www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Başarı mı yeni olta mı?
IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarında Türkiye, Güney Kore, Çin ve Meksika’nın, IMF’deki, kota paylarını artıran reform paketi kabul edildi. Türkiye’nin IMF’deki oy gücünü artıran karar, tartışmaları beraberinde getirdi. Hükümete göre karar Türkiye’nin başarısı.

Fındık fiyatları dibe vurdu
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve FİSKOBİRLİK’in açıkladığı alım takvimi, fındık fiyatını iyice düşürdü. TMO’nun 4, Birlik’in 5 YTL’den alacağını açıkladığı Giresun kalite fındık 2,7 YTL’den işlem görüyor. Levant kalite fındık 2,3 YTL, sivri ve kara fındık ise ortalama 2 YTL’den...

‘GDO yaygınlaştırılıyor,
   Türkiye tohumu öldürülüyor’

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, tohum üretim ve dağıtımını çokuluslu şirketlerin tekeline bırakan ülkelerin, bağımsız bir tarım sektörü olamayacağını vurguladı.


Başarı mı yeni olta mı?
Singapur’da gerçekleştirilen IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarında Türkiye’nin IMF’de oy hakkı artırılmasına karar verildi. Türkiye’nin IMF’deki kotasının artırılması tartışmaları da beraberinde getirdi. IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarına katılan Devlet Bakanı Ali Babacan, yaptığı açıklamada Türkiye’nin IMF’deki kotasının artmasının ekonomik başarıların bir ödülü olduğunu savundu. Babacan, dalgalanma sırasında atılan adımlarla MB’nin kredibilitesinin teyit edildiğini iddia etti.
Ali Babacan’ın ödül diye tanımladığı gelişmeyi, Türkiye’nin başarısından çok, IMF’nin kendisini yeniden yapılandırma ihtiyacının bir sonucu olarak değerlendiren ekonomistlerin sayısı bir hayli fazla. Bu tezin savunucularının dayanakları şöyle: “IMF tarafından verilen krediler bir yılda yarı yarıya azalarak 30 milyar dolara geriledi. Bu neredeyse büyük bir Avrupa bankasının verdiği kredilerin onda biri. Bu nedenle Fon yeni bir varoluş nedeni arayışı içerisinde.”
Kendi geleceğini etkileyecek gelişmeler doğrultusunda, IMF 2006 sonbaharında önemli bir reform gerçekleştirmeyi hedefliyor. IMF Başkanı Rodrigo Rato’ya göre bu yeni görevin daha çok “uluslararası dengesizlikler üzerinde bir kontrol mekanizması oluşturmak” üzerine odaklaşması gerekiyor. Çin, Güney Kore, Meksika, Türkiye’nin IMF içindeki ağırlığını artırmak da bu reformun bir parçası.
Etkisiz oran
IMF bundan sonra Macaristan’ı bütçe açığından dolayı azarlamak yerine Çin’in bütçe fazlası ile uğraşmayı planlıyor. Çinlileri döviz rezervi yapmaya son vermeye ve iç tüketimini artırmaya ikna etmek için IMF kararlarının meşru görünmeye ihtiyacı var.
Ekonomilerin ağırlıkları doğrultusunda temsil edilmeleri, oy haklarının olması IMF’ye daha demokratik daha meşru bir görüntü sağlayacak. IMF Başkanı Rato, “Temsiliyet IMF’nin kararlarının güvenirliliği açısından önemli” diyor.
Daha “adaletli temsiliyet” iddiasıyla “gelişmekte olan ülkeler” diye tanımlanan Türkiye gibi ülkelerin oy gücü artırıldı. Fakat bu ülkeler karar mekanizması üzerinde hiçbir şekilde etkili olamayacak. Çünkü kotası artırılan ülkelerin oy potansiyeli yüzde 5’i geçmiyor ve en yüksek kotaya sahip ABD’nin kotası tek başına yüzde 17. Tüm bu gerçeklere rağmen gelişmeyi Babacan, “Kota artırılması Türkiye’nin ekonomisindeki gelişmenin dünyaca tescil edilmesi anlamına geliyor. Türkiye’nin oy gücü yüzde 23 artmış oldu” diye yorumladı.
Savaş zokası
Yapılan düzenlemenin tamamen savaş konjonktürü için üretilmiş, Türkiye’ye yönelik yeni bir “olta” olduğunu belirten tezler de var. Bu tezin sahipleri, “IMF’den en çok borç alan üye’’ ülke unvanını korumasına rağmen Türkiye’nin IMF kotası ve oy oranı artırılmasının, “başarı ve adalet” kavramlarıyla
açıklanamayacağını savunuyorlar.
Ekonomisi kırılgan bir ülkenin kotası yükseltilerek; hem karar mekanizmasında sahip olduğu oy oranının hem de IMF kaynaklarından yararlanma ölçüsünün değiştirilmesini Ortadoğu’daki gelişmelere bağlıyorlar: Ortadoğu’daki paylaşımın güç dengelerine göre yeniden incelenip enerjiden madene, eğitimden sigortacılığa tüm sektörlere ait anlaşmaların bu yeni düzene göre biçimleneceğini göstermektedir... Kısacası, IMF kotasının yükseltilmesi kararını IMF’nin karar mekanizmalarınca önemsenmek, hatta yaptırım gücüne sahip olmak şeklinde algılamamak gerekir. Özellikle de savaşın Lübnan’la sınırlı kalmayacağı kesinleşmişken!

2009 TOPLANTILARI TÜRKİYE’DE
Fonun 2009 yılındaki toplantılarının Türkiye’de yapılmasına da karar verildi. Dünya Bankası’nın gündemindeyse yolsuzlukla mücadele var. Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz, bu konudaki kararlılıklarını sergilemek amacıyla, bazı Asya ve Afrika ülkelerine yapılması planlanan 1 milyar dolarlık ödemeyi engellemişti.
Öte yandan Singapur’da basının sorularını yanıtlayan Bakan Babacan IMF ile yapılan çalışmaların temel eksenini maliye, bütçe ve para politikalarının oluşturacağını kaydederek , IMF ile yeni bir yapısal konunun gündeme gelmeyeceğini ifade etti.
Devlet Bakanı Babacan, ekim ayının ilk yarısında başlayacağı daha önce açıklanan ekonomik programın beşinci gözden geçirmesini, 23 Ekim’de başlayacak Ramazan Bayramı’na kadar bitirmeye çalışacaklarını söyledi.

Türkiye’nin IMF’de oy hakkı arttı
Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye, Güney Kore, Çin ve Meksika’nın kota paylarını artıran reform paketini Singapur’daki yıllık toplantılar sırasında nihai onay için oylamaya açtı. Türkiye’nin yüzde 0.46 olan kota payının yüzde 0.55’e çıkarılmasına Brezilya, Arjantin, Hindistan ve Mısır itiraz ediyordu.
184 üye ülkenin yazılı beyanı ile gerçekleştirilen oylamanın sonucuna göre, üyelerin yüzde 85’inden fazlası kararı kabul etti. Türkiye’nin yanı sıra Çin, Güney Kore ve Meksika’nın kota payı da artırıldı.

NİÇİN DÖRT ÜLKE
İktisatçı Türkel Minibaş yeni düzenlemenin Türkiye’yle birlikte Çin, Güney Kore ve Meksika olmak üzere 4 ülkeyi kapsamasının tesadüf olmadığına dikkat çekiyor: “Kaynak bakımından
zengin ve bakir, emek faktörünün ucuz, aktarım yolları üzerinde olan bu ülkeleri bir çemberle birbirine bağladığımızda her birinin küresel paylaşımın sınır kalelerini oluşturduğu görülmektedir. Açıkçası IMF, farklı gelişmişlik öykülerine sahip bu dört ülkeyi ‘’kota arttırımı’’yla ödüllendirmekte... Karşılığında risk ve sorumluluğun paylaşımına dayalı bir adalet istemektedir. Bunu anlamak için halihazırdaki kota miktarlarına bakmak yeterlidir. Yapılacak düzenlemeyle bu oranlar bir miktar artacak. Örneğin Türkiye’ninkinin 0,55’e, diğer ülkelerinkinin de benzer şekilde yükselmesi beklenmektedir. Ne var ki, yapılacak düzenleme ne kadar yüksek olursa olsun, yüzde 17’yle en yüksek kotaya sahip ABD’nin kotasını aşamayacaktır. Dolayısıyla, karar mekanizması üzerinde hiçbir şekilde etkili olamayacaklardır.”


Başa dön


Fındık fiyatları dibe vurdu
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve FİSKOBİRLİK’in açıkladığı alım takvimi, fındık fiyatını iyice düşürdü. TMO’nun 4, Birlik’in 5 YTL’den alacağını açıkladığı Giresun kalite fındık 2,7 YTL’den işlem görüyor. Levant kalite fındık 2,3 YTL, sivri ve kara fındık ise ortalama 2 YTL’den...
Fındıkta sıcak ay bilinen eylülde, serbest piyasadaki fındık fiyatlarının üreticinin endişesindeki haklılığı açıkça ortaya çıkardığını belirten Giresun Ziraat Odası Başkanı Özer Akbaşlı, “Önce TMO, ardından FİSKOBİRLİK fiyat açıkladı. Bunlar piyasaya olumlu yansımadı. Serbest piyasada fındık fiyatları sürekli düşüyor. TMO’nun alım fiyatı ve FİSKOBİRLİK’in açıkladığı alım takvimi fındık fiyatını uçuruma attı” dedi.
5 YTL açıklandı 2.5 YTL’ye satılıyor
Akbaşlı, üreticinin TMO’ya itibar etmediğini, FİSKOBİRLİK’e ise güven duymadığını ifade ederken, şunları söyledi: “Yaşanan gerçekleri serbest piyasadaki fındık fiyatları açıkça ortaya koymaktadır. Serbest piyasada Giresun kalite fındık 2,7 YTL, levant kalite fındık 2,3 YTL, sivri ve kara fındık ise ortalama 2 YTL’den işlem görmektedir. Bunun nedeni 2006 ürünü alımı için görevlendirilen TMO’nun uyguladığı düşük fiyat ve alım politikası ile FİSKOBİRLİK’in durumudur.”
Fındığın altın gibi olduğunu vurgulayan Akbaşlı, “Kantara girdiğinde değerini bulur. Ancak bu şekilde değil. Piyasadaki belirsizlik Avrupalı alıcı ve buradaki bağlantılarına yarıyor. Bunlar fındığı istediği fiyata alıyor. Maliyetin altında bir fiyata ürününü satmak zorunda kalan üreticiye yazık. Ayrıca bu durum fındıktan az gelir elde edecek ülke Hazinesi adına büyük üzüntü vericidir” diye konuştu.
Üretici ürününe sahip çıkmalı
Akbaşlı, üreticinin bilinçli olması ve ürününe sahip çıkması gerektiğini belirtirken, şunları söyledi: ‘’TMO, üreticiye alımlar için 10 günden başlayan, 30 güne kadar ulaşan alım tarihleri vermektedir. FİSKOBİRLİK ise henüz 2005 ürünü borcunu ödeyememiş, 2006 ürünü için olumlu bulmadığımız bir takvim açıklamıştır. Üreticiye ne TMO’nun ne de FİSKOBİRLİK’in bir faydası vardır. Fındık fiyatı yerlerde sürüklenmektedir.
Fındık fiyatındaki düşüşün nereye kadar varacağını kimsenin tahmin etmesi mümkün değildir. Üretici ürününe sahip çıkmalıdır. Üretici, ürününü maliyetin altında fiyattan satmamak için pazara getirmemeli ve bir süre daha sabır göstermelidir.’

Ankara yolları fındıkçıları bekliyor
Fındık sektöründe yaşananların, “Ankara yolları fındıkçıları bekliyor” dedirttiğini ifaden Fındık-Sen Başkanı Kutsi Yaşar yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “ Bu günden kayıt yaptırmaya gidenlerin kasım ayına gün aldıkları dikkate alındığında TMO’nun fındık alımlarına ne bütçe, ne teknik donanım ne de bilgi düzeyinde hazır olmadığı açıkça görülecektir. Diğer yandan Fiskobirlik fındığa 5 YTL veriyor ancak; vadeli alım yapabileceğini, ödemelerin 2007 yılında 3 taksit olarak yapılabileceğini açıklıyor. Bu şartları gören tüccar, işleyici ve ihracatçı grubu fındık fiyatlarını 2,50 YTL’sına çekiyor. AKP milletvekillerinin bu vurdumduymaz tutumları karşısında fındık üreticilerin bunaldığını gözlemliyor ve ziraat odalarına, muhtarlara ,ziraat mühendisleri odasına, kooperatif üyelerine, ilgili tüm kitle örgütlerine bir çağırıda bulunarak ortak eylemlerle üreticileri varsayan ortak bir aklın açığa çıkarılmasına vurgu yapıyoruz.


Başa dön


‘GDO yaygınlaştırılıyor,
   Türkiye tohumu öldürülüyor’
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, tohum üretim ve dağıtımını çokuluslu şirketlerin tekeline bırakan ülkelerin, bağımsız bir tarım sektörü olamayacağını vurguladı.
Günaydın dün yaptığı yazılı açıklamada, dün Meclis’te görüşülen “Tohumculuk Kanunu Tasarısı”na tepki gösterdi. AB Uyum Paketi içinde yer alan tasarının, tohum alanından kamuyu çekerek, sektörü tümüyle çokuluslu şirketlerin egemenliğine terk etmeyi amaçladığını belirterek, tasarı ile TAGEM ve TİGEM sistemlerinin demode ilan edildiğini, devletin bir yaşamsal alandan daha çekildiği bildirildi.
Mevduat faizi yüzde 30’dan döndü
Bankaların vadeli YTL mevduata uyguladığı faiz oranları mayıs-haziran aylarında yaşanan dalgalanma sonrasında çıktığı yüzde 30’dan geri döndü. Ancak iki ayda 8-9 puan artan faiz oranında son 2.5 aylık dönemde 2-3.5 puanlık düşüş yaşandı. Bankalar, serbestçe belirledikleri mevduat faiz oranlarını Merkez Bankası’na da bildiriyorlar. Merkez Bankası da söz konusu faiz oranlarının en düşük ve en yükseğini açıklıyor. Bankaların Merkez Bankası’na yaptığı bildirimlere göre mayıstan önce yüzde 20 olan bir ay vadeli mevduata sektörde uygulanan en yüksek faiz 29 Haziran’da yüzde 28’e, üç ve altı ay vadelinin faizi yüzde 29’a bir yıl vadelinin faizi ise yüzde 30’a yükseldi. Dalgalanma döneminde iki aylık sürede bir, üç ve altı ay vadeli mevduatın faiz oranları 8’er puan, bir yıl vadelinin faizi ise 9 puanlık bir artış kaydetti. Sektörde uygulanan en yüksek faiz oranı esas alınarak oluşturulan verilere göre mevduat faizi temmuz başından itibaren yavaş da olsa yönüne aşağı doğru çevirdi. 2 Temmuz tarihli bildirimlere göre sektörde uygulanan en yüksek faiz oranı tüm vadeler için önce yüzde 27’ye indirildi. En yüksek mevduat faizi 17 Eylül itibariyle verilen bildirimlere göre ise bir ve üç ay vadeli mevduatta yüzde 26’ya, altı ay vadelide yüzde 26.25’e, bir yıl vadelide ise yüzde 26.5’e düştü.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net