www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Hoş geldin Axl Rose ya da
   Sükut altın değildir!

Axl Rose’un hayatı boyunca yaptığı işler içinde pek azı savunulabilir. Ama en ünlü tişörtlerinden birinde “Kill Your Idols” yazıyordu, yani ilahlarınızı öldürün. Müzik camiasından bu gençlik kuşağının payına düşen, isyankarlığın sözcülüğünü üstlenen adam, Axl Rose oldu.

Sonsuzluğa uğurladık
İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede vefat eden tiyatro sanatçısı Mehmet Akan (67) için Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Taksim Sahnesi’nde tören düzenlendi.

Bizden biri: TEKİN ARAL
Benim hazmedemediğim bir konu var: İnsanların öldükten sonra unutulması.. O kişiler sağken, çevreleri insanlarla dolu olurdu. Birkaçı dışında tümü unutuluyor.


Hoş geldin Axl Rose ya da
   Sükut altın değildir!
Çağdaş Günerbüyük
Yine konserlerle dolu bir yazın müzik olayları içinde en şaşırtıcılarından birine tanık oluyoruz: Guns N’Roses adıyla bir grup, bugün itibariyle İstanbul’da konser vermeye hazırlanıyor.
Aslında gelen, eski Guns N’Roses ekibinden çok, efsane solist Axl Rose ve arkadaşları olacak. Bu isim, gençliğinin bir dönemi ’80’lerin sonu, ’90’ların başına denk gelmiş, yabancı sözlü müziğe aşina herkes için bir şeyler ifade ediyor olmalı. Saçında bandanası, ayağında yırtık kot pantolonu ya da kilti (İskoç eteği) ve dünyanın en iyi rock vokallerinden biri olmayı hak eden güçlü sesiyle, grubun kısa hayatına damgasını vurmuş bir kişilik, Axl Rose.
Kimdir bu Axl Rose?
Bu piyangodan çıkan konser, aslında tam Axl Rose’a göre bir hareket oldu. Öğrenebildiğimiz kadarıyla, birkaç müzisyen genci toparlayıp eski grubunun adıyla albüm çıkarmaya hazırlanan Axl Rose ile meşhur Rolling Stones grubunun Almanya’da birlikte konser vermesi planlanıyordu. Ancak Rolling Stones’un Guns N’Roses’ı istememesi, organizatörleri birden bir B Planı’na zorladı.
Her konser aylar öncesinden planlanırken, Guns N’Roses’ın İstanbul’da konser vereceği haberi duyulduğunda, konsere sadece iki hafta vardı.
Beklenmedik hareketler yapmak gibi bir alışkanlığı olsa da, Axl Rose’a hak ettiği değeri vermek gerek. Etkisi bakımından, medyayı haftalarca sallayan Roger Waters, Sting ya da James Brown gibi isimlerle yarışabilir kendisi. Aslında 45 yaşına gelmiş bulunan bu şahsın, bizim kuşağın hafızasındaki, gelişimindeki, olgunlaşmasındaki yerini anlatmaya nereden başlamalı?
Guns N’Roses’da bir miktar felsefe varsa, “Don’t Damn Me” şarkısının anlattığı şey en anlamlısıdır: “Kafamdan geçenleri söyleyince, bana çatmayın... Çünkü sükut altın değildir, onu içimde tuttuğum sürece...” Böyle çevirmek mümkün. Özellikle genç dinleyicileri için işte bu şarkıda anlatılan kendisini ifade etme isteği, Guns N’Roses ve benzeri grupları var etti. Axl Rose, kabaydı, patavatsızdı, küfürbazdı, uyuşturucu bağımlısıydı, kimseyle iyi geçinemezdi, hatta ırkçının biri olduğu söylenirdi, ama milyonlarca kişinin gözünü kendisine dikmesini bu fikirle sağladı.
O da böyle bir simge
Axl Rose’un hayatı boyunca yaptığı işler içinde pek azı savunulabilir. Ama en ünlü tişörtlerinden birinde “Kill Your Idols” yazıyordu, yani ilahlarınızı öldürün. Müzik camiasından bu gençlik kuşağının payına düşen, isyankarlığın sözcülüğünü üstlenen adam, Axl Rose oldu.
Yoksa, Guns N’Roses’ın “Welcome to the Jungle” şarkısının büyükşehirde tutunamayan gençlerin öfkesini yansıttığını, “Mr. Brownstone”un uyuşturucunun zararlarını anlattığını, “Civil War”da savaşın eleştirildiğini vb. söylemek de mümkün. Ya da aşıkların “Don’t Cry”, “November Rain” gibi şarkılarla efkar dağıttığını. Ama bugün geriye bakınca Guns N’Roses efsanesini yaratan şeyin bunlar olmadığı ortada.
İlginç bir ayrıntı, belki gitarla en çok çalınan şarkılardan biri olan “Knockin’ on Heaven’s Door” Guns N’Roses ile üne kavuşmuş olsa da, basbayağı bir “cover”dır, yani başkasına ait bir şarkının yeniden yorumlanması. Guns N’Roses’ın efsane kadrosunun çıkardığı son albüm olan “Spaghetti Incident” (1993) ise tamamen “cover” şarkılardan oluşuyordu. Belki bugünkü “cover” salgınında Guns N’Roses’ın önemli payı olduğunu söylersek, yanılmış olmayız.
Nostalji yaşatacak
Türkiyeli dinleyici için, Guns N’Roses’ın meşhur 1993 konseri de unutulmazlar arasındadır. Çünkü, bugün her yaz onlarca konser, bolca festival gören ülkemizin henüz konser bakımından çok çorak olduğu bir döneme denk geliyordu. İlk büyük rock organizasyonuydu, İnöne Stadyumu’nu dolduran 38 bin kişi tarafından izlenmişti. Üstelik grubun orijinal kadrosunun dağılmadan önce verdiği son konserlerden biriydi.
Onunla karşılaştırıldığında bugünkü konserin bilet fiyatları oldukça yüksek olduğundan, belki dinleyicilerinin çok daha azına ulaşma imkanı bulacak. Basta Duff McKagan, gitarda Slash da yok elbette. Onlar yerine ekipte Axl Rose’un yerine Robin Finck (gitar), Dizzy Reed (klavye), Tommy Stinson (bas), Brain Mantia (bateri) ve Richard Fortus (ritm gitar) bulunuyor.
25 yaşındaki gençlere bile “nostalji” yaşatmak gibi tuhaf bir durum olsa da, Axl Rose’un konserde “Sükut altın değildir” demesi yeterince anlamlı.


Başa dön


Sonsuzluğa uğurladık
İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede vefat eden tiyatro sanatçısı Mehmet Akan (67) için Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Taksim Sahnesi’nde tören düzenlendi.
Törene, Akan’ın eşi Alev Akan ile Umur Bugay, Rutkay Aziz, Mehmet Esatoğlu, Şemsi İnkaya, Aykut Oray’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda tiyatro sanatçısı ve sevenlerinin yanı sıra Emek Partisi Genel Başkanı Levent Tüzel’de katıldı. Törene devlet erkanından kimsenin katılmaması dikkat çekti.
Mehmet Akan’ın naaşının sahneye konulmasının ardından ailesi ve sevenleri saygı geçişi yaptı. Törende sinema ve tiyatro oyuncusu Gülsen Tuncer tarafından Mehmet Akan’ın hayat hikayesi okundu. Törende konuşan Mehmet Akan’ın 50 yıllık arkadaşı sanatçı Arif Erkin, Akan ile hep birlikte olduklarını dile getirerek, “Sanki benim yarım gibiydi. Yaptığım her işe karıştı. Şimdi yarım gitti sanki. Nur içinde yatsın” dedi. Tiyatro sanatçısı Genco Erkal da, Dostlar Tiyatrosu’nu Akan ile birlikte kurduklarını ve 46 yıllık dostluklarının bulunduğunu belirterek, “Akan, dostluğun ötesinde hayran olduğum bir insandı. Hem yazar, hem uyarlamacı, koreograf, yönetmen ve oyuncuydu. Her alanda başarılara imza atmıştı” diye konuştu. Erkal, Mehmet Akan’ın “Bizimkiler” dizisinde canlandırdığı “Yönetici Sabri Bey” karakterini de anımsatarak, Akan’ın tiyatrocu kimliğinden çok televizyonda canlandırdığı karakterlerin daha iyi bilindiğini ifade etti.
“Benim kahramanımdı”
Akan’ın kızı Şirvan Akan da, “Babam benim kahramanımdı. O ne yaparsa onu yaptım. Tiyatrocu olmak istediğimi söyledim; ‘Emin misin? Aç kalacaksın, sürüneceksin. Bir daha düşün’ dedi. Ve sonra hep destek oldu. Benim ilk hocam oldu” dedi. Babası Mehmet Akan’ın “Bedrettin” adlı oyunda rol aldığını anlatan Şirvan Akan, bugün yine kendisiyle aynı sahnede olduğunu söyledi. Şirvan Akan, bundan sonra babasının inandığı değerler uğruna kendisinin de savaş vereceğini kaydetti.
Mehmet Akan’ın yeğeni ve Amatör Tiyatrolar Çevresi üyesi Enver Akan da, Akan’ın 27 Mart 2005 Dünya Tiyatrolar Günü için yazdığı Amatör Tiyatrolar Bildirisini okudu. Daha sonra, sanatçının omuzlara alınan naaşı alkışlar arasında cenaze aracına konularak, cenaze namazının kılınacağı Şişli Camiine götürüldü. Burada kılanan öğlen namazının ardından Akan, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.


Başa dön


Bizden biri: TEKİN ARAL
Bülent Habora
Benim hazmedemediğim bir konu var: İnsanların öldükten sonra unutulması.. O kişiler sağken, çevreleri insanlarla dolu olurdu. Birkaçı dışında tümü unutuluyor. Sürekli onlardan söz edilsin demiyorum ama zaman zaman da anımsanmalarını istiyorum.
Uğur Mumcu’yu, Metin Göktepe’yi, Kışlalı’yı ve birkaç kişiyi daha dışarıda bırakıyorum, ama ya kalanlar, kalan ölüler?!.. Bir Zihni Anadol, bir Ömer Nida ya da Kemal Bayram Çukurkavaklı, Burhan Arpad, İbrahim Yıldız, Behiç Duygulu ve diğerleri...
Yalnız yazın dünyasında değil, diğer alanlarda da böyle. Alın işte politikadan bir ad, Turgut Özal. Şortla asker teftişine varıncaya dek her yaptığı gündem olan adam, şimdi yok ortada. Nerede onu sevenler, tapıcıları?
Sinemanın dev adlarından Nubar Terziyan, Bilge Olgaç, Ayfer Feray, bugün anılmıyorlar bile.
Ressamlarınki daha içler acısı. Bir yıllıkta ölmüş olan iki ünlü ressamımız şöyle tanıtılıyordu: “NEDİM GÜNSÜR. I960 sonrası resim sanatının önemli isimlerindendi.” Bu kadar. Bir başka ressam: “SELİM TURAN. 13 Ekim I994’te öldü. Ressam.”
Gazetecilerden Abdi İpekçi, Çetin Emeç. Gazeteleri bile üzerinde durmuyor. Ya bizim Namık Tarancı ?!..
Tiyatromuzun dev adlarından Asuman Korad da unutulanlar arasında. Müzik alanında Sadi Hoşses’ler de, Secaaddin Tanyerli’ler de...
Karikatüristler arasında da bir Tekin Aral var. O da öldü, hem de yıllar oldu. Bir dönem ağabeyi Oğuz Aral’la birlikte damgasını vurmuştu..
O yıllarda, nüfusa oranla dünyanın en çok satan dergisi Gırgır’da birlikte çalışmaya başlamışlardı. Nüfus oranını saymazsak, dünyanın en çok satan mizah dergisinden, Sovyetler Birliği’nde yayımlanan Krokodil’den sonra geliyordu Gırgır.
İşte o günlerde Tekin Aral artistliğe soyundu. Bir sinema dergisinin açtığı yarışmada kazananlar arasındaydı. “Kazandım, ama aylar geçti, kimse kapımı çalmadı,” demişti. Daha girmeden kopmuştu, sinemadan.
Sonra, yine Cağaloğlu’ndan olan Yücel Hekimoğlu, “Kanun Der ki” adlı bir filme başlar. Aklına Tekin gelir. Hemen teklifini yapar. Ve I6 yaşında karikatüre başlayan ve yıllarını karikatüre ayıran Tekin Aral’ın sokaklarına Bâb-ı Âli’den sonra bir yenisi eklenir, Yeşilçam. Şöyle anlatıyordu Tekin Aral, o ilk günlerini: “Daha tam içine giremedim sinemanın. Onun için birçok olay bana zor geliyordu. ‘Kanun Der ki’yi çevirirken, kovayla başımdan aşağı su dökülmesi gerekiyordu. Bir kere prova için döktüler, su buz gibiydi. Havanın sıcak olmasına rağmen, dondum. Hemen arkasından da filmi çekmeye başladılar. Bir kere de o zaman buz gibi suyu döktüler. Sanki bu yetmiyormuş gibi, aynı işi bir de fotoğraf çekerken yaptılar. Üşüdüğümden midir, nedir bilmiyorum, ilk önceleri çok kızmıştım. Hele hastalanınca bu kızgınlığım daha da arttı. Ama şimdi çok alıştım...”
Tekin Aral’la son anımız, benim “Bodur Başkanın Anıları” adlı kitabımla ilgili olmuştu. Fırt Dergisi bir yarışma açmış ve kazananlara kitabımı vereceğini duyurmuştu. Benim için çok güzel bir olaydı. Çünkü yaşamım boyunca ilk (ve son) kez olarak, sanki günümüzün büyük marketlerinin otomobil ödülü gibi “Kazanana Büyük Ödül” olarak kitabım veriliyordu. Parasıyla değil, beyniyle aday olanlara verilen bu ödülde payımın olmasını unutabilir miyim? İşte Tekin Aral bana bu onuru vermişti...


Başa dön


Mahlemize âşık geldi Halk müziği ve kültürü alanında çalışmalar yapan Sayat Nova Korosu, Ruhi Su Dostlar Korosu ve Boğaziçi Gösteri Sanatlar Topluluğu (BGST) bünyesinde yürütülen Kardeş Türküler projesinde yer alan müzisyenler, 17 Temmuz 2006 Pazartesi akşamı ortak bir konser projesiyle Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda bir araya gelecekler. Âşık müziği ve geleneğini tarihsel süreci içinde günümüze kadar getirerek yorumlayacak olan bu üç topluluk, Anadolu, Mezopotamya ve İran ile Ermeni ve Kafkas Platosu’nu içine alan büyük bir coğrafyanın ezgilerini buluşturacak. 17 Temmuz akşamı, Şaman dönemi anlatıcı ozanlarından başlayarak Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Dadaloğlu, Köroğlu, Karacaoğlan, Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş, Ali Ekber Çiçek, Mahzuni Şerif, Âşık Veysel, Garabet Khaço, Nagaş Hovnatan, Kusan Aşot, Sayat Nova, Kusan Havasi, Nahabet Kuçak, Kusan Şeram, Civani, Kürt dengbejleri, kadın âşıklar ve daha birçok halk ozanının eser ve felsefelerinden örnekler verilerek birbirine komşu coğrafyalarda yaşayan, farklı din, kültür ve halkalara mensup ozanların farklı ve ortak temalarla ürettikleri yapıtlar seslendirilecek. Konser süresince üç topluluk da sahnede olacak. Birbirinden bağımsız olmaksızın, kronolojik ve tematik bir akış içerisinde oluşturulmuş repertuvar hep birlikte icra edilecek. Aynı zamanda, yeri geldikçe âşıkların hayat görüşleri ve yaşam öyküleri kısa metinler halinde bir anlatıcı tarafından izleyenlere sunulacak. Biletler biletix gişelerinde satılacaktır.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net