www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



ONUR KONUĞU ŞAİR SENNUR SEZER
   Didim’de Sanat ve Edebiyat Günleri

Güven Pamukçu, onur konuğu olarak Sennur Sezer’i belirlemelerini şu sözlerle anlatıyor: “Sennur Sezer, şiirin geleceğini yapan şair kadındır. Toplumsal kirlenmeye, beyinsel sömürüye karşı işaret parmağını edebiyat ve sanattan aldığı güçle böyle ‘dur’ diyebilen kaç şair kadın var dünyada?”.

RESSAM SEMİH AKBAY:
   Yok olan değerleri resmediyorum

Semih Akbay, Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi’nden mezun olmuş bir ressam. Şimdi doğduğu kentte, Antakya’da yaşıyor ve eserlerinde bu kentin tarihini, kültürünü aktarmaya çalışıyor. Akbay ile resim sanatı, Antakya ve çalışmaları üzerine konuştuk.

Oyun Yazarları ve Çevirmenleri
   Derneği kuruldu

60’ın üzerinde oyun yazarı ve çevirmen biraraya gelerek, Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği’ni kurdu. Dernek, örgütlenme çalışmalarını tamamlayarak ekim ayında genel kurula gidecek.


ONUR KONUĞU ŞAİR SENNUR SEZER
   Didim’de Sanat ve Edebiyat Günleri
Ezgi Özer - Celal Şenol
Didim Belediyesi ile Akköy dergisinin düzenlediği 3. Uluslararası Sanat Edebiyat Günleri bugün başlıyor. Şair Sennur Sezer’in onur konuğu olduğu etkinliklere Adnan Özyalçıner, Hidayet Karakuş, Feyza Hepçilingirler, Necmiye Alpay, Amarjıt Chandan (İngiltere), Mai Ghoussoub (İngiltere), Ahmet Antmen, Güven Pamukçu gibi bir çok edebiyatçı, şair ve sanatçı katılacak. 23 Temmuz’a kadar sürecek etkinliklerde “Savaşa Karşı Barış Kültürü ve Edebiyat”, “Onur konuğu Sennur Sezer’e Saygı”, “Kirlenen Dil Direnen Edebiyat” başlıklı paneller ve “Şiir Akşamı” düzenlenecek.
Köy adresli bir dergi!
Tüm Didim halkını etkinliğe çağıran Didim Sanat ve Edebiyat Günleri Genel Koordinatörü Güven Pamukçu, gazetemize yaptığı açıklamada, “Akköy dergisi öncülüğünde genel koordinatörlüğünü üstlendiğim işlerden, esin alarak birçok izlence düzenleniyor bu kıyı kasabalarında. Artık düzenleme kurulunda sanatçılar da var. Bir köy adresli derginin, köyde yaşayan bir adamın sanata-edebiyata, çeki düzen vermesinin öyküsüdür bu” dedi. İzlencelere katılan sanatçıların toplumsal çalışmalar ve yaşamı donatmalarında üstlendikleri sorumluluklara bakıldığında geleceği kuran insanlar olduğunu ifade eden Pamukçu, onur konuğu olarak seçtiği isimlerinde toplumsal alanda da edebiyat alanında da öncü kişiler olduğunu belirtti.
Pamukçu, bu yıl ki etkinliklerin onur konuğu olarak şair Sennur Sezer’in seçilmesini ise şöyle anlattı: “2000 yılında Didim’e bağlı bir köy olan Akköy köyünde bir caddeye adının verilmesini neden istediysem, Didim izlencelerinin onur konuğu olmasını da ondan istedim. Sennur Sezer, şiirin geleceğini yapan şair kadındır. Toplumsal kirlenmeye, beyinsel sömürüye karşı işaret parmağını edebiyat ve sanattan aldığı güçle böyle ‘dur’ diyebilen kaç şair kadın var dünyada...?”.
Güven Pamukçu, gelecek kuşakların da Didim Belediye Başkanı Mümin Karaca’ya da sanatın edebiyatın yolunu açtığı için teşekkür edeceklerini de sözlerine ekledi.


Başa dön


RESSAM SEMİH AKBAY:
   Yok olan değerleri resmediyorum
Selçuk Kozan
Kendinizi biraz tanıtır mısınız, Semih Akbay kimdir?
1944 Antakya doğumluyum. 1968’de Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdim. 1973’te yüksek resim bölümü Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi’nden mezun oldum. 1974 yılında ilk kişisel sergimi açtım. Daha sonra 1980 yılına kadar lise öğretmenliği yaptım. 1981-86 arası Kuveyt’te Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nde hattatlık yaptım. Aynı zamanda Sağır ve Dilsizler Cemiyeti’nde sanat öğretmenlği yaptım. Yurda döndükten sonra tekrar öğretmenliğe devam ettim ve 2004´te emekli oldum.
Bize çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz?
Başlangıçta amatör olarak çiziyordum. Üniversite yıllarında profesyonel çalışmaya ağırlık verdim. Çevremde olup biteni resme aktarmaya başladım. Örneğin İstanbul’un çarpık kentleşmesi ve o dönem gecekondu yaşamlarını çizmeye başladım. Bugüne kadar birçok sergi açtım, bunların dördünü Kuveyt’te diğerlerini Antakya’da sergiledim.
Resimlerinizin nasıl bir öyküsü var yani daha çok ne anlatmaya çalışıyorsunuz?
Daha çok yok olan tarihi değerlerimizi ön plana çıkarmak, yerleşik düzenlerinin ne kadar çarpık olduğunu göstermekti. Bununla birlikte çevremde etkilendiğim bir takım şeyleri de çizmeye başladım. Örneğin Anadolu kadınının çilesini ve yaşadıkları sıkıntıları anlatmaya çalışıyorum.
Özellikle Antakya üzerinde yoğunlaşmışsınız. Bu şehrin tarihini resimlerinizle ifade etmişsiniz. Neden Antakya?
Ben Antakya’da doğdum ve halen burada yaşıyorum. Bu şehrin o kadar güzel tarafları var ki bunu kimse göremiyor. Onun dışında geçmiş tarihi ile ilgili hiç bir şey kalmamış ve her şey yok edilmiş. Örneğin Antakya’daki Mozaik Müzesi’nin dünyanın ikinci müzesi olduğu söyleniyor. Çok güzel mozaikleri var. Fakat yarısının Paris Louvre Müzesi’nde olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin birçok bölgesinde olduğu gibi Antakya’nın da çok önemli eserlerinin yok olduğunu ve korunmadığını görebilirsiniz. Örneğin 4 bin yıllık olan köprümüzü yıktılar ve yerini beton yığınıyla doldurdular. Sokaklarımızın hepsi eski taşlarla döşeliydi, şimdi hepsini kaldırıp beton yaptılar.
Resimlerinizde dünü ve bugünü bir arada görmek mümkün. Sadece bir şehrin tarihi bir dönemiyle birlikte emekçilerin ve Antakya’nın yaşam tarzlarını da görebiliyoruz. Burada vermek istediğiniz mesaj nedir?
Antakya’nın sokaklarını ve yaşam tarzlarını bir araya getirerek dünü ve bugünü birleştiren bir çalışmayla bir şehrin tarihinin nasıl yok olduğuna tanıklık etmeye çalışıyorum. Ülkemizin büyük tarihi eserlerin yok edilerek ya da Avrupalılar tarafından çalınarak yok edildiğini ve bu konuda hiç bir çabanın olmadığını görüyoruz. Amacım geçmişe bir gönderme yaparak kalan değerlere sahip çıkılması ve önem verilmesi konusunda duyarlı hale getirmek. Ayrıca bu şehirde yaşayan insanların emeğini bir biçimiyle yansıtmak. Örneğin 80 yaşında halen çalışan ve el sanatları ile ilgili güzel şeyler üreten insanı herkese tanıtmak. Buna benzer şeyleri dışımızdaki insanlarla paylaşmak.
Yağlıboya dışında yakma yöntemini de kullanarak resim yapıyorsunuz. Türkiye’de bu yöntem yaygın mı?
Yakma yöntemiyle resim yapan yok sayılır. Bu yöntemi ben çok kullanıyorum. Büyük titizlik ve emek isteyen bir yöntem. Hoşuma gidiyor. Uzun zamandır bu yöntemi kullanıyorum. Resimlerimin büyük bir bölümünü bu yöntemle yapılanlar oluşturuyor.
Sizce resime ilgi yeterli düzeyde mi?
Aslında istediğimiz boyutta değil. Sanata olan ilginin azaldığını görebiliyoruz. Medya bu konuda daha çok etkili. Bu kadar yozlaştırılmış bir toplumda sanata ilgi zaten beklenemez. Okullarda olması gereken bir takım sanatsal faaliyetler yok denecek kadar az. Gençlik özendirilmiyor. Yani kısacası değerlerimiz tanınmıyor ve her şey gittikçe yok olmakla karşı karşıya. Benim de çabam bir şeyler üreterek en azında bulunduğum bölge insanlarına resim vasıtasıyla bir şeyler vermek.
İlk defa yurtdışında, Almanya’da bir sergi açtınız ilgi nasıldı?
Ahlen Belediyesi’nin daveti üzerine geldim. Fakat bir takım problemler yaşandı ve bu şehirde sergiyi açamadım. Bielefeld’de bulunan Anadolu Kültür Merkezi’nin yardımıyla sergimi açtım. Çok fazla tanıtamadık. Buna rağmen fena değildi. Daha çok Almanlar sergiyi ziyaret ettiler. Bundan sonra da olanaklarım olursa yurtdışında sergi açmaya devam edeceğim.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Bugüne kadar hep çalıştığım için resime fazla vakit ayıramıyordum. Şu anda emekliyim ve yeterince zamanım var. Bundan sonra daha fazla yoğunlaşarak farklı şehirlerde ve yurtdışında çalışmalarımı sergilemek istiyorum.


Başa dön


Oyun Yazarları ve Çevirmenleri
   Derneği kuruldu
Caz Festivali’ni 37 bin kişi izledi İki hafta boyunca birçok yerli ve yabancı caz ustasını İstanbullularla buluşturan Uluslararası İstanbul Caz Festivali’ni yaklaşık 37 bin kişi izledi. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 13. Uluslararası İstanbul Caz Festivali sona erdi. İstanbul Caz Festivali, iki hafta boyunca 30’un üzerinde topluluk ile 200’ün üzerinde yerli ve yabancı müzisyeni şehrin 10 farklı mekânında ağırladı. Festival, bu yıl da cazın coşkusunu İstanbul sokaklarına ve Kemer Golf&Country Club’dan Büyükada’ya kadar taşıyarak İstanbul’u bir “caz kenti”ne dönüştürdü. Festivalin son gününde ise caz severler, “Caz Vapuru”nda renkli müziklerle eğlenceli bir gün yaşadılar. İstanbul Caz Festivali’ni bu sene biletli ve davetiyeli olarak yaklaşık 37.000 caz sever izledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net