Sivas Katliamı’nın tanığı ve mağduru Serdar Doğan’ın katliam günü yaşananlardan yola çıkarak, zamanda geçişlerle, katliam sonrası Madımak’ın et lokantasına dönüştürülmesini ve katliamın günümüzdeki izlerini anlattığı oyun, sıradan bir ağıt olmaktan çıkarak, katliamın unutulmamasını, başka katliamların önlenmesini de amaçlıyor.
Katliamdan sağ çıkan bir insanın karanfillerle yitirilenleri anmaya gittiği otelde başlayan oyun, zamandaki geçişlerle katliam gününü izleyicilere yaşatıyor. Oyunda, otelin et lokantasına dönüşmesi, “yakılanların her gün yeniden yakılması” olarak yorumlanırken, katliamın asıl sorumlularının cezalandırılmamasının yükü daha da artırdığı dile getiriliyor. Oyunda, katliama seyirci kalan, ölenlerin çığlıklarına, feryatlarına bürokratik yanıtlar veren, dönemin iktidar ortağı SHP de isim verilmeden sorgulanıyor. Oyunun bir sahnesinde, otelde çepeçevre sarılmışlar, dışarıda kan isteyen güruh, içeride gençlerin, çocukların da aralarında bulunduğu aydınların, devletten, valisinden, iktidarından umudunu kesmişken, askerlerin gelişini görünce kurtulacaklarını düşünerek, “Rüyamda görsem askerin gelişine bu kadar sevinemezdim” sözleriyle ifade bulan kısa sevinçlerinin, askerlerin müdahale etmemesiyle nasıl gerçeğe döndüğü de çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriliyor.
13 yıl sonra yeniden Sivas
Yönetmenliğini Cengiz Sezgin’in yaptığı, Ankara Simurg oyuncularının sahnelediği ve 2 Temmuz’da sahne alan alan, bugün de AST’de izleyici karşısına çıkacak.
Oyunun yazarı Serdar Doğan, Sivas’ı yazmasının nedenini “Sivas bir toplu öldürümün adıdır ve Türkiye’nin 21’inci yüzyıla girerken bütün insanlığa yaşattığı ve halen yaşadığı utancıdır” diyor. Ozanlarıyla ünlü bir kentin, ozanlarını yakan bir kent olmasını düşündürücü bulan Doğan, ekliyor; “Gerçi aynı tarihsel hatayı 500 yıl önce Pir Sultan Abdal’ı asarken de yaşamıştı.”
Madımak katliamını yaşamış, kardeşini ve dostlarını kaybetmiş biri olarak yazdığı oyunun olay örgüsünün, “otelin içinde gelişen süreç, 8 saatlik ölüm bekleyişi, saldırılar, barikatın kurulması ve katliamda hayatını yitirenlerin otel içinde yaptıkları konuşmaların bir kısmını içerdiğini” ifade eden Doğan, “lokanta fikri, restore edilen Madımak Oteli’nin yeni yüzü olan ‘et lokantası’ fikri mekan olarak gerçek mekan, diyaloglar ise kurmaca” dedi. Doğan, olayın gerçek ses ve görüntülerinin sinevizyon ile oyuna aktarılmasının oyunu belgesele yaklaştıran bir unsur olduğunu kaydetti.
‘Bir sözcük bile duygularını anlatır’
Oyuna, her anı, yaşanan her durumu yansıtamadıklarını, bunun da imkansız olduğunu kaydeden Doğan duygularını şöyle ifade etti: “Beş katlı bir binadan söz ediyoruz, her katında onlarca insan olan ve değişik tepkilerin, konuşmaların yapıldığı bir atmosferi anlatmak güç. Barikatta ve dolaştığım katlarda tanıklık ettiklerimi kaleme aldım. Ama geçen bu 13 yıllık süreçte diğer şehit aileleriyle ya da Madımak katliamından kurtulanlarla yaptığım birebir görüşmelerle de şekillenen oyunumda, yakın tarihimizin bu en karanlık dönemini anlatmaya çalıştım. Birebir belgesel bir anlatım olmadığından, oyunsuluğu da göz ardı etmeden, sahnenin el verdiği olanaklar ölçüsünde katliamı tiyatral bir dille anlatmaya çalıştık. Şu bir gerçek ki, Madımak’ta yitirdiğimiz dostlarımızı anlatabilmek için kelimeler yetersiz kalsa da, bazen tek bir sözcük bile duygularınızı verebiliyor.”