamaz hale geliyor” dedi. PSOE ayrıca, kaza sırasında hükümette olan, ancak şu anda ana muhalefetteki sağcı Halk Partisi’nin (PP), konuya açıklama getirmesini istedi. Kazada ölen 62 İspanyol askerinin ailesinin kurduğu derneğin başkanı Alfonso Agullo da, Trillo’nun ulusal mahkemede ifade vermesinin şart olduğunu belirtti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net