Günaydın, örneğin domateste 5 katı fazla fiyat ve “eski domaterlerin tadını bulamamanın”, tohumda dışa bağımlı olmanın sonucu olduğunu aktararak, bu yakınmaların, üretici ve tüketici dayanışmasına yönelik anlamlı bir sonuç üretmediğine değindi.
Tasarının, “Tazminat” başlıklı maddesinde, kusurlu tohumluk nedeniyle zarara uğrayana hak tanınmadığını, tazminat alma hakkının baştan sınırlandırıldığını belirten Günaydın, “yetki devri” başlıklı maddede ise, tohumluk üretimi, sertifikasyonu, ticareti ve piyasa denetminin, alt birlikler tarafından kurulacak Türkiye Tohumcular Birliği’ne devredileceğini, böylece üretim yapanın kendisini denetlemesi gibi akla ve kamu yararına aykırı bir hükümün yasalaştırılacağına vurgu yaptı.
Günaydın, Türkiye’de üretimi ve dağıtımı yasak olan GDO’lu tohumların, bu tasarı ile yasalaştırılmakta ve ülkenin GDO ile işgaline ortam hazırlandığının da altını çizerek, Anadolu coğrafyasının, gen bankası niteliğinde olduğunun, GDO işgali ile çiftçinin tohum ayırma hakkının da elinden alınacağını vurguladı.